Browsing by Author "Aygül, Cenk"
Now showing 1 - 18 of 18
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis 2003 Yılından Beri Irak'ta Araplarla Kürtler Arasındaki Abd ve Etnik Çatışma(2015) Muhammed, Shirwan Hamid; Aygül, Cenk; International RelationsArap ve Kürtler arasındaki etnik temelli çatışma Saddam Hüseyin rejimi sonrasında yaygınlaşarak arttı. Bu tezin temel amaçları arasında Birleşik Amerikanın bölgedeki etkin politikalarını anlamak ve analiz etmek bulunmaktadır.Irak'ın karmakarışık etnik yapısında BAAS rejiminin baskın bir yapıya sahip olması, Irak merkezi etnik çatışma ortamını arttırarak, Birleşik Amerika politikacılarının etnik çatışma bakışlı ve merkezi yönetimsel iç şiddet çatışmaları önleyici bakış açıları yansıtılacaktır. Ayrıca , uluslararası ilişkiler, uluslararası sistem ve Irak'ta etnik çatışmalar arasındaki çok çeşitli bağlantılar da incelenecektir. Uluslararası ilişkiler ve sistemine göre etnik çatışmaların nedeni, bölgedeki cehalet seviyesinin yüksekliğidir. Bu tez çalışmasında, buna benzer bazı konulara açıklık getireceğiz. Bu tez, Soğuk Savaş dönemindeki, tek kutuplu dünya düzeninde, politik değişimleri ele alarak Ortadoğu'daki etnik problemleri göstermeye yardımcı olacaktır. Anahtar Sözcükler: Etnik çatışma, Uluslararası Ilişkiler, Arap ve Kürt çatışması, yeni Irak, Amerikan Dış PolitikasıMaster Thesis Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) döneminde Türkiye'nin Irak, iran ve Suriye ile ilişkileri(2014) Sargı, İslam; Aygül, Cenk; International RelationsÖZET SARGI İslam, 'Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Döneminde Türkiye'nin Irak, İran ve Suriye ile İlişkileri', Yüksek Lisans, Ankara, 2014. AKP döneminde Türkiye'nin Irak, İran ve Suriye ile ilişkilerinin ekonomik, siyasi gelişmeler ve bölgesel gelişmelerin ilişkilere yansımaları temel alınarak incelenmesi ve AKP öncesi dönem ile AKP dönemi arasında bir karşılaştırma yapmak, bu çalışmanın temel amacıdır. Çalışmada karşılaştırma metodu kullanılmakla birlikte, konuyla ilgili yayınlanmış kitap, dergi, makale ve gazetelerden yararlanılmıştır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Türkiye'nin cumhuriyetin kuruluşundan AKP iktidarına kadar olan dönemde Ortadoğu politikası ile AKP döneminde Türkiye'nin Ortadoğu politikası ele alınmıştır. İkinci bölümde AKP dönemi Türkiye-Irak ilişkileri incelenmiştir. Bu bölümde Türkiye'nin AKP öncesi dönemde Irak ile ilişkilerinin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. 11 Eylül ve sonrasında ABD'nin Ortadoğu politikasının genel bir değerlendirmesi yapılıp, İkinci Körfez Savaşı'nın Türkiye-Irak ve Türkiye-ABD ilişkilerine yansımaları ele alınmıştır. Bu bölümde Türkiye-Irak ekonomik ve siyasi ilişkileri, Kerkük'ün statüsü sorunu ele alınmıştır. Ayrıca Türkiye'nin Kuzey Irak politikası incelenmiştir. Üçüncü bölümde AKP dönemi Türkiye-İran ilişkileri ele alınmıştır. Bu bölümde Türkiye-İran ilişkileri bölgesel ve küresel gelişmeler göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. İkilinin İkinci Körfez Savaşı'nda ve sonrasında yürüttükleri politikalar ve bu politikaların ikili ilişkilere yansımaları ele alınmıştır. İki ülkenin ekonomik ilişkileri, PJAK'a ve PKK'ya tutumları, Filistin sorunu bağlamındaki yakınlaşmaları değerlendirilmiştir. İlaveten İran'ın nükleer çalışmaları nedeniyle ABD ile yaşadığı sorunlar, Türkiye'nin sorunun çözümünde oynadığı rol değerlendirilmiştir. Ayrıca ikilinin Suriye sorunu nedeniyle yaşadığı gerginlikler de incelenmiştir. Dördüncü bölümde AKP dönemi Türkiye-Suriye ilişkileri ele alınmıştır. İkilinin İkinci Körfez Savaşı ve sonrasına Irak politikaları, Refik Hariri suikastı, Türkiye-Irak Krizi, Suriye-İsrail füze krizi gibi gelişmelerin ikili ilişkilere yansımaları incelenmiştir. İkilinin AKP döneminde siyasi ve ekonomik ilişkileri ile Suriye sorunu, Türkiye'nin ve diğer güçlerin Suriye sorununa yönelik politikaları ve Suriye muhalefetinin yapısı hakkında bir değerlendirme yapılmıştır. Suriye sorununun çözümü için ortaya atılan Annan Planı, Cenevre-1, Cenevre-2 toplantıları da incelenmiştir. Anahtar Sözcükler 1. Türkiye'nin Ortadoğu Politikası 2. AKP'nin Ortadoğu Politikası 3. Türkiye-Irak İlişkileri 4. Türkiye-İran İlişkileri 5. Türkiye-Suriye İlişkileriMaster Thesis Arap Baharı ve Mısır'da Yansımaları(2014) Aydin, Muhammet Şerif; Aygül, Cenk; International RelationsOsmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla birlikte şekillenmeye başlayan Orta Doğu, bugüne kadar tarihi kırılma anları yaşamıştır. Bu kırılmaların birincisi İkinci Dünya Savaşı'nı takiben bölgede bulunan ülkelerin bağımsızlık kazanması ve sonrasında İsrail'in kurulmasıdır. İsrail'e ve Batı politikaları doğrultusunda oluşan monarşilere karşı bir tepki olarak Arap milliyetçiliğinin oluşması ile Baasçı yapıların ortaya çıkması bir başka kırılma anıdır. Mısır'ı SSCB'den uzaklaştırarak ABD çizgisine yaklaştıran 1979 Camp David Antlaşması ve aynı yıl yaşanan İran Devrimi ile İran'ın ABD'den uzaklaşarak SSCB çizgisine yaklaşması kırılma anlarının devamını sağlamıştır. SSCB'nin yıkılması ile birlikte tek kutuplu düzene dönülmesi tüm dünya düzeni için ve aynı zamanda Orta Doğu için yeni bir kırılma anı yaşanmasına sebep olmuştur. Son olarak 2010 yılında başlayan ve hala sürecini sürdüren Arap Baharı da kırılma anlarının en önemlilerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır. Arap Baharı; Orta Doğu ülkelerin halkları tarafından, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde rejim, yönetim, yönetici değişimleri başta olmak üzere değişikliklere ve yenilenmelere yol açan, protesto, ayaklanma, kalkışma, devrim, başkaldırı ve daha birçok adlandırmayla söz edilen Arap halk hareketlerini ifade etmektedir. Körfez ülkeleri, meşruiyetlerinin kaynağını oluşturan ABD desteği sayesinde diğer ülkelerden farklı olarak ekonomi temelli adımlarla devrimlerin önüne geçebilmişken, Tunus, Mısır, Libya ve Suriye ise süreci en ağır şekilde yaşayan ülkeler olmuşlardır. Libya'da değişim talebi dış güçlerin saldırıları ile gerçekleşirken Suriye'de ise iç savaş kanlı bir şekilde devam etmektedir. Mısır'da Tahrir Meydanı'nda başlayan değişim talepleri karşılığını bulmuş ve Hüsnü Mübarek, istifa ederek Cumhurbaşkanlığından ayrılmıştır. Yapılan demokratik seçimler sonucunda Müslüman Kardeşlerin adayı Muhammed Mursi Cumhurbaşkanı olarak göreve başlamıştır. Özellikle ekonomik parametrelerin kötüye gitmesi ile birlikte yeni bir tepki dalgası oluşmuş ve bu durumu fırsat olarak gören Genel Kurmay Başkanı Abdul Fettah el-Sisi önderliğinde darbe gerçekleştirilmiştir. Bu darbe ile birlikte Mısır'da yeni bir döneme girilmiş ve ülkedeki karışıklıklar, eski rejim ve darbe yanlıları ile değişim talep edenler arasında bir güç mücadelesine dönmüştür. Arap Baharı ile birlikte başlayan değişim temelli olayların genel olarak Orta Doğu'da ve çalışmanın kapsamı dâhilindeki Mısır'da beklentileri karşılayamadığı süreç içerisinde anlaşılmıştır. Süreç öncesinden daha iyi şartlarda yönetilen veya ekonomik anlamda gelişebilen bir ülke henüz olmamıştır. Anahtar Kelimeler 1. Orta Doğu 2. Arap Baharı 3. Körfez Ülkeleri 4. Mısır 5. Müslüman KardeşlerMaster Thesis Avrupa Birliği'ne Üyelik Sürecinde Kolektif Özgürlükler Perspektifinden Türkiye'de Alevilerin Durumu(2012) Tombak, Yavuz; Aygül, Cenk; International RelationsAvrupa Birliği'nin azınlık anlayışı ve Alevileri ve Aleviliği nasıl algıladığı, her yıl AB Komisyonu tarafından düzenli olarak yayınlanan ilerleme raporlarındaki Aleviliğin yeri, Türkiye'de Alevilerin mevcut durumu, kendilerini neden kurucu unsurlar arasında gördükleri, çözülmeyi bekleyen problemleri ortaya koyup, çözüm önerileri sunmak bu çalışmanın temel amacıdır. Kapsamlı bir Alevi analizi yapmak için geçmişin derinliklerine ve ayrıntılarına dalmak gerekmektedir. Bu çalışmada AB'nin Alevilere bakış açısı incelendiği için çalışma son yüzyıl ile sınırlandırılmıştır. Bu çalışmanın temel metodunu konuyla ilgili yayınlanmış kitap, makale, dergi, broşür, basın açıklaması, gazete yazıları ve görsel malzemeler oluşturmaktadır.Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bölümde azınlık kavramı çerçevesinde, azınlık tanımına ve azınlık çeşitlerine yer verilmiştir. Azınlık çeşitleri olarak etnik, dinsel, dilsel ve ulusal azınlıkların tanımı yapılmıştır.İkinci bölümde AB'nin azınlıklara bakış açısı incelenmiştir. Bu bölümde AB'de azınlık haklarının gelişimi, AB'yi yakından etkilediği için AK'nin bu konuda yaptığı çalışmalar, Birliğin hukukunda azınlık haklarının nasıl algılandığı, Maastricht, Amsterdam ve Nice gibi temel antlaşmalar, AB kurumları tarafından yapılan çalışmalar ve AB'ye üye bazı devletlerdeki azınlık hakları değerlendirilmiştir.Üçüncü bölümde kolektif özgürlükler perspektifinden Alevilerin Türkiye'deki durumu incelenmiştir. İnceleme sırasında önce kolektif özgürlüklerin tanımı yapılmış, Türkiye'deki azınlık haklarına değinilmiş ve Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemlerindeki Aleviler incelenerek Alevilerin azınlık kapsamına girip giremeyeceği değerlendirilmiştir. Yine bu bölümde Alevilerin günümüzdeki durumu ve problemlerine de yer verilmiştir. Ayrıca AİHM'nin Alevilerle ilgili verdiği bir karar, Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu Türkiye Raporu, AB Komisyonu İlerleme Raporları ve Alevi Çalıştayları Nihai Raporu da çalışmanın bu kısmında incelenmiştir.Master Thesis Birey Sağlığı, Toplum Sağlığı ve Uluslararası Sağlık Çerçevesinde Güvenlik Kavramının Değerlendirilmesi: Türkiye'deki Suriyeli Mülteciler Örneği(2016) Kantaroğlu, Damla Altınışık; Aygül, Cenk; International RelationsGüvenlik kavramı bireysel alandan kamusal alana kadar kapsama alanı çok geniş bir kavramdır. Tarihsel olarak bakıldığında da güvenlik kavramının ham halinin ilk olarak antik yunanda kullanıldığını görüyoruz. Zamanla insanların ve toplumun tehdit olarak hissettiği ve korunma yönündeki ihtiyaçlarına göre de şekillenmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı başta güvenlik teorilerinin düşünsel temellerini açıklayarak tarihsel olarak güvenlik kavramını inceledikten sonra sağlık ve güvenlik arasında nasıl bir bağ olduğunu ortaya koymaktır. Bunun için de 'Dünyada sağlık sorunları bir güvenlik tehdidi olarak algılanıyor mu? Bu yönde büyük güçlerin/devletlerin ve örgütlerin planladıkları veya uyguladıkları politikaları var mı?', 'Türkiye tarihinde ve son dönem Türkiye'sinde, Suriye örneği üzerinden, güvenlik tehdidi olarak görülen hastalıklar ve uygulanan politikalar nelerdir?' sorularına cevap aranacaktır.Article Citation - WoS: 9Citation - Scopus: 11Electoral Manipulation in March 30, 2014 Turkish Local Elections(Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2016) Aygul, Cenk; Aygül, Cenk; Aygül, Cenk; International Relations; International RelationsThis article examines the effects of law no 6360 legislated by the Adalet ve Kalknma Partisi (AKP) before March 2014 local elections in Turkey. The law created 14 new metropolitan municipalities and greatly expanded 14 existing ones. It manipulated the elections first by adding all non-urban districts that were within the administrative borders, and second by dissolving all villages and towns by merging them with metropolitan municipalities. Analyzing the mayoral and councilor competitions, this article models how the elections would have ended had they been held within the pre-6360 borders, and concludes that election results were significantly altered because of distorted representation introduced by the law. Law no 6360 not only created advantages for AKP, but more importantly, it significantly weakened the main opponent Cumhuriyet Halk Partisi.Article Financial Crisis in Southern Europe in Comparison With Eastern Europe(2014) Aygül, Cenk; International RelationsBu makale Güney Avrupada yaşanmakta olan finans krizini Doğru Avrupa ile karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Makalenin bulguları şunlardır: Avrupa Birliğinin ekonomik uzamının homojen olarak ele alınması kriz sonrasında artık olası değildir ve merkez-çevre yapılarının daha fazla incelenmesi gerekmektedir. İkinci olarak, 2000li yıllardaki düşük büyüme oranlarının gösterdiği gibi kriz her yerde yaşanmakta ise de, Doğu ve Güney Avrupanın gelişmeleri birbirlerinden giderek artan oranda farklılaşmıştır. Bunun nedeni iki bölgenin Avrupa ve özelde Alman üretken merkezi ile farklı eklemlenme biçimlerinde aranmalıdır.Master Thesis İttifaktan Düşmanlığa Dönüşen Türk-sovyet İlişkileri: Stalin Dönemi Türk Dış Politikasında Yaşanan Büyük Değişim(2020) Özel, Fatih; Aygül, Cenk; International RelationsTürkiye Cumhuriyeti ile Sovyetler Birliği arasında gelişen ilk ilişkiler dönemin şartları ile değerlendirildiğinde 'zorunlu' tabiri en uygun ifade olarak belirmektedir. Türkiye'nin dış politikasında kuruluşuyla beraber Sovyetler Birliği temel eksen noktası olarak görülmüş, 1936 yılında yaklaşan savaşın etkisiyle Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ikili ilişkilerde ilk kırılma yaşanmıştır. İkinci Dünya Savaşında gerçekleşen Alman-Sovyet ittifakı Türkiye üzerinde deyim yerindeyse soğuk duş etkisi yaratırken, ikili ilişkilerde güvensizliğin temel alındığı bir döneminde başlangıcı olmuştur. Türkiye'nin savaşa dahil olmama konusunda yürüttüğü 'aktif tarafsızlık' politikası nedeniyle Sovyetler Birliğinin de dahil olduğu müttefiklerle ilişkiler gergin bir halde sürerken, savaş süresince ve savaş sonrası Sovyetler Birliğini, Boğazlar ve doğu illeri üzerinde hak talebi ile ikili ilişkiler büyük yara almıştır. Bu güvensizliğin yarattığı etkiyle, Türkiye savaş sonrası oluşan yeni dünya düzeninde Sovyet tehdidine karşı oluşan Batı bloğunda güç dengesi yaratmak maksadıyla yer almıştır. İttifak olarak başlayan ikili ilişkiler düşmanlığa evirilmiş ve tamir edilmesi güç olan yaralar almıştır. Tez çalışmasının dönem sınırı olarak Stalin dönemini incelemesinin nedeni, ittifak ve dostluk döneminin Stalin ile başlaması ve gerginlikten, kopuşa kadar Stalin'in tek lider olarak yürüttüğü politikalarının bir ürünü olmasıdır. Stalin'in ölümü sonrası, Sovyetler Birliği ikili ilişkilerde en temel sorunlar olan toprak talebinden ve Boğazlardan hak iddiasından vazgeçmesi ise Stalin döneminde izlenen Türk ve Sovyet politikaları incelenmesini önemli kılmaktadır. Bu tez çalışmasında dönemin en belirgin teorisi olan realizmin Türk dış politikasına yansımaları incelenmiş, bu bağlamda bu teorinin uygulanma sahaları açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sovyetler Birliği, Stalin, Boğazlar, 2. Dünya Savaşı, Komünizm, RealizmMaster Thesis Kıgrızistan'da Nisan Devrimi: 2010 Kırgız-özbek Etnik Çatışması(2020) Kyzy, Begaıym Askat; Aygül, Cenk; Aygül, Cenk; Aygül, Cenk; International Relations; International RelationsBu tezde 2010 yılında Kırgızistan'da patlak veren Kırgız-Özbek etnik çatışmasının nihai sebepleri araştırılacaktır. Kırgızistan büyük güçlerin mücadele alanı olan Orta Asya bölgesinde yer almaktadır. Orta Asya, birçok kültür ve medeniyetin kesiştiği bir bölge olmuştur. Kırgızistan, bulunduğu konum itibariyle çeşitli kültürlere ve etnik gruplara ev sahipliği yapmaktadır. Kırgızistan, 70 yıllık Sovyet geçmişinden sonra bağımsızlığını yeni kazanan bir devlettir. Bağımsızlığından bu yana Kırgızistan etnik çatışmaya ve renkli devrimlere tanık olmuştur. Kökleri uzun zamana dayanan bu çatışmayı tek bir unsurla açıklamak pek mümkün değildir. Bu manada, çatışmanın tarihsel geçmişi incelenecektir. İlk çatışma 1990'da yaşanmıştı ve bu çatışma etnik nitelikli bir ayrılıkçılık özelliği taşımaktaydı. Söz konusu çatışma, 2010'da yaşanan ikinci çatışmanın da temellerini oluşturmuştur. Bu bağlamda, iki çatışma arasındaki fark incelenmiştir. Bağımsızlığından sonra Kırgızistan'ın jeostratejik konumunun önemi doğrultusunda, bölgesel ve küresel güçlerin güç mücadelesine sahne olmuştur. Bu faktörler, Kırgızistan'ı istikrarsızlığa sürüklemiştir. Ülkedeki siyasi kriz, devrimler ve sosyo-ekonomik sorunların derinleşmesi etnik çatışmanın patlak vermesine neden olmuştur. 2010 Kırgız-Özbek çatışması etnik karaktere sahip bir çatışma olmadığı için öne çıkmıştır. Bu çatışmaya giden süreç kapsamlı olarak incelenecektir. Anahtar kelimeler: etnik grup, etnik çatışma, etnik milliyetçilik, rejim güvenliği, güney- kuzey ayrılıkçılığı, dış politika, güvenlik kavramıArticle Citation - WoS: 7Citation - Scopus: 10Locating Change in Turkish Foreign Policy: Visa Policies of the Justice and Development Party in the 2000s(Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2014) Aygul, Cenk; International RelationsThis article evaluates foreign policy change under the Justice and Development Party (JDP). After examining the concept of change in foreign policy analysis and in the literature on Turkish foreign policy, the article offers an approach to visa regimes as significant indicators of change in foreign policy. It first provides a qualitative analysis of Turkish visa policies in comparison to those of the European Union (EU) and shows that, after a brief period of convergence, Turkish visa policies have increasingly diverged from the EU. Subsequently, by way of analyzing the incoming mobility of foreign nationals, first the JDP era is compared to its predecessors. Then, two distinct eras within JDP's period of rule are identified and compared. It concludes that, while there are differences between the JDP and the previous eras, the most significant change occurs between the first and second JDP governments.Master Thesis Makyavel'in Düşüncelerinin Mussolini'ye Etkileri(2019) Dündar, Didem; Aygül, Cenk; International RelationsNiccolò di Bernardo dei Machiavelli 1500lü yıllarda yaşamış, dünya siyasetini ve tarihini derinden etkilemiş bir diplomat, yazar ve düşünürdür. Rönesans Floransa'sında yaşamış olan Makyavel'in en önemli eseri Hükümdar, O'nun yüzyıllar boyunca Makyavelizm damgasıyla yaftalanmasına neden olmuştur. Kimilerine göre şeytan kimilerine göre gelmiş geçmiş en büyük hümanisttir. Makyavel'in dönemine ışık tutan düşünceleri özellikle politik kriz durumlarında hükümdarların başvurduğu manipüle edilmiş bir doktrin olarak kötüye kullanılmıştır. Öyle ki İtalya'nın tarihteki en önemli siyasi figürlerinden biri olan Mussolini'de Makyavel'den izler görülebilmektedir. Benito Mussolini iki dünya savaşı arası dönemde Avrupa'daki faşist hareketin liderlerindendir. İtalya, Mussolini iktidarında tek adam rejimini görmüş, cumhuriyetten totaliter rejime sert bir geçiş yaşamıştır. Mussolini'nin iktidara gelirken ve iktidarda geçirdiği süre boyunca izlediği yollar Makyavel'in öğretileriyle benzer midir? Çalışmada bu konuyu ele alarak Mussolini'nin Makyavel'den etkilenip etkilenmediğini tartıştık.Master Thesis Pan-afrikanizm Terfi Ettirme Kwame Nkrumah ve Gana'ın Rolü(2019) Iddisah, Abdul-samed; Aygül, Cenk; International RelationsPan-Afrikanizm ideolojisi kıta içindeki ve dışındaki Afrikalıların tecrübe edindiği en önemli politik düşüncelerden birisidir. Sömürgeciliği, ayrımcılığı ve Afrikalıların köleleştirilmesini durdurmayı talep eden ve hatta buna zorlayan bir hareket olarak başlayan şey, güçlü bir ideolojiye dönüşmüş ve böylece Afrika ve Afrikalıların birliğini ve sendikalaşmasını şiddetle talep edilir hale getirmiştir. Bu kavram Afrika'daki ve diyasporadaki birçok lideri cezbetse de, Gana ve Kwame Nkrumah'nın oynadığı rol, bu ideolojinin Afrika'da gerçekleşmesi ve sürdürülmesi bağlamındaki düşünceleri ve süreci anlama ve analiz etmede ehemmiyetini korumaktadır. Bu tez, harekete geçiş nedeni liderlerin benimsediği fırsatlar ve ideolojinin yüzleştiği, liderler tarafından ileri sürülen zorluklar olan Pan-Afrikanizm ideolojisini Gana ve Kwame Nkrumah'nın teşvik etmede oynadığı rolü incelemeyi hedefler. Bu araştırma, Gana ve Nkrumah'nın ideolojiyi teşvik etmek için ellerinden geleni yapmasına rağmen, böylesi büyük bir projenin yürürlüğe geçmesinin ve sürecinin, bu engin coğrafyanın ve Afrika'nın farklı bölgelerindeki çeşitli, büyük zorlukların üstesinden gelmede daha karmaşık ve daha iyi organize edilmiş bir yaklaşım gerektirmiş olacağını savunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Pan-Afrikanizm, Gana, Kwame Nkrumah, Africa BirliğiMaster Thesis Reagan Doktrini: Soğuk Savaşı Bitiren Hükümet Dışı Aktörler(2020) Boztepe, Oğuzhan Ayberk; Aygül, Cenk; International RelationsReagan doktrini ile birlikte izlenen politikalar, Sovyetlerin üçüncü dünya ülkelerindeki nüfuzunu koruyabilmek ve bu ülkelerde güç dengesini sağlayabilmek adına kaldıramayacağı bir yükün altına girmesine sebep olmuş, bu ülkelerdeki Sovyet askeri varlığı; ABD desteği ile savaşan hükümet dışı gruplar vasıtasıyla büyük ölçüde bastırılmış ve tüm bunlar Sovyetlerin Brezhnev doktrini yerine daha ılımlı politikalar izleyip, yayılmacı politikalarına son vermesine sebep olmuştur. Ayrıca Soğuk Savaştan sonra, doktrin bağlamında desteklenen bu gruplar tasfiye olmamakla birlikte, insani yönden ağır eleştiriler alacakları birçok olaya sebebiyet vermişlerdir. Çalışmanın amacı: Soğuk Savaş dönemi ABD'nin Sovyet politikalarında, Reagan doktrini bağlamında gerçekleşmiş olan hükümet dışı aktörlere yardımlar ve çevreleme stratejisi yerine geri dönüş stratejisinin benimsenmiş olması, güvenlik ikilemi göz önünde alınarak değerlendirildiğinde, bu iki politikanın ABD'nin Soğuk Savaş'ı kazanmasındaki rollerini tespit etmek ve bu politikalar kapsamında desteklenen grupların, çatışma bittikten sonra küresel terörizm ile bağlantılarını ortaya koymaktır. Konu kuramsal açıdan realist bir perspektifle ele alınacak olup yöntem olarak literatür taraması seçilmiştir. Anahtar sözcükler: Ronald Reagan, terörizm, geri dönüş, Düşük Yoğunluklu Çatışma Stratejisi, Reagan doktriniMaster Thesis Soğuk Savaş Sonrası Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi(2019) Demirören, Yasemin Merve; Aygül, Cenk; International RelationsSoğuk Savaş Sonrası Doğu Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi adlı bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Weimar Cumhuriyeti ve Nazi Dönemi'nde Almanya'da yaşanan aşırı sağ hareketler dönemsel olarak ele alınmıştır. Bununla beraber, bu iki dönemin aşırı sağ hareketleri arasında karşılaştırılmalı analiz yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Soğuk Savaş döneminde Almanya konusu ele alınmıştır. İkinci bölümde ayrıca, Soğuk Savaş öncesi dönemin genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası Demokratik Almanya Cumhuriyeti ve Federal Almanya Cumhuriyeti'nde gerçekleşen aşırı sağ hareketler incelenerek, aralarındaki benzerlik veya farkları da bu çalışmanın kapsamına dâhil edilmiştir. Kurulan iki Almanya Cumhuriyeti'ndeki toplumsal, ekonomik, siyasi hayatta gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin çıkış noktaları tartışılmıştır. Yabancı düşmanlığı kavramı, doğu ve batı Almanya'da toplumda nasıl ortaya çıktığı ve toplumu nasıl etkisi altına aldığı araştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Soğuk Savaş sonrası birleşen Almanya'daki aşırı sağ hareketler ele alınmıştır. Bu bölümde de öncelikle Soğuk Savaş'ın sona ermesine neden olan olaylar göz önünde bulundurularak aşırı sağ hareketlerin geçirdiği dönüşümler incelenmiştir. Soğuk Savaş'ın sona ermesi ile günümüze kadar olan zaman içerisinde, Almanya'daki aşırı sağ hareketlerin ideolojileri ve eylemleri bölgesel olarak karşılaştırarak incelenmiştir. Günümüz Almanya'sında toplumsal eylemlerin aşırı sağ söylemlerinin Alman Parlamentosu'nda merkez sağ partilerince destek bularak siyasi olarak Alman siyasetini nasıl yönlendirdiği incelenmiştir. Almanya Federal Meclisi'nde sağ parti olan AfD'nin toplumsal aşırı sağ hareketlere karşı sergilediği tutum ve destekler çerçevesinde siyasi olarak aşırı sağ grupların siyasete olan etkileri tartışılmıştır. Bunun yanında meclisteki diğer partilerin, aşırı sağ söylemlerle elde ettikleri politik başarıları, istatistiklerden yararlanılarak ele alınmıştır. Almanya'da gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin ideolojileri ve toplumsal etkileri ile Doğu Almanya Cumhuriyeti'nde gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin bağlantısı incelenmiştir. Bu bölümde yine Almanya'da gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin bölgesel yoğunluk oranları incelenirken aynı zamanda siyasi oy verileri de incelenerek aralarındaki bağlantı ele alınmıştır.Master Thesis Somali' de İnsan Güvenliğinin Boyutları:1991-2000(2016) Abshır, Ibrahım Alı; Aygül, Cenk; International RelationsSomali bağımsızlığını 1960 yılında sömürgeci devletler olan İtalya ve İngiltere'den kazanmıştır. Bağımsızlıktan sonra Somali'nin 9 yıllık demokrasi deneyimi olmuştur. 1969 yılında Tümgeneral Mohamed Siad Barre tarafından askeri darbe gerçekleştirildi. Kendisi sivil hükümeti yolsuzluk, yandaş kayırmacılık ve taraflı olmakla ve de Hükümet ve kurumları halkın beklentilerini karşılamakta ve toplumda hızla yayılan fakirleşmeyi kontrol etmekte başarısız olmakla suçladı. Tüm siyasi partilerin faaliyetlerini askıya aldıktan, anayasayı ortadan kaldırdıktan ve ulusal parlamentoyu feshettikten sonra askeri rejim durumu daha da kötüleştirdi ve önceki hükümetin Başbakanını tutukladı. Rejim kendisini bilimsel sosyalizm sistemi olarak ilan etti. Askeri hükümet ülkede klan sisteminin kaldırıldığını ilan etti, ancak tam tersi yönde uygulamalar yaptı. 1970'li yıllarda rejim işkence yapan, muhalefeti susturmak için tutuklayan ve insan haklarını kesintiye uğratan uygulamaları kullanan bir istihbarat örgütü kurdu. 1977 yılında rejim Ogaden bölgesi için Etiyopya ile savaşa girdi ve bu Somali sınırında yüzbinlerce Somalili sığınmacı ile neticelendi. 1978 yılında hükümet başarısız darbe girişiminde bulunan on yedi subayı idam etti, kaçmayı başaran bazı subaylar daha sonra hükümetin askeri gücüne karşı askeri hareket başlattı. 1978 ile 1988 yılları arasında askeri hükümet bazı muhalif liderlerin bu bölgelerden gelmesi nedeniyle ülkenin kuzeydoğu ve kuzeybatı bölgelerine saldırdı, binlerce kişiyi öldürdü ve binlerce masum insanı yerinden etti. 1991 yılında muhalifler askeri rejimden iktidarı almayı başardılar. Farklı kabilelerden diktatörler arasındaki güç mücadelesine binlerce sivil Somalili yaralandı ve öldürüldü. 1992 yılında ülkenin birçok bölgesinde kuraklık ve kıtlık başladı. İç savaşın ayak izleri hala mevcuttur ve kolayca görünmektedir, binlerce masum insan öldürüldü ve diğerleri de yerinden edildi. Somali'nin bağımsızlığını kazandığı günden bu yana insan güvenliğinin ihlali söz konusudur ve 1991'de Somali'de insan güvenliği önceki hükümet dönemlerine göre daha da kötüleşmiştir. Pek çok masum insan hayatını kaybetti ve yerinden oldu, halen insan güvenliği açısından korkudan ve yokluktan kurtulmak gibi temel konulardan yoksunlar. ANAHTAR KELİMELER: Somali'de İnsan Güvenliği, İnsan Güvenliği, Somali İç savaşı, Somali'de Kıtlık Nedenleri, Somali Devletinin ÇöküşüMaster Thesis Tunus'ta İslami hareketlerin yükselişi: El Nahda örneği(2014) Erdem, Ruhat Gülşah; Aygül, Cenk; International RelationsEl Nahda'nın Tunus'ta Arap Baharı sonrası iktidara gelişi, ABD öncülüğünde Batı'nın uzun süredir Ortadoğu'da demokrasi yönünde değişimi arzulaması ve Ortadoğu halklarının İslami hareketleri 1970'lerden itibaren çürümüş tek parti rejimlerine karşı bir alternatif olarak görmesiyle örtüşmüştür. Ne var ki, Arap Baharı sonrası Ortadoğu'da başlayan olumlu hava değişmeye başlamış, iktidara gelen yeni yönetimler de halkı memnun etmemiştir. Arap Baharı sürecinden birkaç yıl sonra Mısır'da Hürriyet ve Adalet Partisi askeri darbe sonucu, Tunus'ta El Nahda ise iki muhalif lidere düzenlenen suikast sonucu istifa etmeye mecbur bırakılarak tasfiye edilmiştir. İki İslami partinin de tasfiye edilmesine, Mısır ve Tunus halkının yanı sıra Batı'nın da destek verdiği görülmektedir. AKP'nin Ortadoğu Bölgesi'ndeki İslami hareketlere model olacağı yaklaşımı başarısız olmuş görünürken, Mısır'da ve Tunus'ta başarılı olamayan ve İslam'a devlet yönetiminde yer veren İslami partiler tasfiye edilmiştir. Batı Ortadoğu'daki politikasını, bundan sonraki süreçte ılımlı olmayan İslami hareketleri küçülterek tasfiye etme ve İslam'a devlet yönetiminde mesafeli duracak yeni hareketleri destekleme yönünde revize etmiştir. Ortadoğu'da Arap Baharı sonrası iktidara gelen Müslüman Kardeşler ve El Nahda'nın başarısız olmasının ardından iktidara gelecek yeni yönetimler aşağıdan yukarı değil, yukarıdan aşağı doğru belirlenecek gibi görünmektedir. Bu tez, El Nahda'yı iktidara taşıyan sosyal, kültürel, ekonomik faktörleri ve iktidar sürecinin neden başarısız olduğunu tartışmak amacını taşımaktadır.Master Thesis Türk Dış Politikasında Doksanlı Yıllar ve Ab Perspektifinde Değerlendirilmesi(2012) Köymen, Yiğit; Aygül, Cenk; International RelationsDoksanlı yıllar devlet dışı aktörlerin öneminin arttığı, özellikle büyük devletlerin daha çok ekonomik nedenlere dayalı yeni ittifak arayışlarına girdiği, sürekli enerji arzını garanti edecek büyük oyunların senaryolarını hazırladığı ve bölgesel entegrasyonların keskinleşmeye başladığı yıllar olarak bilinmektedir. Bunlardan başka, doksanlı yıllar tüm dünyada aslında yeni bir dünya düzeninin başlangıcı sayılmaktadır. Çünkü, çift kutuplu bir dengeye dayanan dünya siyasal sistemi bitmiş, Varşova Paktı etkisini kaybetmeye başlamış, Doğu Avrupa'da bulunan eski Sovyet tiranlığına bağlı ülkelerdeki çözülmelerin etkisi Rusya'nın birinci kuşağında bulunan ülkelere kadar sirayet etmiş, Körfez Savaşı ile birlikte Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi sürecine girilmiş, NATO, üye sayısını artırmaya, dolayısı ile etki alanını genişletmeye başlamış, AB ise bütünleşmenin altyapısını tamamlamaya ve Avrupa kıtasının tamamını şemsiyesi altına almaya doğru bir planlamanın içine girmiştir. Türkiye ise tüm bu değişen koşullara karşın, iç siyasi çekişmeleri çok derin yaşadığından doksanlı yıllarda dış politikadaki hızlı gelişmelere fazla ayak uyduramamış, eskinin edilgen devlet bürokrasisi içerisinde hareket etmiş ve özellikle de dış politikada pro-aktif olamamanın getirdiği sürekli bir bekle-gör politikasını takip etmiştir. Bu itibarla, bugünü daha iyi anlayabilmek için o yılları iyi analiz etmek gerekmektedir. Bu tezin önemi de o yıllarda kaçırılan fırsatlar, ileriyi görememe, tüm doksanlar boyunca yaşadığımız sürekli koalisyonlar, siyasi çekişmeler ile birlikte yapılan hataların sonuçlarını irdeleme ve bazı alternatiflerin üzerinde durmaktır. Tezin bir de AB boyutu bulunmaktadır. Bu kısımlarda ise öncelikle AB, bütünleşme politikaları açısından incelenmiş ve ?Türkiye bu bütünleşme sürecinde neden olmalıdır? sorusuna cevap aranmaya çalışılmıştır. Sonra kısaca Türkiye-AB ilişkilerinin dönemsel analizlerine ve önemli tarihsel dönüm noktalarına bakılmıştır. Ayrıca, Türkiye'nin tam üyelik başvurusu sonrası AB içindeki dengeler, ABD'nin Türkiye'ye olan desteğinin AB içinde farklı gruplaşmalara yol açması ve bunların nedenleri de incelenmiştir. Bunlardan başka, AB güvenlik politikalarına Türkiye'nin katkısı ile AB'ye tam üyeliğin Türkiye'nin stratejik öneminin artmasına yönelik ne gibi etkileri olabilirdi sorusunu da yanıt aranmaya çalışılmıştır. Böylece o yılları günümüzdeki gelişmelere göre tekrar inceleme imkanı doğmuştur.Çalışma boyunca öncelikle kavramsal ve kuramsal çerçeve üzerinde durulmuştur. Ayrıca, konu dış politika olduğu için dış politikanın çeşitli uluslararası ilişkiler teorilerine göre tanımı ve doksanlı yıllarda Türk Dış Politikası'nın genel olarak hangi teorinin pratiğinin uygulanmasına göre şekillendiğine bakılmıştır. Genelde realist bir perspektif hakim olmakla birlikte, liberal yaklaşımlar da sık sık kullanılmıştır. Son olarak, her ne kadar belirli bir dönem incelense de ulusal çıkarlarımız ve dış politikada bizim için önemli olan konu başlıklarına da değinilmiştir.Article Citation - WoS: 8Citation - Scopus: 9Visa Regimes as Power the Cases of the Eu and Turkey(Sage Publications inc, 2013) Aygul, Cenk; International RelationsThis article examines the significance of labor mobility for capitalism and analyzes the visa regimes of the European Union (EU) and Turkey. After the fall of the Berlin Wall, labor mobility originating from Eastern Europe has been redirected to the West, taking the form of circular migrations and replacing the previous rotation system. While the new forms of circular mobility created insecure employment conditions for many people, it also required a visa regime to classify people when they arrive at the borders. Both nation-states and supranational organizations such as the EU continue to build regulatory capacities. The second half of the article examines the Schengen agreement and the ways in which French German sensitivities were "communitized." While other East European countries chose to be a part of the Schengen agreement's restrictive visa policies, this option was not possible for Turkey, which established a fully liberal regime.