Browsing by Author "Terzioğlu, Füsun"
Now showing 1 - 18 of 18
- Results Per Page
- Sort Options
Review Covıd-19 Sürecinde Sağlık Sistemlerinin Zorlukların Üstesinden Gelebilme Kapasitesinin Geliştirilmesi ve Hemşireler ile Diğer Sağlık Profesyonellerinin Güçlendirilmesi(2020) Terzioğlu, FüsunGünümüzde, lider ve yöneticiler tam anlamıyla çözümü olmayan, kariyerlerini ve kurumlarının geleceğini tehdit eden,tarafların zarar görmesi kaçınılmaz karmaşık birtakım problemlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Birbiriyle çelişen belirsizbilgileri değerlendirirken yönetici ve liderin önceliği çoğunluğa en az zarar veren çözümü uygulamaya koymak olmasıgerekmektedir. COVID-19 gibi pandemiye neden olan ve yaşantılarımızı belirsizliğin hakimiyetine bırakan bir süreçeklenince hem kişisel hem de sağlık meslekleri olarak yönetmemiz gereken birden fazla kriz durumu ortaya çıkmıştır.Burada önemli olan husus, Quantum çağında karşılaştığımız bu olağanüstü durumları nasıl yönettiğimiz ve bu sürecenasıl liderlik ettiğimiz ile ilişkilidir.Bu planlama sürecinde değişime nasıl ayak uyduracağımız ve nasıl liderlik edeceğimiz önemli bir konudur. Çünküinsanlar en önemli insan hakkı ve anayasal hakkı olan “yaşama hakkı” bağlamında bir riskle karşı karşıya kalmışlardır.Bu nedenle de bu süreçte kendimizi nasıl koruyacağımız ve nasıl sağlıklı kalacağımız en önemli önceliklerimiz olmuştur.Sağlığın korunması ve güçlendirilmesi denince akla ilk gelen hiç kuşkusuz bu konuyu kendisine mesleki ilke edinmiş olansağlık profesyonelleridir. Sağlık profesyonellerine bu kriz yönetiminde, planlama, hız, uyum ve güven oluşturma açısındanönemli sorumluluklar düşmektedir. Derleme tarzında hazırlanmış bu makalede COVID-19 sürecinde, yönetici ve liderleriniçinde bulundukları sağlık sisteminde zorlukların üstesinde gelebilme kapasitelerinin geliştirilmesi ile hemşirelerin ve sağlıkprofesyonellerinin güçlendirilmesi kapsamında yapılabilecekler tartışılmıştır.Article Disiplinlerarası Eğitim Algısı Ölçeğinin\r(deaö) Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması(2019) Terzioğlu, Füsun; Aktaş, Demet; Ertuğ, Nurcan; Boztepe, HandanAmaç: Disiplinlerarası Eğitim Algısı Ölçeği (DEAÖ) Türkçe versiyonu-\rnun geçerlik ve güvenilirliğini değerlendirmektir.\rYöntem: Bu metodolojik çalışmadaki ölçek, farklı meslek grupları ile\rçalışan sağlık çalışanları ve öğrencilerinin, disiplinlerarası eğitime iliş-\rkin algılarını belirlemek amacıyla Ankara’da bir üniversitenin beş farklı\rsağlık disiplininden toplam 215 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçek geçer-\rlik ve güvenirliği açıklayıcı faktör analizi, iç tutarlık katsayısı (∝) ve\rsınıf içi korelasyon katsayısı kullanılarak analiz edilmiştir.\rBulgular: Faktör analizi sonucunda; 17 maddeli ve 3 faktörlü ölçeğe\rulaşılmıştır. Ölçeğin Cronbach alpha (∝) katsayısı 0.926 olarak bulun-\rmuştur ve ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu saptanmıştır.\rSonuç: Çalışma sonuçlarımız, DEAÖ Türkçe versiyonunun geçerli ve\rgüvenilir bir araç olduğunu göstermektedir. DEAÖ Türkçe versiyonu\rfarklı meslek grupları ile çalışan sağlık bakım öğrencilerinin disiplinle-\rrarası eğitime ilişkin algılarını ölçmede kullanılabilir.Article Ebelik Bölümü Öğrencilerinin Stresle Başa Çıkma Tarzlarının ve Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi: Sağlık Bilimleri Fakültesi Örneği(2020) Ozen, Nurten; Özkaptan, Bilge Bal; Dovranova, Yyldyz; Terzioğlu, FüsunAmaç: Bu çalışmanın amacı, ebelik öğrencilerinin stresle başa çıkma tarzlarının ve etkileyen faktörlerin incelenmesidir. Gereç ve Yöntemler:Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışma, Ocak 2019-Şubat 2019 tarihleriarasında İstinye Üniversitesinin ebelik bölümünde öğrenim gören iki ve üçüncü sınıf öğrencileri ile yürütüldü. Yerel etik kurul izni ile okuldan gerekli izinler ve çalışmaya katılmayı kabul eden öğrencilerin aydınlatılmışonamları alındı. Veriler, “Katılımcıların Tanıtıcı Özelliklerine İlişkin Soru Formu” ile “Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği” kullanılarak toplandı. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde “Mann-Whitney U”, “Kruskal-Wallis” ve “Bonferroni Düzeltmeli Mann-Whitney U” testleri kullanıldı. Bulgular: Araştırma, 85 öğrenci ile tamamlandı. Öğrencilerin stresle baş etmede sıklıkla kendine güvenli yaklaşım, çaresiz yaklaşım ve iyimser yaklaşım sergiledikleri görüldü. Stres karşısında sigara kullanmayan öğrencilerin iyimser yaklaşım sergiledikleri (p=0,043), sosyal yaşantısında stres yaratan durumları bulunmayan öğrencilerin daha fazla kendine güvenli yaklaşım (p=0,003) sergiledikleri görüldü. Gelir durumu, ebeveynlerin çalışma durumu ve ikamet edilen yer ile stresle başa çıkma tarzları ölçeği alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görüldü (p<0,05). Sonuç: Ebelik öğrencilerinin stresle başa çıkma yöntemlerinden en çok kendine güvenliyaklaşım sergiledikleri belirlenmiştir. Sosyal yaşantıda stres yaşayan, sigara kullanan, ebeveynleri çalışmayan, gelir düzeyi düşük olan ve yurtta yaşayan öğrencilerin, stresle başa çıkmada etkisiz yöntemler kullandıkları görüldü. Öğrencilerin eğitim sürecinde stresörlerinin azaltılması, stresle başa çıkma konusunda bilgi ve becerisini destekleyici danışmanlık verilmesi ve düzenlihizmet alabilecekleri birimlerin kurulması önerilebilir.Article Factors Affecting the Burden and Quality of Life of Caregivers For\rgynecological Cancer Patients(AVES, 2022) Yaşar, Beril Nisa; Terzioğlu, FüsunObjective: The aim of this study is to evaluate the care burden and quality of life of caregivers of patients with gynecologic cancer.\rMaterial and Methods: This descriptive study was conducted with 251 individuals who provided care to patients with gynecologic cancer in gynecologic oncology\rservices of a university hospital and a state oncology hospital. The data were collected by a semi-structured questionnaire form, Caregiver Burden Inventory (CBI),\rand Quality of Life Family Version.\rResults: The mean age of the participants was 39.76 ± 14.20; 79.3% of them were female, 65.3% were married, 28.7% were high school graduates, 57.4% were\remployed and 56.2% were unemployed before starting care, 91.2% had health insurance, 58.6% perceived their income as moderate, and 57% had relatives of the\rpatient receiving care. Care burden was statistically significant in terms of gender, marital status, educational level, and degree of affinity with the patient (P < .005).\rThe correlation between caregivers’ quality of life, gender, health insurance, income status, and the degree of affinity with the patient was statistically significant\r(P < .005).\rConclusion: As a result of this study, it was determined that some socio-demographic characteristics of the caregivers of patients with gynecologic cancer affected\rthe care burden and quality of life.Article Hemşirelerin Kanser Hastalarına Yönelik Manevi Bakım Uygulamaları ve Karşılaştıkları Engeller(2020) Şahan, Fatma Uslu; Terzioğlu, FüsunKanser gibi yaşamı tehdit eden hastalığa sahip bireylerde manevi gereksinimler soyut ve karmaşık olup ölçümü güçtür. Bu nedenle kanser hastalarında ölçümü daha kolay olan fiziksel gereksinimler öncelikle ele alınmakta, manevi gereksinimler gözden kaçabilmektedir. Araştırmada, kanser hastası ile en fazla zaman geçiren sağlık profesyonellerinden hemşirelerin manevi bakım ve uygulamaları ile manevi bakım hizmeti sunarken karşılaşabilecekleri engeller konusunda görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı tipteki araştırmanın örneklemini bir üniversite hastanesinin onkoloji kliniklerinde çalışan 134 hemşire oluşturmuştur. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış anket formu kullanılarak toplanmıştır. Hemşirelerin, %69,4’ünün kendilerini manevi açıdan oldukça güçlü olarak tanımladıkları, %50,7’sinin hastalarına bazen manevi bakım uyguladıkları, %81,3’ünün, manevi bakım konusunda eğitim almadıkları saptanmıştır. Hemşireler manevi bakımda “hastalar için önemli olan manevi aktivitelerin ve inanışların desteklenmesi (%68,6)” nin hastalar için çoğu zaman uygun bir uygulama olduğunu belirtmişlerdir. Hemşireler manevi bakımda karşılaşılan en önemli engelleri; “yeterli zaman yokluğu (%94,8)”, “hasta ile manevi konuların konuşulup tartışılabileceği özel mekanların yokluğu (%89,5)” ve “manevi konularda eğitim eksikliği (%83,6)” olarak belirtmişlerdir. Onkoloji hemşirelerin mezuniyet sonrası eğitimler ile manevi bakım konusunda bilgi düzeylerinin iyileştirilmesi; manevi bakımın sadece teorik eğitim ile kalmaması, hastaların gereksinimleri doğrultusunda manevi bakım uygulamalarının sıklığının arttırılması önerilmektedir.Article Hemşirelerin Tıbbi Hata Eğilimlerinin ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi(2019) Özen, Nurten; Onay, Taner; Terzioğlu, FüsunÖZAmaç: Tanımlayıcı tipteki bu çalışma hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışma 01 Mayıs-15 Temmuz 2018 tarihleri arasında sosyal ağlar ve bloglar aracılığıyla hemşire ünvanı almış ve aktif olarak çalışan hemşireler ile online soru formu kullanılarak yürütülmüştür. Araştırma için etik kurul izni ile katılımcıların onamları alındı. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafındanliteratür incelemesi sonucunda geliştirilen „Katılımcıların sosyo-demografik ve tıbbi hata durumlarına ilişkin hazırlanmış yarı yapılandırılmış soru formu‟ ve „Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği‟ kullanıldı.Bulgular: Araştırma 390 hemşire ile tamamlandı. Katılımcıların %55.1‟i 20-30 yaş aralığında, %87.7‟si kadın ve %63.6‟sı gece ve gündüz vardiyasında çalışmakta olup, %51.8‟i mesleğinden memnun olduğunu ifade etti. Hemşirelerin %82.6‟sı hasta güvenliği ve tıbbi hatalara ilişkin eğitim aldığını, %53.1‟i daha önce tıbbi hatayaptığını belirtti. Katılımcıların %76.7‟si yanlış ilaç uygulamalarının en sık karşılaştıkları tıbbi hata olduğunu, iş yükü fazlalığının (%87.9) ve yorgunluğun (%75.9) tıbbi hataya en sık neden olan faktörler arasında yer aldığını ifade etti. Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği toplam puan ortalaması 223.10±19.51 olup, tıbbi hata yapma eğilimleri düşük bulundu. Ölçek toplam puan ortalaması kadınlarda (Z= -2.479; p= 0.013), 31 yaş üzerinde olanlarda (Z= -5.004; p<0.001), 13 yıl ve üzeri (Z= -5.699; p<0.001) ile gece vardiyasında (Z= -3.925; p= 0.001)çalışanlarda, tıbbi hatalara ilişkin eğitim alanlarda (Z= -2.424; p= 0.0015) ve meslekten çok memnun (Z= -5.012; p<0.001) ve memnun (Z= -3.984; p<0.001) olanlarda istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksekti.Sonuç: Çalışma sonucunda, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük olduğu saptandı. Kadın cinsiyetinde ve 30 yaş üzerinde, 13 yıl üzerinde ve gece vardiyasında çalışan, hasta güvenliği ve tıbbi hataya ilişkin eğitim alan ile meslekten çok memnun ve memnun olan hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerinin diğergruplara göre daha düşük olduğu görüldü. Çalışma sonucunda, hemşirelerin tıbbi hata yapmasına neden olan faktörlere yönelik sürekli hizmet içi eğitim ve kursların planlanması ve yeterli sayıda hemşire istihdamı sağlanarak hataya neden olan faktörlerin en aza indirilmesi önerilmektedir.Article Hemşirelik Öğrencilerinde Bilgi Okuryazarlığı ile Bireysel Yenilikçilik Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2020) Ozen, Nurten; Özkaptan, Bilge Bal; Akyar, İmatullah; Terzioğlu, FüsunAmaç: Araştırmanın amacı, hemşirelik öğrencilerinde bilgi okuryazarlığıile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir.Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma, Eylül-Kasım 2018 tarihleriarasında iki üniversitede lisans eğitimi gören hemşirelik öğrencileri ileyürütüldü. Verilerin toplanmasında; “Tanıtıcı Bilgiler Formu”, “BilgiOkuryazarlık Ölçeği” ve “Bireysel Yenilikçilik Ölçeği” kullanıldı. Veriler,frekans dağılımı, ortalama±standart sapma, medyan, çeyrekler arasıaralık, yüzdelik sayılar kullanılarak değerlendirildi. Karşılaştırmalar“Mann-Whitney U Testi”, “Kruskal-Wallis Testi”, “Bonferroni DüzeltmeliMann-Whitney U Testi” ve Spearman Korelasyon Analizi” ile yapıldı.Bulgular: Araştırma 248 öğrenci ile tamamlandı. Katılımcıların%41.1’inin öncü, %40.3’ünün ise sorgulayıcı olduğu belirlendi.Öğrencilerin bilgi okuryazarlık ölçeği toplam puan ortalaması 22-26 yaşgrubunda olanlarda, internette geçirilen süre 3 saat ve altında olanlarda,kendine ait bilgisayarı olanlarda, hemşirelikte yeni buluş/fikirler üretmekonusunda girişimde bulunanlarda istatistiksel olarak anlamlı derecededaha yüksek bulundu. Meslekle ilgili yenilikleri takip eden öğrencilerinbireysel yenilikçilik ölçeği toplam puan ortalamasının takip etmeyenleregöre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı.Öğrencilerin bilgi okuryazarlığı ölçek toplam puanı ile bireysel yenilikçilikölçeği toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönde vezayıf bir ilişki bulundu.Sonuç: Öğrencilerin bilgi okuryazarlığı ile bireysel yenilikçilik düzeyleriarasında anlamlı bir ilişki bulunduğu; çoğunluğunun bireysel yenilikçilikdüzeyinin “öncü” olduğu ve bilgi okuryazarlığının da “zorlanmıyorum”seviyesinde olduğu görüldü.Review İŞGÜCÜ PLANLAMASI: İŞGÜCÜ YÖNETİMİNDE ESNEKLİK(2020) Avcı, Keziban; Şahin, İsmet; Terzioğlu, FüsunSon yıllarda kaliteli ürün ve hizmet sunan küresel örgütlerin sayısındaki artış ile birlikte yaşanan rekabet ve teknolojik ilerleme çalışma düzenlerinin önemli ölçüde değişmesine, insanların nerede, nasıl ve ne zaman çalışacakları konusunda daha fazla esneklik gereksinimine sebep olmuştur. Ayrıca, çalışanlar tarafından da iş-yaşam dengesini iyileştirmek için esnek çalışma uygulamaları giderek talep edilmekte ve önem kazanmaktadır. Buna karşın işyerlerinde esnek çalışan sayısındaki artış, örgütler için zorluklara yol açmaktadır. Esnek çalışma kurum genelinde tutarlı bir şekilde kullanılırsa etkili olabilir. Çalışanların en üretken saatlerde çalışması ve örgütsel bağlılığı artırması nedeniyle esnek çalışma örgütsel performansı artırır. Öte yandan, esnek çalışma politikası adaletsizlik algılarına yol açabilir ve çalışma ilişkilerini bozabilir. Ek olarak, çalışanlar için daha az iş-yaşam çatışması nedeniyle, mesleki stresin azalmasına yardımcı olmaktadır. Ancak, eğer bilgi akışı bozulursa stres yaratabilir.Bu kapsamda işgücü esnekliği, örgütlerin iç ve dış çevredeki değişen gereksinimlere uyum sağlamak için bir strateji olarak tanımlanabilmesine rağmen, hem işverenler hem de çalışanlar için zorluklar içermektedir. Bu makalede işgücü esnekliği yöntemlerinin türlerini, içeriğini, etkinliğini, avantajlarını ve dezavantajlarını incelemek ve çalışanları üzerindeki etkisini göstermek amaçlanmıştır. Uygulanan yöntem tüme varım yöntemidir.Article Jinekolojik Onkoloji Palyatif Bakımda Simülasyona Dayalı Mesleklerarası Eğitime Yönelik Öğrencilerin Görüşleri: Nitel Çalışma(2019) Şahan, Fatma Uslu; Terzioğlu, FüsunAmaç: Bu araştırmada, jinekolojik onkoloji palyatif bakımda simülasyona dayalı mesleklerarası eğitime yöneliköğrencilerin görüş, düşünce ve önerilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntemler: Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden yorumlayıcı fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır.Araştırmanın uygulaması Nisan 2017 - Mayıs 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 28öğrenci (sekiz hemşirelik, sekiz beslenme ve diyetetik, sekiz sosyal hizmet ve dört tıp öğrencisi) oluşturmuştur.Araştırmanın verileri sosyo-demografik bilgi formu ve yarı yapılandırılmış odak grup görüşmesi soru yönergesi ile dörtodak grup görüşmesi yapılarak toplanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler tümevarım yaklaşımı ve içerik analiziyöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir.Bulgular: Öğrenciler ile yapılan görüşmeler sonucunda ortaya çıkan temalar (1) “palyatif bakım hizmeti sunumundaekip yaklaşımı” (2) “Mesleklerarası Jinekolojik Onkoloji Palyatif Bakım Eğitimi”; (3) “Simülasyona DayalıMesleklerarası Jinekolojik Onkoloji Palyatif Bakım Eğitimi” olarak sıralanmıştır. Araştırmada öğrenciler, palyatifbakımda ekip çalışması ve mesleklerarası eğitimin önemini daha iyi anladıklarını; diğer mesleklerin rol vesorumluluklarını öğrenebilmek, ekip olarak çalışabilmek, hasta güvenliğini ve hasta merkezli bakımın sağlayabilmekiçin simülasyona dayalı mesleklerarası eğitimin gerekli olduğunu belirtmişlerdir. Öğrenciler lisans eğitimmüfredatlarında simülasyona dayalı mesleklerarası eğitimin gerekliliğini vurgulamışlardır. Öğrencilerin simülasyonuygulamaları ile teorik eğitimde öğrendiklerini daha iyi pekiştirdikleri, yanlışlarını/hatalarını düzeltme fırsatıbuldukları, mesleki profesyonelliklerinin farkına vardıkları belirlenmiştir.Sonuç: Sağlık profesyonellerinin eğitiminde mesleklerarası simülasyon uygulamalarının kullanımı için eğiticilerin veöğrencilerin teşvik edilmesi ve lisans eğitim müfredatlarına entegre edilmesi önerilmektedir.Research Project Mesleklerarası Simülasyon Eğitiminin Jinekolojik Onkolojide Palyatif Bakım Yeterliliklerinin Kazandırılmasına Etkisi(2019) Terzioğlu, Füsun; Şahan, Fatma UsluBir eğitim müdahale çalışması olarak gerçekleştirilen projede karma yöntem kullanılmıştır. Projenin nicel bölümü, mesleklerarası simülasyon eğitiminin öğrencilerin jinekolojik onkoloji palyatif bakım yeterliliklerine, disiplinlerarası eğitim algısına ve ekip çalışması tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrol müdahale çalışması olarak gerçekleştirilmiştir. Projenin nitel bölümü, öğrencilerin mesleklerarası jinekoloji onkoloji palyatif bakım eğitiminde simülasyon kullanımı konusunda görüş, düşünce ve önerileri belirlemek amacıyla odak grup görüşmeleri yapılarak gerçekleştirilmiştir. Projenin örneklemini dört farklı meslek grubundan 84 öğrenci (Hemşirelik: 22; Diyetisyen: 23; Sosyal Hizmet Uzmanı:22; Doktor: 17) oluşturmuş ve öğrenciler dört gruba ayrılmıştır. Tüm öğrenciler ?Jinekolojk Onkolojiye Yönelik Mesleklerarası Palyatif Bakım Eğitimi?ne katılmış, eğitimden bir hafta sonra müdahale gruplarına yüksek geçerlikte simülasyon, hibrit simülasyon ve her iki simülasyon yöntemi birlikte uygulanmış, kontrol grubuna hiç bir simülasyon yöntemi uygulanmamıştır. Projenin nicel verileri, Öğrencilerin Tanıtıcı Özellikleri İle İlgili Veri Toplama Formu, Palyatif Bakım Konusunda Yeterliliklerinin Belirlenmesi Yönelik Soru Formu, Disiplinler Arası Eğitim Algısı Ölçeği, Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği ile toplanmıştır. Veri toplama araçları öğrencilere eğitim öncesinde, simülasyon uygulamalarından hemen sonra ve simülasyon uygulamasından 3 ay sonra uygulanmıştır. Projenin nitel bölümü müdahale gruplarında yer alan 27 öğrenci ile gerçekleştirilmiş, müdahalelerden bir hafta sonra nitel veriler toplanmıştır. Projede, mesleklerarası simülasyon eğitiminde yüksek geçerlikte simülasyon ve hibrit simülasyon uygulamalarının öğrencilerin palyatif bakım yeterlilikleri (p=0,001), disiplinlerarası eğitim algısı (p=0,001) ve ekip çalışması tutumları (p=0,012) toplam puan ortalamalarını anlamlı düzeyde arttırdığı belirlenmiştir. Nitel görüşmeler sonucunda öğrencilerin palyatif bakıma yönelik bilgi ve farkındalıklarının arttığı, ekip çalışmasının önemini daha iyi anladıkları, lisans eğitim müfredatlarında mesleklerarası eğitimin ve bu eğitimde simülasyon kullanımının önemini kavradıkları belirlenmiştir.Review Obstetrik Acillerde Simülasyon Eğitimi ve İnterdisipliner Yaklaşım(2019) Karadaş, Merve Mert; Terzioğlu, FüsunObstetrik aciller, gebelikte veya doğumda anne veçocuğun sağlığını tehdit edebilen gebelik ile ilgilidurumlardır. Bu tür acil durumlar, her zaman meydanagelebilir hem anne hem de fetüs/yenidoğan için sınırlıbir zamanda uygun müdahale, doğru ve etik kararvermeyi gerektirir. Yaşamı tehdit eden obstetrikacillerin uygun şekilde yönetilmesi, ekip içerisindehızlı bir koordinasyon, beceri ve etkili bir iletişimgerektirdiği için riskli bir durumdur. Bu nedenle, herekip üyesi obstetrik acillerin yönetiminde, diğer ekipüyelerinin rolleri ve sorumlulukları konusunda bilgisahibi olmalıdır. Obstetrik acillerin yönetimindeinterdisipliner eğitim ise, mesleklerarası işbirliğininsağlanmasında ve hasta bakımının güçlendirilmesindeetkili bir yaklaşımdır. Sağlık hizmetlerinde, hastagüvenliğinin sağlanması, bütüncül bakım anlayışıylaekip yaklaşımının sunulması ancak nitelikli yetişmişsağlık profesyonelleri ile mümkündür. Sağlıkprofesyonellerinin bu anlayış ile yetiştirilmesinde enetkili öğretim yaklaşımı ise simülasyon eğitimidir.İnterdisipliner simülasyon eğitimi, hasta güvenliğinisağlama ve hasta sonuçlarını iyileştirmek için etkili birpotansiyele sahiptir ve sağlık personelinin işbirliğiiçeresinde çalışabileceği gerekli bilgi ve beceriyekatkıda bulunabilir. Sağlık alanında eğitim alanöğrencilerin hastayla karşılaşmadan önce uygulamabecerilerini arttırmak, deneyimli sağlık personelininbecerilerini geliştirmek veya ekiplerin acil durumlarahazırlanmalarını sağlamak için simülasyon eğitimindeinterdisipliner yaklaşım pratik ve güvenilir bir yoldur.Bu derlemede, obstetrik acillerde simülasyonunkullanım alanları ve interdisipliner simülasyon eğitimiele alınacaktır.Article Perinatal Dönemde Koronavirüs Hastalığı 2019 Yönetimi(2020) Korucu, Aslı Er; Şahan, Fatma Uslu; Terzioğlu, FüsunAralık 2019’da Çin’de ortaya çıkan Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19), Şiddetli Akut Solunum SendromuKoronavirüs-2'nin (SARS-CoV-2) neden olduğu bulaşıcılığı yüksek bir hastalıktır. Mart 2020 tarihinde Türkiye’dede ortaya çıkan COVID-19, Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmiştir. Dünya nüfusu busalgın nedeniyle, sağlık ihtiyaçlarına yönelik dramatik değişikliklere tanıklık etmektedir. Gebeler, bağışıklıksisteminde ve anatomilerinde meydana gelen değişikliklerden dolayı virüse karşı daha duyarlıdır. Bu nedenleCOVID-19 salgını gebelerde ciddi sağlık sonuçları ortaya çıkarabilir. Literatürde, gebelik, doğum ve doğumsonrası süreçlerde COVID-19 olan gebe kadınların klinik görünümü ve perinatal sonuçları hakkında sınırlı verilerbulunmaktadır. Gebe kadında COVID-19’dan şüphelenilmesi veya doğrulanması durumunda; doğumunzamanlamasının belirlenmesinde, sezaryen endikasyonlarının değerlendirilmesinde, enfeksiyonu önlemek içindoğum odasının hazırlanmasında, anestezi tipinin seçilmesinde daha dikkatli olunması önerilmektedir. Mevcutsınırlı kanıtlar göz önüne alındığında, yenidoğanın ve annenin özel bakımının gerekmediği doğum sonrasıdönemde birlikte olmaları tavsiye edilmektedir. Anne sütü bir bulaşma aracı olarak kabul edilmemektedir.Ayrıca anne ve bebeğin ayrılması, emzirme ve anne bebek bağlanması üzerindeki potansiyel zararlı etkilerinedeniyle önerilmemektedir. COVID-19 ile enfekte olan bir gebenin, maternal ve fetal/yenidoğan morbiditesi vemortalitesini azaltmak için multidisipliner bir ekip tarafından obstetrik bakımın verilmesi oldukça önemlidir.Multidisipliner ekibin bir parçası olan hemşire ve ebeler, bakım sürecinde kadınlar ile en uzun süre birlikte olansağlık profesyoneli olmaları nedeniyle anne ve fetüs/yenidoğanın durumunda meydana gelebilecek değişikliklerierken dönemde belirleyebilmekte ve bu şekilde ekibinin karar verme sürecine güçlü bir destekoluşturabilmektedir. Bu makalede tüm dünyada yayılarak küresel bir boyut kazanan COVID-19’un gebelik,doğum ve doğum sonrası süreçlere etkilerinin ve hastalığın yönetiminin literatür eşliğinde tartışılmasıamaçlanmıştır.Review Sağlık Profesyonellerinin Eğitiminde Simülasyona Dayalı Mesleklerarası Eğitim(2019) Şahan, Fatma Uslu; Terzioğlu, FüsunMesleklerarası eğitim, sağlık profesyonellerinin lisans eğitiminde farklı meslek grupları arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri daha iyi kavramalarına ve onların kendi profesyonel kimliklerini oluşturmalarına katkı sağlayan bir yaklaşımdır. Mesleklerarası eğitim dünyada sağlık alanında eğitim veren saygın üniversitelerineğitim müfredatlarına entegre edilmiştir. Türkiye’de ise henüz lisans müfredat programlarında yer almamaktadır. Ancak, Türkiye’de sağlık alanında eğitim alan öğrencilerin, mesleklerarası eğitim programları ile mesleki bilgi ve becerilerinin, yeterliliklerinin, diğer mesleklere olan farkındalıklarının arttırılarak ekip olarak çalışabilme becerisi kazanabilecekleri öngörülmektedir. Literatürde mesleklerarası eğitimin etkinliğinin arttırılması için yenilikçi bir yöntem olan simülasyonun kullanılması önerilmektedir. Simülasyona dayalı mesleklerarası eğitim, öğrencilerinteorik bilgileri ile uygulamaları arasındaki boşluğu gidermekte, iletişim becerilerini ve mesleklerarası ekip çalışması becerilerini geliştirmektedir. Ayrıca bu yaklaşım farklı meslekler arasında köprüler oluşturmakta, etkili bir ekip işbirliğini sağlayarak diğer mesleklerin rollerinin anlaşılmasına ve bilgi kazanımının sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Bu derlemede mesleklerarası eğitimin önemi, mesleklerarası eğitimde kazandırılması gereken yeterlilikler ve bu yeterliliklerin kazandırılmasında ve geliştirilmesinde yenilikçi bir yaklaşım olarak simülasyona dayalı mesleklerarası eğitim yönteminin kullanılmasına ilişkin yöntemler tartışılmıştır.Article Citation - WoS: 7Santral Venöz Kateter Enfeksiyonlarının Önlenmesinde Kanıta Dayalı Uygulamalar: Yoğun Bakım Hemşirelerinin Bilgileri(Galenos Publ House, 2020) Ozen, Nurten; Terzioğlu, Füsun; Köse, Tekmile; Terzioğlu, Füsun; Terzioğlu, Füsun; Nursing; NursingAmaç: Bu çalışma ile yetişkin yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin Santral Venöz Kateter (SVK) ilişkili enfeksiyonların önlenmesinde kanıta dayalı uygulamalara ilişkin bilgi düzeylerinin saptanması amaçlandı.Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu çalışma Eylül-Kasım 2018 tarihleri arasında bir araştırma ve uygulama hastanesi ile özel bir hastanenin yetişkin yoğun bakım ünitelerinde yürütüldü. Araştırma için etik kurul ve gerekli kurum izinleri ile katılımcıların yazılı onamları alındı. Verilerin toplanmasında “Katılımcıların tanıtıcı özelliklerine ilişkin veri toplama formu” ve “SVK ilişkili enfeksiyonları önlemeyeyönelik bilgi formu” kullanıldı. Bulgular: Araştırma 126 hemşire ile tamamlandı. Katılımcıların SVK ilişkili enfeksiyonların önlenmesine ilişkin bilgi düzeyi düşük bulundu. Hemşirelerin %52,4’ü 19-28 yaş aralığında, %50,0’si yoğun bakım ünitesinde 1-38 aydır çalışmaktadır. Yaş aralığı 29-43 olan hemşirelerin toplam puanortalamaları 19-28 yaş aralığında olan hemşirelere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti (p=0,045). Toplam puan ortalaması 7-24 yıldır hemşire olarak çalışanlarda, 1-6 yıldır çalışanlara göre (p=0,003) ve 40-288 aydır yoğun bakım hemşiresi olarak çalışanlarda, 1-38 aydır çalışanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,001).Sonuç: Bu çalışmada hemşirelerin SVK ilişkili enfeksiyonların önlenmesinde kanıta dayalı uygulamalara ilişkin bilgi düzeylerinin düşük olduğu, yaşın artması ve hemşire olarak çalışma süresi ile yoğun bakım ünitesinde çalışma süresi uzadıkça da bilgi düzeyinin arttığı bulundu.Review Sezaryen Sonrası Eras Uygulamaları ve Kinezyo Bantlamanınbağırsak Hareketlerine Etkisi(2021) Terzioğlu, Füsun; Doğu, Nilgün; Boztepe, Handan; Gençbaş, Dercan; Akdeniz, Canberk; Özgündöndü, BuğseSezaryen, kadınlarda sık uygulanan abdominal cerrahi türlerindenbiridir. Yüksek oranda tercih edilen sezaryen ile doğum sonrası di ğer abdominal cerrahilerde olduğu gibi anestezi ve cerrahi girişimebağlı bağırsak fonksiyonları etkilenebilmektedir. Doğum sonu dö nemde bağırsak problemleri, ameliyat sonrası komplikasyon, hasta nede kalış süresinde uzama ve sağlık maliyetlerinde artmaya nedenolmakta ve annenin konforunu azaltmaktadır. Bağırsak problem lerinin önlenmesi ve yönetiminde, farmakolojik yöntemlerin annesağlığı ve emzirme sürecine olumsuz etkileri nedeniyle günümüzdefarmakolojik olmayan (nonfarmakolojik) yöntemler kullanılmayabaşlanmıştır. Literatürde, Cerrahi Sonrası Hızlandırılmış İyileşme(ERAS) protokolü uygulamalarından sakız çiğneme, erken oral hid rasyon, erken mobilizasyon ve kinezyo uygulamalarının sezaryensonrası bağırsak problemlerinin önlenmesinde ve yönetiminde etkiliolduğu belirtilmektedir. Multidisipliner protokollerde yer alan kanıttemelli bu uygulamaların, sezaryen sonrası hemşirelik bakım süre cine entegre edilerek standardize edilmesi hasta bakım kalitesi açı sından oldukça önemlidir. Derleme tarzında hazırlanmış bu makale nin amacı, sezaryen sonrası uygulanacak bu yöntemlerin bağırsakfonksiyonları üzerine etkilerini tartışmak ve hemşirelerin bağımsızolarak uygulayabilecekleri uygulamalar içerisine entegre etmesineyönelik önerilerde bulunmaktır.Review ŞİDDETİN FARKLI BİR YÜZÜ: FLÖRT ŞİDDETİ, ETKİLERİ VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER(2018) Yıldırım, Sevda; Terzioğlu, FüsunŞiddetin alt dallarından biri olan ve genellikle ergenler ve gençleri etkileyen flört şiddeti “çiftlerin flörtilişkisinde birbirine karşı sözel, cinsel, duygusal ve fiziksel şiddet ya da şiddet içeren davranışlar uygulaması vebirbirlerinin davranışlarına sosyal kısıtlamalar getirmesidir”. Flört şiddeti sadece endişe verici yaygınlığınedeniyle değil, fiziksel ve zihinsel sağlık üzerine olan olumsuz etkileri nedeniyle de toplumda görülen önemli birproblemdir. Flört şiddetinin neden olduğu bazı sorunlar anksiyete, depresyon, intihar girişimleri, alkol kullanımıve riskli cinsel davranışlardır. Flört şiddeti; fiziksel, psikolojik/duygusal, sözel ve cinsel şiddet olarak ortayaçıkmaktadır ve ebeveynler tarafından cezalandırılma, flört şiddeti mağduru arkadaşın varlığı, toplumsal cinsiyetrollerine ilişkin geleneksel kalıp yargıların benimsenmesi, alkol/madde kullanımı gibi bazı faktörler flört şiddetiriskini arttırmaktadır. Sorunun çözümüne yönelik olarak atılması gereken adımlar flört şiddeti farkındalığınınarttırılması ve risk faktörlerinin tanımlanmasıdır. Flört şiddetinin önlenmesi, tanılanması ve tedavisine yönelikolarak hemşirelerin de önemli rolleri bulunmaktadır.Article Citation - WoS: 4Toplumsal Cinsiyet Dersinin Üniversite Ö¤rencilerinin Toplumsal Cinsiyet Tutumlar›, Elefltirel Düflünme E¤ilimleri ve Medya Okuryazarl›¤› Becerileri Üzerine Etkisi(deomed Publ, Istanbul, 2021) Koç, Gülten; Yücel, Çiğdem; Terzioğlu, Füsun; Şahan, Fatma Uslu; Akın, Rabiye; Öçal, Simge Evrenol; Bükecik, EsraAraflt›rmada, üniversite ö¤rencilerine seçmeli olarak verilen Toplumsal Cin- siyet dersinin ö¤rencilerin toplumsal cinsiyet tutumuna, elefltirel düflünme e¤ilimine ve medya-okuryazarl›¤› becerisine etkisini de¤erlendirmek amaç- lanm›flt›r. Bu çal›flma ön test-son test kontrol gruplu yar› deneysel desen kul- lan›larak yap›lm›flt›r. Araflt›rman›n örneklemini 2016–2017 ö¤retim y›l› güz döneminde Toplumsal Cinsiyet dersini alan 74 ve dersi alanlarla benzer özel- likte olan ve dersi almayan 70 ö¤renci oluflturmufltur. Sömesterin ilk haftas›n- da yap›lan ön test ve son haftas›nda yap›lan son test de¤erlendirmelerinde, her iki grupta bulunan ö¤rencilere Ö¤renci Bilgilendirme Formu, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçe¤i (TCRTÖ), Elefltirel Düflünme E¤ilimi Ölçe- ¤i (EDEÖ), Medya Okuryazarl›¤› Ölçe¤i (MOÖ) uygulanm›flt›r. Toplumsal Cinsiyet dersini alan ö¤rencilere dönem sonunda Ders Memnuniyeti De¤er- lendirme Formu uygulanm›flt›r. Toplumsal cinsiyet dersi alan ö¤rencilerin dersin sonunda TCRTÖ puanlar›n›n artt›¤› (ön test: 98.90±12.18, son test: 104.42±11.28; p<0.05), her iki grubun TCRTÖ ön test toplam puan ortala- malar›n›n benzer olmas›na ra¤men, son test toplam puan ortalamalar› aras›n- da istatistiksel aç›dan önemli fark oldu¤u belirlenmifltir (p<0.05). Bu sonuçlar do¤rultusunda; ö¤rencilerde toplumsal cinsiyet fark›ndal›¤› kazand›r›lmas›n- da, müfredata Toplumsal Cinsiyet dersinin entegre edilmesi ve ö¤rencilerde elefltirel düflünme e¤iliminin ve medya okuryazarl›¤› becerisinin gelifltirilmesi amac›yla daha kapsaml› ve uzun süreli çal›flmalar›n yap›lmas› önerilebilir.Article Üniversite Öğrencilerinin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Profili(2023) Gençbaş, Dercan; Gençbaş, Dercan; Terzioğlu, Füsun; Terzioğlu, Füsun; Akdeniz, Canberk; Akdeniz, Canberk; Özden, Esra; Özden, Esra; Çil, Cansu; Çil, Cansu; Eskioğlu, Serkan; Gençbaş, Dercan; Terzioğlu, Füsun; Akdeniz, Canberk; Özden, Esra; Çil, Cansu; Nursing; NursingÜniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları, stresle baş etme durumları, sosyal medya bağımlılıkları, gizli kronik hastalıklara özgü sağlık bulgularını belirlemek amacıyla bu çalışma, Ankara’da bir vakıf üniversitesinde 156 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak, Sağlık Bulguları Formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ve Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Öğrenci Formu kullanılmıştır. Gençlerin SYBDÖ-II toplam puanları 129,92±20,87, SBÇTÖ toplam puanı 51,53±6,28 ve SMBÖ-ÖF toplam puanı 66,77±17,03 olarak saptanmıştır. Gençler, SYBDÖ-II alt boyutlarından en yüksek puanı “manevi gelişim”, en düşük puanı ise “fiziksel aktivite” alt boyutundan almışlardır. Yeterli-dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite davranışları kapsamında 135, bağımlılık davranışları kapsamında 61, üreme sağlığı davranışları kapsamında 54 ve stres yönetimi davranışları kapsamında 121 öğrencinin riskli sağlık davranışlarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen bu bulgulara göre gençlerde sağlık açısından riskli bulunan fiziksel aktivite yetersizliği, sağlıksız beslenme ve etkisiz stres yönetimi konularında eğitim ve danışmanlıkların verilmesi gereğini ortaya koymaktadır.


