5 results
Search Results
Now showing 1 - 5 of 5
Article Citation - WoS: 1How Do Visual, Auditory and Motor Dual-Tasking Each Affect Swallowing and Chewing Function?(Wiley, 2024) Begen, Sena Nur; Arslan, Selen SerelBackground: It can be challenging to perform a second task at the same time as swallowing. Objective(s)The study aimed to investigate the effect of visual, auditory and motor dual-tasking on swallowing and chewing function in healthy young adults. Method: Right-handed healthy adults without any psychological and cognitive problems were included in the study. Swallowing was evaluated based on the dysphagia limit in different liquid textures such as water and nectar consistencies, and chewing was evaluated by the Test of Masticating and Swallowing Solids. For the second task, visual and auditory performance was assessed using reaction time, and the motor performance was assessed using a bilateral tapping task. Assessments were performed in two steps: baseline and dual-task. For baseline, all evaluation methods were applied individually. After completing the baseline assessment, dual-task assessment were carried out the following day. For dual-task assessment, the swallowing and chewing tasks were performed simultaneously with visual, auditory and motor tasks. Results: Results showed a significant decrease in dysphagia limit in the nectar consistency, and significant increase in chewing time, visual reaction time and tapping rate (right-left) when compared to baseline and dual-task conditions (chi(2)(3) = 9.61, p = .02; chi(2)(3) = 9.02, p = .02; chi(2)(3) = 28.09, p < .001; chi(2)(3) = 28.97, p < .001; chi(2)(3) = 21.56, p < .001, respectively). However, there were no differences in dysphagia limit in the water and auditory reaction time compared to baseline and dual-task conditions (chi(2)(3) = 3.18, p = .36; chi(2)(3) = 2.56, p = .50, respectively). Conclusion: Results shedding light on how simultaneous dual tasks can influence swallowing and chewing. Dual-tasking cause a decrease in both swallowing/chewing and the visual/motor performances. These results may provide valuable information for designing interventions or strategies aimed at improving or maintaining optimal swallowing and chewing during in various populations during daily life.Article Türkiye'deki Depremzedelerde Ağrı Şiddeti, Hareket Korkusu ve Düşme Korkusu: Kesitsel Gözlemsel Çalışma(2025) Arıkan, Hülya; Begen, Sena Nur; Yarımkaya, Nur Sena; Acet, Nagihan; Uluğ, Naime; Kılıç, ErdenAmaç: 6 Şubat 2023'te Türkiye'deki 11 ilde meydana gelen yıkıcı depremler, hayatta kalanlar üzerinde önemli fiziksel ve psikolojik etkiler bırakmıştır. Bu çalışma, depremzedelerde ağrı şiddeti, hareket korkusu ve düşme korkusunun sıklığını belirlemeyi ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, ayrıca psikolojik dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyi ile bağlantılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntemler: Bu gözlemsel, kesitsel çalışmaya, deprem öncesinde ağrısı veya fiziksel travması bulunmayan 184 hayatta kalan (93 erkek, 91 kadın; yaş ortalaması: 34,02 ± 10,76 yıl) dahil edilmiştir. Ağrı şiddeti, hareket korkusu, düşme korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve psikolojik dayanıklılık sırasıyla ‘Sayısal Ağrı Skalası’, ‘Hareket Korkusu Nedenleri Ölçeği’, ‘Modifiye Düşme Etkililik Ölçeği’, ‘Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu’ ve ‘Connor-Davidson Dayanıklılık Ölçeği’ kullanılarak 02 Mayıs 2023 ile 30 Temmuz 2023 tarihleri arasında değerlendirilmiştir. Bu parametreler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %46,7’sinde hareket korkusu, %33,2’sinde düşme korkusu ve %37,7–50,5’inde orta ila şiddetli ağrı gözlenmiştir. Hareket korkusu, baş ağrısı (r = 0,275, p < 0,001), boyun ağrısı (r = 0,294, p < 0,001), üst sırt ağrısı (r = 0,262, p < 0,001) ve bel ağrısı (r = 0,284, p < 0,001) dahil olmak üzere ağrı şiddeti ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Benzer şekilde, düşme korkusu (daha yüksek skorlar daha düşük korkuyu gösterir), baş ağrısı (r = 0,202, p = 0,006), boyun ağrısı (r = 0,179, p = 0,015), üst sırt ağrısı (r = 0,191, p = 0,010) ve bel ağrısı (r = 0,282, p < 0,001) ile pozitif yönde ilişkilidir. Hem hareket korkusu (r = -0,243, p = 0,001) hem de düşme korkusu (r = 0,220, p = 0,003) psikolojik dayanıklılıkla anlamlı bir ilişki göstermiştir. Ancak, her iki korku türü de fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkili bulunmamıştır (p > 0,05). Sonuç: Deprem sırasında fiziksel travma geçirmeyen ve önceden ağrısı olmayan hayatta kalanlar arasında hareket korkusu, düşme korkusu ve ağrı şiddeti yaygındır. Bu faktörler, fiziksel aktivite düzeyinden bağımsız olarak birbirleriyle yakından ilişkilidir. Psikolojik dayanıklılık, korkuya bağlı tepkilerde kritik bir rol oynamaktadır. Bu bulgular, afet sonrası rehabilitasyon stratejilerininde ağrı şiddetini ve korkuya bağlı tepkileri ele alırken, psikolojik dayanıklılığının da göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamaktadır.Article Nonspesifik Kronik Boyun Ağrısı Olan Akademik Personelde İleri Baş Postürünü Etkileyen Faktörlerin Karşılaştırılması: Tanımlayıcı Çalışma(2024) Yelvar, Gul Deniz Yilmaz; Cirak, Yasemin Buran; Begen, Sena Nur; Arslan, Fatma Cansu Aktaş; Uluğ, Naime; Kılıç, ErdenAmaç: Çalışmanın amacı, nonspesifik kronik boyun ağrısı olan akademik personelde ileri baş pozisyonuna etkileyen faktörlerin karşı laştırılmasıdır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmaya, nonspesifik kronik boyun ağrısı olan elli katılımcı dâhil edildi. Katılımcılar, kranioverteb ral açı değerine göre “normal servikal pozisyon” ve “ileri baş du ruşu(FHP+)” olmak üzere iki gruba ayrıldı. Demografik bilgiler ve oturma, bilgisayar ve telefon kullanım süresi kaydedildi. Dinlenme, uyku ve aktivasyon sırasındaki ağrı şiddeti, görsel analog skalası kul lanılarak değerlendirildi. Üst trapezius ve suboksipital kaslarının ağrı eşiği algometre ile değerlendirildi. Skapulotorasik kas kuvveti, derin servikal kas kuvvet ve enduransı el dinamometresi ve stabilizer basın çlı biyofeedback ünitesi kullanılarak değerlendirildi. Kraniovertebral açı, fotoğraf analiz yöntemleriyle belirlendi. Servikal eklem pozisyon hissi, dijital inklinometre kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Top lam 50 akademik personel dâhil edildi. FHP+ grubunda kilo, beden kitle indeksi ve cep telefonu kullanım süresi anlamlı olarak daha yük sek olduğu belirlendi (p=0,02; p=0,01). FHP+ grubunda üst trapezius ağrı eşiğinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p=0,02). Gruplar arasında orta trapezius kas kuvveti, derin servikal fleksör kas dayanıklılığı ve eklem pozisyon hissi bakımıdan anlamlı fark olduğu belirlendi. (sırasıyla p=0,02; p=0,03; p=0,01). Sonuç: Nonspesifik boyun ağrısı olan hastalarda, FHP; üst trapezius kas ağrı eşiği, orta tra pezius kas kuvveti, azalmış derin servikal fleksör kas dayanıklılığı ve servikal eklem pozisyon hissi ile ilişkilidir.Article Development and Validation of an ICF-Based New Scale-Atilim Kinesiophobia Scale: A Methodological Study(Lippincott Williams & Wilkins, 2025) Ulug, Naime; Parmaksiz, Ayhan; Begen, Sena Nur; Can Karahan, Zehra; Yilmaz, Seval; Adali, Mehmet Fatih; Kilic, Erden; Er, Dudu MelekIt is important to assess kinesiophobia, which increases the risk of disability by limiting physical activity. In this cross-sectional study, we aimed to develop a scale that assesses kinesiophobia with the multidimensional structure of International Classification of Functioning, Disability and Health (ICF). Atilim Kinesiophobia Scale (AKS) was developed in Turkish by an expert panel using questionnaires replied by 367 subjects. Finally, 38 questions based on the sub-domains of the ICF described by World Health Organization. In the scope of this cross-sectional study content validity and reliability were assessed; construct validity (both convergent and divergent validity) was checked against Tampa Kinesiophobia Scale-17 and Visual Analog Scale. AKS demonstrated good internal consistency and convergent validity, with significant correlations observed with the Tampa Scale for Kinesiophobia-17 (r = 0.478, P < .001). Divergent validity was supported by insignificant correlations with the Visual Analog Scale (r = 0.019, P = .855). The Cronbach alpha coefficient of 0.862 indicates a high level of internal consistency for the AKS. Based on these findings, the final version of AKS was refined to include 4 factors and 14 items, demonstrating good internal validity. We developed and validated the AKS to assess kinesophobia in patients with acute and/or chronic musculoskeletal pain. This new ICF-based scale can be used to assess kinesiophobia; however further studies are required to prove its validity and reliability in other languages.Article Baş Önde Postürü Olan Genç Yetişkinlerde Baş Postürü Yürüyüş Parametrelerini ve Simetrisini Değiştirir Mi? Kesitsel Bir Çalışma(2025) Begen, Sena Nur; Karahan, Zehra; Uluğ, Naime; Yılmaz, SevalAmaç: Baş önde postür (BÖP) bozukluğu yaygın bir postüral problemdir. Bununla birlikte, yürüyüş kinematiği üzerindeki etkisi belirsizliğini korumaktadır. Bu çalışmanın amacı, genç yetişkinlerde baş postürünün yürüyüşün spatio-temporal parametreleri ve asimetrisine etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Genç erişkinlerde gerçekleştirilen bu kesitsel çalışmada katılımcılar kraniovertebral açı (KVA) değerine göre BÖP ve normal postür olmak üzere iki gruba ayrıldı. Katılımcıların KVA, kranial rotasyon açısı ve kraniohorizontal açıları lateralden çekilen fotoğraflar ile değerlendirildi ve MB-Ruler yazılımı ile analiz edildi. Katılımcıların demografik bilgileri (cinsiyet, yaş, boy, kilo) kaydedildi ve yürüyüş spatiotemporal parametreleri—ilk temas, destek, sallanma fazları, adım döngüsü, dinamik basınç ve yürüyüş simetri skorları—FreeMED force platformu (Sensor Medica, İtalya) kullanılarak ölçüldü. Yürüyüş simetrisi simetri indeksi kullanılarak hesaplandı. Bulgular: Çalışmaya ortalama yaşları 23 yıl (22-23 ÇAA) olan 66 katılımcı (41 kadın ve 25 erkek) dahil edildi. Sol adım döngüsü uzunluğu ile kranial rotasyon açısı arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki bulundu (r=0,316, p=0,024). Ancak, gruplar arasında diğer yürüyüş kinematik parametrelerinde anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Ayrıca, CVA ile yürüyüş spatio-temporal parametreleri veya yürüyüş simetrisi arasında anlamlı bir korelasyon bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Baş önde postürün genç yetişkinlerde kinematik spatio-temporal yürüyüş parametrelerini ve yürüyüş simetrisini önemli ölçüde değiştirmediğini göstermektedir. Daha hassas ölçümler sağlayabilecek üç boyutlu postür ve yürüme analizi yöntemleri ile planlanan çalışmalara ihtiyaç vardır.

