Elbir, Nüket Belgin
Loading...
Profile URL
Name Variants
N., Elbir
Elbir, Nuket Belgin
N.B.Elbir
E., Nuket Belgin
Nuket Belgin, Elbir
Nüket Belgin, Elbir
Nüket Belgin Elbir
E.,Nuket Belgin
Elbir, Nüket Belgin
E.,Nüket Belgin
Elbir,Nuket Belgin
E., Nüket Belgin
N. B. Elbir
N.,Elbir
Elbir,N.B.
Elbir, N. Belgin
Elbir, Belgin
Elbir, Nüket
Elbir, Nuket Belgin
N.B.Elbir
E., Nuket Belgin
Nuket Belgin, Elbir
Nüket Belgin, Elbir
Nüket Belgin Elbir
E.,Nuket Belgin
Elbir, Nüket Belgin
E.,Nüket Belgin
Elbir,Nuket Belgin
E., Nüket Belgin
N. B. Elbir
N.,Elbir
Elbir,N.B.
Elbir, N. Belgin
Elbir, Belgin
Elbir, Nüket
Job Title
Profesör Doktor
Email Address
belgin.elbir@atilim.edu.tr
Main Affiliation
Department of English Language and Literature
Status
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
0
Research Products
2ZERO HUNGER
0
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
0
Research Products
4QUALITY EDUCATION
0
Research Products
5GENDER EQUALITY
3
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
0
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
0
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
1
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
2
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
0
Research Products
15LIFE ON LAND
0
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
0
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
0
Research Products

Documents
2
Citations
0
h-index
0

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
33
Articles
4
Views / Downloads
324/586
Supervised MSc Theses
16
Supervised PhD Theses
11
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
2
Supervised Theses
27
| Journal | Count |
|---|---|
| Analele Universitatii Ovidius Constanta, Seria Filologie | 3 |
| Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi | 1 |
| Folklor/Edebiyat | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

16 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 16
Master Thesis Thomas Hardy'nin the Mayor of Casterbridge Ve Chinua Achebe'nin Things Fall Apart Trajedi Öğeleri(2021) Bakr, Mohammed Bashar Bakr; Elbir, Nüket BelginBu tez, Thomas Hardy'nin The Mayor of Casterbridge ve Chinua Achebe'nin Things Fall Apart trajedi öğelerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma, Hardy ve Achebe'nin romanlarının baş kahramanlarını klasik trajedi ve Shakespeare trajedisi ışığında ele almaktadır. Esas olarak, Yunan filozof Aristoteles ve Elizabeth dönemi oyun yazarı Shakespeare'in bakış açısıyla, Hardy ve Achebe tarafından anlatı biçiminde kullanılıp geliştirilen ve meydan okunan trajik hata, kibir, şans ve kader gibi klasik trajedi kavramlarına odaklanmaktadır. Aynı zamanda iki farklı yazar, Hardy ve Achebe, tarafından yazılan iki farklı romandaki kader ya da inancın antik Yunan ve Shakespeare'in trajik versiyonları arasındaki temel benzerlik ve farklılıklarına ışık tutuyor. Bu çalışma, klasik trajedi düşüncesinin günümüze kadar bir geçerliliği ve sürekliliği olduğunu göstermektedir. Ayrıca, iki ana kahraman Michael Henchard ve Okonkwo'nun trajik ve felaketli yaşamlarını da analiz etmektedir. Hardy ve Achebe, romanlarında geçiş dönemini ele almış ve tarihlerindeki bu ani değişikliklerin bireylerin karakteri üzerindeki büyük etkilerini keşfetmişlerdir. Bu tez, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında İngiliz ve Afrikan kırsal toplumlarında teknolojik, politik ve sosyal değişikliklerin insan koşulu üzerindeki sonuçlarını tartışmaktadır.Master Thesis On Dokuzuncu Yüzyıl Romanlarında Toplumsal Hareketlilik Teması: Vanity Fair, Jane Eyre ve Great Expectations(2018) Jasım, Alyaa Kareem Jasım; Elbir, N. BelginBu çalışmanın konusu on dokuzuncu yüzyıl ortalarında yanılmış üç romanda sosyal hareketlilik konusunu nasıl betimlendiğidir. Söz konusu eserler William Makepeace Thackeray'nin Vanity Fair, Charlotte Bronte'nin Jane Eyre ve Charles Dickens'in Great Expectatıons adlı romanlardır. Romanların üçü de, İngiliz tarihinde Kralice Victoria'nın adı ile anılan Viktorya Döneminde (1837-1901) yazılmıştır. Bu çağ, İngiltere'nin sanayileşme sürecinin tamamlandığı, ancak büyük bir değişime neden olan bu donemin önemli sorunlar ortaya çıkardığı bir dönemdir. On dokuzuncu yüzyılda, artık en popüler edebi tür haline gelen, okur kitlesi giderek genişleyen roman, bu sorunları betimleme, irdeleme ve çoğu zaman çözümler sunma işlevini üstlenmiştir. Toplumsal sınıflar arasındaki farkların belirginleştiği ve zenginleşen ve güçlenen orta sınıf değerlerinin önem kazandığı dönemde, bir üst sınıfa atlama, yükselme arzusu da toplumda yaygın bir istek, hatta tutku halini almıştır. Bu çalışma, üç yazarın bu toplumsal konuyu nasıl işlediğini incelemekte, yazarların tutumu arasındaki benzerlik ve farkların anlamı ve önemi üzerine bir değerlendirme sunmaktadır.Master Thesis Gotik kadın kahramanların evrimi: Ann Radcliffe'in Sicilyada bir Aşk Hikayesi ve Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeleri(2023) Temel, İrem Ece; Elbir, Nüket BelginOnsekizinci yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkışının ardından gotik edebi yazın türü, birçok alt-edebi türe zemin hazırlamış olup, türün kendisi de kendi içinde birçok alt türe bölünmüştür. Gotik türünün en yaygın alt türlerinden biri kadın gotiktir. Bu romanların olay örgüsü kadınların durumunu tasvir etmek için gotik gelenekleri kullanır ve mutlu bir sona ulaşmadan önce erkek kötülüğüne maruz kalması gereken bir kadın kahramana odaklanır. Bugün on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllar arasında kadınlar tarafından yazılan gotik romanlar, feminist eleştirmenler tarafından kadın gotik romanları olarak görülmektedir. Erkek gotik romanlarının birçoğunda, gotik kadın kahramanın tasviri, kadın yazarların tasvirinden farklıdır. Bu nedenle gotik kahramanların tasviri, yazarın cinsiyetine bağlı olarak eleştirmenler tarafından farklı biçimde değerlendirilmektedir. Kadın gotik edebiyatının en önemli öncülerinden birinin de yazar Ann Radcliffe'tir. Radcliffe, romanlarının çoğunda gotik kadın kahramanlar canlandırarak kendine özgü bir üslup yaratmıştır. Birçok kadın yazar da Radcliffe'in gotik hikâyeyi kendine özgü anlatım biçiminden ilham almış ve kendi kadın kahramanlarını yaratmışlardır. Gotik roman geleneği, on dokuzuncu yüzyılda da devam etmiştir. Emily Bronte de Uğultulu Tepeler (1847) romanında kendi gotik kadın kahramanını yaratmıştır. Bu çalışmanın konusu, iki kadın yazarın romanının karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve farklı tarihsel dönemlerde yazılmış olmalarının öneminin değerlendirilmesidir. Bu iki romanda tasvir edilen gotik kadın kahramanların karşılaştırmalı incelemesi, kadın gotik türünün değişimini göstermesi açısından önemlidir. Bu tez, incelenen romanlardaki gotik kadın kahramanların betimleme biçimini karşılaştırarak, kadın gotik geleneğinin farklı dönemlerde yazılmış romanlardaki özelliklerini incelemekte ve bir değerlendirme sunmaktadır.Master Thesis Samuel Selvon'un The Lonely Londoners, Moses Ascending ve Moses Migrating Romanlarında Sömürgecilik Sonrası Edebiyat ile Modernizm Akımlarının Buluşması(2020) Çar, Tuğçe; Elbir, N. BelginBu tezin amacı Samuel Selvon'un The Lonely Londoners, Moses Ascending ve Moses Migrating üçlemesinde anlatıcının kullandığı dil üzerinden Modernist edebiyat ve sömürgecilik sonrası (postkolonyal) edebiyata ait ortak unsurların araştırılmasıdır. Bu üç romanda da yazar dil ile bazı deneysel çalışmalar yapmış, sömürgecilik dönemine ait olarak ortaya koymak istediklerini, kullandığı ya da oluşturduğu özel dil ile ifade etmeyi tercih etmiş, böylelikle sömürgecilik sonrası döneme ait bulgularını kendine özgü yöntemlerle ortaya koymak suretiyle eserlerinde Modernizm akımı ile sömürgecilik sonrası dönem arasında bir köprü kurmuştur. Tezin teori bölümünde, teze konu olan romanların tarihsel bağlamı içerisinde anlaşılmasını sağlamak amacıyla sömürgecilik sonrası döneme ait tarihsel bilgi sunulmuş, postkolonyal kuramların ve postkolonyal edebiyatın kavramsal temelleri üzerinde durulmuş, edebiyatta Modernizm akımının gelişimi ile ilgili bilgi verilerek bu iki akımın hangi yönlerden kesiştiklerine dair bir tartışmaya yer verilmiştir. Analitik bölümlerde, The Lonely Londoners, Moses Ascending ve Moses Migrating romanlarında anlatıcı tarafından kullanılan kendine has dilin, adı geçen edebi akımların ortak yönlerinin ortaya konulması bakımından ne gibi bir önem taşıdığı üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, Samuel Selvon'un bu üç romanda anlatım dili olarak lehçe kullanmasının, dönemin edebi akımları açısından deneysel ve öncü bir çalışma olduğu, bu durumun gerek postkolonyal gerekse Modernist edebiyat için önemli anlamlar ifade ettiği, Selvon'un dil ve lehçe teması üzerinden hem postkolonyal hem de Modernist edebiyatın ortak konusu olan 'yurtsuzluk' ve 'yalnızlık' temalarını son derece etkin bir şekilde işlediği anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Lehçe, Deneysellik, Melezlik, Modernizm, PostkolonyalMaster Thesis Lewis Carroll'ın Alice's Adventures İn Wonderland (1865) ve C.s. Lewis'nin The Magician's Nephew Romanlarında İkincil Dünya Fantazilerinin İncelenmesi(2021) Yılmaz, Elif; Elbir, N. BelginBu tezin amacı Lewis Carroll'ın Alice's Adventures in Wonderland ve C.S. Lewis'in the Magician's Nephew romanlarını birincil dünya düzenindeki gerçeklik ve olasılık kavramlarıyla ilişkili olarak, 'gerçeklik' kavramının metinlerdeki ikincil dünyalarda nasıl biçimlendirildiği ve ifade edildiği ve fantastik ögeler içeren metinlerin, gerçeklik kavramının biçimlendirilmesiyle bağlantılı olarak nasıl sınıflandırıldığı üzerinden incelemektir. Tezin teori bölümünde, fantastik edebiyat eleştirisinin yirminci yüzyıldaki gelişim süreci, türün karakteristik özelliklerini ve fantastik ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi açıklayan, J.R.R. Tolkien, Tzevetan Todorov, Eric S. Rabkin ve Rosemary Jackson tarafından yazılmış başlıca metinler incelenmiştir. Analitik bölümlerde Alice's Adventures in Wonderland ve the Magician's Nephew romanlarının fantastik ögeler içeren metinler olarak, fantastik edebiyat için önemi, bu metinlerdeki fantastik elementlerin teori bölümünde açıklanan metinlerin ele alınması yoluyla incelenmiştir. Sonuç olarak fantastik, kişiler ve toplumların bilinçaltı arzularının tersine çevirme ve ortaya koyma yoluyla ifade edilmesidir, ancak içinde fantastik ögeler barındıran her metin, fantastik edebiyat ürünü değildir, çünkü fantastik edebiyat metinler, fantastiği ve doğaüstünü, gerçek olarak kabul etmelidir. Bu durumda, C. S. Lewis'in eseri bir fantastik edebiyat ürünü olarak sınıflandırılabilirken, Lewis Carroll'ın eseri için aynı durum geçerli değildir, zira Carroll'ın eseri içinde fantastik ögeler barından bir rüyanın hikâyesidir.Master Thesis Emily Bronte'nin Wuthering Heights (uğultulu Tepeler) ve Charlotte Bronte'nin Jane Eyre Başlıklı Romanlarının Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi Açısından İncelenmesi(2019) Muhealdeen, Rasool Abdullah; Elbir, Nüket BelginEmily Bronte'nin Wuthering Heights (Uğultulu Tepeler) ve Charlotte Bronte'nin Jane Eyre Başlıklı Romanlarının Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi Açısından İncelenmesi. Bu çalışmada Ondokuzuncu Yüzyıl İngiliz yazarları Emily Bronte'nin Wuthering Heights ve Charlotte Bronte'nin Jane Eyre başlıklı romanları, Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi bağlamında, Sigmund Freud'un kişilerin davranışlarını önemli ölçüde etkileyen psikolojik etkenler kapsamında ortaya koyduğu savunma mekanizmaları kavramı ışığında incelenmektedir. İncelemenin yöntemi, söz konusu iki romanda savunma mekanizmalarının nasıl kullanıldığının araştırılmasıdır. Çalışmanın amacı, bu iki önemli yazarın romanlarının farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmesine katkıda bulunmaktır. Bu amaçla, Wuthering Heights ve Jane Eyre romanlarındaki başlıca roman kişilerinin romanda betimlenen tutumlarını ve davranış biçimlerini belirleyen savunma mekanizmaları incelenmektedir. İnceleme, iki romanın kahramanları olan Catherine Earnshaw, Heathcliff, Jane Eyre ve Mr Rochester adlı roman kişilerinin roman boyunca davranışları yoluyla sergiledikleri savunma mekanizmalarını ele almakta ve aralarındaki benzerlik ve farklara dikkat çekmektedir. Çalışmada ayrıca, romanların yazarları Bronte kardeşlerin bu karakterleri yaratma süreçlerini ve karakterlere yükledikleri özellikleri etkilediği varsayılan savunma mekanizmaları da dikkate alınmakta ve roman kişilerinin davranışlarını yazarların yaşamları ve kişilik özellikleri açısından tartışan bir değerlendirme sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi, Savunma Mekanizmaları, Sigmund Freud, Emily Bronte, Wuthering Heights, Charlotte Bronte, Jane Eyre.Master Thesis Smoke Screen Use of Words: Suspension and Self-Negation in Selected Short Fiction of Elizabeth Bowen and Samuel Beckett(2024) Büyüktelli, Rüveyda; Elbir, Nüket BelginBu tez çalışması, Elizabeth Bowen ve Samuel Beckett'in İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında, savaşın travmatik etkileri altında yazdıkları kısa öykülerini, savaş dönemindeki zaman ve mekân algısının yanı sıra, günlük yaşamlarında meydana gelen 'askıya alma' ve dönemin yol açtığı belirsizlikten ortaya çıkan 'kendiyle çatışma' temaları üzerinden incelemektedir. Savaş döneminde, tarafsız olan anavatanları İrlanda'da yaşamak yerine savaştan en çok etkilenen iki Avrupa başkentinde -Londra ve Paris'te- yaşamış ve eserlerini yazmış olan bu iki yazarın, eserlerinde savaşın yol açtığı belirsizliği, duraksamayı ve aynı anda hem İrlandalı kökenlerini koruyup hem de ulus ötesi bir yaklaşımla savaş döneminin bireyde ve kolektif olarak toplumda bıraktığı silinmez tarihî, politik, sosyal ve kültürel izleri ve hisleri erken modernizmin estetik anlayışlarını kullanarak yansıtmaları, bu eserlerin aynı zamanda 'late modernism' (geç modernizm) bağlamında incelenmesine olanak sağlamıştır. Bu tezin öne sürdüğü bir diğer sav ise, kısa öykünün 'fragmented' (parçalı) anlatım biçiminin savaş dönemi belirsizliklerini, bu dönemdeki yaşamın askıya alınmış (suspended) ve kırılgan ve değişken (provisional) yanlarını incelemek için en uygun edebi tür olduğudur. Bowen'ın İrlandalı yazarlara ilişkin, 1941'de Woolf'a yazdığı mektubunda atıfta bulunduğu bir ifade olan 'smoke-screen use of words' (kelimelerin sis perdesi arkasından kullanılması) da hem Bowen'ın hem de Beckett'in savaş döneminde yazdıkları kısa öykülerinde kullanılan bir yazım şekli olarak öne çıkmaktadır. Her iki yazarın da bu döneme ait eserlerinde dönemin tarihi, politik ve toplumsal kaygılarını bireysel kaygıların ardında gizlemeleri ise İrlandalı kimliklerinin yol açtığı arada kalmışlığın yanı sıra, savaş döneminin belirsizlikleri ve iki yazarın da savaş dönemindeki kısa öykülerinde geç modernizmin edebi özelliklerinin bulunmasıyla ilişkilendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Bowen, Beckett, İkinci Dünya Savaşı, 'geç modernizm', askıya almaMaster Thesis Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe ve William Golding'in Sineklerin Tanrısı'ında Bireysellik Kavramının Karşılaştırılmalı Bir Çalışması(2023) Kalkan, Fatmanur; Elbir, Nüket BelginBu çalışma birey ve bireysellik kavramlarını bir ada ortamı içerisinde, birey kavramının değişimini ve sunumunu farklı yazarların bakış açısıyla karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Amaç, modernleşme sürecinin tarihsel çerçevesi içinde gelişen bireysellik kavramı ışığında kurgusal tasvirin önemini keşfetmektir. Roman türü İngilterede özellikle 17.yy sonu ve 18. yy başında bir tür olarak yükselmeye başlamıştır. Bir edebi tür olarak romanın yükselmesiyle İngilterede modernleşmenin başlaması neredeyse aynı zamanda meydana gelmektedir. Dönemin gelişmeleri örneğin Aydınlanma Çağı, birey kavramını farklı bir boyuta taşımakta ve ona modern anlamda değer vermeye başlamaktadır. Böylece günümüz anlamındaki modern birey kavramının başlangıcı meydana gelmeye başlamakta ve roman ise dönemin bu değişimine tam anlamıyla cevap vermeye başlamaktadır. Roman türü bireyi ve onun gerçek yaşamını, deneyimlerini kendisine konu edinecek kadar değerli görmektedir. Bireyin ve bireyselliğin önem kazanmasıyla roman sıradan insanın bireyselliğini ve bireysel deneyimlerini adeta gerçekmiş gibi ön plana çıkarmaktadır. Eğitim görmeye başlayan ve okumayı alışkanlık haline getiren, yani modernleşmeye başlayan sıradan okur, kendi yaşamıyla özleştirmeyi isteyeceği sıradan kahramanlarla roman türünün yükselişine katkı sağlamaktadır. Robinson Crusoe ve Sineklerin Tanrısı romanlarında da bireyi ve bireyselliği özellikle ön plana çıkaran Defoe ve Golding'in kullandığı ada ortamıdır. Her iki romanda da ada ortamı, romanın yeni bir edebi tür olarak bireyci yönelimi açısından önemli bir unsurdur. Ada ortamı bir mikrokozm olarak gerek somut gerek soyut anlamıyla her şekilde karakterleri test etmekte karakterlerin bireyselliklerini ve bireysel deneyimlerini sunmaktadır. Böylece tezin sonuç bölümünde iki roman arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları bir ada ortamı içerisinde karakterlerin bireyselliği ve bireysel temsili açısından önemi üzerine bir değerlendirme sunulmaktadır.Master Thesis Kadın Gelişim Romanlarının Değişen Doğası: George Eliot'ın The Mill On The Floss ve Margaret Drabble'ın The Waterfall Romanları(2021) Karadayı, Özlem Merve; Elbir, N. BelginRoman türü 18. Yüzyıldaki yükselişinin ardından, 19. Yüzyılda birçok alt türe ayrılmıştır. Bu türlerden biri de gelişim romanlarıdır. Bu romanlar genellikle Victoria Dönemi'nde erkek bir kahramanı merkeze alarak, onun çocukluktan yetişkinliğe kadarki gelişimini, çevresiyle ilişkisini, çatışmalarını ve olgunlaşma sürecini anlatır. Kadın yazarların da edebiyat dünyasında etkin olmasıyla birlikte, kadın gelişim romanları da popüler olmaya başlamıştır. Yalnızca erkek değil kadın kahramanların da hikayeleri ilgi çekmeye başlamıştır. Kahraman, konu ve olay örgüsü seçimleri bu türü sıra dışı kılmıştır. Kadın yazarlar, 19. yüzyılda kendi edebiyat geleneklerini oluşturmuş ve geliştirmişlerdir. Gelişim romanları da bu geleneğin iyi bir örneğidir. Bu gelenek, 20. Yüzyıldaki kadın yazarlara ilham olmuştur. Dönemin getirdiği birçok sosyal ve ekonomik değişiklik ile birlikte farklı türde romanlar ortaya çıkmıştır. Özellikle 1960lı yıllara gelindiğinde, kadın gelişim romanı bir alt tür olarak tanınmıştır. Kadınların kendi deneyimlerini anlattıkları bu romanlar 19. yüzyıl kadın yazınının devamı ve aynı zamanda güncellenmiş halleridir. Bu tez kadın gelişim romanlarının 100 yıl içerisinde geçirdiği dönüşümü ayrı yüzyıllardan büyük iki önemli kadın yazar George Eliot ve Margaret Drabble'ın The Mill on the Floss ve The Waterfall romanlarının kıyaslanması ile incelemektedir. İki kadın kahraman Maggie Tulliver ve Jane Gray arasındaki paralellikler ve farklılıklar kadın yazınının değişimini de göstermektedir. Drabble'ın Eliot'a olan hayranlığı ve ondan aldığı ilham romanları üzerinde etkili olmuştur. İki kadın kahraman arasındaki benzerlik kadınların, bir insan olarak karşılaşabilecekleri psikolojik ve sosyal çatışmaların da yıllar içinde aynı kalabileceğini göstermektedir. İki kadın kahraman açısından mühim olan ise hikayelerinin sonlarından ziyade verdikleri mücadele ve deneyimleridir. Tüm bu deneyimler ve çatışmalar Eliot ve Drabble'ı zaman ve mekanın ötesinde birbirlerine bağlar. Anahtar Sözcükler: Bildungsroman, Kadın Gelişim Romanı, George Eliot, Margaret DrabbleMaster Thesis Edith Sitwell'in Şiir ve Müziği: Bireysel Yeteneğe Meydan Okumak(2017) Ünal, Olga; Elbir, NüketEdith Sitwell'in şiirlerini tez konusu olarak seçmemin nedeni öncelikle şiire olan ilgim ve sevgim ve Sitwell'in kişiliğine ve sanatına hayranlığımdır. İkinci nedeni, modernizme ve deneysel edebiyata olan ilgimdir. Son olarak, avant-garde edebiyatını derinden incelemek ve anlamak arzusudur. Çalışmamın amacı, Edith Sitwell'in şiirinde müziğin anlamını ve önemini araştırmak ve anlayabilmektir. Bu amaca ulaşmak için, Sitwell'in 1910'tan 1940'lara kadar yazdığı şiirlerinin çoğunu inceledim ve dönemin sosyal, kültürel ve tarihi bağlamını analiz ettim. O dönem içirişinde hem modernist müzikte hem de edebiyatta önemli yenilikleri ana hatlarıyla belirttim ve Edith Sitwell'in müziğe düşkünlüğünü nedenini açıkladım. Sitwell şiirleri halka sunmak için tiyatro ve görsel öğeler kullanmaya modernist 'sanat birliği' kavramından ilham aldı. Deneyinin bu kısmı şairin kendi sesine ve bir müzik eşliğinde okunan eğlenceli bir şiirinin yaratılmasına yol açtı. Çok sayıda kitap, tez hazırlığı ve eleştirel makale okumuş olarak, Sitwell'in şiir ve müziği eserlerinde sadece kelime ve sunma düzeyinde değil aynı zamanda geleneksel olmayan sayaç, ritim ve belirli kelimelerin kalıbı seçimi düzeyinde ( ünlüler ve ünsüzlerin kombinasyonu) birleştirdiğini de belirttim. Şiirlerinin yapısı, tipik bir modernist müzik parçasının yapısına benzemektedir. Şairin müzik ve şiiri birleştirme girişiminde bulunduğunu, bu özelliğin onun avant-garde sanatının bir parçası olduğu sonucuna ulaştım. Bu yöntemi seçmesinin nedenlerin arasında, Edith Sitwell'in köklü bir aristokrat aileye ait olması, eğitimi ve kişisel nitelikleri sayılabilir. Elbette yirminci yüzyılın başında, Sitwell'e, ahlak ve insanın doğası hakkında yeni estetik biçimlerde sanat eserleri üretmek için ilham veren esas kültürel neden, değişimin boyutudur. Araştırmamın önemi, Edith Sitwell'in bireysel yeteneklerinin ve İngiliz ve dünya avant-garde deneysel şiirinin üzerindeki etkisinin değerlendirilmesidir. Üstelik çalışma, modernist edebiyatı istediğim seviyede anlamamda ve genel olarak edebi bir deneyin amacını ve önemini kavramında yardımcı olmuştur.

