Search Results

Now showing 1 - 10 of 40
  • Master Thesis
    15 Temmuz Darbe Girişimi ve Türk Dış Politikasına Etkileri
    (2017) Baykara, Sevin; Ünal, Hasan
    Türk dış politikası, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesine kadar ABD ve Avrupa ülkeleriyle sorunlar yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Tarih boyunca dönemsel etkenler ile yakınlaşan ve gerginleşen Türkiye-Rusya İlişkileri ise Suriye krizi ile çatışan fikirler devam ederken Rus uçağının düşürülmesiyle ekonomimizi ve yatırım projelerini etkileyecek boyutlara ulaşmıştır. Türkiye, kurtuluş mücadelesini verip anayurdunu düşmanlardan temizledikten ve Misak-ı Milli sınırları içerisinde Cumhuriyetini ilan ettikten sonra, 1960 yılından itibaren darbe girişimleri ve darbelere sahne olmuştur. 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti, daha önce örneği olmayan bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmıştır. Fethullah Gülen'in (FETÖ) bugünlere gelişi, ABD'den oturum iznini nasıl aldığı ve iadesinin istenmesinin hala tartışma konusu olarak devam ettiği görülmektedir. Darbe girişiminden sonraki süreçte ise olası senaryolar üzerinde durulmaktadır. Ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanması, terör eylemlerinin son bulması Türkiye'nin öncelikli hedefleri haline gelmiştir. Buradan hareketle tezimizin amacı 15 Temmuz darbe girişimi ve Türk dış politika üzerindeki yansımalarını niteliksel literatür taraması ışığı altında analiz etmektir. Anahtar Sözcükler: Türkiye, Rusya, Uçak krizi, Darbe, FETÖ, ABD
  • Master Thesis
    Avrasyacılık Kökeni ve Türk Avrasyacılığının Oluşumu
    (2018) Keleş, Emine Begüm; Ünal, Hasan
    Bu tezde Avrasyacılık ve Türk Avrasyacılığının tarihi gelişim süreci açıklanmaya çalışılmıştır, aynı zamanda Rusya ve diğer ülkelerin politik gündemleriyle olan ilişkileri üzerinden değerlendirilmiştir. Ağırlıklı olarak Türk Avrasyacılığı fikrinin gelişimi ve Rusya'nın Türk Avrasyacılığına katkıları araştırılmıştır. Avrasyacılık hangi ülkeler ile birlikte oluşturuldu, nerede, ne zaman, hangi düşüncelerle ortaya çıktı bunların cevabını araştırmamızda bulmak mümkündür. Hangi ülkeler, hangi düşüncelerle Avrasyacılığı destekliyor veya izlemekle yetiniyor, günümüz penceresinden bakılarak sentezlenmiş bir çalışmadır. Tüm bunların yanı sıra Türk Avrasyacılığın kökeni etniksel ve ulusal açıdan analiz edilmiş, Rusya, Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye'nin Avrasya Birliği projesi üzerinde odaklanmış olduğu gözlemlenmiştir. Bu projeyle Türk Avrasyacılığı ve Evrazia düşüncelerinin nasıl geliştiği ve gelişeceği, Türkiye ve Rusya'nın ileriye yönelik attığı adımlardan bahsedilmiştir. Son olarak Avrasyacılık ve Türk Avrasyacılığı sentezi sonucu gelecekte siyasi iyileşmeler adına neler olacağını öngörmek adına yapılmış bir çalışmadır.
  • Master Thesis
    Bulgaristan'daki Türk Azınlığı ve Türkiye'deki Kürtler Etnik Partiler: Dps ve Hdp Karşılaştırması
    (2015) Karakaş, Behiye; Ünal, Hasan
    ]Bu tez araştırması etnik partilerin ayrılıkçı ve entegrasyoncu tutumlar benimsemelerinin arkasındaki sebepleri açıklamaya çalışmaktadır. Çalışmaya göre HDP 'nin ayrılıkçı talep ve tutumları kısacası ülkenin bölgesel ekonomik gelişmişlik farklılığı kültürel ve demografik etkenler, HDP parti liderinin söylemleri ve partinin amaçlarına yönelik dış destekler gibi nedenlere dayanmaktadır. Bu etkenler nedeniyle parti ayrılıkçı bir tutum benimsemiştir ve Türkiye deki Kürt Halk ulusal Bir bilince ulaşmakta sorunlar yaşamıştır. Bulgar etnik partisi DPS büyük ölçüde dış müdahale eksikliği , ülkenin homojen ekonomik gelişmişliği , olumlu lider etkisi ve diğer birleştirici etkenler ile beraber entegrasyon yanlısı bir tutum sergilemiştir. Etnik partilerin davranışlarını etkileyen başka bir faktör de üye ve aday ülkelerde de Avrupa Birliği politikalarıdır. Özellikle bu çalışmada Avrupa Birliğinin azınlıklar hususundaki düzenlemeleri HDP partisinin kültürel ve bölgesel taleplerini arttıran bir etken yaratırken, DPS partisinin ise diğer sebepler ile beraber entegrasyon yanlısı tutum izlemesine katkı sunmuş ve parti ülkesindeki grubun kültürel haklarını savunmaya devam etmektedir. Ülkelerin ulusal bütünlüğünü sağlayan veya tehdit eden etnik parti tutumlarını analiz eden teori ve hipotezler genellikle tarihi arka plan, ekonomik gelişmişlik, dış destek etkisi , seçim sistemleri , lider etkisi ve ülkenin demografik etkenlerini analize dayanır. Bu tezde her iki partinin farklılaşan tutumları bu etkenler çerçevesinde incelenmiştir. Anahtar kelimeler : DPS, HDP, Ayrılıkçılık, Entegrasyon, Avrupa Birliği.
  • Master Thesis
    Türkiye'nin Suriye Politikası 2011-2013
    (2014) Albayrak, Aksu; Ünal, Hasan
    Türkiye' nin Suriye Krizi' ne yönelik dış politikası değerlendirilmiş, ikili ilişkilerin seyrinde geçmişten günümüze durum tespiti yapılmış ve Arap Baharı' nın Suriye'deki gidişatının, ilişkilere olan etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Belirlemede ölçüt; ikili ilişkilerin geçmişi, mevcut uluslararası sistemin yapısı ve Orta Doğu'nun yaşadığı büyük değişim dalgası olmuştur. Çalışma kapsamında Arap coğrafyası ve Suriye' deki değişimler dikkate alınarak güvenlik açısından önem kazanan bölgede, Türk dış politikasının Suriye Krizine etkisiyle gelinen son dönem güvenlik durumu irdelenmiş ve muhtemel senaryolar üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Suriye, Arap Baharı, Kriz, Güvenlik.
  • Master Thesis
    Hazar Denizinin Hukuki Rejimi ile İlgili İran'ın Dış Politikası
    (2015) Asgary, Bahareh; Ünal, Hasan
    ASGARY Bahareh. Hazar Denizinin Hukuki Rejimi İle İlgili İranın Dış Politikası , Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2015 Sovyetler Birliği dağılışı ile birlikte, birçok sorunu da beraberinde getirdi. Hazar denizinin hukuksal statüsü, paylaşımı ve doğal yer altı zenginliklerinin kullanımı gibi sorunlar bunlardan bazısı sayılır. Dağılmadan önce Hazar'da kıyısı olan iki ülke vardı: Sovyetler birliği ve İran. Sovyetler birliğinin dağılması ile birlikte Rusya'dan bağımsızlıklarını elde eden Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan ortaya çıkmıştır. Günümüzde Sovyetler birliği ve İran arasında yapılan eski anlaşmalar ortaya çıkan sorunların çözümünde yetersiz kalmıştır. Hazar'a kıyısı olan beş devlet arasında ise belli bir çözüm yolu oluşmamıştır. Farklı ikili anlaşmalar yapılmanın yanı sıra, her beş tarafı da içine alan bir anlaşma henüz yapılmamıştır. Bunlarla birlikte Rusya, Kazakistan ve Azerbaycan'dan oluşan Hazar'ın kuzey kıyı ülkeleri arasında bir uzlaşmaya varmıştır. Bu anlaşmada, tarafların deniz yatağından orta hat esasına göre yararlanmayı öneren bu sisteme, güney kıyıdaşlar ülkeleri, İran ve Türkmenistan karşı çıkmaktadırlar. Güneyde Türkmenistan, denizin münhasıran paylaşılmasının ilkesini kabul etmekle birlikte bu yöntemin detayları konusunda fikir ayrılığına düşmüştür. Türkmenistan özellikle Azerbaycan ile orta hat boyunca aralarında denizi bölmek konusunda anlaşmalarına karşın bu hattın koordinatlarının nereden geçeceği konusunda uzlaşamamışlardır. Sonuç olarak hâlihazırda, Hazar denizinin havzasında kuzeyde üçlü Rusya, Azerbaycan ve Kazakistan orta hat anlaşması, güneyde ise İran ve Türkmenistan'ın ikili ittifakı ve Kuzey-Güney arasındaki anlaşmazlığı vardır. Bölgede Sovyetler birliğinin dağılması ile beraber ortaya çıkan ülkeler yıllar boyu Rusların sömürüsü neticesinde, fakir ve zor durumundaydılar ve sonuç olarak ayağa kalkmak için Hazarın zenginliklerine çok bağlıdırlar. Geçmişte kalan anlaşmalar, 1921 ve 1940 yıllarında İran ve Sovyetler birliği arasında yapılmıştır. Ancak yeni ülkeleri bu anlaşmaları kabul etmeyip, yeni ve adil bir anlaşma peşindeydiler. Bölgede yeni yapılan anlaşmalar, İran'ın zarara uğramasına neden olabilme potansiyele sahiptir. Bu konuları göz önünde bulundurarak, İran'ın bölgede daha aktif rol almaya mecburiyeti vardır. Hazar Denizi'nin hukuki rejimi ve statüsü tekrardan düzenlenmesi bölgede güveni tesis eder. Ayrıca tarihi açıdan Hazar Denizi'nin çok önemli olduğu için, sadece ekonomi açıdan değil, belki güvenlik, siyasal açıdan da bölgede güven ve istikrar gerekmektedir. 1. Batının özellikle Amerika Birleşik Devletlerinin ( ABD) kazançlarının tanımlanması, 2. Komşu ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların nedeni, 3. İsrail ve ABD'nin bölgedeki etkilerinin nedenleri ve İran'ın onların karşısındaki önlemleri, 4. Hazar havzasındaki komşu ülkelerin farklı görüşleri. Anahtar Sözcükler: Hazar Deniz Statüsü, İran Ve Hazar Denizi Yasaları, Hazar Denizi Komşuları, Hazar Denizinde Dış Güçler, Hazar Denizindeki Dış Politikalar, Hazar Denizi Petrolü.
  • Master Thesis
    Suriye Krizi Denkleminde Türkiye Rusya İlişkileri
    (2016) Kılıçarslan, Mehmet Tolga; Ünal, Hasan
    Tarih boyunca karşılıklı rekabet ve çatışma içerisinde geçen Türkiye-Rusya ilişkileri önce Milli Mücadele sonra da Soğuk Savaş döneminde (1965-1980) ekonomik ve ticari işbirliği şeklinde devam etmiş ve 2000'li yıllardan itibaren çok yönlü bir işbirliği halini almış ve özellikle enerji alanında gelişmiştir. 2010 yılından itibaren Kuzey Afrika'da başlayan ve hızla Ortadoğu'ya yayılan Arap Baharı ateşi Suriye'ye de sıçramış ve bölgedeki dengeleri alt üst etmiştir. Krizin başlamasından sonra Türkiye ve Rusya'nın bölgeye ilişkin politikaları çatışmış, Türkiye Esad rejiminin karşısında yer alırken, Rusya Esad rejimini desteklemiş ve ikili ilişkiler bu gelişmelerden olumsuz etkilenmiştir. 2015 yılında Rus SU-24 savaş uçağının Türk F-16'larınca düşürülmesi ilişkileri kopma noktasına getirmiş, Rusya tarafından uygulamaya konulan ekonomik ambargolarla ilişkiler gerginlik aşamasından kriz safhasına taşınmıştır. Yaklaşık 8 ay süren kriz dönemi boyunca iki ülke de ekonomik olarak zorluklar yaşamış, iki ülkenin birbiri açısından vazgeçilmez konumda olduğu anlaşılmıştır. Suriye krizi ile birlikte farklı bir boyuta taşınan ikili ilişkiler, Rus uçağının düşürülmesi ile kriz dönemini yaşamış, kriz döneminden normalleşme safhasına geçiş uzun ve sancılı olmuştur. Buradan hareketle tezimizin amacı Suriye krizi ile başlayan değişim sürecinin Türkiye-Rusya ilişkilerine etkisini analiz etmek ve gelecekte Türkiye-Rusya ilişkilerinin nasıl şekilleneceğini değerlendirmektir. Anahtar Sözcükler Türkiye, Rusya, Suriye Krizi, SU-24, İkili ilişkiler.
  • Master Thesis
    Afrika'da Çin ve Batı Arasındaki Rekabetin Artırılması
    (2018) Assefa, Feven Zewdıe Assefa Feven Zewdıe; Ünal, Hasan
    Afrika yıllarca geleneksel ve geleneksel olmayan güçler arasındaki rekabetin ortasında yer aldı. Bunun nedenleri, Afrika'nın jeopolitik ve coğrafi önemi, hammadde zenginliği ve ucuz işgünün bir fırsat olarak düşünülmesidir. Başlangıçta Avrupalılar Afrika kıtasına yönelik olumsuz görüşlere sahipken, zamanla kıtanın sahip olduğu zenginliklerin farkına vardılar ve kıtayı sömürgeleştirmeye başladılar. Ancak bugün, eski Avrupa güçlerinden gelen sömürgelerin sona ermesine rağmen, bu sürece geleneksel olmayan güçlerin de eklenmesiyle birlikte yeni bir sömürge dönemi başlamış oldu. Son yıllarda Afrika'daki önemini artıran ve küresel arenada pek çok kişinin merceğinde olan ülkelerden birisi de Çin'dir. Bu kapsamda Çin Afrika kıtasındaki politikasını 'kazan kazan stratejisi' çerçevesinde değerlendirmekte ve bunu ilahi bir güç olarak görmektedirler. Ancak, bu tez belirtilen durumun aksine, Çin'in yükselişinin ve uyguladığı stratejilerin geleneksel güçlerin yükselişi ve uyguladığı stratejilerle pek çok benzerliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, tezde farklı dili, kültürü, politik ideolojisi ve kabileleri olan ve elli dört bağımsız devletten oluşan Afrika kıtasının tümü için tespit yapılması için, Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki Çin'in ve Batı'nın politikaları ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Batı, Çin, Afrika, Güney Afrika Cumhuriyeti, sömürgecilik
  • Master Thesis
    Suriye Krizi Ekseninde Türkiye-iran İlişkileri
    (2015) Yılmaz, Muhsin; Ünal, Hasan
    Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında başlayan, siyasal, ekonomik ve toplumsal alanlardaki ayaklanma, Suriye topraklarını da etki altına alarak bölge dengeleri üzerinde son derece mühim sonuçlar meydana getirmiştir. Suriye'de Baas rejiminin otoriter tutumuna karşı, toplum reform talebinde bulunmuş ve kitlesel gösterilerde bulunmuştur. Esad yönetimli Baas rejimi ise yasal çerçevede bazı düzenlemeler yapmakla birlikte toplumun tepkisini sona erdirebilecek bir reform gerçekleştirememiş, ülke geneline yayılan kitlesel yürüyüşleri kolluk kuvvetleri ile bastırmaya çalışmıştır. Bu gelişme ülkeyi hızla iç çatışmaya sürüklerken, Türkiye ve İran'ın bölge politikasında yeni bir kırılma meydana getirmiştir. İran'ın statüko yanında yer alması, Türkiye'nin statüko karşısında olması ikili ilişkileri farklı bir rekabet alanına sürüklemiştir. Suriye'de ortaya çıkan rejim karşıtı ayaklanma gerek bölgenin önemli aktörlerini, gerekse büyük güçlerin dış politika gündemlerini meşgul ederek, önem arz etmiştir. Bölgesel dengeleri derinden sarsan söz konusu gelişmeler, Türkiye-İran arasında dış politikaları ve bölgesel siyasetleri üzerinde önemli sonuçlara yol açmıştır. Buradan hareketle bu tezin temel amacı, Suriye Krizi'nin meyil verdiği değişim dalgasının İran ve Türkiye'nin ikili ilişkileri üzerindeki yansımalarının ne düzeyde olduğunu analiz etmektir. Anahtar Sözcükler: Türkiye, Suriye, İran, Arap Baharı, Suriye Krizi, Bölgesel Rekabet
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye yapılan mali yardımların diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle karşılaştırılması
    (2018) Koç, Elif; Ünal, Hasan
    Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye yapılan mali yardımların diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla yapılan çalışmada AB'ye aday ve potansiyel aday ülkeler, AB mali yardımları, adaylık süreçleri, temel ekonomik göstergeleri, hibe ve kredi şeklinde yararlandıkları mali yardımlar çerçevesinde incelenmiştir. Resmi istatistik kurumlarından alınan veriler doğrultusunda ülkelerin temel ekonomik verileri elde edilmiştir. Söz konusu veriler ile ülkelerin, gayri safi milli hasılaları, kişi başına düşen gayri safi milli hasılaları ve yüzölçümleri baz alınarak ülkelerin elde ettiği mali yardımlar birbiriyle kıyaslanmıştır. Yapılan kıyaslamalar neticesinde, Türkiye'ye yapılan toplam mali yardım tutarının diğer aday ve potasniyel aday ülkelere göre daha fazla olmasına rağmen, kişi başına ve kilometrekare başına düşen mali yardım tutarının diğer aday ve potasniyel aday ülkelerin oldukça gerisinde olduğu görülmüştür.
  • Master Thesis
    Kırım Sorunundan Donbas Savaşı'na Rusya Ukrayna Uzlaşmazlığı: Sebepler ve Sonuçlar
    (2017) Uyanıker, Halit Burak; Ünal, Hasan
    Tarih boyunca stratejik ve jeopolitik önemiyle Avrasya'nın en önemli coğrafyalarının başında gelen Ukrayna toprakları, kendi tarihinin en kritik dönemeçleri olan Turuncu Devrim ve Maydan olaylarıyla birlikte başlayan 'Avrupalılık' için protesto gösterilerine sahne olmuştur. Bu sürecin en büyük problemlerinden ilki; Rusya'nın Kırım'a müdahalesi olmuş ve bu gelişmenin arkasında yatan etkenlerin neler olduğu ise bu araştırma üzerinden tartışılmıştır. Ayrıca Rusya'nın Kırım'ı ilhakı ve Donbas çatışmalarındaki Rus yanlısı ayrılıkçılara yaptığı iddia edilen askeri destekle birlikte uluslararası bir krize dönüşen halihazırdaki olaylara bakıldığında, kaotik boyutu daha güçlü görebilmek mümkündür. Ancak Moskova-Kiev hattında yaşanan gerilimlerin, SSCB'nin dağılması ve akabinde Ukrayna Parlamentosu'nun 24 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlık kararı almasıyla birlikte başladığı gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Çok yakın bir zamanda gerçekleşen Rusya'nın Kırım'ı ilhakı, imzaladığı en az 4 ayrı yükümlülüğü yerine getirmemesiyle ve Batılı güçlerin sadece kısmi ekonomik yaptırımlarda bulunması, ''Hukuk ve Egemenlik'' kavramının sorgulanmasının aciliyetini ortaya koyması bakımından önemlidir. Ukrayna'nın, egemenliğini sağlama almak için Hukuka ve Ahde vefa ilkesine güvenerek nükleer silahlarını ve türevlerini teslim etmesi , egemenliğini korumak yerine belki de savunmasız kaldığı için topraklarından olması ''Güç ve Hukuk'' kavramlarını sorgulatmasından dolayı isabetli bir yakın zaman belirgesidir. Araştırmanın amacı; Rusya'nın taraf olduğu uluslararası antlaşmaların yükümlülükleri doğrultusunda, tamamen aykırı olarak Ukrayna toprağını işgalini; egemenlik ve toprak bütünlüğünü ihlal etmesinin arka planında neler olduğu, NATO ve AB'nin genişlemesiyle; sınırlarına dayanıldıkça algıladığı tehdidi yaşamsallaştıran Rusya'nın, değişen dış politikasına hangi faktörlerin yol açtığını ve son olarak Ukrayna'nın, bir taraftan Rusya ile AB arasında bölgesel bir kısır döngüde, diğer taraftan Rusya ile Batı arasında küresel bir kıskacın açmazında kalmasının tahrip edici etkilerini açıklayabilmektir.