TR-Dizin
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14411/21
Browse
13 results
Search Results
Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 3Gonioscopy-Assisted Transluminal Trabeculotomy Versus Bent Ab Interno Needle Goniectomy in Patients With Open-Angle Glaucoma(Galenos Publ House, 2025-06-25) Ucgul, Ahmet Yucel; Ucgul, Rukiye Kilic; Aktas, ZeynepAmaç: Açık açılı glokomlu (AAG) hastalarda gonyoskopi yardımlı translüminal trabekülotomi (GATT) ile eğik iğne ab interno gonyektominin (BANG) etkinlik ve güvenliğini karşılaştırmak. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif karşılaştırmalı çalışma, GATT (34 göz) veya BANG (31 göz) uygulanan AAG tanılı 65 gözü içermektedir. Göz içi basınç (GİB), başlangıçta ve postoperatif takip vizitlerinde Goldmann applanasyon tonometresi ile ölçüldü. Cerrahi başarı, kısmi (GİB ≤21 mmHg ve ≥%20 azalma) ve tam (aynı kriterler ilaçsız) olarak kategorize edildi. Komplikasyonlar ve ek cerrahi gereksinimi not edildi. Bulgular: Ameliyat öncesi ortalama GİB, GATT grubunda 32,9±6,1 mmHg iken, BANG grubunda 31,8±5,4 mmHg idi. Son kontrolde, GATT grubunda ortalama GİB 15,8±4,5 mmHg’ye düşerken (%51,9 azalma), BANG grubunda 17,9±5,7 mmHg’ye (%43,7 azalma) düştü. Tam cerrahi başarı oranı GATT prosedürü için %88,2, BANG prosedürü için %61,3’tü. Erken cerrahi başarısızlıklar BANG grubunda daha sık görülürken, GATT grubunda erken başarısızlıklar daha nadir olsa da, geç dönemde cerrahi başarısızlıklar BANG grubuna göre daha sık izlendi. Her iki prosedürde de minimal komplikasyonlar görülmüş olup; en yaygın komplikasyon ise geçici hifemaydı. Sonuç: Bu çalışmada, GATT cerrahisinin, BANG cerrahisine kıyasla daha büyük ve daha sürdürülebilir GİB azalması sağladığı ve daha yüksek cerrahi başarı oranlarına sahip olduğu dikkate alındığında, AAG’nin yönetiminde GATT’ın daha güvenilir bir seçenek olduğu söylenebilir.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Fotorefraktif Keratektomi Sonrası Kullanılan Lotrafilcon A ve Senofilcon A Bandaj Kontakt Lenslerin Görme Rehabilitasyonu ve Oküler Konfora Etkisi(Galenos Publ House, 2024-12-05) Alacamli, Goksu; Yakar, KonuralpAmaç: Fotorefraktif keratektomi (FRK) sonrası kullanılan farklı iki silikon hidrojel bandaj kontakt lensin (BKL), görsel rehabilitasyon ve oküler konfora etkisini karşılaştırmak. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif çalışmaya, miyopi ve/veya astigmatizma kırma kusurlarını düzeltmek için iki taraflı FRK ameliyatı geçiren 30 hastanın 60 gözü dahil edildi. Ameliyat sonrası sağ göze lotrafilcon A, sol göze ise senofilcon A materyalden üretilmiş BKL uygulandı. Ameliyat sonrası 5. günde, BKL’ler çıkartıldığında, subjektif oküler rahatsızlık semptomları 0 ila 10 arası bir ölçekte değerlendirildi; burada 0, hiç rahatsızlık olmadığını ve 10, maksimum rahatsızlığı gösterdi. Ameliyat sonrası her iki gözün sferik eşdeğerleri (SE) 15. gün ve 1. ayda karşılaştırıldı. Ameliyat sonrası SE’nin ≤ ±0,50 diyoptri olması emetropi olarak kabul edildi. Emetropi elde edilen hasta sayıları da postoperatif 15. gün ve 1. ayda karşılaştırıldı. Bulgular: Ameliyat sonrası 5 günlük sürede BKL’ler arasında oküler rahatsızlık skorları anlamlı farklılık göstermedi (p>0,05). Ancak ameliyat sonrası 15. gün ve 1. aydaki SE değerleri açısından iki lens arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlendi (p<0,05). Senofilcon A materyal lens takılan gözlerde ameliyat sonrası görsel rehabilitasyonun daha iyi olduğu saptandı. Sonuç: Her iki BKL arasında FRK sonrası oküler rahatsızlık skorları bakımından anlamlı fark saptanmasa da, senofilcon A materyalden üretilmiş BKL ameliyat sonrası SE hedefinde daha iyi performans gösterdi.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Kardiyovasküler Aldatma-Salgını: Kardiyovasküler Tedavilerde Kandırma ve Yanlış Bilgilendirme Epidemisinin Yaygınlaşması(Baycınar Medical Publishing - Baycınar Tıbbi Yayıncılık, 2024-10-01) Demirkılıç, Ufuk; Tosun, BurcuSon zamanlarda, bazı kalp damar cerrahları sıklıkla yanıltıcı terimler kullanarak pazarlama amacıyla sosyal medyayı giderek daha fazla kullanmaktadır. “Kardiyovasküler aldatma- salgını” olarak adlandırdığımız bu eğilim, kardiyovasküler tedaviler için yanıltıcı reklamların salgın benzeri bir şekilde yayılmasını içeren bir durumu yansıtmaktadır. Bu tür yanlış bilgilere maruz kalmanın, profesyonel kaynaklardan gelen bilgiye doğal olarak güvenen hastaları tehlikeye atmakla kalmayıp, aynı zamanda tıbbi etik ve bilimsel doğruluğa olan kamu güvenini de zedelemektedir. Ayrıca, bu durum tedavi reddine ve olumsuz sağlık sonuçlarına da katkıda bulunmaktadır. Bu sorunları değerlendiren kapsamlı küresel düzenlemelerin yetersizliği, acilen daha etkili uygulama önlemlerine gereksinim olduğunu ortaya çıkarmaktadır.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 2Regional Variations in Psoriatic Arthritis: Insights From a Nationwide Multicenter Analysis in Türkiye(Turkish League Against Rheumatism, 2024-09-30) Kılıç, Erkan; Kılıç, Gamze; Tekeoğlu, İbrahim; Sargın, Betül; Kasman, Sevtap Acer; Alkan, Hakan; Nas, Kemal; Yurdakul, Ozan Volkan; Duruöz, Mehmet Tuncay; Ayhan, Fikriye Figen; Bodur, Hatice; Kandur, Yaşar; Sunar, İsmihanObjectives: The study aimed to investigate and compare clinical features, disease activity, and the overall disease burden among psoriatic arthritis (PsA) patients across seven distinct geographic regions in Türkiye. Patients and methods: A multicenter cross-sectional study involving 1,134 PsA patients from 25 referral centers across seven regions was conducted. Demographic and clinical characteristics, comorbidities, joint involvement, extra-articular manifestations, and disease activity measures were evaluated across regions. Results: A total of 1134 PsA patients from seven different geographic regions in Türkiye participated in this study. The highest number of participants was from the Marmara region (n=409), with subsequent representation from Central Anatolia (n=370), Aegean (n=139), Mediterranean (n=60), Black Sea (n=60), Eastern Anatolia (n=60), and Southeastern Anatolia (n=36) regions. There were significant variations in demographic profile, including age, body mass index, age of disease onset, educational status, comorbidities, and family history of both psoriasis and PsA. Clinical features, such as enthesitis, dactylitis, uveitis, and joint involvement, demonstrated significant variation across regions. Additionally, disease activity measures, including pain, patient and physician global assessments, acute phase reactants, disease activity indices, quality of life, and functional status, displayed considerable regional differences. Conclusion: This nationwide study revealed substantial regional diversity in demographic data, clinical characteristics, disease activity, and quality of life among PsA patients in Türkiye. These findings stress the need to customize treatment approaches to address regional needs and to conduct further research to uncover reasons for disparities. It is crucial to enhance region-specific approaches to improve patient care and outcomes for PsA.Review Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 4Akciğer Kanserinde İmmünoterapi ve Tedavide Multidisipliner Yaklaşım(Turkish Assoc Tuberculosis & Thorax, 2020-03-30) Karadurmuş, Nuri; Kaya, Akın; Göksel, Tuncay; Yılmaz, Ülkü; Tülek, NeclaAkciğer kanseri dünya genelinde kanserle ilişkili ölümlerin başlıca nedeniolmaya devam etmektedir. Son 20 yılda kanser biyolojisi ve patogenezi hakkındaki bilgiler artmış, immün kontrol noktası inhibitörleri (İKNİ) kullanımasunulmuş ve böylece solid kanserlerin tedavisinde önemli bir dönem başlamıştır. Bu derlemede; tedavide yenilikler, immünoterapi ve tedavide multidisipliner yaklaşım çerçevesinde akciğer kanseri ele alınmıştır. Küçük hücreli dışıakciğer kanseri (KHDAK) en sık görülen ve özellikleri nedeniyle İKNİ tedavisinden ideal olarak yararlanabilecek akciğer kanseri türü olması nedeniyleyazının odak noktasını oluşturmuştur. Bu derleme, akciğer kanseri tedavisindeimmünoterapi yaklaşımının göğüs hastalıkları başta olmak üzere tüm branşlarda multidisipliner farkındalığını artırmayı ve yönetimi hakkında bilgi sağlamayıamaçlayan ilk Türkçe derlemedir. Ayrıca bu derleme, KHDAK tedavisinde İKNİkullanımına ilişkin son klinik çalışmaların dikkat çekici sonuçlarını sunmasıaçısından önem teşkil etmektedir. İmmünoterapi kanser tedavisinde yeni bir dönem başlatmıştır ve İKNİ tedavisinin kendine özgü etki mekanizması yeni bazı advers olay grubunun ortaya çıkmasına nedenolmuştur, bunlar arasında pnömonitis özellikle önemlidir ve advers olaylar konusunda gerektiğinde hastaların ilgili uzmanlık dalları ilekonsülte edilmesi gerekmektedir. Akciğer kanserinde tedavi, hastanın özellikleri, histolojik özellikler, genetik durum göz önünde bulundurularak her bir hastaya özel planlanmalı ve akciğer kanserli bir hastanın tanısal değerlendirilmesi ve en uygun şekilde tedavisi içingöğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve radyoloji uzmanlık dalları arasında işbirliği sağlanmalıdır. Bununla birlikte, aile hekimleri de akciğer kanserinin erken tanınmasında ve ayrıca hastalarını tütün bırakmayı teşvik ederekkanserin önlenmesinde önemli rol oynayabilirler. Ayrıca, toplumda farkındalık yaratmak ve erken tanı için akciğer kanseri yönündentarama çalışmaları yapmak hedeflenmelidirArticle Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Karotis Arter Stentlemesinin Etkinliği ve Güvenliği: Tek Merkez Deneyimi(Kare Publ, 2020) Karaduman, Bilge Duran; Karaduman, Bilge Duran; Ayhan, Hüseyin; Ayhan, Hüseyin; Keles, Telat; Bozkurt, Engin; Karaduman, Bilge Duran; Ayhan, HüseyinAmaç: İnternal karotis arterdeki orta ve şiddetli darlıklar tüm inmelerin %10–15’ine neden olmaktadır. Bu çalışmada, üçüncü basamak bir referans merkezde karotis arter stentlemesinin (KAS) güvenliğini ve kısa dönem etkinliğini değerlendirmeyi amaçladık. Yöntemler: Üçüncü basamak merkezimizde Ocak 2017 ile Mayıs 2018 arasında KAS uygulanan hastalar geriye dönük olarak değerlendirildi. KAS uygulanan 145 hasta çalışmaya dahil edildi. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 70.1±8.6 yıl idi ve tüm grubun %75.2’si erkek olup %37.9’unda hipertansiyon mevcuttu. Hastaların 81’i (%55.9) semptomatik, 64’ü (%44.1) asemptomatik olarak gruplandırıldı. Semptomatik hastalarda koroner girişimler daha çok KAS sonrası (%38.9) yapılırken, asemptomatik grupta ise KAS öncesi (%25.9) ve sonrasında (%25.9) benzer oranlarda yapıldığı görüldü ama gruplar arasında istatistiksel fark yoktu. Semptomatik hastalarda (%59.2), asemptomatik hastalarda (%78.7) olduğu gibi distal emboli koruyucu cihaz (EKC), proksimal EKC’ye göre daha fazla kullanıldı. Ancak proksimal EKC, semptomatik hastalarda asemptomatik hastalara kıyasla anlamlı olarak daha fazla kullanıldı. Hastane içi ölüm görülmedi ve tüm popülasyonda 5 (%3.4) hastada inme veya geçici iskemik atak (GİA) gözlendi. Asemptomatik grupta GİA veya inme gözlenmedi, semptomatik grupta 2 hastada (%2.4) inme ve 3 hastada (%3.7) GİA görüldü. Sonuç: Bu çalışma kabul edilebilir komplikasyon oranları ile KAS’ın güvenirliğini ve uygulanabilirliğini ortaya koymuştur. KAS prosedürü, deneyimli girişimciler tarafından optimal tıbbi tedavi altında, agresif risk modifikasyonu ile EKC kullanılarak, uygun hastalarda en az komplikasyonla gerçekleştirilmelidir.Article Surgical Treatment of a Patient With Recurrent Bleb Leak and Glaucoma: Bleb Excision Combined With Gonioscopy-Assisted Transluminal Trabeculotomy(Galenos Publ House, 2022-10-28) Boluk, Ceyda Eristi; Aktas, ZeynepHere we present a case of intermittent bleb leakage with increased intraocular pressure (IOP) during recovery periods that was treated with gonioscopy-assisted transluminal trabeculotomy (GATT) combined with avascular bleb excision. A 60-year-old woman exhibiting simultaneous leaking bleb and glaucoma underwent GATT and bleb revision. At her final visit, the bleb leakage had resolved and IOP was under control without any further antiglaucoma medication. GATT may be useful for glaucoma patients exhibiting intermittent bleb leakage after failed trabeculectomy.Article Citation - WoS: 15Citation - Scopus: 12The Randomized Controlled Study of Low-Level Laser Therapy, Kinesio-Taping and Manual Lymphatic Drainage in Patients With Stage Ii Breast Cancer-Related Lymphedema(Galenos Publ House, 2022-12-27) Yılmaz, Sedef Selçuk; Ayhan, Fikriye FigenObjective: To compare the effects of low-level laser therapy, kinesio-taping and manual lymphatic drainage (MLD) on the affected arm volume, quality of life, arm function, neuropathic pain and shoulder mobility in patients with stage II breast cancer-related lymphedema. Materials and Methods: Forty-five breast cancer patients with stage II lymphedema were included. The patients were randomized to three groups and treated with MLD, kinesio-taping or low-level laser therapy. After these different therapeutic modalities, all patients received multilayer compression bandaging, lymphedema remedial exercises, skin care, and a patient education program by the same lymphedema therapist. All treatments were applied 5-days a week for three weeks. The lymphedema compression garments were prescribed to all patients and follow-up visits were planned at the end of the treatment, and at four and 12 weeks. The efficacy of the treatments was evaluated by volumetric calculations based on circumferential measurements using the formula for a truncated cone, in addition to goniometric assessments for shoulder joint ROM, and questionnaires: Quick-disability of arm, shoulder and hand for arm disability; pain-detect for neuropathic pain; and quality of life for arm lymphedema (LYMQOL-arm). Results: The baseline patient and disease characteristics, and outcome measures were similar between groups. All treatment modalities were found to be effective in decreasing arm volume, and improving quality of life, upper extremity disability and neuropathic pain. The percentage of decreased arm volume or treatment success was better in kinesio-taping group than in the MLD group at the end of the treatment, and at four and 12 weeks after treatment (p = 0.009, p = 0.039, and p = 0.042, respectively). Conclusion: Kinesio-taping led to better results than MLD and was similarly effective compared with low-level laser in stage II breast cancer-related lymphedema at the twelfth week of follow-up. Kinesio-taping and low-level laser should be considered as alternative treatments in early-moderate stages of lymphedema. After these modalities, multi-layer compression and compression bandaging remain cornerstones of lymphedema treatment.Article Correlation of Clinical Signs and Magnetic Resonance Imaging Findings in Patients With Lumbar Spondylosis(Turkish League Against Rheumatism, 2023-12-31) Altan, Lale; Ökmen, Burcu Metin; Tuncer, Tiraje; Sindel, Dilşad; Çay, Hasan Fatih; Hepgüler, Simin; Uğurlu, Hatice; Gurer, Gülcan; Sarıkaya, Selda; Melikoğlu, Meltem Alkan; Metin Ökmen, Burcu; Ayhan, Fikriye Figen; Duruöz, Mehmet Tuncay; Sezer, IlhanObjectives: The purpose of the study was to contribute further to this debated topic by investigating the correlation of magnetic resonance imaging (MRI) findings with the clinical picture in lumbar spondylosis patients. Patients and methods: This multicenter retrospective study (as part of the epidemiological project of the TLAR-OASG [Turkish League Against Rheumatism-Osteoarthritis Study Group]) included 514 patients (101 males, 413 females; mean age: 63.6±10.8 years; range, 40 to 85 years) who were diagnosed as lumbar spondylosis by clinical examination and direct X-ray between December 2016 and June 2018. Demographic characteristics of patients, Visual Analog Scale for pain, presence of radiating pain, Roland-Morris disability questionnaire, straight leg raise test, deep tendon reflexes, neurogenic intermittent claudication symptoms, any decrease of muscle strength, and abnormality of sensation were recorded. Lumbar MRI findings of the patients were recorded as positive or negative in terms of disc herniation, intervertebral disc degeneration, root compression, osteophytes, spinal stenosis. Statistical analysis was done to assess the correlation between the clinical symptoms, physical examination, and MRI findings. Results: Correlation analysis of the MRI results and the clinical findings showed a significant correlation between straight leg raise test and root compression (p<0.001, r=0.328) and a significant correlation between neurogenic intermittent claudication and spinal stenosis (p<0.001, r=0.376). Roland-Morris disability questionnaire had a significant correlation with all MRI findings (p<0.05, r<0.200). Conclusion: The results of this study corroborate the notion that diligent patient history and physical examination are more valuable than MRI findings, even though a higher incidence of abnormal MRI findings have been obtained in patients with disability and dermatomal radiating pain.Article Pankreas Cerrahisi Sonrası Histopatolojik Değerlendirme: Hpb’ye Özgü Patologlar ile Spesifik Olmayan Patologların Sonuçlarının Karşılaştırılması(Turkish Surgical Assoc, 2023-12-01) Emral, Ahmet Cihangir; Dikmen, Kürşat; Tahernejad, Maryam; Sardari, Khotan; Pour, Ali Rahman; Ekinci, Özgür; Kerem, MustafaGiriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı, aynı cerrahi ekip tarafından pankreatikoduodenektomi yapılan hastaların spesmenlerinin HPB-spesifik pato- loglar ve genel patologların değerlendirme sonuçlarını karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Periampuller bölgede pankreatikoduodenektomi (PD) uygulanan 159 hastanın patoloji sonuçları retrospektif olarak incelendi. HPB-spesifik patologlar (S grubu) ve diğer patologların (NS grubu) histopatolojik değerlendirme sonuçları karşılaştırıldı. Patoloji spesmenleri değerlendirilerek, tümör boyutu (mm), total lenf nodu, metastatik lenf nodu, cerrahi sınır pozitif/negatifliği (RO/R1/R2 rezeksiyonu) ve vasküler rezeksiyon yapılan hastaların verileri gruplar karşılaştırılarak değerlendirildi. Bulgular: HPB-spesifik patologlar (S grubu) tarafından 91 hastanın, non-spesifik grupta (NS grubu) ise 68 hastanın spesmen sonuçları incelendi. Ortalama toplam lenf nodu sayısı ve diseke edilen metastatik lenf nodu sayısı açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı sonuç göz- lendi (sırasıyla p= 0,04, p< 0,01). Ayrıca cerrahi sınır pozitifliği (R1) S grubunda istatistiksel olarak daha yüksek bulundu (p= 0,02). Sonuç: HPB ameliyatlarının başarısının kliniğe yansıyabilmesi için patoloji spesmenlerinin HPB-spesifik patologlar tarafından incelenmesi önem taşımaktadır.
