Başak, Cengiz
Loading...

Profile URL
Name Variants
Başak, Cengiz
Job Title
Profesör Doktor
Email Address
Main Affiliation
Department of International Relations
Status
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
2
ZERO HUNGER

0
Research Products
14
LIFE BELOW WATER

0
Research Products
17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS

1
Research Products
5
GENDER EQUALITY

0
Research Products
16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS

3
Research Products
8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH

0
Research Products
4
QUALITY EDUCATION

0
Research Products
6
CLEAN WATER AND SANITATION

0
Research Products
7
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY

0
Research Products
10
REDUCED INEQUALITIES

1
Research Products
11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES

0
Research Products
9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE

2
Research Products
1
NO POVERTY

0
Research Products
3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING

0
Research Products
12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION

0
Research Products
13
CLIMATE ACTION

0
Research Products
15
LIFE ON LAND

0
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
12
Articles
0
Views / Downloads
0/0
Supervised MSc Theses
12
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
WoS h-index
0
Scopus h-index
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
0
Supervised Theses
12
Google Analytics Visitor Traffic
Journals data is not available
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

12 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 12
Master Thesis Türkiye'nin Orta Asya Türk Devletleri Politikası Üzerindeki Rus Politik Etkisi(2010) Kılıçbeyleroğlu, Buğra; Başak, CengizOrta Asya tarihin başından beri Türk topluluklarının ana vatanı olma özelliğini korumuştur. Çeşitli zamanlarda belli devletlerin saldırısı ve hâkimiyetine geçmiştir. Bu tezde Türkiye'nin Orta Asya Türkleri ile olan ilişkileri dikkate alınacaktır. Türkiye kökenlerini Orta Asya'dan almış bir devlettir. Tarih boyunca da kesintilere de maruz kaldıysa da ilişkilerini büyüklü küçüklü ölçülerde sürdürmeye devam etmektedir. Soğuk Savaş öncesi dönemlerde olsun soğuk savaş sırasında olsun ya da sonrasında ilişkiler duraksasa da kesilmemiştir.Tabi bu ilişkilerin seyrini etkileyen bir takım politikalardan da söz etmek mümkündür. Özellikle bölgede büyük devletlerin politik çekişmeleri yaşanmıştır. Rusya bölge üzerinde kültürel açıdan olsun, ekonomik açıdan olsun ya da askeri açıdan olsun hala başat etkisini korumaktadır. Rus politikalarına karşı duruşları değiştiren ya da belirleyen bölgesel aktörler kendileri için doğru olana en yakın siyaseti izlemeye çalışmıştır. Afganistan, İran, Suudi Arabistan ve Türkiye'yi bu aktörler içinde saymak mümkündür. Rusya'nın bu politikalar üzerindeki etmen olma faktörü çok kutuplu dönemde bir süper güç olmasının dışında en yakın geçmişte Orta Asya'da siyasi birliği sağlayan son devlet olmasından da kaynaklanmaktadır. Böylece bölge bu döneminde Rusya'nın isteklerine göre şekillenmiş bir yapıya sahiptir. Rusya'nın yakın dönem çıkarları içinde hala önemini koruyan Orta Asya hem Rusya'nın güneyinde çok geniş sınırlarla komşu olmasıyla, enerji kaynakları açısından zenginliğiyle ve geçmişte yerleşmiş ve hala Orta Asya'da bulunan en kalabalık azınlık nüfusuyla bölgeyle olan ilişkilerini kesintisiz bir biçimde devam ettirmektedir.Bu durumlar da göz önünde bulundurulduğunda Rusya Türkiye ` nin Orta Asya politikası üzerinde ki belirleyici rolünü hala korumaktadır. Bu çalışmada bu etki üzerinde Türkiye'nin konumu incelenmiştir.Master Thesis Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın Enerji Potansiyelleri ve Politikaları(2007) Özdemir, Yavuz; Başak, Cengiz; Başak, Cengiz; Başak, Cengiz; Department of International Relations; Department of International RelationsSanayileşmenin artmasına bağlı olarak, 20. yüzyılda olduğu gibi, 21.yüzyılda dadünyanın gelişmiş ekonomilerinin en büyük itici gücünün enerji kaynakları olacağıkesindir.Teknolojik gelişmelerin ışığında, insanoğlunun ihtiyaç önceliklerinindeğişerek daha üst seviyelere çıkması, bizleri bu enerji kaynaklarına bir nevi bağımlıduruma getirmiştir.Bu bağlamda, günümüzde enerji elde etmek amacıyla kullanılankaynaklar arasında petrol ve doğal gazın tüketim açısından diğerlerinden dahaöncelikli bir konuma yükseldiği görülmektedir.Dünya enerji ihtiyacının gün be gün arttığı günümüzde, gelişmiş sanayilere sahipbüyük devletlerin enerji güvenliklerini sağlamak adına, söz konusu kaynaklarınüretildiği ve nakledildiği coğrafyalarda etkinliklerini arttırmaya çalıştıklarıgözlemlenmektedir. Bu noktada, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardındanbünyesinde bulundurduğu zengin hidrokarbon kaynaklarıyla Orta Asya Bölgesi'nin,dolayısıyla da bu coğrafyada kurulmuş olan Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistanve Özbekistan Cumhuriyetleri'nin dünya siyasetindeki önemlerinin arttığısöylenebilir.Araştırmamızda, bölgenin artan önemine bağlı olarak burada kurulmuş olan,Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi Türk Cumhuriyetleri'ninenerji potansiyelleri ve politikaları incelenmiştir. Konu incelenirken, enerji eksenlibölgesel sorunların yanı sıra, Türkiye de dahil olmak üzere, küresel ve bölgeselgüçlerin bölge politikaları da irdelenmiştir.Tüm bunların ışığında, Kazakistan,Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın sahip oldukları enerji kaynaklarını reelbir şekilde kullanarak, gelecekte bölge içinde etkin birer ekonomik güce dönüşüpdönüşemeyecekleri sorgulanmıştır.Bunlara göre, adı geçen ülkelerin sahip oldukları kaynaklarını doğru politikalardahilinde etkili bir şekilde kullanabilmeleri durumunda, çokta uzak olmayan birgelecekte, Orta Asya Bölgesinin önemli ekonomik güçleri arasında yer alabilecekleriöngörülmüştür.Master Thesis Türkiye'den Geçen ve Geçmesi Planlanan Enerji Yolları ve Bu Enerji Yollarının Türk Dış Politikasına Etkileri(2010) Korkmazgöz, İhsan; Başak, CengizSanayileşmenin artmasına bağlı olarak, 20. yüzyılda olduğu gibi, 21. yüzyılda da dünyanın gelişmiş ekonomilerinin en büyük itici gücünün enerji kaynakları olacağı kesindir. Teknolojik gelişmelerin ışığında, insanoğlunun ihtiyaç önceliklerinin değişerek daha üst seviyelere çıkması, bizleri bu enerji kaynaklarına bir nevi bağımlı duruma getirmiştir. Bu bağlamda, günümüzde enerji elde etmek amacıyla kullanılan kaynaklar arasında petrol ve doğalgazın tüketim açısından diğerlerinden daha öncelikli bir konuma yükseldiği görülmektedir.Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte Kafkas ve Orta Asya Cumhuriyetleri, var olan zenginlikleriyle birlikte bağımsızlıklarını kazanmışlar ve yenidünya sisteminin güç mücadelesine sahne olmuşlardır. Bu güç mücadeleleri içinde Hazar Bölgesi, içerdiği petrol zenginlikleri açısından 21. yüzyılın enerji üretiminin odak noktası olarak görülmektedir.Hazar Bölgesi petrol ve doğalgazının uluslararası piyasaya taşınması için yapılacak boru hatları güzergâhları bağlamında verilmekte olan mücadelenin özünde bölgedeki kaynakların geliştirilmesi ve 21. yüzyılda Batı'nın körfez petrolüne bağımlılığının azaltılması yatmaktadır. Ayrıca, ikmal güvenliğini sağlamada Avrasya'daki enerji kaynakları üzerinde Rusya'nın tekelini kırma da yer almaktadır.Çok farklı rotaların öngörüldüğü stratejiler arasında Batı için esas olan enerji güvenliği, ABD açısından çoklu boru hatları, şirketler için ise güvenli geçiş noktalarının tercih edilmesi iken; Rusya için Sovyetler Birliği dönemi enerji nakil hatlarının revize edilmesiyle birlikte tekrar kullanıma sokulması şeklindedir.Hazar Bölgesinde en önemli kültürel etki ve siyasi güç sahibi ülke Türkiye'dir. Türkiye, Türk Cumhuriyetleri ile olan kültürel ve ekonomik ilişkilerini geliştirmenin kendisine getireceği yararların farkındadır. Bölgedeki kritik gelişmeleri yakından izleme, akılcı çözümler üretme, jeopolitik gücünü yerinde ve zamanında kullanma, orta ve uzun vadeli stratejiler oluşturma gibi beceriler geliştirip, uygulayabilen bir Türkiye'nin etkinliğini Hazar Havzası ülkeleri başta olmak üzere diğer çevre ülkelerinin de yararına olacak şekilde artırması kaçınılmazdır.Master Thesis Hazar Havzası Enerji Kaynaklarının Uluslararası Politikadaki Yeri ve Türkiye`ye Etkisi(2006) Vural, Zeliha; Başak, CengizMaster Thesis Ortak Tarım Politikası: Polonya ve Türkiye(2007) Karayaz, Diğdem; Başak, CengizOrtak Tarım Politikası: Polonya ve Türkiye Diğdem KARAYAZEkonomik bir birliktelik olarak temellerini atan ve ilerleyen yıllarda işbirliğini siyaset ve güvenlik alanına da yansıtma yolunu seçen Avrupa Birliği, 20. Yüzyılın en önemli oluşumlarından biri olmuştur. Avrupa Birliği'nin ilk ve en önemli politikası olan Ortak Tarım Politikası, II. Dünya Savaşında ve sonrasında Avrupa kıtasında yaşanan gıda yetersizliği sonucunda ortaya çıkmış ve bu politika ile dışa bağımlılığın azaltılması hedeflenmiştir. Avrupa Birliği'nin en önemli politikası olan Ortak Tarım Politikası diğer aday ülkeler gibi 10 MDAÜ'nden biri olan Polonya'nın da müzakere sürecinde en çok zorlandığı başlık olmuştur. AB'ye tam üyeliği yaklaşık on üç yıl süren Polonya hem tarım alanında hem de AB ile olan ilişkilerinde bu süreci başarıyla tamamlamış ve 1 Mayıs 2004 tarihinde tam üyeliğinin söz konusu bile olamadığı bir dönemden geçtikten sonra bugünkü durumuna ulaşmıştır. Tarımsal yapı, nüfus ve diğer bazı tarımsal göstergeler bakımından Polonya ile benzerlik gösteren Türkiye'nin AB ile olan ilişkileri kapsamında olan tarım alanındaki ilişkiler 1964 yılında başlamıştır. Birlik mevzuatının büyük bir kısmının tarımdan oluşması ve tarıma ayrılan bütçenin fazla olmasından dolayı, Türkiye bütün diğer aday ülkeler gibi en çok Ortak Tarım Politikasına uyum konusunda zorlanmaktadır. Türkiye ile AB arasındaki tarımsal yapı ve politika alanlarındaki farklılıklar Türk tarımının OTP'ye uyumunu daha da güçleştirmektedir. Bütün bunların dışında Türkiye üzerine düşen görevi yerine getirememiş ve 42 yıl önce başlayan tarım alanındaki ilişkileri bu zamana kadar iyi değerlendirememiştir. Ancak Türkiye OTP'ye uyumunu güçleştiren bu zorlukları Polonya örneğinde olduğu gibi disiplinli bir şekilde çalışarak üstesinden gelebilecektir. Sonuç olarak, Türkiye'nin Ortak Tarım Politikası'na uyum süreci çok zorlu geçecektir.Master Thesis Nato'nun Yeni Stratejik Konsepti ile Birlikte Nato İçerisinde Türkiye'nin Konumu(2010) Koyuncu, Hasan; Başak, CengizSovyetler Birliğinin dünya siyasetinden çekilmesiyle rolü ve misyonu sorgulanmaya başlanan NATO, Soğuk Savaş sonrasında değişen güvenlik ortamı ve ortaya çıkan yeni tehditler doğrultusunda üstlenmiş olduğu görev ve sorumlulukları gözden geçirmiştir. Bunun sonucunda Soğuk Savaş döneminde uygulamış olduğu Stratejik Konseptleri, 1991 yılından başlayarak yeniden düzenlemiştir. Hâlen uygulanmakta olan Stratejik Konsept 1999 yılında NATO'nun ellinci yılında imzalanmış olup, Amerika'da Dünya Ticaret Merkezi'nin terör saldırılarına maruz kaldığı 11 Eylül 2001, müteakibinde NATO'nun 5'inci maddeyi uygulamaya koyup Afganistan'a ve 2003 yılında Irak'a düzenlemiş oldukları harekâttan önce kabul edilmişti. Bu sebeplerden dolayı, NATO'nun 60'ıncı yıl zirvesinde Stratejik Konseptin revize edilmesine ihtiyaç duyulduğu kararlaştırılmıştır.Türkiye NATO'ya katıldığı tarihten bu yana sadık bir üye olarak Sovyetlerin yayılmacılığına karşı bir kanat ülkesi olarak görevini başarıyla yerine getirmiştir. Soğuk Savaşın bitmesiyle birlikte Türkiye'nin NATO'nun gözünde önemini kaybettiği savı ileri sürülmeye başlanmıştır. Ancak değişen güvenlik ortamı ve ortaya çıkan yeni tehditler, Türkiye'nin konumu itibarıyla yeni tehditlerin kaynağı olan coğrafya'ya yakınlığı ve son dönemde uygulamış olduğu dış politika bunun aksini ispatlamıştır. Çalışmada yeni Stratejik Konseptin kabul edilmesiyle birlikte, NATO'nun üstleneceği rol ve misyonla birlikte Türkiye'nin öneminin giderek artacağı anlatılacaktır.Anahtar Sözcükler: NATO, Soğuk Savaş, Stratejik Konsept, 5'inci Madde, Kanat ÜlkesiMaster Thesis Türkiye'de Etnik Terör: Asala ve Pkk Örneği(2008) İşeri, Reyhan; Başak, CengizBu çalışmada, 1970'li yıllardan itibaren Türkiye'yi tehdidi altına alan 'Etnik Terör' konusu mevcut bilgi ve belgeler ışığında incelenmiştir. Ancak, etnik terör tehdidi terörizmden ve ayrılıkçı isyanlardan soyutlanarak incelenemeyeceğinden terörizm ve ayrılıkçı isyanlarda gözden geçirilmiş ve Türkiye'yi ve Türkleri hedef alan etnik terör örgütleri incelenmiştir.Çalışmanın hazırlanması için geniş literatür taraması temel araştırma tekniği olarak benimsenmiştir. Bu çerçevede, ilk olarak uluslararası kamuoyunun üzerinde bir türlü uzlaşamadığı terör ve terörizm hakkında genel bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Daha sonraki bölümde, çalışmanın ana konusu olan etnik terörün tanımı, amacı, nedenleri ile tarihçesi ele alınarak, Türkiye'nin etnik teröre maruz kalmasında jeopolitik konumunun etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise; Türkiye'yi ve Türkleri hedef alan Ermeni ve Ayrılıkçı Kürt Hareketi Kaynaklı Etnik Terör örgütlerinin kuruluşları, amaç ve hedefleri, gerçekleştirdikleri eylem türleri ve finans kaynakları ele alınarak; iki örgüt arasındaki benzerlik ve farklılıklardan yola çıkarak aralarındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır.Çalışma sonucunda; Türkiye'yi hedef alan etnik terör örgütlerinin hangi isimle faaliyet gösterirlerse göstersinler dış güçler tarafından Türkiye'nin gelişmesini ve bölgede lider ülke olmasını engellemek amacıyla kuruldukları, desteklendikleri ve etnik terörle mücadelede askeri mücadelenin tek başına çözüm olmadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra etnik terör örgütleri ile mücadelede askeri çözüm ile beraber sosyal, kültürel, ekonomik, hukuki, psikolojik, coğrafi ve eğitim alanlarını da kapsayan çok boyutlu çözümler üretilerek, top yekûn mücadele başlatılması ve de üzerinde kararlılık gösterilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Master Thesis Türk Dış Politikasında Çin Halk Cumhuriyeti ile İşbirliği Olanaklarının Analizi(2008) Sertel, Uygar Mustafa; Başak, CengizSERTEL, Uygar Mustafa. Türk Dış Politikasında Çin Halk Cumhuriyeti ile İşbirliği Olanaklarının Analizi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2008.Bu tezde öncelikle Türk-Çin ikili siyasi ilişkilerinin gelişimi gerçekçilik ve inşacılık kuramları açısından incelenmiş ve gerçekçilik kuramının bu gelişim sürecini açıklamada daha başarılı olduğu sonucuna varılmıştır. Daha sonra ikili ilişkilerin tarihsel arka planı özetlenmiş, diplomatik ilişkilerin kuruluşundan 2000 yılına kadar kaydedilen gelişmeler açıklanmış ve özellikle 2000 yılı sonrasında kaydedilen gelişmeler ayrıntılı biçimde irdelenmiştir. Dış politikanın siyasi ilişkilerin yanı sıra diğer konuları da kapsadığı düşüncesinden hareketle, Türkiye-Çin ikili ekonomik, askeri ve kültürel ilişkileri de ana hatlarıyla incelenmiştir. Ardından, 2000-2005 döneminde iki ülkenin birbirlerinin dış politika gündemlerindeki yeri belirlenmiş, Türkiye ve Çin'in daha ileri düzey siyasi işbirliğinden elde edebilecekleri kazanımlar ortaya konmuş ve böyle bir açılımın modaliteleri irdelenmiştir. Bu çerçevede, Çin'in Türkiye'nin mevcut yönelimlerine bir alternatif sunmaktan ziyade, ikili ilişkilerini daha ileri bir düzeye taşıyabileceği bir ülke olabileceği ve bunun çok boyutlu Türk dış politikasına zenginlik katacağı sonucuna varılmıştır.Master Thesis Avrupa Birliği Üyelik Sürecinin Kolluk Mevzuatı ve Uygulamaları Üzerine Etkisi(2007) Koç, Coşkun; Başak, CengizBu çalışmada, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylığının kabul edildiğiAralık 1999 tarihinden itibaren, 2006 yılı sonuna kadar ki süreçte kollukmevzuatı ve uygulamalarında yaşanan değişim incelenmiştir. Bu kapsamdaöncelikle teorik bilgilere değinilmiş ayrıca uygulamanın öne çıkardığı örneklerde ihmal edilmemiştir. Bu değişim genel hatları ile incelenmiş olup ayrıntıdankaçınılmıştır. Zira bazı konular ( örnek: arama, gözaltına alma) başlı başınabir tez çalışmasının konusunu oluşturacak derinliğe sahiptir.Geride bıraktığımız dönemde, AB' ye üyelik sürecinde siyasi kriterlerve insan hakları her zaman ön planda olmuştur. Kolluk bu iki kavramın damerkezindedir. şkence ve kötü muameleden mahkûm olmuş, hizmetüretemeyen, Avrupalı meslektaşları ile eşgüdüm içinde çalışamayan birkolluk teşkilatı ile AB'ye girmemiz bir hayaldir. Çalışma konusunun ?AB üyeliksürecinin kolluğa etkisi? olarak tespit edilmesinin en başta gelen nedeni:Kolluk uygulamaları ile AB üyeliğimizin birbiriyle yakın ilişkili olmasındandır.Bu konunun seçiminde gerçekleşmesi umulan pratik yarar ise: kollukpersonelinin bilgi ihtiyacını karşılayacak bir kaynak oluşturmaktır.Kolluk yetkilerinin kullanılması, zorunlu olarak birçok temel hak veözgürlüğün sınırlandırılması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle kollukpersonelinin, kolluk yetkilerinin yasal dayanaklarını ve sınırlarını çok iyibilmesi gerekir. AB süreci ile hukuk bilgisine sahip Cumhuriyet savcılarınınkolluğun önüne geçmesi, temel hak ve hürriyetler açısından son dereceolumlu bir gelişmedir.Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı prensiplerininuygulandığı bir toplumda, devlet, insanların huzur ve mutluluğu için bir hizmetaracı ve kolluk da emniyet ve asayiş üreten bir birimdir. Böyle bir toplumdakolluğun insan haklarına saygı göstermesi, kendini hukuk kuralları ile bağlıgörmesi, vücut bulduğu devletinin meşruiyetini ve güvenini arttırır.Master Thesis Geçmişten Günümüze Ermeni Meselesi ve Sözde Soykırımın Uluslararası Kriterler Açısından Değerlendirilmesi(2006) Uluada, Meltem; Başak, Cengiz
