Gürson, Ali Poyraz

Job Title:Doktor Öğretim Üyesi
Main Affiliation:Public Relations and Advertising
Status: Former Staff
Name Variants:
A.P.Gurson G.,Ali Poyraz

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 17
  • Master Thesis
    Türkiye'de kalkınma ve işbirliği dış yardımlarının kurumsallaşması
    (2013) Şahin, Süleyman; Gürson, Poyraz
    Çalışmanın konusu, Dünya?da sürekli gelişen uluslararası yardım stratejilerinin paralelinde, Türkiye?deki yasal düzenlemeler ve uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalara göre oluşan kurumsallaşma sürecini incelemek ve önerilerde bulunmaktır. Günümüzde nitelik ve nicelik olarak çeşitlilik gösteren uluslararası yardımların başlangıcı, 1. Dünya Savaşı sonrası ve 2. Dünya Savaşı sürecinde, ABD?nin Rusya, İngiltere, Fransa, Yunanistan ve Türkiye?ye yaptığı yardımlardır. ABD söz konusu yardımlarını bilahare ünlü Truman ve Marshall yardımlarını planlamak ve uygulamaya koymak suretiyle devam ettirmiş ve zaman içinde birçok dönüşüme tabi tutmuştur. Temel insani değerlerin uluslararası sözleşmelere bağlanarak ön plana çıkması; yoksulluk, geri kalmışlık ve terör ile mücadele, geleneksel olarak eski sömürgelerine yardım eden sanayileşmiş batı ülkelerini, diğer bölgelere de yardım etmeye zorlamıştır. Birleşmiş Milletler Teşkilatı bünyesinde UNDP koordinatörlüğünde kalkınma programları uygulanmaya başlanmış ve Marshall Planı ile doğan OEEC, Türkiye?nin de kurucu üyesi olduğu OECD?ye dönüştürülmüştür. Diğer yandan 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan güç dengesinin ortaya çıkardığı NATO, Varşova Paktı?nın dağılmasıyla amaç değiştirmiş ve Barış İçin Ortaklık Projesini uygulamaya koymuştur. Bugün bütün dünyada, birçok ülke, BM alt kuruluşları, OECD, uluslararası finans organizasyonları ve sivil toplum kuruluşları Binyıl Kalkınma Hedefleri olarak belirlenen ilkeleri uygulamaya çalışmaktadır. Ancak bazı ulusların `sömürge? konusundaki geçmiş tecrübeleri bazı tartışmalara da yol açmaktadır. Uluslararası yardımlar çerçevesinde Türkiye?ye bakıldığında, önceleri Marshall Planından ve NATO?dan yardım alan ülkeler arasında yer almış olmakla birlikte, 1. Dünya Savaşı sonrası Afganistan?a, 2. Dünya savaşı sırasında ise Yunanistan?a kendi imkânları ile yardımlar yaparak, yardım veren ülke konumunda da bulunmuştur. Özellikle Soğuk Savaş?ın sona ermesiyle birlikte SSCB?nin dağıldığı coğrafyada ortaya çıkan Türk Cumhuriyetlerinin sosyal ve ekonomik durumu, Türkiye Cumhuriyeti?ni dış yardımlarını artırmaya zorlamıştır. Türkiye daha sonraları Dünya?daki bütün problem alanlarına değişik tanımlamalarla yardım yapmaya başlamıştır. Fiili yardımlar devam ederken, arka planda yasal düzenlemeler yapılmış, yeni kurumlar kurulmuş ve mevcut kamu kurumlarına yeni ilave görevler verilmiş; ikili ve çok uluslu anlaşmalar imzalanmış ve böylece Türkiye, dış yardım kapasitesini sürekli geliştirdiği bir sürece girmiştir. Hatta Türkiye, uluslararası yardım arenasında örnek olarak gösterilen ve takdir gören uygulamalar geliştirmiştir. Bu bağlamda, temel görevi dış yardımları planlamak ve uygulamak olan kurumlar, hedef ülkelerin ihtiyaçlarını, süratle, etkin ve ekonomik olarak karşılamak için yurtiçi hizmet veren kamu kurumlarının uzmanlık birikimlerini mobilize etmeye başlamışlardır. Zaman içinde faaliyet konularında uzmanlık kapasitesine sahip sivil toplum teşkilatlarının da bu organizasyona dâhil olması ile çok aktörlü ve güçlü bir dış yardım yapısı oluşmuştur. Bölgesel gelişmeler Türkiye?yi sığınmacı kabul eden bir ülke statüsüne getirmiş ve sığınmacı sayısı olağanüstü rakamlara ulaştıkça, Eximbank gibi finansman kuruluşlarının yaptığı yardımlar ile başlayan süreç, Genelkurmay ve İçişleri Bakanlığı gibi güvenlik kurumlarının yardımlarının ön plana çıktığı bir sürece dönüşmüştür. Eski sömürgeleri ile ilişkilerini dönüştürerek sürdüren batı ülkeleri ve küresel ekonomide yeni `Pazar? kazanma mücadelesi veren sanayi ülkeleri ile Türkiye?nin yolları doğal olarak ayrılmış ve Türkiye `nerede kriz varsa oraya koşmayı? dış yardım stratejisinin odak noktası olarak belirlemiştir. Türkiye?nin oluşturduğu bu çok aktörlü, esnek ve yüksek kapasiteli yapı şimdiye kadar istenen faydayı sağlamıştır. Ancak, yapısı gereği risklere de açıktır. Çalışma, işte bu kurumsal yapıyı irdelemekte; yapının güçlü yönlerine işaret etmekle birlikte; yapıya yeni boyutlar kazandırmaya, noksanları gidermeye ve zayıf yönleri iyileştirmeye yönelik somut öneriler ortaya koymaktadır. ANAHTAR KELİMELER: 1- Dış yardımlar 2- Uluslararası işbirliği 3- Uluslararası örgütler 4- Kurumsallaşma 5- Geri kalmışlık
  • Article
    Pazarlama Çağında “pazarlamama”!
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Gürson, Poyraz; Eşiyok Sönmez, Elif
    Pazarlama kavramı uzun yıllardır gündemde olan ve çoğu firma için pazarda tutunabilmek amacıyla ürün, dağıtım, fiyatlandırma ve tanıtım için belirlenen stratejilerin temelini oluşturmaktadır. Pazarlama aslında tüketiciler ve üreticiler için gerekli olan mal veya hizmetlerin üretilmesi, bu üretilen mal ve hizmetlerin tanıtımının ve dağıtımının yapılması olarak tanımlanır (Elden, Ulugök ve Yeygel, 2005: 16). Bu dağıtım sürecinde belirlenen stratejilerde pazarlama stratejileridir. Pazarlama anlayışının başlıca ögeleri; (1) Tüketici yönlülük, yani potansiyel müşterinin hedef ve beklentilerinin saptanıp ona göre pazarlama ve üretim yapılması, (2) Bütünleşik pazarlama fonksiyonları, yani diğer departmanlar ile pazarlama departmanı arasında fiyat, tutundurma, dağıtım ve ürün gibi elemanlar arası uyum ve işbirliği sağlanması, (3) Tüketicinin tatmini ve kar sağlanması, ancak burada satış öncesi ve sonrası tatmin düzeylerinin ölçümlerinin yapılması gerekmektedir (Tek, 1991: 13). Ancak bu tip pazarlama stratejileri daha ziyade yeni piyasaya çıkmakta olan bir firma-marka tarafından tercih edilmektedir. İçerisinde bulunduğumuz küresel çağda örgütler kendilerini ifade etmek çeşitli pazarlama iletişim yöntemlerini kullansalar da, bazı durumlarda kurumlar pazarlamama (demarketing) stratejisini uygularlar.
  • Master Thesis
    Irak Kuzeyindeki Enerji Kaynaklarının Kürt Devlet Oluşumuna Etkisi
    (2012) Sanyürek, Mehmet Bora; Gürson, Poyraz
    ?Irak Kuzeyindeki Enerji Kaynaklarının Kürt Devlet Oluşumuna Etkisi? konulu tez çalışmamızla; Türkiye ve dünya gündemini meşgul eden Irak'taki Kürt olgusu, Irak kuzeyindeki enerji kaynakları ve bu kaynakların, muhtemel bir Kürt devletinin kurulmasına yapacağı etkiler incelenmiştir.Tez çalışmamızın hazırlanmasında, konu ile ilgili yapılan kaynak taramasından sonra, elde edilen veriler süzülerek, tarafsız bir bakış açısıyla, incelenmeye başlanmıştır. Ağırlıklı olarak; kitap, makale ve rapor gibi kaynaklardan faydalanılarak yapılan çalışmada, bölge konusunda uzman kişilerin görüşlerine de başvurulmuştur.Çalışmamız süresince elde edilen verilerin analiz edilmesi sonucunda; bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasının sosyolojik, ekonomik ve politik yönden mümkün gözükmediği, halihazırda var olan Kürt özerk bölgesine destek veren başat güçlerin de Ortadoğu'daki dengelerin bozulmasına engel olmak maksadıyla, böyle bir devletin kurulmasına izin vermeyeceği, ancak her şeye rağmen bağımsız bir Kürt devletinin kurulması durumunda ise ya bu devletin uzun ömürlü olamayacağı yada dış destek sonucu ayakta tutulmaya çalışılarak, bölgesel çatışmaların önünün açılacağı değerlendirmesine varılmıştır.Anahtar kelimeler: Kürt devleti, Enerji kaynakları, Ortadoğu
  • Master Thesis
    Stratejik Ortaklıktan Model Ortaklığa Türk-amerikan İlişkileri ve Ortadoğu
    (2011) Doğan, Zehra; Gürson, Poyraz
    Soğuk Savaş boyunca Türkiye-ABD ilişkileri Sovyet yayılmacılığı ve komünizm tehdidi altında ortak güvenlik temelli gelişirken Soğuk Savaş sonrası dönem özellikle iki ülkeye Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu'da daha çok işbirliği olanakları sunmuş ve iki ülke ilişkileri için ?stratejik ortaklık? modeli gündeme gelmiştir. Körfez Savaşı bu yeni ilişki biçimi için ilk sınav olurken 11 Eylül Saldırıları sonrası yaşanan gelişmeler geliştirilmeye çalışılan ?stratejik ortaklık? ilişkisini derinden etkilemiştir. Nitekim Barack Hüseyin Obama, ABD Başkanı olduktan sonra ABD gibi büyük bir Hristiyan nüfusla Türkiye gibi laik bir devlet olmakla beraber nüfusunun büyük bir oranı Müslüman olan bir ülkenin ilişkisinin tüm dünyaya model olabileceğini dile getirerek ?model ortaklık? kavramını önermiştir. Ancak kavramın gündeme geldiği günden beri Ortadoğu kaynaklı yaşanan gerilimler bu kavramın içinin doldurulması noktasında sıkıntılar yaratmıştır. Özellikle Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ?stratejik derinlik? yaklaşımı ile Türkiye'nin komşuları ve Ortadoğu ile ilişkilerini geliştirmesi Türkiye'nin ABD ve Avrupa'dan uzaklaşarak Ortadoğu'ya yakınlaştığı ve dış politikanın bir ?eksen kayması? yaşadığı iddialarına neden olmuştur. Bu iddialar Türk-Amerikan ilişkilerine de doğrudan yansımıştır. Nitekim bu çalışma, tüm bu varsayımlar ışığında İkinci Dünya Savaşı'ndan Obama'nın ABD Başkanı olmasına kadar geçen sürede iki ülke ilişkilerinin seyrini Ortadoğu üzerinden aktarmayı amaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Türk-Amerikan ilişkileri, Ortadoğu, Soğuk Savaş, Stratejik Ortaklık, Model Ortaklık, Stratejik Derinlik
  • Publication
    Renewable Energy Policies and Energy Supply Security
    (2014) Topçu, Mustafa Kemal; Erkan, Turan Erman; Gürson, Poyraz; Ülker, Halil İbrahim
    Energy is one of the fields that innovation is to be speeded up regarding requirements and geopolitical position of Turkey. However, as a result of natural consequence of unplanned and incorrect energy policies, dependency rate of consumed energy of Turkey has reached out a rate of 72 percent. Since need to energy is increasingly growing and a large part of consumed energy is imported, dependency seems to continue to increase. Toward this end, studies related to reducing foreign dependency on energy, the largest input of manufacturing industry in Turkey, are reviewed and discussed with a literature survey methodology. And policy recommendations concerning energy supply security are made. Renewable energy has been attached great importance worldwide as well as nationwide because of providing reliable energy regarding economy, policy, and environment. In order to meet the increasing electricity needs of Turkey as a developing country; the number of facilities on renewable energy are also growing. Domestic production of equipment for renewable energy producing and integrating those into conventional system is of high importance because of energy supply security and sustaining reserves as well as reducing foreign dependency.
  • Master Thesis
    Ortadoğu Barışında Güvenlik ve İşbirliği Modeli Arayışları
    (2013) Özdemir, Erbil; Gürson, Poyraz
    Ortadoğu bölgesi özellikle yirminci yüzyılın başından itibaren birçok sorun ile birlikte anılmaya ve adlandırılmaya başlamıştır. Bu bölge özellikle güvenlik açısından birbirinden farklı pek çok risk faktörünü de beraberinde getirmiştir. Tarih boyunca olduğu gibi halen de dünya enerji kaynaklarının neredeyse yarısına yakınına sahip olması, bölgeler ve kıtalar arası enerji ve ticaret koridoru oluşturması, jeopolitik ve jeostratejik öneme haiz olması sebebiyle Ortadoğu bölgesi sürekli olarak istikrarsızlık ve çatışma ortamına maruz kalmıştır. Ortadoğu Bölgesinde meydana gelen her türlü istikrarsızlık ve çatışma, başta bölge ülkeleri olmak üzere bölge dışı büyük güçler vasıtasıyla da tüm dünyayı etkileyen ve meşgul eden bir konu haline gelmiştir. Bu nedenle bu tez çalışmamda, bu kadar büyük öneme sahip bir bölgenin hem kendi içinde hem dünya genelinde refah, güven ve işbirliği ortamını sağlayabilmek adına tıpkı dünya üzerindeki diğer bölgelerde olduğu gibi öncelikle bu bölgenin güvenlik, istikrar ve işbirliğini sağlayacak etken ve öncü olabilecek bir örgüt ve/veya oluşumun gerekliliği anlatılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çalışmamın ilk bölümünde Ortadoğu bölgesinin tarihi ve tarihsel gelişimine daha sonra bölge güvenlik sorunlarına değinilmiştir. Küresel ve bölgesel örgütler örnek verilerek bölgede oluşturulacak etkin bir yapılanmanın bölge sorunlarının çözülmesinde yardımcı olacağına atıfta bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: 1. Ortadoğu 2. Ortadoğu Güvenliği 3. Güvenliğin Bölgeselleşmes
  • Master Thesis
    Doğu Akdeniz'de Gkry-israil Yakınlaşmasının Türkiye Açısından İncelenmesi
    (2013) Aktaş, Serkan; Gürson, Poyraz
    Uzun yıllar boyunca dengeli ilerleyen Türkiye-İsrail ilişkileri, 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze'ye insani yardım malzemesi taşıyan filoda yer alan Mavi Marmara feribotuna, Akdeniz'in uluslararası sularında, İsrail'in yaptığı müdahale ile gerilmiş ve takip eden dönemde de giderek bozulmuştur. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)'nin Türk kesiminin görüşünü almaksızın Kıbrıs Cumhuriyeti adına İsrail ile Münhasır Ekonomik Bölge'nin Belirlenmesi Anlaşması imzalaması ve Doğu Akdeniz?de tespit edildiği iddia edilen zengin hidrokarbon kaynakları nedeniyle Kıbrıs Sorunu yeni bir boyut kazanmıştır. Türkiye'nin İsrail ile sarsılan ilişkileri GKRY'ye, Doğu Akdeniz?de kendisine avantajlı bir konum sağlamış ve bölgede varlığı tespit edilen hidrokarbon kaynakları üzerinde, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'ne rağmen, mutlak hâkimiyet elde edebilmesi açısından yeni bir fırsat doğurmuştur. Bu kapsamda İsrail'le ilişkilerini yeniden normal bir seyre kavuşturması, Türkiye'nin bölgedeki çıkarları açısından önemlidir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki güç mücadelesinin bir aktörü olmakta geç kalmıştır. Türkiye her ne kadar 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf değilse de, Karadeniz'de kıyıdaş devletlerin tümü ile deniz sınırları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge belirlenmesi konusunda anlaşmalar imzalamıştır. Benzer şekilde Türkiye ve KKTC'nin, Doğu Akdeniz'de de deniz yetki alanlarını belirlemesi ve tüm kıyıdaş devletlerle anlaşmalar yapması gereklidir. Bu yolla Türkiye, GKRY'nin süreci kendi lehine yönetmesini engelleyebilecektir. Türkiye'nin kendi çıkarlarını gözetecek siyasi, ekonomik ve askeri faaliyetlerin çerçevesini çizen eylem planları hazırlaması gerekmektedir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını koruma yoluna giderken bölgede tansiyonu yükseltmemeye dikkat etmeli, bölgesel güvenliğin ve istikrarın sağlanmasında, mümkün olduğu durumlarda işbirliği yöntemiyle yumuşak güç faktörünü kullanmaya gayret göstermelidir. Anahtar Sözcükler 1. İsrail 2. Kıbrıs 3. Münhasır Ekonomik Bölge 4. Doğu Akdeniz 5. Hidrokarbon Kaynakları 6. Türkiye
  • Master Thesis
    Abd'nin Irak'tan Çekilmesi Sonrası Ülkenin Hidrokarbon Yakıtları Üzerine Enerji-politik Hamleler
    (2012) Çelik, Ersin; Gürson, Poyraz
    Bu tezle küresel düzeyde; ABD, AB, Çin ve Rusya bölgesel düzeyde ise Türkiye gibi aktörlerin hangi nedenlerle Irak'a ilgi duydukları irdelenmekte ve bu ilgi neticesinde bu ülkelerin Irak'ın hidrokarbon kaynakları üzerine enerji-politik hamleleri ele alınmaktadır. Özellikle de ABD'nin ülkeden çekilmesinin bu politikalar üzerindeki etkisi gözlemlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada uluslararası petrol şirketlerinin bu oyunda denklemin neresinde olduklarının da ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. ABD'nin çekilmesi ülkede petrollerin paylaşımı konusunda etnik ve mezhepsel çekişmenin dozajının giderek artmasına neden olmuştur. ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesinin en önemli etkisi doğal olarak bu ülkedeki etkinliğinin zayıflaması olacaktır. Ancak, bu durum ABD'nin Irak'tan tamamen vazgeçtiği anlamına gelmemektedir. Amerika'nın ülkedeki siyasal gücü kısmen zayıflasa da ekonomik etkinliği hala devam etmektedir. Ayrıca ABD'de Irak'tan çekilmesinin ardından doğan politik boşluğu petrol şirketiyle işbirliği yaparak doldurma yoluna gitmeyi amaçlamıştır. Avrupa Birliği her ne kadar enerjide Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmak istese de Birliğin Irak'a karşı ortak bir siyaset geliştirmediği görülmektedir. İngiltere işgalle birlikte elde ettiği mevziiyi korumak isterken Fransa ve İtalya enerji pastasından daha fazla pay alma yarışındadır. Rusya ve Çin'in ise ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile doğan boşluğu doldurmak isteyeceği açıktır. Türkiye ise ABD'nin çekilmesinden sonra dikkatini daha çok Kuzey Irak'taki enerji kaynaklarına yönlendirmiş durumdadır. Bu bağlamda çalışma 4 bölüm etrafında toplanmıştır. İlk bölümde enerji kavramı açıklanmakta, ikinci bölümde ise çalışmanın konusu olan Irak; tarihi ve ekonomisinin yanında coğrafi, demografik ve siyasi yapısıyla ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde Irak'ın enerji profili çıkartılmakta, ülke petrollerinin küresel ekonomi için önemine dikkat çekilmektedir. Son bölümde ise küresel güçlerin Irak enerji kaynakları üzerine enerji-politik hamleleri üzerinde durulmaktadır.Anahtar Kelimeler1. Petrol ve ekonomi2. Irak'ın enerji kaynakları3. Irak'ın enerji profili4. ABD'nin Irak'tan çekilmesi5. Küresel güçlerin Irak üzerine enerji politik hamleleri
  • Master Thesis
    Sovyetler Birliği'nin 1991 Yılında Dağılması Sonrasında Türkiye'nin Orta Asya'daki Beklentileri ve Bu Beklentilerin Karşılanamama Sebepleri
    (2013) Acar, Özgür; Gürson, Poyraz
    Sovyetler Birliği?nin dağılmasından sonra Türkiye?nin bağımsızlığını yeni kazanmış olan Orta Asya devletlerinden beklentilerinin örnek olay incelemesi yöntemi ile ele alındığı bu çalışmada; ?Türkiye?nin, Sovyetler Birliği?nin 1991 yılında dağılmasından sonra Orta Asya?da bağımsızlıklarını ilan eden devletlerinden beklentileri nelerdi?, bu beklentiler neden oluşmuştu?, bu beklentiler ne oranda karşılanabildi?? sorularının cevapları araştırılmıştır. Çalışmada Türkiye ile Orta Asya devletleri arasındaki tarihsel bağlar ile ?pan-Türkizm? ve ?pan-İslamizm? gibi ideolojilerin Türkiye?nin bölge ülkelerine yönelik büyük beklentilerini beslediği, ancak Orta Asya devletlerindeki Sovyet mirası, radikal terörizmden kaynaklanan güvenlik ihtiyaçları ve dış güçlerin bölgeye olan ilgilerinin Türkiye?nin bölgeye yönelik beklentilerini önemli oranda kısıtladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Orta Asya 2. Pan-Türkizm 3. Pan-İslamizm 4. İdeoloji 5. Sovyet mirası 6. Radikal terörizm
  • Master Thesis
    1993 Yılı Sonrasında Turkiye-israil Askeri İlişkileri
    (2012) Belal, Bashar; Gurson, Poyraz
    Türkiye-İsrail ilişkileri İsrail devletinin kuruluşundan bu yana inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. 1990'lı yıllarda Orta Doğu'daki en güçlü ittifaklardan birine dönüşen Türkiye-İsrail ilişkileri, 2000'li yıllarda kötüleşmeye başlamış olup bu kötüleşme günümüzde de devam etmektedir.Türkiye-İsrail ilişkilerinin en güçlü yönlerinden biri askeri ilişkiler olmuştur. 1990'lı yıllarda yoğun bir modernizasyon sürecine giren Türk ordusu, İsrail'in teknolojik olanaklarından önemli ölçüde yararlanmıştır. İsrail, Türk ordusuna modernizasyon konusunda gerekli hizmeti verip Türk ordusuna çeşitli silah türleri vermiştir. Bu arada savunma sanayi alanında çok sayıda ortak proje gerçekleştirmiş ve ortak askeri tatbikatlar yapılmıştır. Ayrıca güvenlik ve istihbarat konularında Türk ve İsrail orduları iş birliği yapmıştır.ABD tarafından desteklenen Türkiye_İsrail ilişkileri, 1993-1999 yılları arasında her üç tarafın bölgedeki çıkarlarına hizmet etmeyi amaçlamaktaydı. 2000'li yıllarda ise Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkiler yakınlaşma anlamında yeniden şekillenerek pekiştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: İsrail, Türkiye, askeri ilişkiler, modernizasyon, Arap dünyası
No research topics data found.

Sustainable Development Goals

LIFE BELOW WATER14
LIFE BELOW WATER
2
Research Products
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
1
Research Products
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
1
Research Products
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
1
Research Products
NO POVERTY1
NO POVERTY
1
Research Products
REDUCED INEQUALITIES10
REDUCED INEQUALITIES
1
Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
No records found in other affiliations.
JournalCount
Uluslararası Avrasya Ekonomileri Konferansı2
Current Page: 1 / 1
Scholarly Output

17

Articles

3

Views / Downloads

75/348

Supervised MSc Theses

12

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

2

Supervised Theses

12

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud