TR-Dizin
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14411/21
Browse
132 results
Search Results
Article Endüstri Mühendisliği Öğrencilerinin Kariyer Yollarının, Performans Metrikleri ve Sınıflandırma Teknikleriyle Veri Temelli Olarak Tahmin Edilmesi(2025) Özkurt, Fatma Yerlikaya; Kuyrukçu, AyşeMesleklerin giderek çeşitlenmesi ve kariyer seçeneklerinin artması, iş seçme sürecini hem daha karmaşık hem de daha kritik hâle getirmiştir. Endüstri mühendisi adayları için bu süreç, disiplinlerarası eğitim yapılarından ötürü özellikle karmaşıktır. Müfredatları; üretim, modelleme, optimizasyon, veri tabanı, ekonomi ve proje yönetimi gibi mühendislik ve işletme alanlarını kapsayan geniş bir ders yelpazesinden oluşmaktadır. Diğer bazı mühendislik dallarından farklı olarak, endüstri mühendisliğinin belirgin bir meslek alanı tanımı bulunmamaktadır. Bu özgün durum, çalışmada örneklem olarak endüstri mühendisliği öğrencileri ve mezunlarının seçilmesine neden olmuştur. Bu çalışma, endüstri mühendisliği öğrencilerine yönelik zorunlu bölüm dersleri ve bu derslerden aldıkları notlar üzerine odaklanmaktadır. Örneklem grubunu, farklı sektörlerde istihdam edilen mezunlar oluşturmaktadır. Çalışmanın temel amacı, öğrencilerin aldıkları derslerle mevcut iş pozisyonları arasındaki ilişkiyi veri madenciliği teknikleri aracılığıyla ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda diskriminant analizi ve lojistik regresyon yöntemleri kullanılmıştır. Doğruluk metrikleri ve sınıflandırma performans ölçütlerine göre değerlendirilen sonuçlar, iş pozisyonu değişkeni bağımlı değişken olarak ele alındığında, doğru sınıflandırma oranlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca, diskriminant analizi yöntemi, hem sektör bazında hem de mesleki pozisyonlara göre verinin kategorize edilmesinde etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır.Article Avrupa'da Güvenliğin Sağlanmasında Türkiye'nin Rolü(2025) Tunca, Hakan ÖmerGüvenlik fikri erken dönemlerden beri hem toplumsal hem de kişisel bağlamlarda evrimleşmiştir. Avrupa kıtası Soğuk Savaş'tan, iki büyük küresel savaştan ve bu çatışmaların tüm olumsuz etkilerinden geçmiştir. Bunun sonucunda Avrupa, bir Güvenlik ve Savunma Politikası geliştirme gerekliliğini fark etmiştir. Avrupa Birliği (AB) üye devletleri ve üçüncü ülkelerin iş birliğiyle Avrupa kıtası bu politikayı yürütmeye çalışmaktadır. Bu makale, coğrafi konumuna odaklanarak Türkiye'nin Avrupa güvenliğine katkısını araştıracaktır. Bu makale, Avrupa ile Asya’nın kesişim noktasındaki coğrafi konumuna odaklanarak Türkiye’nin Avrupa güvenliğine katkısını inceleyecektir. Çalışma, AB tarihinin kilometre taşı niteliğindeki parlamento tartışmaları, Komisyon ve Konsey raporları, Türkiye’ye ilişkin ilerleme değerlendirmeleri ve Gündem 2000 gibi stratejik çerçevelere dayalı açıklayıcı nitel bir yaklaşım benimsemektedir. Türkiye’yi yalnızca bir çözüm sağlayıcı olarak sunmak yerine, çalışmada Türkiye’nin coğrafi konumu, NATO üyeliği ve demografik yapısının AB’nin gelişen güvenlik kaygılarıyla nasıl kesiştiği araştırılmaktadır. Hem fırsatları hem de kısıtlılıkları analiz ederek, çalışma Türkiye’nin potansiyel katkılarını ve Avrupa güvenlik yönetişimindeki rolünü şekillendiren kurumsal zorlukları ortaya koymaktadır.Article Türkiye’nin Bölgesel Düzeyde Ar-Ge Girdilerinin GM(1,1) Modeli İle Tahmin Edilmesi(2025) Belgin, OnderAraştırma ve geliştirme (Ar-Ge), özellikle rekabet güçlerini artırmak isteyen gelişmekte olan ülkeler için ekonomik büyümenin önemli bir itici gücüdür. Ar-Ge ekosistemin çeşitli değişkenler bakımından performansının değerlendirilmesi, politika yapıcıların en iyi uygulamaları belirlemelerine, stratejileri iyileştirmelerine ve çeşitli aşamalar ve seviyelerdeki dinamikleri daha iyi anlamalarına olanak tanır. Bu çalışmada Türkiye’nin bölgesel düzeyde Ar-Ge girdilerinin (Ar-Ge İnsan Kaynağı ve ArGe Harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki Payı) gri sistem teorisinin bir yöntemi olan GM(1,1) modeli ile 2024-2026 dönemi için tahmin edilmiştir. Çalışmada 2010-2023 yılları arasındaki geçmiş veriler kullanılmış ve tahminin hata oranı Ortalama Mutlak Yüzdesel Hata (Mean Absolute Percentage Error-MAPE) değerine göre değerlendirilmiştir. Buna göre, GM(1,1) modeli ArGe İnsan Kaynağı değişkenin tahmininde daha başarılı tahmin değerleri sağlamıştır. Gelecek yıllara ilişkin yapılan tahminlerde Ar-Ge İnsan Kaynağının 2024-2026 döneminde tüm bölgelerde artacağı, Ar-Ge Harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki Payının TRC bölgesi haricinde artış göstereceği görülmüştür. Bu çalışma Türkiye’de bölgesel düzeyde Ar-Ge girdilerinin düzeyinin tahmin edilmesine ilişkin ilk çalışma olma özelliğini taşımaktadır.Article Mahkemenin (Adi) Konkordato Projesine Müdahale Etme Yetkisi(2025) Atakul, AyçaKonkordato projesinin tasdiki, borçlunun alacaklılarına karşı sunduğu yeniden yapılandırma teklifinin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için asliye ticaret mahkemesinin onayına bağlıdır. Mahkeme, konkordato projesinin yeterliliğini değerlendirirken geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Bu kapsamda, projenin yetersiz bulunması hâlinde mahkeme, İcra ve İflâs Kanunu (İİK) m. 305/2 uyarınca kendiliğinden veya ilgilinin talebi üzerine gerekli gördüğü düzeltmelerin yapılmasını isteyebilir. Mahkemenin, düzeltilmesi istenen hususları somut olarak belirlemesi ve borçluya bu düzeltmeleri gerçekleştirmesi için makul ve kesin bir süre tanıması gerekir. Zira konkordatonun tasdikine ilişkin yargılama sürecinde re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Borçlu, mahkemenin belirttiği süre içinde gerekli düzeltmeleri yaparak projeyi yeniden sunduğu takdirde, mahkeme düzeltmeleri yerinde bulursa tasdik talebini kabul etmelidir. Aksi hâlde, süre verilmesine gerek kalmaksızın konkordato tasdik talebi reddedilmelidir. Bu çalışma, mahkemenin konkordato projesine müdahale edebilme yetkisinin hukuki sınırlarını, bu yetkinin re’sen araştırma ilkesiyle olan bağlantısını ve konkordato tasdik sürecinde alacaklı–borçlu menfaat dengesinin nasıl sağlandığını ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır. Çalışma ile amaçlanan, konkordato tasdikine ilişkin yargısal denetimin hem ekonomik istikrarı hem de adaletin somutlaşmasını temin eden yönünü açıklığa kavuşturmaktır.Article Sağlık İşletmelerinin Kurumsal Yönetim ve Sürdürülebilirlik İlkelerine Uyum Düzeyleri Hisse Senetlerinin Fiyat Dalgalanmasını Azaltıyor Mu? Borsa İstanbul Örneği(2025) Tengilimoglu, Dilaver; Sayar, Ali Rıza Zafer; Tümer, TolgaSağlık işletmeleri hem bireylerin sağlığına hem de ülkelerin ekonomilerine çok büyük katkılar sunmaktadır. Sağlık işletmelerinin- diğer tüm işletmeler için de geçerli olduğu üzere- finansal piyasalardan yeterli düzeyde fon toplayabilmesi büyük önem taşımaktadır. Kurumsal yönetim ve sürdürülebilirlik ilkelerine yüksek düzeyde uyumun, yatırımcı talebini ve güvenini artırarak işletmelerin hisse senedi fiyat dalgalanmasını azaltması beklenmektedir. Böylelikle, işletmelerin finansal piyasalardan daha kolay ve daha fazla fon temin edebilmesi mümkün olabilir. Bu çalışmada; Türkiye'de halka açık sağlık işletmelerinin kurumsal yönetim ve sürdürülebilirlik ilkelerine uyum düzeylerinin, hisse senedi fiyat dalgalanması üzerindeki etkisi ampirik olarak araştırılmıştır. Araştırmanın bulguları, sağlık işletmelerinin kurumsal yönetim ilkelerine uyum düzeylerinin hisse senedi fiyat dalgalanmasını azalttığını, ancak bu etkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığını göstermektedir. Ayrıca, sağlık işletmelerinin sürdürülebilirlik ilkelerine uyum düzeylerinin hisse senedi fiyat dalgalanması üzerinde azaltıcı bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum, kurumsal yönetim ve sürdürülebilirlik alanlarının ve ilgili raporlamaların Türkiye’de hâlen görece yeni olmasıyla açıklanabilir.Article Kurumsal Yeşil Dönüşümün Belirleyicileri: Türkiye ve Avrupa Birliği Firmaları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz(2025) Ekinci, Mehmet; Karaca, GökhanBu çalışma, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Dünya Bankası ve Avrupa Yatırım Bankası (EIB) tarafından yürütülen 2018–2020 İş Ortamı ve İşletme Performansı Anketi (BEEPS) verilerini kullanarak, 16 Avrupa Birliği ülkesinde faaliyet gösteren 5.871 firma ile Türkiye’deki 739 firmanın yeşil dönüşüm süreçlerini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Firma düzeyindeki çevresel uygulamalardan türetilen Yeşil Dönüşüm Endeksi, medyanın üzerinde değer alan firmaları “yeşil dönüşümü gerçekleştirmiş” olarak sınıflandırmak amacıyla kullanılmıştır. Lojistik regresyon analizinde bağımsız değişkenler altı kavramsal kategori altında değerlendirilmiştir: (i) dışsal baskılar, (ii) düzenleyici çerçeve, (iii) algılanan engeller, (iv) organizasyonel kapasite, (v) operasyonel koşullar ve (vi) finansal/piyasa erişimi. Bulgular, müşteri çevre taleplerinin, enerji performans standartlarının ve resmî iş stratejilerinin her iki bölgede de yeşil dönüşümün en güçlü belirleyicileri olduğunu, ancak etkinin Türkiye’de daha yüksek olduğunu göstermektedir. AB örnekleminde ise kalite sertifikaları, kadın sahipliği ve çevresel risklere doğrudan maruz kalma gibi faktörler daha belirgin rol oynamaktadır. Finansmana erişim her iki bölgede dönüşümü desteklerken, çevre düzenlemelerinin bir engel olarak algılanması yalnızca Türkiye’de olumsuz etki yaratmaktadır. Türkiye için politika önerileri arasında piyasa temelli teşviklerin güçlendirilmesi, düzenleyici araçların tutarlı uygulanması, yeşil finansman imkânlarının artırılması, kurumsal yönetişim kapasitesinin geliştirilmesi ve operasyonel kırılganlıkların azaltılması yer almaktadır. Bu adımlar, sürdürülebilirliği yalnızca bir uyum yükümlülüğü olmaktan çıkarıp stratejik bir rekabet avantajına dönüştürerek firmaların çevresel performansını ve uzun vadeli ekonomik dayanıklılığını artıracaktır.Article Yapay Zekâ Benimsenmesi ile Marka Sermayesi Arasındaki Karşılıklı Etkileşim: Türkiye Üzerine Ampirik Bir İnceleme(2025) Tengilimoglu, Dilaver; Bas, Mehmet; Dikici, İlkeGünümüzün dijitalleşen iş dünyasında, Yapay Zekâ (YZ) teknolojilerinin benimsenmesi, iç marka yönetimi açısından işletmeler için stratejik bir unsur haline gelmiştir. Bu araştırmanın amacı, çalışan algısı temelinde YZ Benimsenmesinin (YZB), Çalışan Temelli Marka Sermayesi (ÇTMS) üzerindeki etkisini incelemek ve bu iki değişken arasındaki karşılıklı ilişkiyi değerlendirmektir. Araştırma, nicel yönteme dayalı olarak nedensel (ilişkisel) tarama deseniyle yürütülmüştür. Veriler, kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen ve Türkiye’de YZ teknolojilerini aktif biçimde kullanan işletmelerde görev yapan 398 çalışandan çevrim içi anket yoluyla elde edilmiştir. Veri toplama aracında, Türkiye’de müşteri temelli geliştirilen marka sermayesi ölçeği çalışanlara uyarlanmış; uyarlamanın geçerliliği ön analiz ve pilot çalışmayla test edilmiştir. Analiz sürecinde IBM SPSS for Windows v.22’de faktör yapısı incelenmiş, ardından IBM SPSS AMOS v.24 ile yapısal eşitlik modellemesi gerçekleştirilerek model doğrulanmış ve test edilmiştir. Bulgular, YZB’nin ÇTMS’yi, ÇTMS’nin de YZB’yi anlamlı ve pozitif yönde etkilediğini göstermiş; değişkenler arasında çift yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu etkiler, YZB için Kaynak Tabanlı Görüş ve Dinamik Yetenekler Kuramı; ÇTMS için ise Örgütsel Kimlik ve Sosyal Değişim Kuramı çerçevesinde açıklanmaktadır. Sonuçlar, YZ teknolojilerinin çalışan temelli marka değeri ve rekabet avantajı açısından kritik rol oynadığını ortaya koymaktadır.Article İflâsın Açılmasının İtirazın İptali Davasına Etkisi(2025) Atakul, Ayçaİflas kararı, icra takipleri ve hukuk davalarının birçoğu üzerinde önemli sonuçlar meydana getirmektedir. İflâs kararı ile birlikte hukuk davalarında meydana gelen sonuçlar, itirazın iptali davası için de geçerlidir. İflâsın, itirazın iptali davasına olan etkisi hakkında daha detaylı bir inceleme yapabilmek için iflâs eden tarafın icra takibindeki konumu ve bu davanın derdest olup olmaması şeklinde bir sınıflandırma yapılabilir. Bu sınıflandırmanın tercih edilmesinin iki önemli sebebi vardır. Öncelikle müflis, icra takibinde alacaklı ise, bu durumda takipler durmayacak ve vadesi gelen alacaklar için dava açılabilecektir. Ancak derdest bir dava müflisin konumu önemli olmaksızın her hâlükârda duracaktır. Bu sınıflandırmanın tercih edilmesinin diğer bir sebebi, itirazın iptali davası, iş, ticari veya tüketici niteliğinde ise, arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olmasıdır. Şöyle ki müflis takibin alacaklısı ise, iflâs idaresi masa alacakları hakkında sulh olma yetkisi kapsamında belli miktara kadar olan uyuşmazlıklar için dava açmadan önce arabuluculuğa başvurabilir. Müflis takibin borçlusu ise, itirazın iptali davasına konu alacağın kısmen ya da tamamen reddi sonucunda itirazın iptali davası, kayıt kabul davasına dönecektir. Kayıt kabul davası zorunlu arabuluculuğa tabi olmamakla birlikte ihtiyari arabuluculuk süreci işletilebilir. Ancak Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri, iflâs idaresinin sulh olma yetkisinin müflisin alacakları için olacağına, iflâs alacaklarının burada değerlendirilemeyeceğine, önceden reddedilen alacak için iflâs idaresinin anlaşmaya varmasının masanın menfaatine olamayacağına ilişkin kararlar vermektedir. Bu durum tarafların iradelerini sınırlandırmanın yanı sıra iflâs idaresinin arabuluculuk faaliyetine katılma yetkisinin yalnızca müflisin alacakları bakımından olabileceğinin kabulü taraflar arasındaki menfaat dengesini bozmaktadır.Article Kamu Hastanelerinin Rol Sınıflandırmasında Veriye Dayalı Bir Yaklaşım: Türkiye’den Kanıtlar(2025) Küçük, Aziz; Bulut, TevfikHastane sınıflandırması, modern sağlık sistemlerinde kaynakların etkin kullanımı, sağlık hizmetlerine erişimin artırılması ve hastaların uygun bakım düzeyine yönlendirilmesi açısından kritik bir rol oynamaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye’deki kamu hastanelerinin rol sınıflarını Rastgele Orman (Random Forest, RF) sınıflandırma algoritması kullanarak öngörmektir. Bu çalışma, Türkiye’de kamu hastanelerinin rol sınıflandırması üzerine doğrudan yürütülen ilk çalışmadır. Çalışmada, Türkiye genelinde sekiz farklı rol sınıfına ayrılmış 716 kamu hastanesine ait veriler analiz edilmiştir. İki farklı RF modeli (Model 1 ve Model 2) geliştirilmiş ve bu modeller genel doğruluk, Cohen’in Kappa katsayısı, eğri altı alan (AUC), F1 skoru ve dengelenmiş doğruluk gibi çeşitli performans göstergeleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Yapılan performans değerlendirmesinde, RF Model 2’nin Model 1’e kıyasla üstün sonuçlar verdiği görülmüştür. Model 2, Model 1’e kıyasla daha yüksek doğruluk (%96,82’ye karşı %95,82), daha iyi Kappa katsayısı (0,9612’ye karşı 0,9489) ve daha yüksek AUC değeri (0,9889’a karşı 0,9863) elde etmiştir. Bu nedenle, Türkiye’deki kamu hastanelerinin rol sınıflarının öngörülmesinde Model 2’nin kullanılması önerilmektedir. Önerilen yöntem, farklı ülkelerdeki hastanelerin sınıflandırılmasında da uyarlanabilir ve sağlık yöneticilerine stratejik planlama ve kaynak tahsisinde veri temelli destek sağlayabilir.Article Otonom Araç Radarları için 79 GHz Fazlı Mikroşerit Anten Dizisinin Besleme Analizi(2025) Dalveren, Yaser; Kara, Ali; Yılmaz, SelenOtomotiv radarı, güvenilirliği nedeniyle otonom araçlarda umut vadeden bir algılama teknolojisi olarak bilinmektedir. Günümüz otonom araçlarında, 77 – 81 GHz frekans bandı otomotiv radarları için ana çalışma bandıdır. Otomotiv radarlarının verimli çalışabilmesi için radar anteninin son derece hassas olması gerekir. Ancak, yüksek çalışma frekansları, yüksek kazanç, geniş bant genişliği ve düşük yan lob seviyeleri (SLL) gerektiren radar anteni tasarımında zorluklar ortaya çıkarabilmektedir. Bu sorunu ele almak için, bu çalışmada, eş düzlemli boşluk kaynak portu, dikey toprak köprüsü ve dalga portu dahil olmak üzere üç farklı topraklanmış eş düzlemli dalga kılavuzu (GCPW) besleme konfigürasyonu kullanılarak düzlemsel seri beslemeli doğrusal bir anten dizisinin 79 GHz otomotiv radar uygulamalarına uyarlaması amaçlanmaktadır. Antenin besleme yapılandırmalarıyla performansını değerlendirmek için benzetimler yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre, dalga portu beslemeli antenin en iyi empedans bant genişliğini (>3 GHz) elde ettiği, eş düzlemli boşluk kaynak portu veya dikey toprak köprüsü konfigürasyonları beslemeli antenin ise daha iyi ana lob faz merkezlemesi ve daha yüksek bir kazanç (>18,4 dBi) sergilediği, yan lob seviyelerinin (SLL) -16,28 dB’nin altında olduğu gösterilmiştir. Bu bulguların, yeni nesil otonom araçlar için yüksek performanslı radar antenlerinin geliştirilmesine katkıda bulunabileceği düşünülmektedir.
