64 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 64
Article SAVAŞ ZARARLARININ ONARIMI VE BİREYSEL TAZMİNAT TALEPLERİ(2023) Arsava, Ayşe Füsunİkinci dünya savaşı ertesi savaşı kaybeden devletlerin ödediği tazminat Ulusla-rarası Hukukta tazminat konusunun güncellik kazanmasına yol açmıştır. Uluslararası Hukuk uygulamasında günümüzde devletlerin yaptıkları tazminat taleplerinin yerini artan bir şekilde insanlığa karşı işlenen suçlara ve savaş suçlarına ilişkin olarak kişiler tarafından yapılan tazminat taleplerinin aldığı görülmektedir. Savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle bireysel tazminat talepleri bakımından Uluslararası Hu-kukta ancak günümüzde hala sınırlı bir normatif dayanak bulunmaktadır. Tazminat kavramının içeriğinin ve uygulanma alanının Uluslararası Hukukta karmaşık bir konu oluşturması tazminat taleplerinin hukuki dayanağının ve şeklinin uygulamada her somut için özel olarak açıklığa kavuşturulmasını gerektirmektedir. Makalede devletler tarafın-dan ödenen tazminatın kapsamı, bireysel taleplerin tür ve olanakları ve savaş mağdurla-rının vatandaşlığını taşıdığı devletin tazminattan feragat etmesi tartışma konuları olarak ele alınmaktadır.Article Ab Yargısının Geleceğine İlişkin Reform Önerileri(2013) Arsava, Ayşe FüsunAB yargısında Avrupa Tek Senedi ile başlayan, Maastricht anlaşması ile yoğunluk Kazanan reform çalışmaları AB yargısını yeni talepleri karşılamaya itmiştir. Nice Anlaşması kimi önemli reformlarla bu duruma uyum sağlamıştır. Lizbon Sözleşmesi de reform yolunda adımlar atmaya devam etmiştir. Mahkemeye başvuru hakkı hukuk devletinin en önemli gereklerinden biridir. Davaların Temel Haklar Şart’ının 47.madde 2.fıkrasında öngörüldüğü üzere etkin hukuki himayenin temini için makul bir süre içinde ele alınıp, karara bağlanması gerekmektedir. AB Anlaşmasının 19.madde 1.fıkrası Lizbon Sözleşmesi ile kapsam kazanmıştır. 1.fıkranın 2.bölümünde ise Avrupa hakları himaye sisteminde ilk kez önemli bir pozitif bir hukuk düzenlemesi yapılmıştır. Buna göre üye devlet mahkemelerinin AB’de etkin hukuki himaye için primer bir sorumluluğu bulunmaktadır. Her iki fıkra birarada ele alındığında AB Adalet Divanı’nın görevini ulusal mahkemelerle birarada yerine getireceği, bunun ortak bir görev olduğu yaklaşımının kabul edildiği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Birlik yargısı ve geleceği düşünüldüğünde ulusal mahkemelerin Avrupa mahkemeleri olarak özel bir sorumluluğunun bulunduğu görülmektedir. Ulusal mahkemeler AB hakları himaye sisteminin parçasıdır. Ulusal mahkemelerin kendi arasında ve Divan’la olan diyaloglarının desteklenmesi gerekmektedir. AB Divanı’nın reformu onun Birliğin hakları himaye sistemindeki özerk rolü ve üye devlet mahkemelerinin ortak sorumluluğu dikkate alınmaksızın gerçekleştirilemez. Avrupa Hukukunun ulusal hukuk yaşamında anlamının önem kazanması Birlik Mahkemelerinin yükünün artmasına yol açmaktadır. Makale bu çerçevede AB yargısında yapılması düşünülen reform önerilerine ışık tutmaktadır.Article Temel Hakların Alman Anayasa Hukuku Örneğinde Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu ve Avrupa Birliği İlişkisi Çerçevesinde Yorumu(2011) Arsava, Ayşe FüsunTemel haklar günümüzde ulusal, anayasal seviyelerin dışında bölgesel ve evrensel seviyelerde de temin edilmektedir. Çalışma konusu olan makalede temel hakların bölgesel olarak temini örneğini veren Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu (AİHK) ile temel hakları kapsamlı olarak temin eden, bu nedenle de AB’nin temel hak düzenlemelerine örnek oluşturan Alman Anayasası’nın düzenlemeleri arasındaki ilişki ele alınmaktadır.Article AİHM’DE GÖRÜLEN DAVALARDA ÜÇÜNCÜ TARAFLARIN MÜDAHİL OLMASI(2022) Arsava, Ayşe FüsunUlusal mahkemelerde olduğu gibi AİHM’de görülen davalarda da müdahil olma olanağı bulunmaktadır. AİHM Usul Tüzüğü müdahil olma prosedürünü ve kimlerin davaya müdahil olabileceğini düzenlemektedir. AİHM Usul Tüzüğü müdahil olma kriteri olarak “etkilenme” ölçütünü esas almaktadır. Makalede AİHM Usul Tüzüğü’nün öngördüğü düzenlemeler yanı sıra, Tüzüğün eleştiri konusu eksikliklerine dikkat çekilmektedir.Review Kosova, Abhazya, Güney Osetya ve Uluslararası Ayrılma (secession) Hakkı(2012) Arsava, Ayşe FüsunKosova’nın 2008 ilkbaharında Sırbistan’dan ayrılmasının uluslararasıhukuk ve devletlerinden ayrılmak isteyen gruplar üzerinde etkisininaraştırıldığı makalede devletlerin toprak bütünlüğü ilkesi ışığındaayrılma hakkının istisnai durumlar için dahi reddedilmesi yaklaşımınınağırlık taşıdığı ortaya konulmaktadır. Makale bir etnik grubun tek taraflıolarak ana vatanından bağımsızlık ilân ettiği Kosova örneğinde bu türayrılma taleplerinin uluslararası hukukta normatif etki boyutu itibariyledeğerlendirilmesine ışık tutmaktadır.Article Ab Hukukunun Uluslararası Hukukla İlişkisinin Dayanakları ve Sınırları(2020) Arsava, Ayşe FüsunAB’nin de üye devletler gibi güncel Ekonomik ve Parasal Birlik, ortak Avrupa mülteci sistemi bağlamındadoğan krizlerin üstesinden gelinmesinde Uluslararası Hukuk araçlarına başvurduğu görülmektedir. Butablo AB Hukuku ve Uluslararası Hukuk ilişkisinin değerlendirilmesini gerektirmektedir. AB primer hukuku açık bir şekilde Uluslararası Hukuk yanlısı olarak ifade edilmişken, AB Adalet Divanı kararlarında buyaklaşım açık şekilde gözlenmemektedir. Makalede AB Hukukunun Uluslararası Hukuka karşı muhtariyetiddiasının doğuracağı sorunlar tartışılmaktadır.Article Uluslararası Hukukta Güç ve Hukuk İlişkisi(2012) Arsava, Ayşe FüsunUluslararası Hukukun bir hukuk yahut güç düzeni olup olmadığı sorusu asırlardır tartışılmaktadır. Uluslararası Hukuk kadar Uluslararası Hukuka getirilen eleştiriler de eskidir. Uluslararası Hukuk alt-üst ilişkisini düzenleyen bir hukuk olmayıp, koordinasyon hukuku karakterine sahiptir. Devletler Uluslararası Hukukta egemen eşittir. Eşitliğe dayanan bir düzende ise hukukun mevcut olup olmadığı tereddüt yaratmaktadır. Uluslararası Hukuku reddedenlerin Uluslararası Hukukun icra edilebilirliğine ve Uluslararası Hukukun kaynaklarına ilişkin analizleri ikna edici değildir. Hukuk gücün amaca uygun kullanılmasını sağlayan bir araçtır. Uluslararası güç kullanımı Uluslararası Hukuk tarafından meşrulaştırılırken, diğer taraftan da güç kullanımı hukukun geçerlilik kazanmasında araç olmaktadır. Bir güç düzeni olan Uluslararası Hukukta da gözardı edilmemesi gereken husus gücün ne şekilde kullanıldığıdır. Klâsik Uluslararası Hukukun ve çağdaş Uluslararası Hukukun güç kullanımına ilişkin yaklaşım farklılıklarına ışık tutan makale Uluslararası Hukukun gücün amaca uygun kullanılmasını sağlayan bir enstrüman olduğu tespitini yapmakta ve uluslararası güç kullanımının Uluslararası Hukuk tarafından meşrulaştırılırken, güç kullanımının da Uluslararası Hukukun geçerlilik kazanmasında yardımcı olduğu şeklinde hukuk ve güç kullanımı arasındaki karşılıklı bir etkileşim bulunduğunu ortaya koymaktadır.Article Ab Hukukunun Bloke Edici Etkisi(2016) Arsava, Ayşe FüsunAB ve üyeler arasında yetk taks m Avrupa entegrasyon sürecinin en tartışmalı konularından biridir. Her anlaşma değişikliği yoğun bir şekilde yetki düzeninde yaratacağı muhtemel sonuçlar bakımından inceleme konusu yapıldığı gibi, hiçbir ulusal yasama faaliyeti mevcut Avrupa hukuku ışığında değerlendirilmeden gerçekleşememektedir. Lizbon anlaşmasında Avrupa hukukunda ilk kez bloke edici etkisi olan supranasyonal yetk alanları ve ulusal yetk alanları açık şekilde düzenlenm şt r. Makale Avrupa hukukunun bloke ed c etk s n , koşullarını, üye devletler n yasama faal yetler üzer ndek sonuçlarını ele almaktadır.Article Libya Örneğinde İnsan Haklarının Korunması için Yapılan Askeri Müdahale(2013) Arsava, Ayşe Füsunİnsan haklarının korunması alanındaki gelişmeler diğer uluslararası hukuk süjelerine karşı sahip olunan dış egemenlik ve devletlerin kendi vatandaşlarına karşı tam ve sınırsız karar alma özgürlüğü olarak kabul edilen iç egemenlik yaklaşımında değişikliğe yol açmıştır. Bu bağlamda uluslararası hukukta yeni bir gelişme olarak uluslararası camianın koruma sorumluluğu karşımıza çıkmaktadır (Responsibility to Protect). Egemenlik ve müdahale ilişkisini yeniden tanımlayan Responsibility to Protect kavramı müdahale hakkı yerine koruma gereksinimine yoğunlaşmaktadır. Bu kavram ile egemenliğin kendi halkının güvenliği ve temel insan haklarını sağlama mükellefiyeti ile sınırlandığı kabul edilmektedir. Responsibility toProtecte BM Güvenlik Konseyi Darfur krizi ve Libya ile ilgili resolusyonlarında atıf yapmıştır. Responsibility to Protect müdahale sorumluluğunu beraberinde getiren siyasi bir uluslararası kamuoyu baskısını olanaklı kılmaktadır. 1973 sayılı (2011) Libyaya ilişkin Güvenlik Konseyi resolusyonunda sivil halkın korunması amacı dışında başka bir vurgu olmaması nedeniyle resolusyondan Güvenlik Konseyinin rejimdeğişikliği için yetkilendirme yaptığı sonucu çıkarılmamaktadır. Sivil halkın korunmasımisyonu ancak Libyada rejimin devrilmesine dönüştürülüştür. Bu durum Responsibility to Protect yaklaşımına ve buna istinaden yapılan müdahaleye gölge düşürmüştür. Responsibility toProtectin belirsizliği her amaç için kullanılmasına olanak vermektedir.Article Self-determinasyon Hakkı ve Kosova(2009) Arsava, Ayşe FüsunSelf-determinasyon hakkı diğer bir tabirle kendi mukadderatını tayin hakkı (SDR) uluslararası hukukta dinamitlerle yüklü bir kavram olarak nitelendirilmektedir. SDR Birinci Dünya Savaşı’nın nedenini oluşturduğu gibi, günümüzde de bağımsızlık hareketlerinin, diğer taraftan da mevcut devletlerdeki farklı etnik grupların taleplerinin dayanağını oluşturmaktadır. Makalede ağırlıklı olarak uluslararası hukukun temel ilkesi olan “devletlerin toprak bütünlüğü” ilkesi ile SDR’nin ne şekilde bağdaştırıldığı Kosova örneğinde ele alınarak değerlendirilmiştir.

