Ülker, Halil İbrahim
Loading...

Profile URL
Name Variants
U., Halil Ibrahim
U.,Halil Ibrahim
H.I.Ulker
Ü.,Halil İbrahim
H.İ.Ülker
Ulker,H.I.
Ülker, Halil İbrahim
Halil Ibrahim, Ulker
Ülker,H.İ.
Ulker, Halil Ibrahim
H., Ulker
H.,Ülker
Halil İbrahim, Ülker
Ülker, Halil
Ülker, Halili İbrahim
U.,Halil Ibrahim
H.I.Ulker
Ü.,Halil İbrahim
H.İ.Ülker
Ulker,H.I.
Ülker, Halil İbrahim
Halil Ibrahim, Ulker
Ülker,H.İ.
Ulker, Halil Ibrahim
H., Ulker
H.,Ülker
Halil İbrahim, Ülker
Ülker, Halil
Ülker, Halili İbrahim
Job Title
Profesör Doktor
Email Address
halil.ulker@atilim.edu.tr
Main Affiliation
Department of Public Administration and Political Science
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
0
Research Products
2ZERO HUNGER
1
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
3
Research Products
4QUALITY EDUCATION
3
Research Products
5GENDER EQUALITY
1
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
0
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
2
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
4
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
1
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
0
Research Products
15LIFE ON LAND
1
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
11
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
8
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
64
Articles
6
Views / Downloads
375/5349
Supervised MSc Theses
57
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
0
Supervised Theses
57
Journals data is not available
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

57 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 57
Master Thesis Merkezi Yönetimin Yerel Yönetimler Üzerinde Uyguladığı İdari Vesayet Denetiminin Etkileri(2021) Oktay, Ebru Emine; Ülker, Halil İbrahimÜlkemizde kamu yönetimi, merkezden yönetim ve yerinden yönetim kuruluşları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Yerinden Yönetim kuruluşları olarak adlandırılan İl Özel İdaresi, belediye ve köyler halkın mahalli müşterek ihtiyaçlarını karışlamak için kanunla kurulan ve yine karar organları kanunla ve seçimle başa gelen kamu tüzel kişileridir. Ülkemizde olduğu gibi tüm dünya ülkelerinde kamu yönetimi merkez ile yerel yönetimler arasında paylaşılmaktadır. Bu paylaşım bazı ülkelerde merkeziyetçi bir anlayış sergilerken bazı ülkelerde de yerel yönetime daha fazla özerklik veren bir yönetim anlayışı sergilemektedir. Ülkemizde yerel yönetim olgusu bir buçuk asırlık bir tarihe sahiptir. Ancak gelişme bakımından aynı tarihi gelişmeyi gösterememiştir. Yerel nitelikli hizmetlerin merkezi yönetimin eline verilmesi yerel yönetim organlarının esnek, hızlı ve opsiyonel olmayan, karar olma süreçlerinde demokratik katılımı sağlayamayan bir yapıda kalmasına neden olmuştur. Ülkemizde oluşturulan yerinden yönetim modeli yereldeki toplumsal talepleri karşılayamamakta ve hizmette yerellik ilkesine uygun kamu hizmetleri üretememektedir. Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerinde uyguladığı katı ve sert idari vesayet denetimi yeni kamu reformları ile biraz olsun yumuşatılmaya çalışılsa da tarihindeki gelenekselci merkezi yönetim modelinin sınırları dışına tam anlamıyla çıkmayı başaramamıştır. Anahtar Sözcükler: İdari Vesayet Denetimi, Yerel Yönetimler, Merkezi Yönetimler, Karar Alma, Yönetim Organları, Kanun, AnayasaMaster Thesis Doğu Karadeniz Bölgesindeki Seçmen Davranışlarının 1991-2011 Yılları Arası İncelenmesi(2015) Özçakmak, Tuncay Tolga; Ülker, Halil İbrahimSiyaset kavramına baktığımızda, en geniş anlamda, insan hayatını düzenleyen genel kuralları yapmak, değiştirmek ve korumak için gerçekleştirilen faaliyetlerdir. Seçimlerdeki en önemli faktör de seçmendir. Demokratik rejimlere baktığımızda üç düzeyde siyasal katılımın gerçekleştiğini ifade edebiliriz. Bireysel katılım, grup düzeyinde gerçekleşen katılım ve bireylerin maddi veya manevi ihtiyaçlarını karşılama amaçlı katılım olduğunu ifade edebiliriz. Seçmen davranışı, bireyin yurttaşlık bağıyla bağlı olduğu ülkesinde yapılan seçimlere, ülkeyi belirli bir süre yönetecek olan yönetici kadroyu belirlemek amacıyla katılarak sergilediği davranış türüdür. Seçmen davranışını etkileyen unsurlarını; seçmen memnuniyeti, seçmenin güven ve öz güven düzeyi, bilgi araştırması, algılanan risk, fikir liderliği ve parti sadakati olarak sıralayabiliriz. Seçmen davranışını belirleyen diğer etmenleri ise şöyle sıralayabiliriz; yaş ve cinsiyet, yerleşim birimi, eğitim meslek ve gelir düzeyi, değerler kimlikler ve sosyal gruplar, ideoloji, algılar, Sosyo kültürel etmenler, aile geçmişi ve oy verme davranışı, sektörler ve sosyal sınıflar, sorunlar, politikalar Bu çalışmada, 1991-2011 yılı dâhil olmak üzere yapılan 6 genel seçime katılan siyasi partiler ve aldıkları oy oranları Doğu Karadeniz Bölgesi olarak ayrıntılarıyla ele alınmış olup, bu süreçte ortaya çıkan kitle partilerine yönelik seçmen davranışları ideolojik temelde irdelenmeye çalışılmış ve 1991-2011 yılları arası seçmen davranışlarının nasıl bir seyir izlediğine dair bulgulara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Seçmen Davranışı, Doğu Karadeniz Bölgesi, Genel SeçimlerMaster Thesis Yerel Yönetimlerde Katılımcı Bütçeleme - Türkiye Modeli -(2010) Demirkaya, İbrahim Doğukan; Ülker, HalilDünyanın birçok ülkesinde farklı biçimde uygulanan KatılımcıBütçeleme modellerinden yola çıkarak hazırlanan bu çalısmada, Türkiye içinörnek bir uygulama ortaya konmustur.Dünya'da 21. yüzyıla damgasını vuran Küresellesme ve beraberindegelen bölgesellesme, yerellesme eğilimlerinin, diğer faktörlerle birlikteyönetim anlayısları, yapılanmaları ve ilkelerinde görülen dönüsümler dikkatealınarak, yönetisim kavramı ve iyi yönetisim modelleri hakkında bilgilerverilmistir.Birinci bölümde Demokrasi ve Katılımcı Demokrasi baslığı altındademokrasinin kökeni ve demokrasi modelleri hakkında bilgiler verilerek,Katılımcı Demokraside yer alan kararlara katılma ve birlikte belirleme hakkıçerçevesinde kendine yer bulan katılımcı bütçelemeye geçilmistir.İkinci bölümde bütçe ve katılımcı bütçeleme hakkında bilgilerin yanı sıraönündeki riskler, zorluklar ve katılımcılık olgusuna yönelik elestirilere yerverildikten sonra süreçlerle ilgili bilgiler aktarılmıstır.Üçüncü bölümde, 1989 yılında Brezilya'nın Porto Alegre kentindebaslayıp bu gün farklı ülkelerde farklı biçimlerle kullanılan Katılımcı bütçeleme örnekleri incelenmis; bu kapsamda Brezilya dısında, Kanada,?sviçre, ?sveç ve Arjantin uygulamaları örnek olarak seçilmistir.Dördüncü bölümde, Türkiye'de yapılan yasal düzenlemeler vebelediyelerde uygulamaya konulan katılımcı yapılanmalara yer verilmistir.Türkiye'de yerel yönetimin geleneğinin de incelendiği çalısmada kamuyönetiminde yapılan köklü reformların nedenleri genis olarak ele alınmıstır.Ayrıca reform olarak adlandırılan yerel yönetim yasalarına rağmen KentKonseylerinin katılımcılık sorunları üzerinde durulmustur.Besinci bölümde Türkiye'de Katılımcı demokrasi ve bütçeleme örnekleribaslığı altında, hiçbir yasal ve siyasal zorunluluk ve destek yokken Fatsa'daseçilen bağımsız belediye baskanın 1979 yılında baslattığı katılımcı yönetimörneği ile Çanakkale Belediyesinin 1996 da baslattığı ve halen devamettirdiği Yerel Gündem 21 uygulaması örnek olarak sunulmustur.Altıncı Bölümde ise yedinci bölüme kaynak olması amacıyla hazırlanan anket çalısması yer almaktadır. 16 farklı göstergenin irdelendiğideğerlendirme katılımcı bütçelemeyi baslatan belediyeler için de kaynakniteliği tasıyacaktır.Yedinci bölümde ise tezin temelini olusturan ?Türkiye Modeli ? ortayakonarak bundan sonra Türkiye'de yürütülecek katılımcı bütçelememodellerine taslaklık edecek bir çalısma yapılmaya çalısılmıstır.Master Thesis Nüfusun Yaşlanması Ekseninde 2023 Yılında Türkiye: Bir Vizyon Çalışması(2014) Şahin, Gülcan; Ülker, Halil İbrahimNüfusun yaşlanması insanlık tarihinde çığır açan demografik eğilimlerden biridir. 21. yüzyılın başat demografik olgusu olarak ön plana çıkan nüfusun yaşlanması, bugün dev bir küresel olgu olarak adlandırılmaktadır. Bu olgunun on yıllar içerisinde toplumlar, yaşamlar ve ekonomiler üzerinde derin etkileri olacaktır. Küresel yaşlanma sürecinde dünya nüfusu ile birlikte Türkiye nüfusunun yaş yapısı ve demografik dinamikler değişmektedir. Türkiye, artık genç ve dinamik bir nüfusa sahip ülke olma özelliğini kaybetmektedir; yakın bir gelecekte yaşlı bir toplum olacaktır. Küresel bir tehdit ve risk ögesi haline gelen nüfusun yaşlanmasının, Türkiye'nin hayati sorun alanlarından birini oluşturması beklenmektedir. Bu çalışmada sosyal bir sorun alanı olarak nüfusun yaşlanması olgusuna dikkat çekmek; bu konuda bilinç oluşturmak; sorunları tartışarak çözüm üretimine katkı yapmak amaçlanmaktadır. Çalışmanın nihai hedefi, nüfus projeksiyonlarına göre 2023 yılında Türkiye'de yaşlanma gerçeğine vurgu yaparak demografik yaşlanma olgusunun göz ardı edilmemesini sağlamaktır. Öte yandan, demografik yaşlanma konusunda literatüre yeni kaynaklar yaratarak bilime katkı yapmak çalışmanın hedefleri arasındadır. Bu çalışmada dünyada ve Türkiye'de demografik gösterge ve dinamikler, demografik yaşlanma süreci, nüfusun yaşlanmasına bağlı sorunlar, çözüm arayışları, sosyal ve sağlık politikaları incelenmiş, çözüm önerileri geliştirilmiştir. Isparta, Konya ve Manisa illerindeki huzurevlerinde 'Türkiye'de Sosyal Bir Sorun Alanı Olarak Yaşlılık ve Çözüm Öneriler Anketi' başlıklı bir alan araştırması yapılarak 60 yaş ve üzeri nüfusun çözüme yönelik beklentileri ve önerileri ortaya konulmuştur. Çalışmada, mevcut demografik eğilimler ve nüfus projeksiyonlarında öngörülen veriler değerlendirildiğinde, Türkiye nüfusunun yaş yapısının yaşlı nüfus lehine değişmekte olduğu ve 2023 yılında Türkiye'nin artık yaşlı bir topluma dönüşeceği gözlemlenmiştir. Demografik göstergeler, toplumun ve yaşlı nüfusun yapısı ile politikalar incelendiğinde, bu dönüşümün toplumun tüm katmanlarını ve milli ekonomiyi derinden etkileyeceği belirlenmiştir. Bu çalışma nüfusu hızla yaşlanan Türkiye'de sağlık, sosyal ve ekonomik politikaların gözden geçirilerek yeniden şekillendirilmesine, somut ve uygulanabilir çözümlere gereksinme olduğunu vurgulamaktadır. Anahtar Sözcükler 1. Nüfusun Yaşlanması 2. Demografik Eğilimler 3. Küresel Yaşlanma 4. Yaşlı Nüfus 5. YaşlılıkMaster Thesis Kadınların Siyasi Kariyerlerinde Cam Tavan Etkisi(2013) Gönül, Ayşe Füsun; Ülker, Halil İbrahimKadınların siyasi kariyerlerinde cam tavan engelinin etkisini araştıran çalışma, ülkemizde kadınların siyasal katılımlarının yetersiz olması gerçeği ve sorunundan yola çıkılarak başlamıştır. Ülkemizdeki kadınların siyasi kariyerlerinde cam tavan engeli konusunda bugüne kadar bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle, araştırma sonucunda bilimsel bir katkı sunmanın yanı sıra, siyasi partilerdeki emektar kadınlara teşvik edici bir kaynak oluşturmak da amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni olarak, Türkiye Büyük Millet Meclsi?nde grup kuran 4 siyasi partinin Ankara?da yaşayan kadın üyeleri belirlenmiştir. Örneklem olarak ise Ankara?da Genel Merkez?de ve ilçe-il teşkilatlarında üye olan kadın siyasetçiler seçilmiş ve 119 kadına anket uygulanmıştır. Ayrıca karar mekanizmalarına yükselmeyi başarmış ( cam tavan engelini kırabilmiş ) 13 kadın siyasetçi ile yapılandırılmış mülakat yapılmıştır. Mülakat ve anketler, bağımlı değişken olarak belirlenen parlamenter sistemdeki hedeflere göre yapılmıştır. Cam tavanın varlığı ve seviyesi parlamenter sistemde aranmıştır . Ankette , yerel yönetimlere ilişkin de bir soru sorulmuştur ve kadınların önemli bir kısmının yerel yönetimlerde aktif olmaya hevesli olmadıkları gerçeğiyle karşılaşılmıştır. Bu sonucun kadın dostu belediyeler oluşturmak adına kaygı verici olduğunun altını çizmek gerekmektedir. Daha önce incelenmiş olan iş hayatında cam tavan etkisinin kategorilerinden beslenilerek, erkeklerin kadınlar için oluşturdukları engeller, kadınların kadınlar için oluşturdukları engeller ve kadınların kendileri için oluşturdukları engeller kategorileri araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın, alt amaçları da anketin sorularını oluşturmuştur. Anket cevapları ki-kare (chi-square) testiyle değerlendirmeye alınmıştır. Anket ve mülakatlar sonucunda beklenmedik sonuçlarla da karşılaşılmıştır. Kadın siyasetçiler, kendilerine rol model olarak erkek siyasetçileri seçmişlerdir. Ülkemizde siyasal sistemin, rol model olabilecek kadın siyasetçiler yetiştirmek için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İş yaşamının aksine siyasette erkeklerin, kadınların yükselmeleri için bir sorun teşkil etmediği ve erkeklerle sorun yaşamanın, cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmadığı ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde iş yaşamında, kadının kadına engel yaratması kategorisi de siyasette geçerli olmamış, kadınların kadınlarla sorun yaşaması durumu siyasette cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmamıştır. Ancak kadınların kendi kendilerine engel oluşturmaları gerçeği , iş yaşamının yanı sıra siyasette de yer bulmuş ve kadının kendi kendine koyduğu sınırlar , siyasette cam tavanın kategorilerinden birini oluşturmuştur.Siyasette cam tavan engelinin kategorilerine dahil edilebilecek yeni bulgular : i) Eğitim yetersizliği ii) Kariyer yapmamak iii) Çocuk sahibi olmak iv) STK deneyimi yaşamamak v) Cam tavan engelinin farkında olmamak olarak ortaya çıkmıştır. Kadınlar siyasette yükselirken, söz konusu kategoriler yüzünden kendilerine bariyer koymaktadırlar. Parlamenter sisteme yönelik hedeflerde ise kritik eşik milletvekilliği olarak belirlenmiştir. Mülakat yapılan karar mekanzimasına yükselebilmiş kadınların ise mevcut pozisyonlarının üstünde bir pozisyonu talep ettiklerini söylemek konusunda çekince yaşadıkları, parti büyüklerinin oklarına hedef olma çekincesi yaşadıkları gözlenmiştir. Milletvekilliğine kadar olan siyasi pozisyonları, 119 kadın içinde toplam 80 kadın seçmiştir, en çok işaretlenen pozisyon, 30 kadın tarafından hedeflenen milletvekilliğidir, milletvekilliğinden sonraki pozisyonları ise 119 kadın içinde 9 kadın hedeflemiştir. Sonuç olarak Türkiye- Ankara evreninden seçilen 119 kadın siyasetçiden oluşturulan örnekleme göre siyasette cam tavan için kritik eşik milletvekilliğidir. Milletvekilliği ve sonrasındaki pozisyonlar kadınlar için cam tavan sahasını oluşturmaktadır Anahtar Sözcükler : 1. Siyasette Cam Tavan 2. Kadın siyasetçi 3. Rol modelMaster Thesis Türkiye'de İdari İşlerin Yürütülmesinde Siyasetçi Bürokrat İlişkisi(2021) Kumtuna, Deryam; Ülker, Halil İbrahimKUMTUNA, Deryam. Türkiye'de İdari İşlerin Yönetilmesinde Siyasetçi Bürokrat İlişkisi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2021. Weber'in kuramsal alanda temellendirdiği bürokrasi kavramının birçok tanımı bulunmaktadır. Bürokrasi; 'bürokratların yönetimi, rasyonel örgüt, memurlar tarafından yönetim,' gibi tanımları literatürde yer almaktadır. Bürokrasi toplumda daha çok örgüt yapılarının olumsuzluklarına ya da güç tekelinin kötüye kullanılmasını ifade eden, bir nevi kötüleyici kavram olarak nitelendirilmekte; otoriteye aşırı bağımlılık, sorumluluktan kaçma, yetki devrinde isteksizlik gibi durumlar bu ifadeye örnek gösterilmektedir. Bu kavramın tanımından ziyade, temel öğelerini ve belirleyici faktörlerini nitelendirerek 'ideal tip' bürokrasiyi tanımlamaya çalışan Weber; kamu ve özel alanların ayrılması, görevlerin önceden belli olduğu, düzenli, gayrişahsilik gibi özelliklerin ve modern siyasal sistemin ihtiyaç duyduğu bir örgüt tipi olarak nitelendirmiştir. Weberyen anlayışta bürokrasi, yönetim şekli değil, yazılı kurallara dayalı, profesyonellikle oluşturulup işlerin yürütüldüğü bir öğüt biçimidir. Bu şekilde ele alındığında bürokrasi; uzmanlaşma, hiyerarşik yapı, iş bölümü, planlanma ve örgütlenme çerçevesinde geniş kitlelerin yönetimini disiplin içerisinde gerçekleştirmeyi gerektiren toplumun bir aşamasıdır. Weberyan anlayışta bürokrasi; teknik açıdan diğer örgüt yapılarından üstün rasyonel bir örgüt biçimidir. Bu örgüt biçimi ve siyaset kavramlarının birbirleri ile olan ilişkisi yadsınamaz bir gerçek olup yapısal çerçevede; değişime ayak uyduramama, merkeziyetçilik, yönetimde gizlilik ve dışa kapalılık gibi sorunlar görülürken; işlevsel çerçevede de siyasallaşma, sorumluluktan kaçma, aracılar ile işlerin yürütülmesi, yolsuzluk ve kuralcılık gibi sorunların mevcut sorunların görülebileceği bir sistemdir. Türk Kamu bürokrasisi bu bağlamda etkin, kaliteli, verimli ve rasyonel hizmet verme hususunda sorunlar yaşamaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk Kamu Yönetiminde Bürokratik Yapı, Bürokrasi Kuramları, Bürokrasi, Siyaset, Türk Kamu Yönetimi Bürokrasi Sorunları.Master Thesis Türk-çin Siyasal ve Ekonomik İlişkilerinin Türkiye Ekonomisine Etkileri(2019) Şatana, Çağrı Ceren; Ülker, Halil İbrahimTürklerin, tarih boyunca Çin ile ekonomik ve siyasi ilişkileri olmuştur. Çin'in birçok açıdan çeşitli büyüklüklere sahip olması dünya için hem bir fırsat hem de bir tehdit olarak algılanmıştır. Ekonomik yönüyle büyük bir pazar olması Çin'i, diğer ülkeler karşısında cazip hale getirmektedir. Çin sosyalist piyasa ekonomisi olarak adlandırılan kendine özgü bir ekonomik modele sahiptir. Pragmatik açıdan en üst düzeyde faydaya odaklı bu model Çin'i dünya karşısında sürekli avantajlı hale getirmiştir. Türkiye'nin 1995'li yıllar sonrasında Çin ile olan dış ticaretindeki canlanma zamanla Türkiye ekonomisinin aleyhine dönmüştür. Özellikle Çin'in ulusal parasını devalüe etmesi diğer tüm ülkeler gibi Türkiye'yi de dış ticaret açısından olumsuz etkilemiştir. Zaman içerisinde ucuz malların en büyük tedarikçisi olan Çin, Türkiye'nin ithalat artışlarında en çok öne çıkan ülke olmuştur. Ülke ekonomisi için orta ve uzun vadede dış ticaret açığı diğer bir deyişle ödemeler dengesindeki bozukluk önemli bir konudur. Türkiye'nin sahip olduğu avantajları kullanarak Çin ile olan dış ticaretinde kazançlı çıkması için firmaların devlet desteğine ihtiyacı vardır. Ayrıca dış ticarette etkin rol oynayan Türk firmalarının yapılan ekonomik faaliyette Türkiye'nin kazançlı çıkması için önceliklerini gözden geçirmesi gerekmektedir.Master Thesis Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Mesleğinde Haksız Rekabet Olgusu(2013) Sak, Ezel; Ülker, Halil İbrahimBir tanım vermek gerekirse haksız rekabet; iktisadi rekabetin iyi niyet kurallarına aykırı olan aldatıcı davranış veya başkaca suretle her türlü kötüye kullanılmasıdır. Bu tanıma göre önce iktisadi bir rekabet mevcut olmalıdır. Ekonomik rekabetin ilk koşulu, ortada ekonomik bir etkinliğin bulunmasıdır. Haksız rekabetin ikinci unsuru iyi niyet kurallarına aykırı davranmaktır. Rakibini kötülemek, müşteri çevresini aldatıcı davranışlarla kandırmak gibi hareketler kabul edilemez. Üçüncü olarak da haksız rekabetin varlığı için rekabet hakkının kötüye kullanılmış olması aranmaktadır. İyi niyet kuralları ile belirli olan rekabet özgürlüğünün sınırlarının asılmış olması, kötüye kullanmayı gösterir. İş bu tezde haksız rekabetin 3568 sayılı kanun ile düzenlenmiş meslek mensuplarının ilişkileri çerçevesinde değerlendirileceği belirtilmişse de hukukun bütünlüğü ilkesi gereği kanunlarda belirtilen diğer hususlara da atıflarda bulunulmaktadır. Ülkemizde SMMM ve YMM mesleğinde haksız rekabet meslek mensuplarının faaliyetleri ve bu faaliyetlerin kaliteleri üzerine ciddi etkilerde bulunmakta, zarar vermekte, mesleğin imajını zedelemekte ve mesleğin sağlıklı gelişimine yardımcı olmamaktadır. Eşzamanlı olarak, haksız rekabet fiilleri sosyal adalet mekanizmasına da zarar vermekte, objektif ve dürüst rekabet kuralarını ortadan kaldırmakta ve tabii pazar ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Ülkemizdeki SMMM ve YMM mesleğindeki haksız rekabet davranışları kapsamlı bir sistem araştırması ile ele alınırsa; kurumsal yönetim ilkeleri uyumuna ilişkin yapının denetim pazarı taleplerine işlenmesi, haksız rekabet yasasının ve ilgili diğer yasal düzenlemelerin hazırlanma süreçlerinin hızlandırılarak objektif ve dürüst rekabet çevresinin mesleğin ülkemizde sağlıklı gelişimini destekleyici ve teori ile pratiğin anlamlı hale getirilmesine yönelik oluşturulması söz konusu olacaktır. Anahtar Kelimeler: Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, Yeminli Mali Müşavir, Haksız Rekabet, 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu.Master Thesis Organik Tarımın Türkiye Turizm Ekonomisinde Olası Payı(2012) Rende, Süheyla; Ülker, Halil İbrahimDünya nüfusundaki hızlı artış ve sanayileşmede yaşanan gelişmeler insan sağlığı ve çevre ile ilgili pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu sorunların başında, tarımda üretim artışı gerçekleştirmek amacıyla yoğun olarak kimyasal girdi kullanılması gelmektedir. Organik tarım insana ve çevreye dost, kimyasal girdilerin kullanılmadığı bir tarımsal üretim şeklidir. Çevre dostu üretim sistemleri arasında gösterilen organik tarımın yaygınlaştırılması insan sağlığı ve çevre ile ilgili sorunların azalmasına yardımcı olacaktır. Bu üretim sisteminde, göz önünde bulundurulan unsur, üretimde miktar artışı değil, ürünün kalitesinin artırılmasıdır.Bu çalışmada; dünyaya hızla yayılan organik tarımın, turizm sektörüne adapte edilmesiyle ortaya çıkan küçük ölçekli bir turizm türü olan ekolojik tarım turizminin ülkemize ekonomik katkı sağlayıp sağlayamayacağı araştırılmıştır. Bu amaçla, ekolojik tarım çiftliklerinin bağlı oldukları merkeze bildirdikleri raporlar, ekolojik pazarlar görüşme ve doküman analizi ile incelenmiş, ayrıca eğitim kurumları ve hizmet sektöründen ilgililerin görüşleri alınmıştır.Araştırmanın bulguları; TA-TU-TA, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından Tarım ? Turizm ? Takas başlığı altında yürütülen ekolojik çiftlik ziyaretleri programının kısa adıdır. Programın amacı, Türkiye'de kimyasal katkı maddeleri kullanılmadan organik tarım yöntemleri ile sağlıklı üretim yapılan çiftliklerin tanıtımını ve yaygınlaştırılmasını sağlamaktır. TA-TU-TA'ya bağlı 70 adet çiftlik bulunmaktadır.Master Thesis Tanzimat'tan Günümüze Eğitimde Alanında Yapılan Reformlar(2015) Elçi, Aybala Erdoğan; Ülker, Halil İbrahimBu çalışmada, Osmanlı'dan günümüze eğitim sistemi ve bu eğitim sistemi üzerinde yapılan reformların neler olduğu, eğitime katkıları, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan Tanzimat'ın yeniliklerine kadar olan dönem, Eğitimde modernleşme çabaları, Tanzimat dönemi, Mutlakıyet dönemi, İkinci Meşrutiyet dönemi, Kurtuluş Savaşı dönemi, Türkiye Cumhuriyeti dönemi ve en son Eğitim şuraları başlıkları altında incelenmiştir. İnsanların bilginin değerini anladığı ve temel bilgilerinin yapıtaşlarını kurduğu eğitim, bilgiye erişmede en önemli araçtır. İnsanlık tarihi boyunca toplumların, varlıklarını devam ettirebilmeleri sosyal yaşantılarını sağlayabilmeleri eğitim doğrultusunda olmuştur. Eğitim toplumu iyi yerlere taşıyacağı gibi, bazen de geri kalmasında etkendir. Toplumda yaşanan en ufak bir sorunda hemen eğitim düzeyi irdelenerek, sebep genellikle eğitime bağlanmıştır. Osmanlı döneminin genelinde, belli düzeydeki öğrencilerin devlet erkanında görev almak için yetiştirilirken, diğer kesiminin daha düşük nitelikteki Sıbyan Okulları, medreselerde eğitim görmesi, daha eğitimin ilk kademesinde sınıf ayrımcılığını doğurmuştur. Eğitimin ilk basamağı olan ilkokullarda, eğitime yeteri kadar önemin verilmemesi kuruluş amacı Kuran okutmak, namaz kıldırmak gibi dini konular olan okullardan anlaşılmaktadır. Her ne kadar ilerleyen dönemlerde Batı hayranlığı sebebiyle eğitimde reformlar yapılıp yurt dışına öğrenciler gönderilerek gelişmeler takip edilmek istense de ulaşılmak istenen batı standartlarında bir eğitim modeli yaratılamamıştır. Batılı eğitim ile geleneksel eğitim görenler arasındaki uçurum büyümüş, köklü çözümlerden ziyade o dönemi kurtaracak önlemler alınmıştır. Osmanlının son dönemlerinde ders programları modern konuları içine alacak şekilde yeniden düzenlenmiş, Türkçe öğretime ağırlık verilmiş, fakir öğrencilere burs verilerek eğitimde fırsat eşitliği sağlanılmaya çalışılsa da ülkenin buhranlı dönemi ve sonrasındaki kurtuluş mücadelesi önceliği vatan savunmasına geçirmiştir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte milli bilincin, beraberliğin oluşmasında asıl etkenin eğitim olduğu vurgulanarak bu doğrultuda birçok reformlara imza atılmıştır. Eğitimde reform yapmak, geçmişten günümüze devletleri felakete sürükleyen sebepleri, kötü gidişatı ortadan kaldırmak için bir yol niteliği taşımaktadır. Tanzimat döneminde hasta adamı tedavi etmenin yolunun eğitimden geçmesi, Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra reform isteklerinin ağır basması, Mutlakiyet ve İstibdat idaresinden bunalan ülkeye yeni bir çehre kazandırma arzusu gibi sebepler eğitimin bir araç olarak görülmesini destekler niteliktedir. Cumhuriyet dönemi sonrasında ise her hükümetin kendi döneminde eğitim sisteminde değişikler yapmış ya da yenilikleri parti propagandası olarak görmüştür. Tüm bunlardan dolayı, hak ettiği önemi göremeyen eğitimde yeteri kadar ilerleme sağlanamamıştır.
