Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Article
    Pankreas Cerrahisi Sonrası Histopatolojik Değerlendirme: Hpb’ye Özgü Patologlar ile Spesifik Olmayan Patologların Sonuçlarının Karşılaştırılması
    (Turkish Surgical Assoc, 2023) Emral, Ahmet Cihangir; Dikmen, Kürşat; Tahernejad, Maryam; Sardari, Khotan; Pour, Ali Rahman; Ekinci, Özgür; Kerem, Mustafa
    Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı, aynı cerrahi ekip tarafından pankreatikoduodenektomi yapılan hastaların spesmenlerinin HPB-spesifik pato- loglar ve genel patologların değerlendirme sonuçlarını karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Periampuller bölgede pankreatikoduodenektomi (PD) uygulanan 159 hastanın patoloji sonuçları retrospektif olarak incelendi. HPB-spesifik patologlar (S grubu) ve diğer patologların (NS grubu) histopatolojik değerlendirme sonuçları karşılaştırıldı. Patoloji spesmenleri değerlendirilerek, tümör boyutu (mm), total lenf nodu, metastatik lenf nodu, cerrahi sınır pozitif/negatifliği (RO/R1/R2 rezeksiyonu) ve vasküler rezeksiyon yapılan hastaların verileri gruplar karşılaştırılarak değerlendirildi. Bulgular: HPB-spesifik patologlar (S grubu) tarafından 91 hastanın, non-spesifik grupta (NS grubu) ise 68 hastanın spesmen sonuçları incelendi. Ortalama toplam lenf nodu sayısı ve diseke edilen metastatik lenf nodu sayısı açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı sonuç göz- lendi (sırasıyla p= 0,04, p< 0,01). Ayrıca cerrahi sınır pozitifliği (R1) S grubunda istatistiksel olarak daha yüksek bulundu (p= 0,02). Sonuç: HPB ameliyatlarının başarısının kliniğe yansıyabilmesi için patoloji spesmenlerinin HPB-spesifik patologlar tarafından incelenmesi önem taşımaktadır.
  • Article
    The Predictive Effect of "Real Amylase Value": A More Accurate Predictor for Postoperative Pancreatic Fistula
    (Wiley, 2025) Emral, Ahmet Cihangir; Cetinkaya, Gokay; Dikmen, Kuersat; Kerem, Mustafa
    BackgroundPostoperative pancreatic fistula (POPF) is a common and serious complication following pancreatic surgery. While several studies have attempted to predict the development of POPF using drain amylase concentration, predictive values vary widely due to factors like abdominal irrigation and chylous drainage, which can dilute the amylase levels. This study aims to evaluate whether the "Real Amylase Value" (RAV), calculated as the product of drain amylase concentration and drainage volume, provides a more reliable prediction of POPF compared to conventional amylase concentration. Better prediction of pancreatic fistula development could lead to closer clinical monitoring of these patients, reassessment of hospital stay duration, and more careful management of drains over an extended period. Additionally, carefully managing the timing of drain removal may improve patient recovery and discharge process.MethodologyData from 198 patients who underwent pancreaticoduodenectomy (PD) and distal pancreatectomy (DP) were retrospectively analyzed. Drain amylase concentrations and drainage volumes were measured on postoperative days (POD) 1 and 3, and the RAV (U) was calculated. Real Amylase Value (RAV) (U) was calculated using the formula: RAV (U) = Drain Amylase Concentration (U/L) x Drainage Amount (L). Predictive values for POPF were evaluated using receiver operating characteristic (ROC) curve analysis, comparing conventional amylase concentration (U/L) and RAV (U).ResultsOn POD1, the RAV (U) demonstrated greater predictive value for POPF compared to the conventional drain amylase concentration (U/L) with an area under the ROC curve (AUROC) of 0.85 versus 0.79, respectively. Similarly, on POD3, RAV showed superior predictive accuracy (AUROC 0.89) compared to amylase concentration (AUROC 0.79).ConclusionThe RAV (U) offers a more accurate and reliable prediction of POPF than traditional drain amylase concentration (U/L), with improved sensitivity and specificity. This method could refine clinical management, particularly in the timing of drain removal and early intervention strategies for patients at high risk of developing pancreatic fistulas.
  • Article
    Pankreatikoduodenektomi Sonrası Gelişen Postoperatif Pankreatik Fistül İçin Erken Bir Belirteç Olarak C-reaktif Protein
    (2025) Kerem, Mustafa; Emral, Ahmet Cıhangır
    Amaç: Pankreatikoduodenektomi (PD) sonrası gelişen klinik olarak anlamlı postoperatif pankreatik fistül (CR-POPF), cerrahi sonrası morbiditenin en önemli nedenlerinden biri olup, sekonder komplikasyonlara da zemin hazırlamaktadır. CR-POPF’nin erken dönemde tanınması, zamanında müdahale ve uygun dren yönetimi açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, postoperatif 3. gün (POD 3) serum C-reaktif protein (CRP) düzeylerinin CR-POPF gelişimini öngörmedeki değerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Mart 2020 ile Şubat 2025 arasında merkezimizde PD uygulanan 112 hasta retrospektif olarak analiz edildi. Total veya distal pankreatektomi yapılanlar, neoadjuvan tedavi alanlar, kontrolsüz diyabeti olanlar, immünsüprese hastalar ve pankreas dışı anastomoz kaçağı gelişenler çalışma dışı bırakıldı. Postoperatif 3. gün serum CRP düzeyleri, dren amilaz konsantrasyonu ve drenaj hacmi kaydedildi. CR-POPF, Uluslararası Pankreas Cerrahisi Çalışma Grubu (ISGPS) kriterlerine göre tanımlandı. ROC eğrisi analizi ile CRP düzeylerinin tanısal performansı değerlendirildi. Ayrıca, çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile CR-POPF için bağımsız risk faktörleri belirlendi. Bulgular: CR-POPF, 17 hastada (%15,2) gelişti. Bu hastalarda pankreas duktus çapı anlamlı şekilde daha dar ve doku yapısı daha yumuşaktı (p < 0,01). ROC analizinde, POD 3 CRP düzeyi >161 mg/L olan hastalarda CR-POPF gelişimini öngörmede AUC 0,77, sensitivite %82,4 ve spesifisite %66,3 olarak bulundu. Lojistik regresyon analizinde, dar pankreatik duktus çapı ve yumuşak pankreas dokusu CR-POPF için bağımsız risk faktörleri olarak saptandı. Sonuç: Pankreatikoduodenektomi sonrası 3. gün serum CRP düzeylerinin yüksek olması, CR-POPF gelişimini öngörmede anlamlı bir belirteçtir. CRP düzeylerinin rutin postoperatif değerlendirmeye dahil edilmesi, erken risk sınıflamasını kolaylaştırarak hasta yönetimi ve dren çekilme zamanlamasında klinik karar sürecine katkı sağlayabilir.
  • Article
    Distal Pankreatektomi Sonrası Pankreatik Fistül Gelişimini Tahmin Etmede İnflamatuar İndekslerin Rolü
    (2025) Kerem, Mustafa; Emral, Ahmet Cıhangır; Çetinkaya, Gökay
    Amaç: İnflamatuar belirteçlerin, distal pankreatektomi sonrası pankreatik fistül gelişimini tahmin etmedeki önemi, bu konuda yapılan çalışmalarla yeterince derinlemesine incelenmemiştir. Bu çalış-ma, distal pankreatektomi yapılan hastalarda postoperatif inflamatuar indekslerin, özellikle SII (siste-mik immün inflamasyon indeksi), NLR (nötrofil-lenfosit oranı) ve PLR (trombosit-lenfosit oranı), pank-reatik fistül gelişimi ile ilişkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Materyal ve Metod: Bu retrospektif çalışmada, Ocak 2020 ile Aralık 2023 arasında pankreatik kanser nedeniyle distal pankreatektomi uygulanan hastalar analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler, pankreatik fistül (B ve C dereceleri) gelişen hastaların, üçüncü postoperatif günde elde edilen laboratuvar sonuç-larına dayalı olarak hesaplanan SII, NLR ve PLR verileri retrospektif olarak incelenerek yapılmıştır. Bulgular: Çalışmaya, belirlenen kriterlere uyan 72 hasta dahil edildi. Bu hastaların 25'inde (% 34.7) pankreatik fistül gözlemlendi. Bu çalışmada, BMI ve yumuşak pankreatik doku pankreatik fistül gelişimi için istatistiksel olarak anlamlı risk faktörleri olarak bulundu (her ikisi için p=0.02). Postoperatif üçün-cü günde ölçülen SII ve NLR, pankreatik fistül gelişiminin istatistiksel olarak anlamlı prediktörleri olurken, postoperatif PLR’nin pankreatik fistül gelişimini tahmin etmede istatiksel anlamlı sonuç vermediği görüldü. SII’nin pankreatik fistül gelişiminin tahmin edilmesinde NLR'den daha güçlü bir prediktör olduğu görüldü. Sonuç: Bu çalışma, inflamasyonla ilişkili indeksler olan SII ve NLR'deki artışın, distal pankreatektomi sonrası pankreatik fistül gelişiminin tahmin edilmesinde etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir. Buna karşılık, PLR'nin pankreatik fistül gelişimini tahmin etmede etkili olmadığı görüldü.