Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Master Thesis
    Günübirlik çocuk cerrahi hasta annelerinde kaygı düzeyinin belirlenmesi: Ankara Çocuk Sağlığı Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi örneği
    (2016) Ulutürk, Mehmet; Törüner, Ali Mete
    Çalışmanın birinci bölümünde günübirlik cerrahi kavramı, çocuk cerrahisindeki tarihçesi, yararları, uygulandığı durumlar ve aşamaları hakkında bilgi verilmiştir.İkinci bölümde kaygı kavramı, tarihçesi, türleri, belirtileri, sürdüren etkenler ve bozukluğunun belirtileri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde araştırmanın amacı, yöntemi, evren ve örneklemi, kapsam ve sınırlılıkları, demografik bulgular, hipotez ve farklılıkları, bilgilendirilmiş/bilgilendirilmemiş günübirlik cerrahi çocuk hasta annelerinin kaygı düzeyini belirleyip birbiriyle karşılaştırılması, sonuç ve önerilerden bahsedilmiştir. Bu tez çalışmasındaki amaç, günübirlik cerrahi uygulanacak çocuk annelerinin, uygulanacak cerrahi işlemi öncesi kaygı düzeyini değerlendirmek ve bu değerlendirmeyi yaparken de günübirlik cerrahi vakayı planlayan cerrah, anestezi hekimi ve cerrahi klinik hemşiresi tarafından bilgilendirilmiş anne ve bilgilendirilmeyen anne olarak iki gruba ayrılmış olan anne kaygı düzeylerini belirleyip karşılaştırmaktır. Araştırma verileri nicel araştırma yöntemlerinden, anket tekniği ile toplanmıştır. Ankette, toplam 53 soru bulunmaktadır. Bunların 20 tanesi STAI FORM TX – I(Durum kaygı ölçeği), 20 tanesi STAI FORM TX – 2(Sürekli kaygı ölçeği) ve 13 tanesi de demografik durum bilgilerine aittir. Bu araştırma, Ankara ili Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde günübirlik cerrahi uygulanan, anketi eksiksiz ve uygun olarak dolduran 200 çocuğun annesiyle yapılmıştır. Anket çalışmasında, araştırma örneklemi için basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma 06/07/2015 - 19/11/2015 tarihleri arasında, çocuk cerrahi polikliniğinde ya da çocuk acil servisinde, cerrah tarafından değerlendirilerek 'Günübirlik cerrahi ameliyat olabilir.' tanısı konulan ve ailesinin günübirlik cerrahi uygulamasına onay verdiği 'Günübirlik Cerrahi Çocuk Hasta Annelerinde Kaygı Düzeyinin Değerlendirilmesi Anketi'ni cevaplamayı kabul eden anneler üzerinde yapılmıştır. Anketlerden elde ettiğimiz verilerin analizi için, SPSS 17,0( Statistical Package for the Social Sciences) ve Microsoft Office Excell programı kullanmıştır. Araştırmanın analizinden elde edilen sonuçları, Ankara ili Çocuk Sağlığı Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çocuğu günübirlik cerrahi ameliyatı olan günübirlik cerrahi çocuk hasta anneleri üzerinde genelleyebilsek de Ankara il sınırları içinde bulunan diğer hastanelerde günübirlik cerrahi ameliyat olan çocuk hasta anneleri üzerinde genelleme yapılması doğru değildir.
  • Master Thesis
    İnsan Kaynakları Yönetiminde Performans Değerlendirme Algısı ve Bir Uygulama
    (2016) Çoban, Yağmur; Törüner, Ali Mete
    ÖZ Çoban Yağmur. ''İnsan Kaynakları Yönetiminde Performans Değerlendirme Algısı ve Bir Uygulama'' İşletme Yönetimi Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2016. Günümüz işletmelerinde, işletmeyi oluşturan temel fonksiyon olan insan kaynağının etkin bir biçimde kullanılması, işletmelerin başarı ve başarısızlıklarını belirleyen en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. işletmeler sahip oldukları insan kaynağını etkin bir şekilde kullanabildikleri takdirde hem rakipleriyle mücadele edebilir, hem de pazar paylarını artırarak sektörde iyi bir yer edinebilmektedirler. Örgütlerde değişen beklenti ve gelişmelerle beraber insan kaynaklarının önemi gittikçe artmıştır. İşletme başarısının devamı çalısanlarının başarısının devamlılıgına bağlıdır. Bu devamlılığın, sürmesi için yöneticilerin, çalısanların yetenekleri, zayıf ve güçlü yönleri ve performansı hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Kısacası personelin iş ile ilgili tüm konularda çok iyi şekilde tanınması gerekmektedir. Çalışanların performanslarıyla ilgili değerlemenin yapılması, yöneticilere bu konuların belirlenmesinde yardımcı olmaktadır. Yapılan bu çalışmada, inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir firma ele alınarak incelenmiştir. Firmada uygulanan performans değerlendirme sürecinde, demografik değişkenlere göre katılımcıların algıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığı analiz edilmiştir. Analizler ve anket çalışmasının sonuçlarına göre çeşitli değerlendirmeler yapılarak sonuç ve öneriler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnsan Kaynağı, İnsan Kaynakları Yönetimi, Performans Değerlendirme, Performans Yönetim Sistemi, Algı.
  • Master Thesis
    Kamu Hastanelerinde Çalışan Hemşirelerin Tıbbi Müdahaleden Doğan Hukuki ve Cezai Sorumluluklarına İlişkin Farkındalık Düzeylerinin Ölçümü: Ankara - Eskişehir İlleri Kamu Hastaneleri Uygulaması
    (2013) Arat, Şenay; Törüner, Ali Mete
    Bu çalışmada kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin tıbbi müdahaleden doğan hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin farkındalık düzeyleri incelenmiştir. Hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek düzeyde olması ve tıbbi müdahaleyi hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirmeleri hem yasal anlamda güvencelerini sağlamak, hak ve sorumluluklarını bilerek hareket etmeleri, hem de kaliteli sağlık hizmeti sunabilmeleri açısından önemlidir. Dolayısıyla, hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin farkındalık düzeylerinin yüksek olması, aynı zamanda hasta haklarının gelişmişlik düzeyini de yukarı seviyelere taşıyacaktır. Hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek olması ve hukuka uygun tıbbi müdahale gerçekleştirmesinin kamu hastanelerinde çalışan hemşirelere sağlayacağı en temel fayda, hemşirelerin hatalı tıbbi müdahalesinden dolayı zarar görecek hastaya ve yakınlarına yüksek miktarda tazminat ödemek zorunda kalmamaları ve haklarında ceza kararı çıkmamasıdır. Ülkemizde son zamanlarda gündeme alınan kamu sağlık çalışanı ile zarar gören hasta veya yakının uzlaştırılması müessesi ileri tarihlerde tam anlamıyla uygulanmaya başlandığında sadece hekimler açısından değil, hemşireler açısından da pek çok tazminat ve ceza davaları gibi durumlarla sık sık karşılaşılacaktır. Çünkü; uzlaşma müessesesiyle, kamu çalışanı sıfatı sebebi ile güvence altına alınan hemşireler, artık bu güvenceden eskisi gibi yararlanamayacak ve zarar verdiği hastası veya yakını ile , verdiği zararın giderilmesi için karşı karşıya kalacak, yani artık ilk muhatap bağlı olduğu sağlık bakanlığı olamayacak, hemşirenin kendisi muhatap olacaktır. Bu sebeple, hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek düzeyde olması, hemşirelerin yargılanma endişesini azaltacaktır. Bu çalışmada literatür ve mevzuat araştırması yapılmış, araştırmanın uygulama kısmında ise Ankara ve Eskişehir illerinde sağlık hizmeti veren kamu hastanelerin de çalışan 411 hemşireye anket çalışması yapılmış ve tıbbi müdahaleden doğan hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin hemşirelerin farkındalık düzeyleri incelenmiştir. Anket çalışmasında kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin eğitim alıp almadıkları, eğitim alanların eğitimi yeterli bulup bulmadığı ve bu bağlamda hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin ne düzeyde farkında olduklarını kendilerinin belirlemeleri istenmiştir. Kontrol soruları ile belirledikleri farkındalık düzeyinin hukuka uygunluğu ölçülmüştür. Yapılan ankette elde edilen bulgularda, kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin büyük çoğunluğunun hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin yeterli eğitim almadıkları, eğitim alanların büyük çoğunluğunun aldıkları eğitimi yetersiz gördükleri saptanmış. Ancak eğitim almadıklarını ve eğitim alanların da aldıkları eğitimi yetersiz gördüklerini belirten hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin farkındalık düzeylerini yeterli düzeyde değerlendirdikleri görülmüştür. Yeterlilik düzeylerini kontrol eden sorular incelendiğinde ise kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin her ne kadar kendilerini yeterli düzeyde bilgili ve eğitimli olarak değerlendirseler de aslında yeterli derecede bilgili ve eğitimli olmadıkları saptanmıştır. Uygulanan ankette hemşirelerin tıbbi müdahaleden doğan tıbbi hatayı hasta veya yakınlarından saklamak eğiliminde olduğu görülmüştür. Yapılan tıbbi hatayı saklamanın en temel nedeni ise hastaların tıbbi hatayı öğrendiğinde hemşireler aleyhine dava açma eğilimin artacağını düşünmeleridir. Hemşireler açılan davaların motivasyonlarını düşürdüğünü ve açılan davaların haksız yere açıldığını ifade etmişlerdir. Hemşireler aleyhlerine dava açılma endişesinin sunulan sağlık hizmetinin kalitesini azalttığını belirtmişlerdir. Hemşirelere göre tıbbi müdahaleden doğan, tıbbi hatanın en temel nedeni ise çok sayıda hasta bakımı, yetersiz mesleki eğitim ve yoğunluktur. Yapılan çalışmanın son bölümünde, sonuç ve öneriler kısmında hemşirelerin tıbbi müdahaleden doğan tıbbi hataya ilişkin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalık düzeylerini nasıl arttırabileceklerini ve tıbbi hatayı en aza indirecek öneri ve çözüm yolları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Tıbbi müdahale, 2. Tıbbi hata, 3. Hemşirelerin hukuki sorumluluğu, 4. Hemşirelerin cezai sorumluluğu, 5. Hemşirelerin farkındalığı
  • Master Thesis
    Sağlık Yüksekokulunda Eğitim Gören Hemşirelik ve Ebelik Bölümü Öğrencilerinin Hasta Hakları Konusunda Bilinç Düzeylerinin Belirlenmesi: Amasya Üniversitesi Örneği
    (2016) Binay, Onur; Törüner, Ali Mete
    Uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükler ile sıklıkla tartışılan, çözüm aranan, hasta ve personel açısından daha iyiyi hedefleyen ve üzerinde önemle durulan hasta haklarının uygulanabilirliği, toplumsal bilinç oluşturulmasından önce sağlık hizmetini sunan personelin eğitimi ile sağlanabilir. Bu anlayışla etik kural ve değerleri özümsemiş öğrencilerin yetiştirilmesinde eğitim kurumlarının rolü önemlidir. Türkiye'de mezuniyet öncesi dönemde, öğrencilerin hasta hakları konusunda bilinç düzeylerinin ölçülmesi hususunda yeterince çalışma yapılmamıştır. Bu çalışma ile hemşirelik ve ebelik bölümü öğrencilerinin hasta haklarına ilişkin bilgilerini, düşüncelerini, davranış ve alışkanlıklarını, duyarlılıklarını tıp etiği ve kuralları içerisinde incelemek amaçlanmıştır. Amasya Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik ve Ebelik Bölümü öğrencilerinden 361'i üzerinde uygulanan tanımlayıcı tipteki bu çalışmada, demografik özelliklere ait soruların yanı sıra Hasta Haklarına Yönelik Tutum ve Katılımını ölçmeye yönelik 5'li Likert ölçeğine göre hazırlanmış sorulardan yararlanılmıştır. Ölçeğin güvenirliliği ise Cronbach Alpha Katsayısı ile ölçülmüş ve 0,7'nin üzerinde bulunmuştur. Araştırmanın sonuçlarından bazıları şöyledir: Katılımcıların %69,8'ini hemşirelik bölümü öğrencileri, %30,2'sini ebelik bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrencilerin %83,9'unun kadın, %16,1'inin erkek olduğu belirlenmiştir. Kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre, ebelik bölümü öğrencilerinin hemşirelik bölümü öğrencilerine göre hastaların iletişim ve bilgi alma haklarına yönelik tutumları ölçeği puanları daha yüksek bulunmuş ve istatistiksel olarak anlamlandırılmıştır. Sonuç olarak; iletişimin bireyi tanımlamak, gereksinimleri karşılayabilmek ve anlaşılabilir olmak açısından önemli olduğu görülmüştür. Öğrencilerin herhangi bir ayrıma tabi tutulmaksızın, kişilerin her türlü sağlık hizmetinden faydalanma ve tedavi görmeleri konusunda bilinçli oldukları ortaya çıkmıştır. Eğitim müfredatında bulunan/eklenmesi düşünülen dersler her dönemi ve sınıfı kapsayacak şekilde hasta hakları kavramının tartışılabildiği, yaşanan ihlallerin, yetki ve sorumlulukların bilindiği dersler olarak değiştirilmeli, mesleki değer ve etkili iletişim tekniklerini barındıracak içerikte olmalıdır. ANAHTAR KELİMELER: Hasta Hakları, Bilgi Düzeyi, Hemşirelik Bölümü, Ebelik Bölümü, Üniversite Öğrencileri
  • Master Thesis
    Hemşirelerde Tükenmişlik Sendromunun Örgütsel Bağlılık ve İşten Ayrılma Niyetine Etkisi: Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi
    (2015) Çalık, Nursel; Törüner, Ali Mete
    Çalışmanın birinci bölümünde; Tükenmişlik sendromu kavramı, belirtileri, modelleri, tükenmişlik sendromunu etkileyen faktörler, sonuçları ve mücadele teknikleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümünde; örgütsel bağlılık kavramı, boyutları, belirleyicileri, türleri, örgütsel bağlılığı etkileyen faktörler, bağlılığın göstergeleri, sınıflandırılması, sonuçları ve işten ayrılma niyeti hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; araştırmanın amacı, yöntemi, evren ve örneklemi, kapsam ve sınırlılıkları, demografik bulguları, hipotez ve farklılıkları, tükenmişlik sendromunun örgütsel bağlılık ile ilişkisi, etkisi, sonuç ve önerilerden bahsedilmiştir. Bu tez çalışmasındaki amaç, istenmeyen bir durum olan tükenmişlik sendromunun örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetine etkisini belirlemeye çalışmaktır. Araştırma verileri nicel araştırma yöntemlerinden, anket tekniği ile toplanmıştır. Ankette, toplam 59 soru bulunmaktadır. Bunların 22 tanesi Maslach Tükenmişlik Ölçeğine, 17 tanesi Allen ve Meyer Örgütsel Bağlılık Ölçeğine ve 20 taneside mesleki-demografik durum bilgilerine aittir. Bu araştırma, Ankara İli Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan 250 hemşireye anket uygulanarak yapılmıştır. Anket çalışmamda, araştırmanın örneklemi için basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca çalışmanın güvenirliği arttırıcı bir etken olması nedeni ile hastanede bulunan kliniklerin her birinden minimum dört çalışana ulaşılmak amacıyla dağıtılan 250 anketten sağlanan, 200 geri dönüşle anketlerimizin cevaplama oranı %80 olmuştur. Anketlerden elde ettiğimiz verilerin analizi için, Statistical Package for the Social Sciences 17,0 for Windows paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın analizinden elde edilen sonuçları, hastane içinde genelleyebilsek de; Ankara İl sınırları içinde bulunan diğer Eğitim ve Araştırma hastanelerinde bulunan hemşireler için genelleme yapılması doğru değildir. Anahtar Sözcükler: Hemşire, Tükenmişlik Sendromu, Örgütsel Bağlılık, İşten Ayrılma Niyeti.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Faaliyet Gösteren Uluslararası İlaç Firmalarındaki Tıbbi Mümessillere Yönelik Terfi Uygulamaları ile Motivasyon ve Performans İlişkisi
    (2014) Yurteri, Muammer Kaya; Törüner, Ali Mete
    Bu çalışmada, Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası ilaç firmalarındaki tıbbi mümessillerin kariyerine yönelik terfi uygulamaları ile motivasyon ve performans ilişkisi incelenmiştir. Araştırma kapsamında literatür taraması yapılarak, firmaların terfi uygulamalarına yönelik bilgilere, telefon görüşmesi, e-mail ve yüz yüze görüşmeler ile ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan firmaların tıbbi mümessillerine anket uygulanmıştır. Anketteki değişkenlerin birbirleri arasında ilişki olup olmadığına Ki-kare testi ile, bu ilişkilerin yönüne ise korelasyon katsayısı ile bakılmıştır. Motivasyon ve performansı arttırıcı etkenler olan, terfi etme olanağı, ücret politikası, prim sistemi, yönetici faktörü ve sağlanan yan hakların, araştırmaya katılan tıbbi mümessillerden önem derecesine göre sıralanması istenmiştir. Araştırmanın hipotezlerinden biri; araştırmaya katılan tıbbi mümessilerin,çalışılan firmada terfi etmesi sağlanarak, unvan değişikliği olması durumda motivasyon ve performanslarını olumlu yönde etkilediği verisi elde edilmiştir.Araştırmanın diğerhipotezlerinioluşturan ilişkiler ise şunlardır; 'çalışılan firmanın kariyer basamaklarından memnuniyet ile çalışılan firmanın terfi uygulamalarından memnuniyet', 'çalışılan firmanın kariyer basamaklarından memnuniyet ile çalışılan firmada terfi etme olanağı' ve 'çalışılan firmanın terfi uygulamalarından memnuniyet ile çalışılan firmada terfi etme olanağı'. Motivasyon ve performansı arttıran etkenlerönem derecesine göre sıralandığında, ücret politikası birinci sırada olmasına rağmen, terfi etme olanağının da ücret politikası kadar önemli olduğu görülmüştür. Anket sonuçlarına göre kariyer basamaklarından, terfi uygulamalarından ve terfi etme olanaklarından memnuniyet görülmekle birlikte, memnuniyet düzeyi güçlü değildir. Bu çalışmada, kariyer basamaklarının arttırılmasıyla birlikte, terfi edilerek unvan değişikliği olması durumunda, motivasyon ve performans düzeyinin daha fazla artacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre kariyer basamaklarına yönelik bir model oluşturulmuştur.