Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Doctoral Thesis
    Cinsiyetin Ötesinde: Orlando, the Passion of New Eve Ve Written on the Body Eserlerindeki Cinsiyet Değiştiren Bedenler
    (2020) Haner, Sezgi Öztop; Elbir, Belgin
    20. yüzyıl kadın yazarlarının romanlarındaki 'transgender' anlatıcıların mevcudiyetleriyle yaratılmış olan toplumsal cinsiyet belirsizliğinin ve değişken cinsiyetin önemi bu tez çalışmasının geniş kapsamını oluşturmaktadır. Dolayısıyla, bu tez çalışması transgender anlatıcıların rolünü ve beden aracılığı ile ifade edilen sabit cinsel kimlik statüsünün eleştirisini irdelemek ve uygun bir bağlama yerleştirmek için Virginia Woolf'un Orlando, Angela Carter'ın The Passion of New Eve ve Jeanette Winterson'ın Written on the Body eserlerini inceler. Bu bakımdan, Virginia Woolf'un Orlando eseri toplumsal cinsiyet olgusunun nasıl tekrar şekillendiğini ve yeniden ifade edildiğini ve aynı zamanda bir bedenin nasıl sürekli dönüşüm içerisinde olduğunu gösterir. Sonrasında, Angela Carter'ın The Passion of New Eve eseri bireyin toplumsal kimliğinin nasıl sürekli değiştiğini ve nasıl dünyayı sürekli olarak tekrar şekillendirdiğini göstermektedir. Diğer taraftan, Jeanette Winterson'ın Written on the Body romanı anlatıcının cinsiyet ve cinsel kimliği belirtilmeden okuyucunun anlatıcının cinsiyetini tartışabilmesinin nasıl mümkün olduğunu ve metindeki cinsiyet kimliğinin eksikliği karşısında okuyucu anlatıcıya nasıl cinsel kimlik öngörebiliyor konularına dikkat çekmiştir. Böylelikle bu tez sınırlar ötesi transgender bir figürün varlığı ile toplumsal cinsiyet belirsizliğinin her bir romanda nasıl oluşturulduğunu ve bu oluşumun okuyucuların zihnindeki toplumsal cinsiyet olgusu dinamiklerini sorgulamalarını ve cinsiyet ve cinsel kimlik kategorileri üzerine tekrar düşünmelerini sağlamıştır. Ayrıca, bu tez her bir yazarın cinsiyet değiştiren bedenleri dilin belirsizliği ve zaman ve mekân algısının kopukluğu üzerinden nasıl metnin içine işlediğini göstermiştir. Aynı zamanda, bu tez her bir romandaki transgender figürün geleneksel cinsel kimlik ve toplumsal cinsiyet algısının yapılandırılması, sürdürülmesi ve yayılması hususunda etkin olan baskın söylemlerin yeniden yapılandırılmasını sağlamada gerekli bir araç olarak karşımıza çıkartıldığını göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Virginia Woolf, Angela Carter, Jeanette Winterson, transgender, toplumsal cinsiyet belirsizliği
  • Doctoral Thesis
    Çağdaş Romanda Var Olma ve Güçlenme Aracı Olarak Hikaye Anlatımı: Margaret Atwood'un The Handmade's Tale, Jennifer Johnston'ın The Invisible Worm ve Margaret Drabble'ın The Red Queen Adlı Romanları
    (2020) Al-obaıdı, Hayfaa Abdulkhaleq Ahmed; Elbir, Belgin
    Bu çalışmada, üç kadın yazar Margaret Atwood, Jennifer Johnston ve Margaret Drabble'ın, sırasıyla The Handmaid's Tale (1985), The Invisible Worm (1991) ve The Red Queen (2004) adlı romanları incelenmektedir. Bu romanların tümünde kadın başkarakterler, geçmişte başlarından geçen acı ve yaralayıcı olayların neden olduğu travma ile baş etme yöntemi olarak hikayelerini anlatma yolunu seçmişlerdir ve bir değişim ve iyileşme sürecinden geçmektedirler. Tezin amacı, hikaye anlatımının bu süreçteki etkisinin ve işlevinin romanlarda nasıl betimlendiğini irdelemek ve tartışmaktır. Bu tez, esas olarak, travma bağlamında kendini güçlendirme mekanizması olarak hikaye anlatımının etkinliğine ve hikaye anlatımının özellikle hayatta kadınlara kalanlara etkisi üzerine odaklanmaktadır. Bu çalışmadaki kadın karakterler genellikle bir çeşit değişim ve iyileşme yolundadır tezde, travmatik iyileşme konusu 'konuşma' veya 'yazma' şeklinde hikaye anlatımının gerçekleştirilmesiyle birlikte arastırılmaktadır. Birinci bölüm travma teorisi ve hikaye anlatma ile ilgilidir. Bu bölümde, Travma ve hikaye anlatımı arasındaki bağlantı ve psikologların travmatik deneyimlerin üstesinden gelmek için hastalarıyla hikaye anlatımını nasıl kullandıkları tartışılmaktadır. Bu bölümde ayrıca bazı psikologlar, akademisyenler ve edebiyat eleştirmenlerinin travma tanımlarına değinilmektedir. Psikolojik travma tipik olarak felaket olayları, savaş, cinsel şiddet, çocuk istismarı, aile içi vahşet veya sevilen bir insanı kaybetmekle oluşur. Özellikle, 1970'lerin sonuna doğru, doğal afet, savaş veya büyük bir bireysel kayıp, zihinsel hasarlar için psikolojik travma kavramı ve özellikle psikolojide travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) kavramı yaygınlaşmaya başlamıştır. Zihinsel yaraya yol açan eyleme 'travmatizasyon' denilmiş ve bu nedenle 'travma' anlayışı travma cerrahisi ile karşılaştırılabilir şekilde geliştirilmiştir. Sonraki üç bölümde romanlar tek tek ele alınarak, yazarların romanlarındaki baş kadın karakterlerin travmanın üstesinden gelme sürecinde hikaye anlatımının işlevini nasıl gösterdikleri ayrıntılı bir biçimde ve birinci bölümde anlatılan kuramlar ve eleştiri yöntemleri ışığnda incelenmekte ve tartışılmaktadır. Sonuç bölümünde ise, romanların temaları, biçimleri ve anlatım yöntemleri arasındaki benzerlik ve faklılıkların anlamı ve önemi üzerine toplu bir değerlendirme sunulmaktadır. Bu çalışma, incelenen romanlarda hikaye anlatımının geçmişte acı çeken ve ezilen insanları iyileştirmede ve iyileştirmede önemli bir rol oynadığını gösterdiğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın konusu olan üç romanda da hikaye anlatımı, acı çeken insanlar için bir ses bulma ve yaşanan travmayı ifade etme süreci ile ilişkilendirilmektedir.