Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Article
    Türkiye – Çin Halk Cumhuriyeti Suçlularıniadesi Andlaşmasına Dair Hukuki Birdeğerlendirme
    (Istanbul Univ, 2021) Köprülü, Timuçin
    Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında imzalanan iade andlaşması gerek iç kamuoyunda gerek dış kamuoyunda özellikle Uygur Türkleri meselesi nedeniyle büyük tartışmalar yaratmıştır. Bu tartışmalar genelde Andlaşma’nın hukuki yönünden ziyade siyasi boyutlarına ve sonuçlarına yöneliktir. Andlaşma’nın siyasi boyutları ve sonuçları elbette önemli olmakla birlikte çalışmamızda pek de gündeme gelmeyen hukuki yapısı incelenecektir. Henüz Türkiye tarafından onaylanması bir kanunla uygun bulunmayan Andlaşma, Türkiye’nin diğer devletlerle yaptığı iade andlaşmalarına hem şekil hem de içerik olarak benzemektedir. Bahis konusu Andlaşma iadenin kabulüne ve reddine dair şartları bakımından değerlendirilirken, iki devletin iç hukuk düzenlemeleri, iadeyle ilgili Birleşmiş Milletler belgeleri, AİHS ve özellikle Uygur Türkleri meselesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları dikkate alınacaktır. Bunun yanında yargı kararlarına da yansıyan çeşitli uluslararası insan hakları örgütlerinin ve devletlerin ÇHC’deki insan hakları ihlallerine dair raporlarına ve ÇHC’nin diğer devletlerle yaşadığı bazı iade sorunlarına uygulayıcılara yol göstermek maksadıyla kısaca değinilecektir.
  • Article
    Yapı Denetim Görevini Kötüye Kullanma Suçu
    (2023) Köprülü, Timuçin
    2001 yılında yürürlüğe giren 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’la, aslında idarenin sorumluluğunda bir faaliyet olan yapı denetiminin belli durumlarda yapı denetim kuruluşlarınca yerine getirilmesi düzenlenmiştir. İlgili Kanun’un amacı can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Ceza hükümlerini içeren Kanun’un 9. maddesinde ise yapı denetim kuruluşunun icrai veya ihmali davranışla yeni iş almaktan men cezası uygulanmasını gerektiren fiiller nedeniyle görevini kötüye kullanan ortaklarının, yöneticilerinin, mimar ve mühendislerinin, yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, proje müellifi gerçek kişilerle laboratuvar görevlilerinin cezalandırılacağı belirtilmektedir. Son şeklini alana kadar birkaç değişikliğe uğramış olan 9. madde son hâliyle suçun maddi unsurları bakımından uygulamada sorunlar çıkarabilecek niteliktedir. Ayrıca düzenlemenin bir kısmının Anayasa’ya uygunluğu da tartışmalıdır
  • Article
    TERÖRLE MÜCADELEDE GÖREV ALMIŞ KAMU GÖREVLİSİNİN HÜVİYETİNİN AÇIKLANMASI, YAYINLANMASI VE HEDEF GÖSTERİLMESİ SUÇU (TMK Md. 6/1.)*
    (2021) Köprülü, Timuçin
    3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, yürürlüğe girdiği tarihten beri tartışmalara sebep olmuş1, defalarca değiştirilmiş, Anayasa Mahkemesi tarafından bazı hükümleri iptal edilmiştir. Geçmişten günümüze, gerek iç hukukta gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde davalara ve kararlara konu olan suç tipi, terörle mücadelede görev almış kamu görevlisinin hüviyetinin açıklanmasını, yayınlanmasını veya kamu görevlisinin hedef gösterilmesini cezalandırmaktadır. Kamu görevlisinin yaşam hakkını veya vücut bütünlüğünü korumayı amaçlayan düzenlemede mağdurun terörle mücadelede görev almış olması gerekmektedir. Terörle mücadelede görev almış kavramının, uygulamada sorun yaratabilecek şekilde geniş bir biçimde algılandığı görülmektedir. Bu ifadenin aktif bir biçimde terörle mücadelede yer almış ya da istihbari destek sağlamış kamu görevlisi olarak dar biçimde anlaşılması gerekmektedir. Diğer yandan kamu görevlilerinin hüviyetlerinin açıklanması veya yayınlanması yine uygulamada basın hürriyetiyle ve hak arama hürriyetiyle çatışır bir görünüm arz etmektedir. Çalışmamızda suç tipinin unsurlarına ve ilgili yargı kararlarına, düzenlemenin sorun teşkil ettiğini düşündüğümüz kısımlarına dair önerilerimizi ortaya koyarken suç tipinin basın hürriyetiyle bağlantısına da geniş yer vermeyi uygun gördük.