30 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 30
Article FEDERAL ALMANYA ÖRNEĞİNDE AB ADALET DİVANI KARARLARININ KESİN HÜKÜM KARAKTERİNE SAHİP ULUSAL MAHKEME KARARLARINA ETKİSİ(2019) Arsava, Ayşe FüsunAlman hukuku AB Adalet Divanı kararlarını yargılamanıniadesi nedeni olarak kabul etmemektedir. Şüphesiz Birlik hukukununöngördüğü Äquivalenz prensibi (uyumluluk) AB Adalet Divanı’nın vediğer AB yargısı içinde yer alan mahkemelerin kararlarının tüm üyedevletlerde aynı sonuçlar doğurmasını gerektirmektedir. Bu tür birmukayese edilebilirlik Alman hukukunda AİHM kararları bakımındansöz konusu olmamasına karşın Federal Alman Anayasa mahkemesikararları bakımından söz konusudur. Bu nedenle birçok durumdaFederal Alman Anayasa Mahkemesi Kanunu’nun 79. maddesinin kıyasen AB Adalet Divanı kararlarına uygulanması gündeme gelmektedir. Federal Alman Anayasa Mahkemesi kanunun ilgili maddesininkıyasen uygulanması yerine bu çerçevede bir kanun değişikliğininyapılması daha rasyonel gözükmektedir.Article Uluslararası Hukuk ve Bm Teşkilatındaki Değişimler(2015) Arsava, Ayşe FüsunUluslararası hukuk tarafından düzenlenen alanlar arttıkça uluslararası hukukun parçalanması (fragmentation) bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Birbirine ters düşen çıkarların ve konuların uluslararası hukuk tarafından düzenlenmesi ancak bu şekilde mümkün olabilmektedir. Bu çerçevede genel uluslararası hukuk düzenlemelerinden kaçış yerine belli alanlarda bölgesel düzenlemelere yönelişten söz edilmektedir. Bu durum BM örgütünün ve kurumsal yapısının değişimi tartışmalarını gündeme getirmektedir. Makale uluslararası hukukun bütünleştirilesi ve parçalanması arasındaki gerilime ve yeni gelişimlere ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır.Article Avrupa Birliği Birincil Hukukunda Azınlıkların Korunmasının Hukuki Dayanağı(2010) Arsava, Ayşe FüsunAzınlıkların korunması konusunda Avrupa Birliği (AB) birincil hukukunda başlan¬gıçta söz konusu olan boşluğun içtihat hukuku ve günümüzde Lizbon Sözleşmesi ile doldurulmaya çalışıldığı görülmektedir. Azınlıkların korunmasına ilişkin AB mükte- sebatının şekillenmesinde AİHK'nın yanısıra Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıklar Çerçeve sözleşmesi, üye devletlerin ortak anayasal gelenekleri ve AB Temel \"Hakları Şartı rol oynamaktadır. Azınlıkların korunması, AB müktesebatında bir anayasa prensibi olarak kabul edildiği nispette AB kurumsal yapısında ihdas edilen tasarruf¬lara ve üye devletlerin AB müktesebatını icrasına esas olmakta ve AB 'ye aday dev¬letler bakımından da yerine getirilmesi gereken siyasi kriterler arasında değerlendi¬rilmektedir.Review Egemenlik ve koruma sorumluluğu(2011) Arsava, Ayşe Füsunİnsan Haklarının uluslararasılaştırılması sürecinde uluslararası kuru- luşlara, özellikle BM’e önemli bir rol düşmektedir. BM anlaşmasını 2.madde,7.bendi açıkça üye devletlerin iç işlerine karışma yasağı getirirken, BM Gü- venlik Konseyi’nin VII.Bölüm çerçevesinde sahip olduğu hakları bu düzenle- meden istisna etmiştir. Bu süreçte koruma sorumluluğu yaklaşımı ile yeni biraşamanın başladığı kabul edilmektedir. Kavramın içeriğinin ortaya koyduğuüzere devletler vatandaşlarına önlenebilir felaketlerden koruma bakımındanöncelikli olarak sorumludur.Ancak devletlerin bu görevi yerine getireme- mesi, yerine getirmek istememesi durumunda uluslararası camianın sorum- luluğu gündeme gelecektir.Devletlerin bir kısmı bunun yeni bir müdahaleteşkil edeceği düşüncesindedir.Günümüzde hiçbir pozitif Devletler Hukukunormunda koruma sorumluğu yer almamaktadır.Koruma sorumluluğununhukuken bağlayıcılık kazanabilmesi için içeriğinin daha açık somutlaştırıl- ması gerekmektedir.Article AB'NİN YASAMA TASARRUFLARINA KARŞI BİREYLERİ KORUMAYA MATUF MERKEZİ KORUMA MEKANİZMASI(2016) Arsava, Ayşe FüsunGerçek ve tüzel kişilerin haklarının üye devletlerin mahkemeleri tarafından dezentral himayesi yerine AB hukuku çerçevesinde merkezi olarak korunması AB'nin gündeminde olan, ancak farklı görüşler nedeniyle çözüm bulunması zor olan bir sorun niteliğine sahiptir. AB'nin Çalışma Usulleri Hakkındaki Sözleşmenin gerçek ve tü- zel kişilere kendilerini doğrudan etkileyen ve icra önlemi gerektirmeyen tüzük karakterli hukuki tasarruflar aleyhine iptal davası açabilme olanağı veren 263.madde, 3.fıkrası AB'nin yasama tasarruflarına kar- şı bireyleri korumaya matuf merkezi bir koruma mekanizması işlevi görmesi amacı ile düzenlenmiştir. Makalede AB'nin Çalışma Usulleri Hakkındaki Sözleşmenin 263.madde, 3.fıkrasında kullanılan tüzük karakterli hukuki tasarruflar kavramının yorumu bağlamındaki tartışmalara yer verilmekte ve 263.madde, 3.fıkranın AB'nin yasama tasarruflarına karşı merkezi koruma mekanizması karakterine açıklama getirilmektedir.Article AİHM'NİN AB DİVANINI İKÂME ETMESİ(2017) Arsava, Ayşe FüsunAİHM içtihatları üzerinden şekillenen AİHM ve AB Divanı arasındaki ilişkide 2012 tarihli Michaud-Fransa davasında AİHM'nin verdiği karar bir dönemeç teşkil etmektedir. Michaud-Fransa davasında 2005 tarihli Bosphorus-İrlanda davasında kabul edilen varsayımı reddeden AİHM gerekçesini Birlik temel hak koruma sisteminin yetersizliğine istinat ettirerek AB direktifini iç hukukta düzenleyen Fransız kanununu denetlemiş ve bu tutumu ile AB Divanını ikame etmiştir.Makale, AB temel hakları koruma sisteminin AİHK hakları koruma sistemi ile eşdeğerliliği tartışmaları bağlamında Michaud-Fransa davası örneğinde AİHM'nin içtihat hukuku gelişimine ışık tutmaktadır.Article Uluslararası Hukukta Güç ve Hukuk İlişkisi(2012) Arsava, Ayşe FüsunUluslararası Hukukun bir hukuk yahut güç düzeni olup olmadığı sorusu asırlardır tartışılmaktadır. Uluslararası Hukuk kadar Uluslararası Hukuka getirilen eleştiriler de eskidir. Uluslararası Hukuk alt-üst ilişkisini düzenleyen bir hukuk olmayıp, koordinasyon hukuku karakterine sahiptir. Devletler Uluslararası Hukukta egemen eşittir. Eşitliğe dayanan bir düzende ise hukukun mevcut olup olmadığı tereddüt yaratmaktadır. Uluslararası Hukuku reddedenlerin Uluslararası Hukukun icra edilebilirliğine ve Uluslararası Hukukun kaynaklarına ilişkin analizleri ikna edici değildir. Hukuk gücün amaca uygun kullanılmasını sağlayan bir araçtır. Uluslararası güç kullanımı Uluslararası Hukuk tarafından meşrulaştırılırken, diğer taraftan da güç kullanımı hukukun geçerlilik kazanmasında araç olmaktadır. Bir güç düzeni olan Uluslararası Hukukta da gözardı edilmemesi gereken husus gücün ne şekilde kullanıldığıdır. Klâsik Uluslararası Hukukun ve çağdaş Uluslararası Hukukun güç kullanımına ilişkin yaklaşım farklılıklarına ışık tutan makale Uluslararası Hukukun gücün amaca uygun kullanılmasını sağlayan bir enstrüman olduğu tespitini yapmakta ve uluslararası güç kullanımının Uluslararası Hukuk tarafından meşrulaştırılırken, güç kullanımının da Uluslararası Hukukun geçerlilik kazanmasında yardımcı olduğu şeklinde hukuk ve güç kullanımı arasındaki karşılıklı bir etkileşim bulunduğunu ortaya koymaktadır.Article Libya Örneğinde İnsan Haklarının Korunması için Yapılan Askeri Müdahale(2013) Arsava, Ayşe Füsunİnsan haklarının korunması alanındaki gelişmeler diğer uluslararası hukuk süjelerine karşı sahip olunan dış egemenlik ve devletlerin kendi vatandaşlarına karşı tam ve sınırsız karar alma özgürlüğü olarak kabul edilen iç egemenlik yaklaşımında değişikliğe yol açmıştır. Bu bağlamda uluslararası hukukta yeni bir gelişme olarak uluslararası camianın koruma sorumluluğu karşımıza çıkmaktadır (Responsibility to Protect). Egemenlik ve müdahale ilişkisini yeniden tanımlayan Responsibility to Protect kavramı müdahale hakkı yerine koruma gereksinimine yoğunlaşmaktadır. Bu kavram ile egemenliğin kendi halkının güvenliği ve temel insan haklarını sağlama mükellefiyeti ile sınırlandığı kabul edilmektedir. Responsibility toProtecte BM Güvenlik Konseyi Darfur krizi ve Libya ile ilgili resolusyonlarında atıf yapmıştır. Responsibility to Protect müdahale sorumluluğunu beraberinde getiren siyasi bir uluslararası kamuoyu baskısını olanaklı kılmaktadır. 1973 sayılı (2011) Libyaya ilişkin Güvenlik Konseyi resolusyonunda sivil halkın korunması amacı dışında başka bir vurgu olmaması nedeniyle resolusyondan Güvenlik Konseyinin rejimdeğişikliği için yetkilendirme yaptığı sonucu çıkarılmamaktadır. Sivil halkın korunmasımisyonu ancak Libyada rejimin devrilmesine dönüştürülüştür. Bu durum Responsibility to Protect yaklaşımına ve buna istinaden yapılan müdahaleye gölge düşürmüştür. Responsibility toProtectin belirsizliği her amaç için kullanılmasına olanak vermektedir.Article Aihk'nun Konvansiyon Alanı Dışında Uygulanması Kriterleri ve Bu Çerçevede Doğan Uluslararası Sorumluluk(2011) Arsava, Ayşe Füsun-Article AİHM’NİN İNSAN HAKLARI ALANINDA OYNADIĞI ANAYASA MAHKEMESİ ROLÜ(2018) Arsava, Ayşe FüsunUluslararası hukukun anayasallaşma sürecinde AİHK Avrupa’nın gölge anayasası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Avrupa Anayasa Mahkemesi olarak nitelendirmektedir. AİHM içtihatı ile insan hakları alanında Avrupa Konseyi’nin 47 üyesi arasında mütecanis bir standart yaratılması nedeniyle bu tespit isabetlidir. Söz konusu insan hakları standartı bağlayıcıdır ve bireysel başvuru üzerinden de talep edilmektedir. Herşeyden önce diğer uluslararası mahkemelerle veya insan hakları kurumları ile karşılaştırma yapıldığı zaman AİHM’nin önemi daha iyi ortaya çıkmaktadır. AİHM’nin söz konusu yönlendirme fonksiyonu onun insan hakları alanında Avrupa Anayasa Mahkemesi rolünü oynamasını sağlamaktadır. AİHM’nin bir anayasa mahkemesi ile karşılaştırılması durumunda ancak iki mahkeme arasında açık sınırların olduğu ortaya çıkmaktadır. AİHM AİHK’da yer alan haklara riayet denetimi yapmaktadır ve bu çerçevede ulusal özellikleri dikkate almaktadır. AİHM’nin denetimi bunun ötesinde subsidier (ikâme edici) bir denetimdir. AİHM uluslararası bir mahkeme olarak ulusal seviyede herhangi bir icra olanağına sahip değildir; kararlarının üye devletler tarafından icra edilmesi gerekmektedir. AİHM’nin ulusal bir anayasa mahkemesine nazaran söz konusu zafiyeti nedeniyle daha zayıf bir statüye sahip olması, onun anayasa mahkemelerinin fonksiyonlarını tamamlayan bir mahkeme olarak nitelendirilmesi sonucunu doğurmaktadır.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

