Yalvaç, Faruk

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Yalvac,F.
Y., Faruk
Yalvaç, Faruk
F., Yalvaç
Y.,Faruk
Faruk, Yalvac
F., Yalvac
F.,Yalvaç
Yalvaç,F.
Yalvac, Faruk
F.,Yalvac
Yalvac F.
Faruk, Yalvaç
Job Title
Profesor Doktor
Email Address
faruk.yalvac@atilim.edu.tr
Main Affiliation
International Relations
Status
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

3

GOOD HEALTH AND WELL-BEING
GOOD HEALTH AND WELL-BEING Logo

3

Research Products

4

QUALITY EDUCATION
QUALITY EDUCATION Logo

1

Research Products

9

INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE Logo

2

Research Products

10

REDUCED INEQUALITIES
REDUCED INEQUALITIES Logo

1

Research Products

14

LIFE BELOW WATER
LIFE BELOW WATER Logo

1

Research Products

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

3

Research Products
Bibliometrics data could not be loaded because of an error. Please refresh the page or try again later.

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Cambridge Review of International Affairs1
Middle East Critique1
Mülkiye Dergisi1
Uluslararasi Iliskiler1
Current Page: 1 / 1

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 14
  • Article
    The Cultural Dilemmas of Uneven and Combined Development (ucd): 'the Biggest Agony of the Turkish Spirit'
    (Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2024) Yalvac, Faruk; Akcali, Oeznur
    Recent studies of international historical sociology have focused more on the interaction between the political and economic aspects of the world system compared to its cultural dimensions. In this article we want to address this lacuna with particular reference to the theory of Uneven and Combined Development (UCD here after). UCD is an attempt to develop a non-Eurocentric, non-linear, and historical understanding of international relations. It aims to provide a non-Eurocentric historiography and historical sociology that goes beyond binary oppositions of East and West, tradition and modernity, and emphasizes non-Western agency in shaping historical developments. The cultural implications of UCD has recently been revived in world literature and cultural studies. We seek to contribute to this research by illustrating how UCD can help us understand the cultural implications of societal interaction through the use of Turkish literature, notably Peyami Safa's work. We want to focus on the theme of the interaction between the West and the East in his work within the context of the theory of UCD as an example of how it manifests itself in the cultural field. Accordingly, the article is structured as follows. The first section discusses the key features of UCD as they relate to our topic, and the second section goes on to examine processes of Westernisation as they have occurred in Turkey and attempts to demonstrate how UCD is reflected in the literature of the period. The third section aims to show how the concept of UCD can help us better understand the implications of societal interaction in Peyami Safa's work by addressing the various issues that are raised in Justin Rosenberg's approach to analysing world literature. The final section concludes with general observations concerning the potential utility of UCD-based methodologies in constituting the foundation of non-Western IR theories.
  • Master Thesis
    İnsani Güvenlik Anlayışının Havacılık Hukuku Açısından Değerlendirilmesi: Emniyet Boyutu (2000-2020)
    (2022) Erman, Halil; Yalvaç, Faruk
    İnsanlar seyahat özgürlüklerini gerçekleştirirken hızlı ve güvenli olmasından dolayı hava yolu taşımacılığını tercih etmektedirler. Bu çalışmanın amacı hava taşımacılığını düzenleyen ve sistemli bir şekilde hizmet vermesi amacıyla oluşturulan havacılık hukukunun, insani güvenliği sağlama konusunda izlediği yolu değerlendirmektir. Bu değerlendirmeyi gerçekleştirirken, hukuki açıdan insan haklarına zarar veren eksikliklerin neler olduğu ve alınmış olan önlemlerin insani güvenlik açısından yeterli olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte hem dünya genelinde hem de ülkemizde insani güvenlikle ilgili yapılan çalışmalar konusunda eksikliklerin olması, ülkelerin benimsedikleri yaklaşımlar konusunda ortak bir çerçevenin bulunmaması, ülkelerin birbirlerine karşı güç mücadelesi içinde olması, devlet güvenliklerini ön planda tutan kararlar alması, uluslararası şirketlerin kâr amaçlı politikaları konunun seçilmesindeki önemli nedenlerden biridir. Tez 2000- 2020 arasındaki 20 yıllık bir sürecin incelenmesinden oluşmaktadır. Belirtilen süre içerisinde; havacılık sektörünün ilk olarak etkilendiği, ülkeler arası çekişmeler, terör saldırıları, salgın hastalıklar ve ekonomik bunalımların incelenmesi amaçlanmıştır. Yaşanmış olan olayların hem havacılık sektörünce hem de havacılık hukuku içerisinde, insani güvenlik açısından alınmış olan önlem dizisinin nasıl oluşturduğu konusunda inceleme yapılması hedeflenmiştir. Yapılacak olan bu değerlendirmeye destek olması amacıyla, 2000 yılından itibaren meydana gelen terör olayları, bazı uçak kazaları, salgın hastalıklar gibi birçok örnek olay değerlendirilmiştir. Hem ülkemizde hem de dünya genelinde alınan önlemler dizesinin neler olduğu analiz edilip havacılık hukuku açısından eksikliklerin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezde, çoğunlukla nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve konunun daha iyi anlaşılması amacıyla durum analizi ve örneklemelerle desteklenmiştir. Olayların insani güvenlik açısından yorumlanması yapılırken ise, eleştirel güvenlik Anlayışını benimsenmiştir.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    The Theory of Uneven and Combined Development and the Sociopolitical Transformations in Syria and Libya
    (Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2024) Yalvac, Faruk; Menguaslan, Hikmet
    This article explores the constitutive impact of the 'international' on the sociopolitical transformations in Syria and Libya through the lens of the theory of Uneven and Combined Development (UCD). The conventional and numerous critical analyses of Syrian and Libyan sociopolitical change suffer from a Eurocentric and stagist understanding of development. This paper argues that development problems can be better conceptualized with an interactive framework made possible by the UCD theory. In this context, we focus on how the expansion and consolidation of capitalism through the dynamics of UCD have concretely shaped the process of sociopolitical transformation in Syria and Libya to shed light on how the international and the local have articulated to produce the socioeconomic and political outcomes in these two states. We conclude by arguing that the theory of UCD provides an alternative conceptualization in explaining the specific development trajectories in both countries.
  • Master Thesis
    Koruma Sorumluluğu Yoluyla Egemenlik Haklarını İhlal Etmek Haklı Mıdır? Koruma Sorumluluğu Normunun İlkeleri ve Uygulamaları Arasındaki Çelişkiler Üzerine
    (2025) Karadoğan, Kemal Yağız; Yalvaç, Faruk
    Bu tez devlet egemenliği ilkesinin hala uluslararası sistemin zeminini oluşturduğu bir ortamda, insani müdahalelerin ahlaki ve hukuki açıdan haklı sayılıp sayılamayacağını incelemektedir. Kosova ve Libya gibi krizler incelenerek, insani müdahale söylemlerinin nasıl kullanıldığını ve bu söylemlerin çoğu zaman siyasi çıkarlarla, güç dengeleriyle ve uluslararası ilişkilerde 'adil' ya da 'kabul edilebilir' sayılan kavramlarla nasıl örtüştüğünü ortaya koymaktadır. 'Müdahale etmek haklı mıdır?' sorusuna bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. Hukukun normatif doğası ile uluslararası ilişkilerin yoruma açık yapısı arasındaki çelişkiyi ele alırken eleştirel yapısalcılık yaklaşımından yararlanmaktadır. Siyaset teorisi ve uluslararası hukuk alanlarındaki temel tartışmalardan yola çıkarak, kitlesel acılar ve insan hakları ihlallerinde gerçekleşen dış müdahalelerin meşruiyetini analiz etmektedir. Bu tez, Koruma Sorumluluğu (R2P) ilkesine dair tartışmalar ve değişmekte olan insani müdahale uygulamalarına odaklanarak, bu değişimlerin hukuki ve siyasi düzeni nasıl yeniden şekillendirmeye çalıştığını anlamaya çalışırken, Michael Walzer'ın Haklı Savaş yaklaşımını eleştirmekte ve öte yandan da Koruma Sorumluluğu normunun, ilkeleri ile uygulanması arasındaki farklılıklara vurgu yapmaktadır.
  • Master Thesis
    Uluslararası İlişkiler Teorileri Tarihindeki Temel Tartışmaların Yörüngesinin Eleştirel Realist Bir Açıklaması
    (2023) Köksal, Oğulcan; Yalvaç, Faruk
    Uluslararası İlişkiler disiplinine, özellikle (neo-)Realizm ve (neo-)Liberalizm gibi pozitivist varsayımlar tarafından desteklenen belirli teoriler ve bu teoriler arasındaki tartışmalar hâkim olmuştur ve diğer teoriler ya bu ana akım teorilere karşı çıkmak ya da pozitivist bilim anlayışına uyumlu olmak durumunda kalmıştır. Ancak, 1980'lerde Uİ disiplininde pozitivizm/post-pozitivizm olarak adlandırılan yeni bir dönem başlamıştır. Buna rağmen, bütün temel tartışmalar disipline önemli etkilerde bulunmuş olsalar da hiçbiri ontolojiyi ve bilim felsefesini tartışmalarının merkezine almamıştır. Post-pozitivistlerden gelen yanıt bile pozitivist bir bilim, yapı ve nedensellik anlayışı sebebiyle yanlış yorumlanmıştır. Kısaca, disiplindeki temel tartışmaların ontolojiye odaklanmamaları konusunda bir devamlılık mevcuttur. Bu tez, ilk kez Roy Bhaskar (1977) tarafından ortaya konan ve Uİ disiplininde Faruk Yalvaç, Colin Wight, Jonathan Joseph gibi kuramcılar tarafından geliştirilen bir meta-teori olarak işleyen eleştirel gerçekçiliği kullanarak, disiplindeki belirli teoriler ve bilim felsefelerinin, temelde de pozitivizm/post-pozitivizm tartışmasının nasıl tarihsel olarak şekillendiğini ve disiplindeki temel tartışmalar ve teori anlayışını nasıl bir çıkmaza soktuğunu, disiplinin tarihinde özellikle ontolojik bir devamlılık olduğunu vurgulayarak geliştirmek amacını gütmektedir. Dolayısıyla bu tez, Uluslararası İlişkiler içerisindeki temel tartışmaların ortaya çıkma ve gelişmelerinin tarihselleştirilmesinin ve doğallıktan çıkarılmasının gerekli olduğunu iddia etmektedir. Uİ teorileri arasındaki temel tartışmaların eleştirel gerçekçi bir açıklaması, disiplindeki ontolojik tartışmanın eksikliğinin sebeplerinin ortaya çıkarılmasını, neden ontolojiyi merkeze aldığını iddia eden dördüncü tartışmanın bile sadece epistemoloji ve metodolojiye odaklandığının anlaşılmasını ve böylece toplumsal gerçekliğin bir katmanı olarak uluslararasılığın dinamiklerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Anahtar Sözcükler: Eleştirel Gerçekçilik, Bilim Felsefesi, Uluslararası İlişkiler Teorileri, Pozitivizm, Post-pozitivizm.
  • Master Thesis
    Türk Devletleri Teşkilatı'nın Türkiye'nin Bölgesel Güç Oluşumuna Etkisinin Neorealist Analizi
    (2025) Yavuz, Emre; Yalvaç, Faruk
    Bu tez, Türkiye'nin Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ile yürüttüğü iş birliğinin, ulusal çıkarlarını ve bölgesel güç olma hedeflerini gerçekleştirme sürecine etkisini neorealist kuram çerçevesinde analiz etmektedir. Neorealist kuram anarşik uluslararası sistemdeki güç ilişkilerinin devlet davranışlarını belirlemede en önemli unsur olduğunu ileri sürer (Waltz, 1979). Neorealist kuramın temelini oluşturan anarşik yapı ve güç dağılımı, Türkiye gibi bölgesel güçlerin konumu ve davranışlarında da değişiklikler ortaya çıkarmıştır. Tez bu değişiklikleri neorealist kuramın bölgesel düzeyde de nasıl işlev gördüğünü, Türkiye örneği aracılığıyla göstermeye çalışmaktadır. Neorealist Uluslararası sistemde güç dağılımının çok kutuplu bir yapıya evrilmesi, yalnızca küresel aktörleri değil, aynı zamanda bölgesel güçlerin konumlarını ve etki alanlarını da etkilemektedir. Değişen uluslararası koşullar, küresel ve bölgesel düzeyde değişen jeopolitik dinamikler doğrultusunda, Türkiye dış politikasında çok boyutlu açılımlara yönelmiş ve Batı merkezli stratejisini çeşitlendirme çabası içine girmiştir. 2009 yılında kurulan TDT; ortak tarih, dil ve kültür temelinde şekillenen TDT, üye ve gözlemci devletler arasında çok boyutlu iş birliğini hedefleyen bölgesel bir örgüt niteliğindedir. Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı içerisinde hem kurucu hem de yönlendirici bir aktör olarak, başta enerji olmak üzere karşılıklı ihtiyaçlarını üye devletlerle, iş birliği içinde karşılamayı, karşılıklı güveni pekiştirmeyi ve ekonomik ilişkileri geliştirerek bölge ülkelerinin kalkınmasına katkı sunmayı hedeflemektedir. Türkiye, bu süreçte hem kendi çıkarlarını gözetmekte hem de teşkilat içerisindeki anahtar rolünü pekiştirerek bölgesel caydırıcılığını artırmaktadır. Bu doğrultuda, Türk Devletleri Teşkilatı aracılığıyla Orta Asya, Kafkasya ve Avrasya'da daha etkin bir bölgesel aktör olma yönünde stratejik adımlar atmaktadır. TDT'nin, Türkiye açısından bir güç projeksiyonu aracı olarak işlev gördüğü ve bölgesel liderlik hedeflerine kurumsal bir zemin oluşturduğu ileri sürülmektedir. Bu tezde, nitel bir kuramsal çalışma olup, yöntem olarak ise durum analizi ve betimsel analizden yararlanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Bölgesel Güç, Dış Politika, Neorealizm
  • Master Thesis
    Eşitsiz ve bileşik gelişme teorisi ve Fransız kültürel sömürgeciliğinin sonuçları: Cezayir Frankofon edebiyatı örneği
    (2022) Çiçek, Gamze; Yalvaç, Faruk
    Bu çalışmanın amacı Fransız kültürel sömürgeciliğinin sonuçlarını Eşitsiz ve Bileşik Gelişme Teorisi kapsamında Cezayir Frankofon edebiyatından seçilen örnekler eşliğinde incelemektir. Cezayir Frankofon Literatürü kapsamında Albert Camus'ya ait The Stranger isimli roman ve Yasmina Khadra'ya ait What The Day Owes The Night isimli roman analiz edilmiştir. Bu romanlarda Fransız Sömürgeciliğinin kültürel boyutu temel alınarak sömürgeciliğin Cezayir halkında ne tür etkiler bıraktığı, toplumsal yapının nasıl etkilendiği, sömürgeciliğin sosyo-kültürel sonuçları ve izleri Eşitsiz ve Bileşik Gelişme Teorisinin dinamikleri doğrultusunda tartışılacaktır. Çalışmada Albert Camus'un tercih edilme sebebi, sömürgeciliğin ilk yıllarında edebiyatta olan sömürgecilik sansürünün etkisiyle toplumsal yapının bir pied-noir gözünden nasıl tarif edildiğini incelemektir. Yasmina Khadra'nın bu çalışmada tercih edilme sebebi ise, bir sömürülen gözünden sömürge dönemi, bağımsızlık süreci ve sonrasında Cezayir toplumunun yapısının ne durumda olduğunu analiz etmektir. Bu tez Fransız Cezayir'inde görülen sömürge politikalarının sonucunda oluşan yabancılaşma, ötekileştirme ve kimlik arayışı kavramlarını kapsamaktadır. Çalışma Frankofon literatürünü edebiyatın değişim dönemlerine göre ayırarak incelemektedir. Tezde sömürgeciliğin ilk basamağı Dünya Sistemleri yaklaşımı kapsamında, sömürgeciliğin sonuçlarını ele alan ana basamağı ise Eşitsiz ve Bileşik Gelişme Teorisi kapsamında incelenmiştir. Çalışmada Cezayir toplumunda ötekileştirilme, yabancılaşma, kimlik arayışı gözlemlenmiş ve bu gözlemlerin bağımsızlık sonrasında da hala devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Kültürel asimilasyonun 132 yıl sürmesi sonucu sosyo-kültürel anlamda Cezayir halkının derinden etkilendiği ve hala kendini bulamadığı, toplumsal yapının ve kültürün kendi içinde de bölündüğü ve kimlik arayışının hala devam ettiği görülmektedir.
  • Article
    Geç Kapitalizmin İdeolojik Söylemi Olarak Yeni Materyalizm: Metalaşmış ‘şeylerin’ Egemenliği
    (2020) Yalvaç, Faruk; Erçandırlı, Yelda
    Bu makale yeni materyalizmin tarihsel materyalist bir eleştirisini yapmaktadır. Yenikapitalizmi geç kapitalizmin ideolojik bir söylemi olarak nitelendirmektedir. Yenimateryalizm meta üretiminin hâkimiyet kazandığı bir sosyo-politik ortamı yansıtanbir söylem olarak tanımlanmakta, tarihsel materyalist anlayışla olan farklılıkları ortayakoyulmaktadır. Hem yeni materyalizm hem de tarihsel materyalizm maddenin öneminevurgu yapmakla birlikte, aralarında önemli farklılıklar vardır. Yeni materyalizmingenişletilmiş madde anlayışı, metalaşmış bir dünyanın söylemi ve savunusunadönüşmekte, insanın madde ve doğa ile olan ilişkisinin özgürleştirici niteliği göz ardıedilmektedir. Bu çerçevede, yazının ilk kısmında önce yeni materyalizm tanıtılacaktır.İkinci bölümde madde kavramının tarihsel materyalist anlayışta nasıl incelendiğiirdelenecektir. Üçüncü kısımda yeni materyalizmin Marx’ın meta fetişizmi anlayışıçerçevesinde bir değerlendirilmesi yapılarak, yeni materyalizmin ideolojik niteliğinevurgu yapılacaktır. Makale yeni materyalizmin laissez-faire kapitalizminin günümüzdekibir görüntüsü olduğu görüşüyle sona ermektedir.
  • Master Thesis
    Irak'ta Ulusal Kimlik İnşasının Başarısızlığı ve Işid'in Yükselişi
    (2024) Al-husseın, Mahmood; Yalvaç, Faruk
    Bu tez, Benedict Anderson'un milliyetçilik ve ulus-devletin ortaya çıkışına ilişkin düşüncelerine odaklanmaktadır. Benedict Anderson'ın Hayali Cemaatler 1983 adlı kitabına dayanan bu tez, Irak'ta ulusal kimlik inşasındaki başarısızlığın nedenlerini anlamak için. Irak'ta eşitlik ve vatandaşlığa dayalı birleşik bir siyasi milliyetçilik anlayışının geliştirilememesi, Irak toplumunun farklı etnik gruplara bölünmesine yol açtı. Mezhepsel kimliğin zulmü ve devletin resmi ulusal kimliği haline getirilerek diğer kimlikler üzerinde tahakküm kurulması, Irak'ta farklı nüfusa sahip diğer nüfus gruplarının dışlanmasına ve ötekileştirilmesine neden olmaktadır. Bu da yabancılaşmaya tepki olarak isyan hareketlerinin yükselişiyle sonuçlanıyor. Irak'taki IŞİD, fikirlerini aşırılıkçı ve şiddet içeren davranışlarla ifade eden bu isyan hareketleri için tipik bir örneği temsil etmektedir. Bugüne kadar, Irak hala bir dizi sorunla karşı karşıyadır. Iraklılar bölünmüş durumda kalmakta ve ulusal kimlik yoktur. Süregelen çatışmaların yanı sıra, IŞİD tamamen ortadan kaldırılmamıştır ve azınlık bölgeleri Erbil ve Bağdat arasında hala tartışmalıdır, ayrıca Kürtlerin Irak'tan bağımsızlık kazanma çabaları da devam etmektedir. Aynı zamanda, Irak devletine alternatif bir rol üstlenen milislerin yayılması ve yolsuzluk tarafından yıpratılan devlet tarafından yaşanmaktadır.
  • Master Thesis
    Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin Feminist Okuması: Kahraman Olarak Kadın, Asker Olarak Kadın, Anne Olarak Kadın
    (2024) Gürpınar, Ezgi Yarıcı; Yalvaç, Faruk
    Ulusal Kurtuluş Mücadelesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecine girmesiyle birlikte Anadolu coğrafyasında Türk milletinin kendini yeniden var etme ve bir devlet olarak uluslararası sistemde kendini kabul ettirme sürecinin adıdır. Savaşın genel seyrine bakıldığında bu savaşta kadınların erkeklerle birlikte mücadele verdikleri görülmektedir. Bu tezde, kadınların Ulusal Kurtuluş Mücadelesinde göstermiş oldukları çabanın ülkenin kurulması üzerindeki etkisine değil, feminist bir eleştiri ile savaş sonrasında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde kadınlara bakış açısının değişip değişmediğine, kadının yeni dönemdeki konumu ve kadın hakları üzerindeki etkisine odaklanılmıştır. Bu konunun seçilmesinin sebebi Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin sadece tarih disipli içinde ele alınması, uluslararası ilişkiler ve feminist teori çerçevesinde daha önce değerlendirmesinin yapılmamış olmasıdır. Tez, uluslararası ilişkiler disiplininde feminist teori üzerine inşa edilmiştir. Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin getirmiş olduğu olağanüstü şartlar altında kadınlar geleneksel rollerinin getirmiş olduğu annelik ve bakım hizmetlerine ek olarak, o zamana kadar erkeklere atfedilmiş olan kahramanlık ve askerlik rollerini de üstlenmek zorunda kalmıştır. Bu zaruriyet hali kadının erkeklere göre daha az vasfa sahip olmadığını gözler önüne sermiştir. Türk kadını, Ulusal Kurtuluş Mücadelesinde üç farklı rol üstlenmek zorunda kalmıştır. Protestolar, mitingler, örgütlenmeler, cephanelik taşıma ve yurdun erkeklerden arda kalan tüm diğer işlerinin altından kalkarak kahramanlık yapan kadınlar, eline silahını alıp cepheye koşarak askerlik vasfını yerine getirmiştir. Çocuğuna, yetim ve öksüz kalan çocuklara, yaşlılara, cephedeki askere ve cepheden gelen yaralılara bakarken, annelik görevini de icra etmiştir. Bu kapsamda çalışma içinde uluslararası ilişkilerde feminist teori, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk 10 senesi, Osmanlı İmparatorluğu'nda Tanzimat ile başlayan kadın hareketleri ve kazanılmış haklar detaylıca incelenmiştir. Sonuç olarak, kadınların göstermiş olduğu çabalara karşılık Türkiye Cumhuriyeti'nde kadın haklarına yönelik düzenlemeler yapılmış ancak kadın temelde anne vasfını aşamamıştır. Erkek eliyle getirilmiş olan tüm yenilikler kadının toplumsal rolünde herhangi bir değişim sağlamamıştır.