3 results
Search Results
Now showing 1 - 3 of 3
Article Kamu Hizmetlerinde Biçimsel Ölçütte Çözülme ve Anayasa’nın 128. Maddesinin I. Fıkr Ası(2013) Sever, Dilşad Çiğdemİdare hukukunun temel kavramı sayılabilecek kamu hizmetlerinde önemli bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bu dönüşümün birinci görünümü kamu hizmetlerinde daralma yaşanması, ikincisi ise kamu hizmetlerinin özel kişiler eliyle ve özel hukukla görülmeye başlanmasıdır. Bu bağlamda, hangi hizmetlerin kamu hizmeti olmaktan çıkarılamayacağı ya da özel hukukla gördürülemeyeceği günümüzde kamu hizmeti ve hatta genel olarak kamu hukuku bakımından en önemli tartışmalardan biri- dir. Bu tartışmanın kilit noktası ise Anayasanın 128. Maddesinin birinci fıkrası hükmü ve bu hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından yorumlanmasıdır. Genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin kapsamının ne olduğu kamu hizmetlerinin biçimsel ölçütünü de belirlemektedir. Bu nedenle çalışmada maddenin anlamı ve Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili kararlarındaki yaklaşımı değerlendirilmiştir.Article Afet Mevzuatından Kaynaklanan Yapısal Sorunlar: Teşkilat, İmar Afları ve Yapı Denetimi(2023) Sever, Dilşad ÇiğdemTürkiye’de başta deprem olmak üzere doğal afetlerin gerçekleşmesi beklenmedik bir durum değildir. Bu tür doğal olayları baş edilmesi güç bir afet haline getiren ve bu denli büyük yıkımlara yol açan, risk azaltmak için gerekli önlemlerin alınmaması ve dirençlilik oluşturulmamasıdır. Türkiye’de cumhuriyetin ilk yıllarından beri düzenleme konusu olan afetlerle ilgili mevzuat dağınık bir görünüme sahiptir ve bütüncül politika veya uygulamalar geliştirilmesi için elverişli değildir. Afet risklerinin azaltılması için sağlıklı bir kentleşme ve yapı üretimi sürecinin güvence altına alınması ve buna uygun bir yapı oluşturulması gerekir. Buna karşılık, Türkiye’de 1950’lerden itibaren özel teşkilat oluşturulan afet idareleri etkili olamamış, 2009 yılında AFAD kurularak farklı işlevlerin bu idare altında toplanması da yeterli olmamıştır. Diğer yandan, çok sayıda imar affı ile ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı korunmuş, kentsel dönüşüm süreçleri amaca uygun şekilde gerçekleşmemiştir. 2018 yılında uygulanan imar barışı sonucunda verilen yapı kayıt belgelerinin sayıca fazlalığı ve denetimsiz bir alan yaratması dirençlilik konusundaki güçlükleri artırmıştır. İmar barışı düzenlemelerinde yer alan ve depreme dayanıklılığın malikin sorumluluğu olduğu hükmü idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı gibi, tam tersine kayıt altına alınan bu ruhsatsız yapılarda riskin öngörülmesi daha mümkün hale gelmiştir. Dirençli kentleşmenin önünde bu şekilde bir engel oluşturan imar aflarına eşlik eden yapı denetimi süreçleri sorunu daha büyük hale getirmiştir. Yapı denetim şirketlerine devredilen bu işlevin kamusal niteliği gözetilmeksizin yapılan yasal düzenlemeler bu denetimin yeterince etkili olmasını sağlayamamıştır. Tüm bu yapısal sorunlar afet riski azaltmayı giderek zor hale getirmiştir.Article Terörle Bağlantılı Zararlardan Dolayı İdarenin Sorumluluğu(2017) Sever, Dilşad ÇiğdemDanıştay kararlarında terörle bağlantılı zararlardan dolayı idarenin sorumluluğu, kusursuz sorumluluğun bir türü olan sosyal risk ilkesi uyarınca tanınmıştır. Sosyal risk ilkesi, terörden doğan zararların idarece karşılanarak toplumsallaştırılması fikrine dayanır. Terörden doğan zararların tazmini için 2004 yılında 5233 sayılı Kanun kabul edilerek terörden doğan maddi zararlar için yargı-öncesi uyuşmazlık çözme yöntemi kabul edilmiştir. Çalışmada sosyal risk ilkesinin uygulanması ve Danıştay kararlarında Kanunun nasıl anlaşıldığı ve uygulandığı incelenmiştir. Kanunun varlığı yargı-öncesi bir idari usul olması bakımından önemli olmakla birlikte Danıştay'ın konula ilgili bazı yaklaşımları belli sorunlara yol açmaktadır

