Search Results

Now showing 1 - 5 of 5
  • Article
    Tip 2 Diyabetli Bireylerde Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi ve Fiziksel Aktivite Seviyelerinin İncelenmesi
    (2021) Özel, Cemile Bozdemir; Arıkan, Hülya; Dağdelen, Selçuk; Kütükçü, Ebru Çalık; Karadüz, Beyza Nur; Kabakçı, Mevlana Giray; İnce, Deniz İnal
    Amaç: Tip 2 diyabetli bireylerde fiziksel aktivite kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri açısından önemlidir. Çalışmanın amacı, Tip 2 diyabetli bireylerde kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri bilgi düzeyi ve fiziksel aktivite seviyelerini değerlendirmekti.Yöntem: Çalışmaya 47 tip 2 diyabetli birey (yaş ortalaması: 50,80±5,61 yıl) dahil edildi. Vücut yağı biyoelektrik empedans analizi ile değerlendirildi. Kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri bilgi düzeyi, Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi Ölçeği (0-28) ile değerlendirildi. Koroner arter hastalık risk faktörleri hesaplandı. Fiziksel aktivite seviyeleri yedi gün boyunca üç eksenli akselerometre ile ölçüldü.Bulgular: Kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri bilgi düzeyi ölçeği 20,69±3,86 puandı. Framingham risk skoru 8,85±3,06 olarak kaydedildi. Günlük ortalama adım sayısı 7195±3441,20 adım/gün olarak hesaplandı. Metabolik eşdeğer ile açlık kan glukozu (r=-0.381; p=0,018), vücut kütle indeksi (r=-0,665; p<0,001), bel çevresi (r=-0,381; p=0,018), vücut yağ yüzdesi (r=-0,554; p=0,002) ile ilişkiliydi. Kardiyovasküler hastalıklar bilgi düzeyi ortalamanın üzerinde bulundu. Sonuç: Tip 2 diyabetli bireylerde kardiyovasküler hastalıklar bilgi düzeyi ortalamanın üzerinde olmasına rağmen, bireylerin adım sayıları düşüktü. Tip 2 diyabetli bireyleri fiziksel aktivite konusunda bilinçlendirmeye ve adım sayısının yanı sıra aktivite şiddetine de odaklanarak fiziksel aktiviteyi arttırmaya yönelik uygulamalar amaçlanmalıdır.
  • Article
    Türkiye'deki Depremzedelerde Ağrı Şiddeti, Hareket Korkusu ve Düşme Korkusu: Kesitsel Gözlemsel Çalışma
    (2025) Arıkan, Hülya; Begen, Sena Nur; Yarımkaya, Nur Sena; Acet, Nagihan; Uluğ, Naime; Kılıç, Erden
    Amaç: 6 Şubat 2023'te Türkiye'deki 11 ilde meydana gelen yıkıcı depremler, hayatta kalanlar üzerinde önemli fiziksel ve psikolojik etkiler bırakmıştır. Bu çalışma, depremzedelerde ağrı şiddeti, hareket korkusu ve düşme korkusunun sıklığını belirlemeyi ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, ayrıca psikolojik dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyi ile bağlantılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntemler: Bu gözlemsel, kesitsel çalışmaya, deprem öncesinde ağrısı veya fiziksel travması bulunmayan 184 hayatta kalan (93 erkek, 91 kadın; yaş ortalaması: 34,02 ± 10,76 yıl) dahil edilmiştir. Ağrı şiddeti, hareket korkusu, düşme korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve psikolojik dayanıklılık sırasıyla ‘Sayısal Ağrı Skalası’, ‘Hareket Korkusu Nedenleri Ölçeği’, ‘Modifiye Düşme Etkililik Ölçeği’, ‘Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu’ ve ‘Connor-Davidson Dayanıklılık Ölçeği’ kullanılarak 02 Mayıs 2023 ile 30 Temmuz 2023 tarihleri arasında değerlendirilmiştir. Bu parametreler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %46,7’sinde hareket korkusu, %33,2’sinde düşme korkusu ve %37,7–50,5’inde orta ila şiddetli ağrı gözlenmiştir. Hareket korkusu, baş ağrısı (r = 0,275, p < 0,001), boyun ağrısı (r = 0,294, p < 0,001), üst sırt ağrısı (r = 0,262, p < 0,001) ve bel ağrısı (r = 0,284, p < 0,001) dahil olmak üzere ağrı şiddeti ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Benzer şekilde, düşme korkusu (daha yüksek skorlar daha düşük korkuyu gösterir), baş ağrısı (r = 0,202, p = 0,006), boyun ağrısı (r = 0,179, p = 0,015), üst sırt ağrısı (r = 0,191, p = 0,010) ve bel ağrısı (r = 0,282, p < 0,001) ile pozitif yönde ilişkilidir. Hem hareket korkusu (r = -0,243, p = 0,001) hem de düşme korkusu (r = 0,220, p = 0,003) psikolojik dayanıklılıkla anlamlı bir ilişki göstermiştir. Ancak, her iki korku türü de fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkili bulunmamıştır (p > 0,05). Sonuç: Deprem sırasında fiziksel travma geçirmeyen ve önceden ağrısı olmayan hayatta kalanlar arasında hareket korkusu, düşme korkusu ve ağrı şiddeti yaygındır. Bu faktörler, fiziksel aktivite düzeyinden bağımsız olarak birbirleriyle yakından ilişkilidir. Psikolojik dayanıklılık, korkuya bağlı tepkilerde kritik bir rol oynamaktadır. Bu bulgular, afet sonrası rehabilitasyon stratejilerininde ağrı şiddetini ve korkuya bağlı tepkileri ele alırken, psikolojik dayanıklılığının da göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamaktadır.
  • Article
    Koroner Arter Bypass Greft Cerrahisi Sonrası Fiziksel Aktivite Danışmanlığının Erken Dönem Sonuçlarının İncelenmesi
    (2024) Karahan, Zehra Can; Çırak, Yasemin Buran; Arıkan, Hülya
    Amaç: Koroner arter hastalığı için önemli bir risk faktörü olan fiziksel inaktivite, koroner arter bypass greft (KABG) ameliyatı sonrasında artırılmalıdır. Bu çalışmanın amacı, KABG ameliyatı geçirmiş hastalarda erken dönemdeki fiziksel aktivite (FA) danışmanlığının etkilerini incelemekti. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya dahil edilen 30 erkek hasta rastgele iki gruba ayrıldı. 15 hasta FA danışmanlığı ve rutin fizyoterapi alırken, diğerleri sadece rutin fizyoterapi aldı. FA, egzersiz kapasitesi, günlük yaşam aktiviteleri, uyku kalitesi, depresyon ve anksiyete ameliyattan önce ve iki hafta sonra değerlendirildi. Tüm hastalara taburcu olduktan sonra FA ve enerji harcaması değerlendirmesi için bir aktivite monitörü (MF-SenseWear Armband) takıldı. Enerji harcaması, ortalama MET değeri, FA süresi, yatma ve uyuma süresi ve günlük adım sayısı taburcu olduktan sonraki 7 gün boyunca izlendi. Bulgular: 6 dakikalık yürüme mesafesi FA grubunda 507,87±77,70 m'den 470,46±69,83 m'ye (p=0,001) ve kontrol grubunda 499,80±82,93 m'den 448,00±64,25 m'ye (p=0,002) düşdü, ancak aradaki fark anlamlı değildi (p=0,610). FA danışmanlığı, toplam enerji harcamasını (8516.10±1489.75 karşı 8568.75±999.68 joule, p=0.910), aktif enerji harcamasını (307.43 joule (min 13.57-maks 3300.57) karşı 303.68 joule (min 30.71-maks 11.68), p=0. 412), ortalama metabolik eşdeğer (1.30±0.16 karşı 1.17±0.17, p=0.057), FA süresi (16.57 dakikaya (min 0.71- maks 180) karşı 16.85 dakika (min 3.57-maks 58.71), p=0.367), adım sayısı (723.86 adıma (min 198.57-maks 5944.14) karşı 796.28 (min73.86-maks 4217.86), p=1.000). Sonuç: FA danışmanlığımız, CABG ameliyatı sonrası FA'yı ve klinik sonuçları geleneksel tedaviden daha fazla iyileştirmedi. Etkinliğin gösterilmesi için daha uzun takiplere ihtiyaç vardır.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Ouas’li ve Koah’li Hastalarla Sağlıklı Kişiler Arasında Solunum Fonksiyonları, Fonksiyonel Kapasite ve Uyku Kalitesinin Karşılaştırılması
    (Galenos Publ House, 2020) Kütükçü, Ebru Çalık; Çalışkan, Hakan; Kılıç, Kübra; Yağlı, Naciye Vardar; Ertürk, Nurel; Sağlam, Melda; Arıkan, Hülya
    Amaç: Bu çalışmanın amacı Obstrüktif Uyku Apne sendromu (OUAS) ve Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığı (KOAH) olan hastalarda solunum fonksiyonları, egzersiz performansı ve uyku kalitesini sağlıklı bireylerle karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel çalışmaya 17 OUAS’li hasta (12 erkek, 5 kadın), 24 KOAH’li hasta (20 erkek, 4 kadın) ve 20 sağlıklı birey (15 erkek, 5 kadın) katıldı. Solunum fonksiyonu ve kas kuvvet testleri yapıldı. OUAS ve KOAH’li hastalarda diz ekstansörleri, omuz abduktörleri ve el kavrama kuvveti dijital el dinamometresi kullanılarak ölçüldü. Egzersiz performansı 6 dakika yürüme testi (6DYT) kullanılarak, uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi indeksi (PUKİ) ile değerlendirildi. Bulgular: KOAH’li hastaların 6DYT mesafesi, 6DYT mesafesi (%), omuz abduktörleri kas kuvveti ölçülen ve yüzde değerleri OUAS grubuna göre anlamlı olarak düşüktü (p<0,05). PUKİ kayıtlarına göre OUAS hastalarının %58,8’inin, KOAH hastalarının %58,3’ünün ve sağlıklı bireylerin %15,0’inin uyku kalitesi zayıftı (p=0,006). OUAS ve KOAH grubunda PUKİ-uyku bozukluğu, gündüz fonksiyon bozukluğu, alışılmış uyku etkinliği alt boyutları ve toplam PUKİ skorları sağlıklı bireylerden daha yüksekti (p<0,05). Sonuç: Bu çalışma, hem OUAS hem de KOAH hastalarında uyku kalitesinin olumsuz etkilendiğini ve sağlıklı bireylere göre OUAS ve KOAH hastalarında uyku bozukluğu ve gündüz fonksiyon bozukluğunun arttığını ve alışılmış uyku etkinliğinin azaldığını göstermiştir.
  • Article
    Tip 2 Diyabetli Bireylerde Fizyolojik Harcama İ Ndeksi, Fonksiyonel Kapasite ve Klinik Belirteçler
    (2020) Özel, Cemile Bozdemir; Arıkan, Hülya; Demirtaş, Raziye Nesrin; Sağlam, Melda; Kütükçü, Ebru Çalık; Yağlı, Naciye Vardar; Akalın, Aysen
    Tip 2 diyabeti olan kişilerde mekanik ve metabolik yetersizliklere bağlı olarak enerji harcaması etkilenmektedir. Buçalışmanın amacı fonksiyonel egzersiz kapasitesinin değerlendirmesi sırasında enerji harcamasını ve tip 2 diyabeti parametrelerininilişkisinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya 17 tip 2 diyabetli hasta dahil edildi. Laboratuvar değerleri ve antropometrik ölçümlerikaydedildi. Fonksiyonel kapasitesi altı dakika yürüme testi ile değerlendirildi. Enerji harcaması fizyolojik harcama indeksi ile altıdakika yürüme işi kullanılarak değerlendirildi. Fizyolojik harcama indeksi altı dakika yürüme testi ve istirahatteki kalp hızı farkınınhıza bölünmesiyle hesaplandı. Altı dakika yürüme işi altı dakika yürüme mesafesinin vücut ağırlığının çarpılmasıyla hesaplandı.Ortalama fizyolojik harcama indeksi 0,37 ±0,18 (atım/m)’idi. Fizyolojik harcama indeksi boy, vücut kütle indeksi, açlık kanglukozu, total kolesterol ile ilişkiliydi (p<0,05). 6DYT işi yaş, boy, c-reaktif protein, bel kalça oranı, yağ yüzdesi, yağsız vücutkütlesi ile ilişkiliydi (p<0,05). Tip 2 diyabetli hastalarda fonksiyonel kapasite sırasındaki enerji harcaması klinik parametrelerleilişkilidir. Enerji harcamasının alternatif yöntemleri olan fizyolojik harcama indeksi ve altı dakika yürüme işinin farklı klinikbelirteçlerle ilişkili olması açısından birlikte incelenmesi önerilmektedir.