Search Results

Now showing 1 - 10 of 10
  • Article
    TÜRK EDEBİYATININ KLASİK ESERLERİNİN GÜNÜMÜZ TELEVİZYON İZLEYİCİSİNE SUNUMU VE İZLEYİCİ ALGISININ ANALİZ EDİLMESİ
    (2013) Korkmaz, Murat; Aras, Gökşen; Öktem, Gönül; Yücel, Ali Serdar
    Birçok kültür ve toplumun en önemli değerleri arasında edebiyat eserleri yer alır. Bunlar geçmişten günümüze yansıyan başta yaşanmışlıklar, tarih, kültür ve sanata yönelik yapıtlardır. Oysaki günümüzde bunun tam tersi olarak geçmişteki bu değerler ekonomik bir takım rant ve beklentilerin esiri olmuştur. Bunun da en önemli nedenleri arasında toplumsal beklentilerin karşılanması ve buna paralel olarak bir takım kurum ve kuruluşların bunu bir rant haline dönüştürme düşüncesidir. Bu durumu yine tarih ve sanata verilmeyen önem olarak gösterebiliriz. Birçok alanda olduğu gibi sanat ve edebi eserler noktasında da artık ekonomik beklenti en ön plandadır. Değişen toplum ve kültür anlayışına paralel olarak ortaya çıkan sorunlar yine birçok farklı kurumun stratejik olarak hareket etmesine neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, geçmişten günümüze yansıyan klasik Türk edebiyatı içerisinde değerlendirilen eserlerin günümüz televizyon izleyicisine sunulması ve izleyici üzerinde oluşturduğu algının belirlenmesidir. Çalışmamız, son yıllarda bir dizi furyası şeklinde ortaya çıkan televizyon yapıtlarının izleyiciye sunulması ve izleyiciden sağlanan avantajların neler olduğunun belirlenmesidir. Ayrıca seyircinin ilgi ve beğenisini kazanmak amacıyla eserlerde meydana getirilen erozyon ve değişiklikler nedeniyle ortaya çıkan milli değer kayıpları başta olmak üzere yapılan yanlışlıklar ve olumsuzluklar yazıda gösterilmeye çalışılmıştır. Araştırma uygulamalı bir araştırmadır. Araştırmada üç edebi eser \"ROMAN\" ele alınmıştır. Bunlar; Aşk-ı Memnu, Hamının Çiftliği ve Yaprak Dökümü'dür. Bu üç eser hakkında öncelikli olarak literatür değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ise bu eserlerin televizyona yansıması değerlendirilerek, eserler hakkında televizyon izleyicisinin düşünceleri ele alınmıştır. Araştırmada kullanılan anket iki farklı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesine yönelik sorular, ikinci bölümde ise 5'li likert ölçekten oluşan sorular yer almaktadır. Araştırmanın evrenini İstanbul, Ankara gibi iki büyük ilde yaşayan izleyici kitlesi oluşturmaktadır. Araştırmaya (N=300) kadın ve erkek katılım gerçekleştirmiştir. Anket verileri SPSS 20 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler öncelikli olarak güvenirlilik analizine tabi tutulmuş ve Cronbach's Alfa kat sayısı olarak 0.920 değeri elde edilmiştir. Bu değer çalışmanın oldukça güvenilir olduğunu göstermektedir. Yine veriler farklı analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş ve sonuç olarak katılımcıların eserlerin orijinal halleri ile televizyonda gösterilen halleri arasında ciddi bir fark olduğuna işaret ettiği saptanmıştır.
  • Article
    The Woman Question as Reflected in Charlotte Brontë’s Villette Through the Female Character Lucy Snowe
    (2011) Aras, Gökşen
    19.yüzyıl İngiltere’sinde “Kadın Sorunsalı,” kadının hem toplum içindeki yeri hem de özel hayatı açısından, bu dönem içinde özellikle kadın romancılar tarafından yazılan romanlarda yansıtılmıştır. Bu romanlardan biri de bir kadın ve kadın romancı olarak benzer sorunları yaşayan Charlotte Brontë’nin Villette adlı romanıdır. Bu roman, kadın sorunsalını, kahramanı Lucy Snowe aracılığı ile aşk ve evlilik; duygusal ve ekonomik özgürlük ve kadın- erkek ilişkileri açısından ele almaktadır.
  • Article
    Edebiyatta Yaratıcılık ve Madde Bağımlılığı
    (2020) Aras, Gökşen
    : Bilindiği üzere, bireyin en büyük arzusu varlığını ispat etmek olmuştur ve kendini gerçekleştirme eylemi de ürettikleriyle özdeşleştirilmiştir. Bu noktada yaratıcılığın insanın en değerli gücü olduğu söylenebilir. Pek çok etkenle şekillenen yaratıcılık, çoğunlukla görünenin ötesini keşfedebilecek algı, sezgi ve ifade gücüne sahip yazar ve sanatçılara atfedilmektedir. Ancak, bu keşif yolunda, yazar ve sanatçıların bilgi ve yetenekleri dışında farklı yöntemlere de ihtiyaç duydukları ifade edilmiştir. Afyon ve esrarın bazı yazarlar ve sanatçılar tarafından fiziksel rahatsızlıklarının tedavisinde kullanıldığı ifade edilse de bu maddelerin, bu maddelere bağımlı olan yazar ve sanatçıların hayal güçlerine ve yaratıcılıklarına katkı sağlayıp sağlamadığı önemli bir tartışma konusu olmuştur. İngiliz edebiyatının tanınmış yazarlarından Thomas De Quincey, bağımlılığını itiraf ettiği Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları başlıklı eserinde afyon kullanımına ve etkilerine dikkat çekmektedir. Charles Baudelaire, Yapma Cennetler başlıklı eserinde, afyon ve esrar kullanımı ile ilgili görüşlerini ortaya koymaktadır. Alman edebiyat eleştirmeni ve kültür tarihçisi Walter Benjamin’in Esrar Üzerine başlıklı eseri, 1927-1934 yılları arasındaki uyuşturucu deneylerinin tutanaklarını içermektedir. Bu çalışmanın amacı, yaratıcılık kavramını, afyon ve esrarın on dokuzuncu yüzyılda ve öncesinde kullanım alanlarını, fiziksel ve psikolojik etkilerini, bağımlılık kavramını açıklamak, yukarıda adı geçen üç esere ve uyuşturucu kullandığı iddia edilen yazarlara, özellikle Samuel Taylor Coleridge’e göndermeler yaparak, edebiyat, üretim, yaratıcılık ve bağımlılık ilişkisini değerlendirmektir.
  • Article
    YURT DIŞINDA YAŞAYAN TÜRKLERİN TÜRKİYE'NİN AVRUPA BİRLİĞİ'NE KATILIM SÜRECİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ
    (2015) Korkmaz, Murat; Aras, Gökşen; Yücel, Ali Serdar
    Türkiye AB ilişkileri sadece siyasi bir süreçten ibaret değildir. Bu süreç içerisinde yaşayan halklar vardır. Bu kişilerin AB'ye ilişkin düşüncelerini, beklentilerini ve yaşam deneyimlerini öğrenmek demokrasi ve onunla ilişkili olarak AB'ye yönelik bilinçli bir kamu (gündemi) oluşturabilmek açısından gereklidir. Türk insanı göçmen statüsü veya vatandaş olarak yıllardır AB ülkelerinde yaşamaktadır. Ancak gelinen noktada Türkiye'nin üyeliğinin artık ne kadar gerekli olduğu ve Türk insanına neler sağlayabileceği sorgulanmaktadır. Bu araştırma, AB deneyimini fiili olarak yaşamakta olan Türk vatandaşlarının Birlik hakkındaki düşüncelerini bilimsel verilerle ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bir anket uygulaması ile desteklenen bu çalışmada önemli bulgulara ulaşılmıştır. Bu araştırmada Yurtdışında yaşayan Türklerin Avrupa Birliği'ne ve Türkiye'nin AB'ye üyeliğine bakış açısı konusu incelenmiştir. Bu bağlamda Avrupa genelinde toplam 6 ülkede 5515 katılımcıya iki bölümden oluşan toplam 35 soruluk bir anket formu uygulanmıştır. Avrupa Birliği hakkında ne derece bilgiye sahip oldukları ve bilgi kaynaklarının neler olduğu, AB'ye ilişkin düşünceleri ve ardından AB ve entegrasyon hakkındaki görüşleri 5'li likert ölçekle sorgulanmıştır. AB'ye ilişkin özelliklerin demografik değişkenlere göre değişim gösterip göstermediği test edilmiştir. Oluşturulan ölçeğin güvenilirliğini test etmek amacıyla Cronbach's alpha analizi uygulanmış ve güvenirlik katsayısı 0,952 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, Türklerin Avrupa kıtasındaki varlığının Türkiye'nin AB'ye üye olma sürecinde bir destek olduğu görülmektedir. Özellikle STK'ların temsiliyeti Türkiye'nin AB'ye girmesi konusunda oldukça destek olmaktadır. Katılımcılar Türkiye'nin AB'ye girmesine imkânsız olarak bakmaktadırlar. Türkiye'nin hiçbir zaman bir AB ülkesi olamayacağına dair inanç yüksektir. Yaş değişkeni ile AB'ye katılım konusunda destek ve ülkeye uyum sorununa ilişkin görüşlerde farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca gelir durumu ülkelere göre farklılık göstermemektedir. Tüm ülke vatandaşlarının gelir düzeylerinin düşük olduğu bulunmuştur. Cinsiyet ile AB'nin dezavantajlı olduğunu düşünme arasındaki ilişki bağımsız bulunmuştur. Her iki cinste AB dezavantajlı olarak görülmektedir
  • Article
    The English Romantics and The Romantic Imagination: William Wordsworth and Samuel Taylor Coleridge
    (2012) Aras, Gökşen
    Edebiyatın kültürel bağlamdan yoksun olması düşünülemez. Bununla birlikte, edebiyat, okuyucunun edebi metinleri sadece estetik, yapısal ve dilbilimsel boyutları ile değil, kültürel anlamları açısından da yorumlamasına ve değerlendirmesine ve bu sayede aydınlatıcı ve düşündürücü, diğer bir deyişle, yeni ve farklı bakış açıları oluşturmasına yardımcı olan kültürel bir süreçtir. Bu çerçevede, Romantik şiir akımı 200 yıldır en çok okunan ve çalışılan edebi türlerden biri olmuş, ancak bu şiir türünün net bir tanımı yapılamamakla birlikte, sadece bir anlamla sınırlandırılması da mümkün olmamıştır. Aslında, Romantik şiirin son derece karmaşık yapısının yanısıra bu akıma anlam ve bi- çem açısından duyulan ilginin diğer bir nedeni de Neoklasik akımın genel kurallarını altüst etmeyi hedefleyen ruhu ve aynı zamanda bu türü Neoklasik dönemden ayıran en önemli özelliklerinden biri olan hayal gücü kavramına yüklediği anlamdır. Diğer bir nokta ise, farklılıklarına rağmen, Romantik şairlerin hayal gücü olgusuna sergiledikleri benzer tutumlardır. Romantikler ve Neoklasikler arasındaki en temel ayrım ise Romantikler için büyük önem taşıyan hayal gücü teriminin Neoklasikler için aynı derecede öneme sahip olmamasıdır. Bu çalışma, William Wordsworth ve Samuel Taylor Coleridge gibi önde gelen Romantik şairlerin, üstün bir zihinsel beceri tanımının atfedildiği hayal gücü kavramını şiirleri aracılığı ile nasıl yansıttıklarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
  • Article
    Cyber Terrorism: Technology and Power
    (2012) Aras, Gökşen; Şahin, Özlem Soy
    Siber terörizm, terörizm ve siber uzayın birleşimi olarak ele alınmaktadır. İnternet, 3 boyutlu animasyon ve telekomunikasyon ile ilgili her şey ve bunların tümünün birleşimi, siber uzay kavramının genel bir tanımını oluşturmaktadır. Kısaca, her türlü modern bilgi transferini tanımlamak için kullanılmaktadır. Öte yandan, 20. yüzyılın en büyük paranoyasını oluşturan terörizm ise ideolojik bir amaç uğruna şiddet içeren tüm hareketleri ve bir grubun üyesi ya da üyeleri tarafından sivillerin güvenliğine kastedilmesi ya da bu güvenliğin hiçe sayılmasını ifade etmektedir. Bu son derece modern iki kavramın birleşimi, 20. yüzyılın başlarında Amerikan kültür çalışmalarının en göze çarpan konularından birini oluşturmuştur. Siberpunk Hareketi temsilcileri olarak adlandırılan bir grup yazar, eserlerinde siber terörizm kavramını çok gelişmiş teknoloji ve dünyadaki güç ilişkilerine etkisi bağlamında incelemektedir. Bu yazarlar arasında, özellikle, William Gibson ve Bruce Sterling, insan ve makineler arasındaki ilişkiler, her ikisinin birleşimleri, beyin ve vücudun istilası, siber dünya ve insanın siber uzaydaki konumu, her şeyi etkisi altına alan siber uzayın gücü, teknoloji ve yapay zeka tarafından bilginin kontrolü temalarıyla öne çıkmaktadır. Bu çalışma, yukarıda adı geçen yazarlara ait belli başlı siberpunk romanlarda, siber terörizm kavramının nasıl işlendiğinin kısa bir analizi olmakla birlikte, gerçek yaşama dair örneklere de yer verilecektir .
  • Article
    NORGARD KOHLHAGEN DÜNYAYI DEĞİŞTİREN KADINLAR 1
    (2015) Aras, Gökşen
    NorgardKohlhagen tarafından kaleme alınan, Türkçe çevirisi ise Osman Deniztekin tarafından yapılan Dünyayı Değiştiren Kadınlar (2004) başlıklı eserde, dünyayı değiştiren kadınlar listesine Mary Wollstonecraft ile başlanmış, oldukça uzun olan bu listede sırasıyla Bettina VonArnim, Germaine de Stael-Holstein, AnnetteVonDroste-Hülshoff, George Sand, HarrietBeecherStowe, FannyLewald, MathildeFranziskaAnneke, LouiseOtto-Peters, FlorenceNightingale, HedwigDohm, Emmeline Pankhurst ve Sylvia Pankhurst, FranziskaTiburtius, BerthaVonSuttner, VeraFigner, ClaraZetkin, LilyBraun, KatheKollwitz, AdelheidPopp, Maria Montessori, Rosa Luxemburg, Virginia Woolf, KatherineMansfield, Simon de Beauvoir ve son olarak Flora Tristan yer almaktadır.Yirmi altı kadının tanıtıldığı eserin önsözünde belirtildiği üzere, bu kadınları birbirine bağlayan en önemli özellikleri, statükoyu olduğu gibi, kaçınılmaz ve değişmez olarak kabul etmemeleri ve her birinin kurallara ve kalıplara kendi tarzlarında karşı çıkmalarıdır
  • Article
    TÜRKİYE'DE KADIN İSTİHDAMININ AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİNDEKİ KADIN İSTİHDAMI İLE KARŞILAŞTIRILMASI
    (2013) Korkmaz, Murat; Alacahan, Nur Dilbaz; Tuna, Dilek Cesim; Yücel, Ali Serdar; Aras, Gökşen
    Günümüzde ekonomik ve toplumsal kalkınmaya doğrudan etkisi olan işsizlik ve istihdam, ülkelerin önemle üzerinde durmaları gereken bir konu haline gelmiştir. Bu durumdan etkilenen en önemli kesimi muhakkak kadınlar oluşturmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin büyük oranda devam ettiği günümüz toplumlarında refah seviyesinin yükseltilmesi ve kalkınmanın sürdürülebilmesi bakımından kadın istihdamı önem arz etmektedir. Günümüzde kadın istihdamının mevcut durumunun gelişmiş ya da gelişmekte olan diğer ülkelerle karşılaştırılarak ortaya konulması konuya ışık tutacak ve bu konuda izlenecek politikalara rehberlik yapacaktır. Bu karşılaştırmalar sonucunda ortaya çıkan benzerlikler ve farklılıklar değerlendirilerek Türkiye'de kadın istihdamına ilişkin daha somut değerlendirmeler yapılması sağlanabilecektir. Bu çalışma, istatistikî veriler çerçevesinde Türkiye'deki kadın istihdamının iş pazarı açısından gelişmiş bir ülke olan ABD'deki kadın istihdamına göre nerede bulunduğunu ve buna etki eden faktörlerin neler olduğunu belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma Türkiye istatistik kurumu veri tabanı ve Amerika birleşik devletleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma genel olarak 2000 yılı ve sonrası verileri kullanılarak durumlarda dönem daraltılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde temel istatistikler karşılaştırılarak iki ülke arasındaki farklar belirlenmeye çalışılmıştır. İstihdamın toplam iş gücüne oranı, meslek ve eğitim kırılımları gibi değişkenler ve iki ülke arasındaki farklar belirlenmiştir. İkinci bölümünde ise Regresyon ve Granger Nedensellik analizleri kullanılarak GSMH ile İstihdam değişkeni arasındaki ilişkinin ölçüsü ve yönü belirlenmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak, Amerika'nın sanayideki köklü geçmişinin etkisiyle kadın istihdamı ve sektör dağılımları Türkiye kadın istihdamı rakamlarına göre oldukça farklı bulunmuştur. Amerika'da 2000'li yıllardan bu yana kadın istihdamındaki gelişim %5 seviyesinde iken, Türkiye'de bu oran %25 olarak bulunmuştur. Bu farklılığın, Amerika'da kadın nüfusunun istihdama katılımının daha erken dönemlerde olmasından, Türkiye'de ise son yıllarda kadınların çalışma hayatına dâhil edilebilmesi için gösterilen çabalardan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca krizin istihdam üzerindeki etkisi sonucunda işsizlik oranlarının her iki ülkede de yükseldiği ve krizin bittiği dönemde bir toparlanma evresine girildiği bulunmuştur. İş gücüne katılım oranların bakıldığında ise; Amerika'daki katılım oranlarının %50'ler seviyesinde iken, bu oranın Türkiye'de %25'ler seviyesinde kaldığı, Amerika'da çalışan kadınların büyük çoğunluğunun yüksek eğitim gerektiren yönetimsel işlerde çalışırken, Türkiye'de çalışan kadınların daha çok balıkçılık veya zirai sektörlerde yoğunlaştıkları görülmüştür. Araştırmada elde edilen bir başka sonuç ise; ABD'de GSMH artışının, kadın istihdamında artışa neden olurken Türkiye'de her ikisinin bir birinin nedeni olduğu yönündedir.
  • Article
    State Primary School Administrators Perceptions as To the Concept of Time Management
    (2015) Korkmaz, Murat; Çelebi, Nurhayat; Yücel, Ali Serdar; Aras, Gökşen; Gürkan, Ayça
    Bu araştırma, ilköğretim okullarında çalışan yöneticilerin zaman yönetimine ilişkin algı düzeylerini tespit etmeye yöneliktir. Bu araştırma genel tarama modelinde nicel bir çalışmadır. Bu araştırmanın çalışma evrenini, İstanbul- Bağcılar, Avcılar, Esenyurt ve Bahçelievler belediye sınırları içinde bulunan 249 ilköğretim okulunda çalışan 632 müdür ve müdür yardımcısı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından \"zaman yönetimi\" ile ilgili 5'li Likert tipinde geliştirilmiş olan 24 maddelik bir anket kullanılmıştır. Anketin Cronbach's Alpha iç tutarlık katsayısı 0,933'tür. Anketten elde edilen veriler, SPSS 20 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Zaman yönetimi ile ilgili açımlayıcı faktör analizi sonuçlarına göre yöneticilerin zaman yönetimi algıları dört alt boyutta toplanmıştır. Bu alt boyutlar; \"zamanı planlama, zamanı değerlendirme, zaman yetersizliği ve kişisel ilişkiler\" olarak isimlendirilmiştir. Faktör alt boyutları ile bağımsız değişkenler olarak cinsiyet, okulda çalışan öğretmen sayısı, mesleki deneyim, okulda geçen yöneticilik süresi ve eğitim düzeyi arasında farklılıklara bakılmıştır. Buna göre iki gruplu karşılaştırmalarda t testi, ikiden fazla bağımsız grupların karşılaştırılmasında tek yönlü ANOVA ve anlamlı değişkenler için LSD testi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, yöneticilerin en fazla zamanını alan konular \"zamanı planlama\", en az zaman ayırdıkları konular ise, \" kişisel ilişkiler\" ile ilgilidir. Bu bulgular yapılan diğer araştırma bulguları ile de desteklenmektedir
  • Article
    KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE ÜNİVERSİTELERİN İŞ VE SANAYİ SEKTÖRÜYLE OLAN İLİŞKİLERİ İLE ÖĞRENCİLERİNE SAĞLADIĞI AVANTAJLARIN UYGULAMALI ÖRNEĞİ
    (2013) Korkmaz, Murat; Aras, Gökşen; Yücel, Ali Serdar; Bacaksız, Pınar
    Küreselleşen rekabet ortamında emek gücüne verilen önem her geçen gün artmaktadır. Bu emek gücünün yetiştirilmesinde ve iş çevrelerinin sağlanmasında bilgi üreten üniversitelerin önemli sorumlulukları vardır. dönüştürülmesi için üniversite-sanayi işbirliğinin etkin rol oynaması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin iş ve sanayi sektörü ile olan ilişkilerinin kendilerine sağladığı avantajlara ilişkin algılarının tespit edilmesi ve söz konusu algıların bazı demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığının test edilmesidir. Araştırma uygulamalı bir alan çalışmasıdır. Bu bağlamda 200 katılımcıya iki bölümden oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde frekans tabloları, betimleyici istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (anova) ve Tukey testinden faydalanılmıştır. Araştırmada üniversitelerin iş ve sanayi sektörü ile olan ilişkilerinin öğrencilere sağladığı avantajlara ilişkin algıların öğrenim durumu ve cinsiyet bakımından farklılaştığı, söz konusu algıların kamu okullarında öğrenim görenlerde ve erkek öğrencilerde daha olumsuz olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, öğrencilerin okudukları üniversitenin kendilerine iş olanakları sağlayacağı kanaatinde olmadıkları ve üniversite-sanayi işbirliği içerisindeki kurum ve işletmelerin ortak eğitim politikası uygulamalarının daha etkin ve faydalı olacağına dair görüş belirttikleri saptanmıştır. Sonuç olarak, üniversiteler ve iş yaşamı içerisindeki kurumların bir araya getirilerek ortak çalışmaların yapılmasına ilişkin planlamalar yapılması ve bu doğrultuda çeşitli eğitim ve organizasyonların gerçekleştirilmesinin üniversite-sanayi işbirliğinde etkin rol oynayacağı söylenebilir