13 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 13
Article Hukuk Devleti Eksiklikleri Nedeniyle Polonya’ya Karşı Yürütülen Yaptırım Mekanizmasının Doğurduğu Etkiler(2021) Arsava, Ayşe FüsunAB anlaşmasının 2.maddesinde yer alan AB’nin temel değerlerinin, özellikle hukuk devleti prensibinin sistematik şekilde ihlâli nedeniyle AB Anlaşmasının 7.madde, 1.fıkrasına göre bir üye devlete karşı başlatılan mekanizmanın Avrupa Tutuklama Emrinin gereğinin yerine getirilmemesinde bir dayanak oluşturup oluşturmayacağı AB Hukukunda düzenlenmemiştir.İrlanda Yüksek Mahkemesinin AB Adalet Divanına yapmış olduğu 27 Mart 2018 tarihli önkarar başvurusu ve Divanın (Büyük Daire) bunun üzerine vermiş olduğu 25 Temmuz 2018 tarihli önkararı bu çerçevede bir dönüm noktası oluşturmaktadır.Yargı bağımsızlığı eksikliklerinin adil yargılanma hakkı üzerindeki etkisi esas alınarak Avrupa Tutuklama Emrine göre iadesi gereken sanıklarla ilgili taleplerin AB anlaşmasının 7.madde, 1.fıkrası muvacehesinde haklarında işlem başlatılan üye devletler bakımından Avrupa Temel Haklar Şartı’nın 47.madde, 2.fıkrasında yer alan “fair” yargılamaya ilişkin temel hakkın ihlâl edilme riski nedeniyle kabul edilmeme olasılığı tartışılan makalede ayrıca AB Anlaşmasının 7.madde, 1.fıkrasında öngörülen, siyasi yaptırım mekanizması olarak nitelendirilen prosedürün işletilebilmesi için gerekli oy çokluğunun sağlanamama riskinin AB Anlaşmasının 2.maddesinde öngörülen AB değerlerinin ihlâli nedeniyle ihlâl davası açılarak aşılabileceği ele alınmaktadır.Article Teröristle Mücadelede Kullanılan Silah Sistemlerinin Etkinliklerine Yönelik Algıların Belirlenmesi(2015) Kantemir, Özkan; Özkıl, AltanGüvenlik güçlerinin düşük yoğunluklu çatışma ortamında otuz yıldır bölücü terör örgütü Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile yürüttüğü başarılı mücadele bilinen bir gerçektir. Mücadele sürecinde güvenlik güçleri tarafından düşük yoğunluklu çatışma ortamında farklı teknik özelliklere ve teknolojilere sahip silah sistemleri kullanılmıştır. Özellikle son yıllarda teknolojide meydana gelen hızlı değişim, silahlı kuvvetlerin tedarik süreçlerinin sürelerine bağlı olarak düşük yoğunluklu harekât ortamında da görülmüştür. Her zaman en önemli kuvvet çarpanı olarak algılanan teknoloji, teröristle mücadelenin önemi doğrultusunda düşük yoğunluklu çatışma ortamını sürekli etkilemiştir. Harekât alanında kullanılan tüm silah sistem teknolojilerinin zamanla nasıl bir değişim gösterdiğinin değerlendirilmesi ve teknolojinin düşük yoğunluklu çatışma ortamını ne derecede etkilediğinin ortaya konulması önem taşımaktadır. Çalışmanın amacı, teknolojik gelişimin silah sistemleri üzerinde yarattığı etkinliğin, bizzat bu süreçte görev yapmış personelin algılarına dayanarak belirlenmesidir. Bu çalışma ile güvenlik güçlerinin kullandığı harp silah, araç ve gereçlerinin etkinlik dereceleri teröristle mücadelede görev yapmış uzman personelin algılarına dayalı olarak, literatürde yaygın olarak kullanılan, Analitik Hiyerarşi Süreci (Analytic Hierarchy Process-AHP) ve İdeal Çözüme Yakınlıkla Tercih Sıralama Yöntemi (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution-TOPSIS) metodolojileri izlenerek belirlenmiştir. Çalışma sonucunda teröristle mücadelede kullanılan harp silah, araç ve gereçlerinin algılanan etkinlik derecelerine göre sıralaması elde edilmiştir. Elde edilen sıralama incelendiğinde, silahlı ve genel maksat helikopterlerinin teröristle mücadelede diğer sistemlere göre daha etkin olarak algılandıkları sonucuna ulaşılmıştır.Review Peter Ackroyd'un Dan Leno And The Lımehouse Golem'inde Londra Haritacılığı: Bir Katilin Zihninde Gezintiler(2018) Tekin, KuğuBu makale Peter Ackroyd'un Dan Leno and the Limehouse Golem başlıklı romanındaki şiddet olgusunu incelemektedir. Makale romandaki şiddetin kaynağı olan şehir imgesi ile baş karakter arasındaki ilişkiyi ele alır. Makaleye göre okuyucunun gerçek kimliğini ancak romanın sonunda anlayabildiği acımasız seri katili yaratan, besleyen ve bir sonraki katliam için sürekli cesaretlendirerek adeta bir canavara dönüştüren on dokuzuncu yüzyıl Viktorya Dönemi Londra'sının sosyo-ekonomik koşullarında hüküm süren ziksel ve psikolojik güçlerdir.Yaşadığı tüm zorlukları aşarak çocukluk hayallerini gerçekleştiren ve genç yaşta başarılı bir müzikhol oyuncusu olan Elizabeth Cree kanlı sanatını makrokozmik bir tiyatro sahnesi olarak betimlenen Londra'da izleyicilerin beğenisine sunmaktadır.Katilin kurbanları arasında etnik köken, sınıf, cinsiyet ve yaş ayrımı yapmaması, okuyucunun katilin motivasyonunu anlamlandırarak mantıklı bir sebep-sonuç ilişkisi kurmasına engel olur. Postmodern anlatım teknikleri kullanılarak oluşturulan olay örgüsü yazarın hem dedektif romanı geleneğine meydan okuyarak türü yeniden kurgulamasını hem de okuyucunun önyargı ve varsayıma dayanan suç kavramı ve suçlu psikolojisi ile ilgili yerleşik algılarını yeniden sorgulamasını sağlar. Sonuç olarak makale bir Viktorya Dönemi metropolü olan Londra sakinlerine eşit sosyo-ekonomik, sanatsal fırsatlar sağlayabiliyor mu? Yoksa şehir yoksul, zayıf, yoksun sakinlerini, özellikle kadınları, bir canavar gibi çiğnemeden yutup posalarını tükürüyor mu?Londra'nın özgün tarihçesi ve kimliğini seri katilin yaşam öyküsü ve kimliği ile örtüştürmek olası mıdır? Etimoljik açıdan isminin kökeni “şiddet” kelimesine dayanan bir şehir olan Londra, alt sınıftan, nefret duyguları ile büyütülmüş bir karakterin zihinsel haritasına dönüştüğünde ne olur? gibi sorulara cevap aramaktadır.Review Devlet Dışı Aktörlere Karşı Yasal Savunma Hakkı Kullanılması(2019) Arsava, Ayşe FüsunUluslararası Hukuk sisteminde ortaya çıkan değişim terörizmlemücadele bağlamında BM Şartı’nın VII. bölümüne ve yasal savunmahakkına istinat edilmesi tartışmasını gündeme getirmiştir. UluslararasıHukukta görülen değişim her şeyden önce devlet ve devlet dışı aktörlerinilişkisi ve devletlerin Uluslararası Hukuktaki statüsü bağlamında ortayaçıkmaktadır. Makalede devlet odaklı sistemden çok kutuplu sisteme geçiş, yasalsavunma hakkı ve kuvvet kullanma yasağı ilişkisi, Uluslararası AdaletDivanı’nın konuya ilişkin yaklaşımı, terör eylemlerinin niteliği yenigelişmeler ışığında ele alınmaktadır.Article Terörle Bağlantılı Zararlardan Dolayı İdarenin Sorumluluğu(2017) Sever, Dilşad ÇiğdemDanıştay kararlarında terörle bağlantılı zararlardan dolayı idarenin sorumluluğu, kusursuz sorumluluğun bir türü olan sosyal risk ilkesi uyarınca tanınmıştır. Sosyal risk ilkesi, terörden doğan zararların idarece karşılanarak toplumsallaştırılması fikrine dayanır. Terörden doğan zararların tazmini için 2004 yılında 5233 sayılı Kanun kabul edilerek terörden doğan maddi zararlar için yargı-öncesi uyuşmazlık çözme yöntemi kabul edilmiştir. Çalışmada sosyal risk ilkesinin uygulanması ve Danıştay kararlarında Kanunun nasıl anlaşıldığı ve uygulandığı incelenmiştir. Kanunun varlığı yargı-öncesi bir idari usul olması bakımından önemli olmakla birlikte Danıştay'ın konula ilgili bazı yaklaşımları belli sorunlara yol açmaktadırArticle Savaş Tutsaklarının Kamuoyunda Dijital Gösterime Sunulmasından Doğan İnsancıl Hukuk Sorunları(2025) Arsava, Ayşe FüsunSosyal medya çağında savaş tutsaklarının dijital olarak gösterime sokulma uygulaması önemli bir tartışma konusu oluşturmaktadır. Savaş tutsaklarının dijital yayınlarla kişiselleştirilmeleri onların bedensel zarara uğramalarına yol açabileceği gibi onurlarına da zarar verme potansiyeline sahiptir. Bu durum savaş tutsaklarının sübjektif hakları ile enformasyona dayanan modern savaş yöntemlerinin örtüşmediğini göstermektedir. Savaş tutsaklarının tehlikeye maruz bırakılmasının ve onurlarının kırılmasının toplumun bilgilendirilmesi gerekçesi ile savunulması mümkün değildir. Savaş tutsaklarının teşhiri İnsancıl Hukukun ihlâli dışında insanlık dışı muamele olarak savaş suçu teşkil etmekte ve Uluslararası Ceza Hukuku sorumluluğuna da yol açabilmektedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü bedensel zarar vermemekle beraber nefret uyandıran sosyal değersizleştirmeye ve kişilik haklarını yok etmeye yol açan eylemlerin insanlık dışı muamele teşkil ettiğini, dolayısı ile savaş suçu oluşturabileceğini kabul etmektedir. Makale dijital yayınların İnsancıl Hukukta yol açtığı sorunlara ve bu bağlamda önerilen çözümlere ışık tutmaktadır.Article RADYASYON YAYMA ve ATOM ENERJİSİYLE PATLAMAYA SEBEBİYET VERME SUÇLARINA BİLİMSEL ve HUKUKİ PERSPEKTİFTEN BİR BAKIŞ(2021) Ege, AhmetRadyasyon ve nükleer enerji iyi ellerde olduğunda insanlığa sağlık, enerji ve refah getiren fakat kötü ellerde bir o kadar tehlikeli ve zarar veren enerji türüdür. Türkiye’nin nükleer enerjiyle elektrik üretimine geçiş sürecinde olduğu bu yıllarda radyasyon yayma ve atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçlarının geniş bir bilimsel ve hukuki perspektifle analiz edilmesi büyük önem taşımaktadır. Böyle bir analizde fizik, kimya gibi temel bilimler ve mühendislik bilimleri ile tıp ve hukuk iç içe girecektir. Söz konusu suçların hukuki değerlendirmesinde bilimsel temellere oturmayan bir tutum, yanlış bir sonuca yol açarak kişilerin hiç işlemedikleri bir suç nedeniyle cezalandırılmalarına neden olabileceği gibi suç işlenmesine karşın faillerin cezalandırılmamalarına da neden olabilir. Radyasyon yayma suçu nükleer maddelerle işlenebileceği gibi nükleer silahlarla da işlenebilir. Atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçunu kişilerin, terör gruplarının veya yasa dışı örgütlerin nükleer silah yaparak suç işlemeleri pratikte imkansıza yakındır. Tarihte meydana gelen üç büyük nükleer kaza olan; Three Mile Island (1979-ABD), Çernobil (1986-Sovyetler Birliği) ve Fukushima (2011-Japonya) kazalarında doğrudan atom enerjisi (nükleer) kökenli bir patlama olmamıştır. Patlamalar ikincil nitelikteki kimyasal reaksiyonlarla gerçekleşmiştir. Buna karşın reaktör içerisindeki nükleer bölünme ürünlerinin etrafa yayılmasının ne denli ciddi sonuçları olduğu konunun uzmanı olsun olmasın herkesin malumudur. Bu bağlamda atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçu aynı zamanda radyasyon yayma suçuna da yol açmaktadır. Patlama sonucu etrafa saçılan parçalar radyoaktivite içereceğinden bu suçun kasten veya taksirle işlenmesi halinde aynı zamanda radyasyon yayma suçu da işlenmiş olmaktadır.Article Protection of Human Rights by International Court of Justice(2015) Arsava, Ayşe FüsunDe facto unlimited authority of International Court of Justice as judiciary of UNthat is entrusted with peaceful resolution of disputes between states and issue opin- ions requested from UN bodies or institutions and acceptance of human rights vio- lations as violation of international law authorize International Court of Justice onhuman rights area. However this situation does not substitute International Court ofJustice for universal or regional specialized human rights courts. This article sets light to discussions within this framework and particularly caselaw of International Court of Justice and European Court of Human Rights on humanrights violations.Article Suç Gelirlerinin Aklanması ve Vergi Suçları İlişkisinin Mali Eylem Görev Gücü (FATF) Standartları Temelinde İncelenmesi: Türkiye için Bir Durum Değerlendirmesi(Sosyoekonomi Soc, 2025) Bülbül, Duran; Güler, KadirSuç gelirlerinin aklanması ve vergi suçları, topluma maliyeti yüksek olan finansal suçlar olup, aralarında önemli bağlantılar bulunmaktadır. Bu çalışmada Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force - FATF) tarafından aklama suçuna karşı getirilen tedbirlerin vergi uyumuna ve vergi suçları ile mücadeleye olan katkılarının incelenmesi ve Türkiye’deki durumun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda öncelikle bu suçlara ve aralarındaki bağlantılara ilişkin kavramsal çerçeve oluşturulmuş, daha sonra FATF standartları temelinde aklama suçlarına karşı getirilen tedbirlerin genel olarak vergi uyumu ve vergi suçlarına etkileri araştırılmış ve Türkiye’deki durum incelenerek analiz edilmiştir. Yapılan çalışma müşterinin tanınması ve şüpheli işlemlerin bildirilmesine ilişkin tedbirlerin vergi mükelleflerinin, verilendirilmesi gereken iş ve işlemler ile gelirlerin tespitine ve vergi kaçakçılığının ortaya çıkarılmasına önemli ölçüde katkı yapma potansiyelinin bulunduğunu, ancak ülkemizde bu potansiyelden yeterince yararlanılmadığını göstermiştir.Article Cyber Terrorism: Technology and Power(2012) Aras, Gökşen; Şahin, Özlem SoySiber terörizm, terörizm ve siber uzayın birleşimi olarak ele alınmaktadır. İnternet, 3 boyutlu animasyon ve telekomunikasyon ile ilgili her şey ve bunların tümünün birleşimi, siber uzay kavramının genel bir tanımını oluşturmaktadır. Kısaca, her türlü modern bilgi transferini tanımlamak için kullanılmaktadır. Öte yandan, 20. yüzyılın en büyük paranoyasını oluşturan terörizm ise ideolojik bir amaç uğruna şiddet içeren tüm hareketleri ve bir grubun üyesi ya da üyeleri tarafından sivillerin güvenliğine kastedilmesi ya da bu güvenliğin hiçe sayılmasını ifade etmektedir. Bu son derece modern iki kavramın birleşimi, 20. yüzyılın başlarında Amerikan kültür çalışmalarının en göze çarpan konularından birini oluşturmuştur. Siberpunk Hareketi temsilcileri olarak adlandırılan bir grup yazar, eserlerinde siber terörizm kavramını çok gelişmiş teknoloji ve dünyadaki güç ilişkilerine etkisi bağlamında incelemektedir. Bu yazarlar arasında, özellikle, William Gibson ve Bruce Sterling, insan ve makineler arasındaki ilişkiler, her ikisinin birleşimleri, beyin ve vücudun istilası, siber dünya ve insanın siber uzaydaki konumu, her şeyi etkisi altına alan siber uzayın gücü, teknoloji ve yapay zeka tarafından bilginin kontrolü temalarıyla öne çıkmaktadır. Bu çalışma, yukarıda adı geçen yazarlara ait belli başlı siberpunk romanlarda, siber terörizm kavramının nasıl işlendiğinin kısa bir analizi olmakla birlikte, gerçek yaşama dair örneklere de yer verilecektir .

