Search Results

Now showing 1 - 10 of 90
  • Master Thesis
    Lobicilik ve Propaganda-amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği'nde Lobicilik Faaliyetleri ve Türkiye'nin Abd'de Yürüttüğü Lobicilik Çalışmaları
    (2017) Altay, Mustafa Kemal; Ünal, Hasan
    Homo sapiens'den, homo sapiens sapiens'e oradan günümüze kadar geçen süre zarfında insanoğlu sürekli olarak etkileşim ve iletişim içerisinde kalmışlardır. Bu süreç insan ırkının varlığı yok olacağı güne kadar sürüp gidecektir. İnsanlar arsında ki mücadele ilk insan topluluklarından başlayarak sürekli olarak devam etmektedir. Bu mücadelenin içeriği ister savaşlara dayansın, isterse bir bilgilin oluşturulmasına hepsinin içerisinde cereyan eden bir yönetsel sistemler zinciri varlığı ya da başka bir ifadeyle hiyerarşik yapı mevcuttur. Bu süreçlerin temel yapısı ise; modern anlamda lobi (etkileme, manipüle etme vb.) faaliyetleri ve propaganda (tanıtma, baskı kurma vb.) faaliyetleri olarak özetlenebilir. Bu çalışmada sırasıyla lobicilik ardından da propaganda hakkında detaylı bilgilere yer verilerek, siyaset, askeri ve ekonomik alanlarda ki etkilerine değinilecektir. Ayrıca bu kavramların zaman içerisinde nasıl evrime uğradıklarına değinilecektir. Özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde ki ve Avrupa Birliğinde ki işleyiş biçimlerinden de söz edilecektir. Son kısımda ise, Türkiye'nin lobicilikle tanışması ve Türk lobilerinin faaliyetlerine değinilerek özellikle lobi faaliyetlerinin Dünya üzerinde büyük bir yer kapladığı Amerika Birleşik Devletlerinde ki çalışmalarından bahsedilecektir. Atalarımızdan miras aldığımız ve adeta genetik kodumuza işlenen çevremize hükmetmek, etki alanımızı genişletmek ve güce (siyasi, ekonomik, vb.) sahip olmak gibi olgulardır. Bu olguların sürekliliği için lobiciliğin ve propagandanın devamlılığı esastır. Özellikle günümüz Dünyasında demokrasi kavramının sadece kâğıt üstünde kaldığı, demokrasinin amaç değil de araç olduğu ve faşizan ideolojilere sahip yöneticilerle yönetilen ülkelerde kısmen lobiciliğin, fakat propaganda faaliyetlerinin çok ama çok daha önemli hale geldiği ülkelerde ki siyasiler için önemi kat be kat daha da artmaktadır. Bu çalışmada Dünya tarihinin tozlu sayfalarında yerini almış faşist ideolojilere sahip olan yöneticilere kısmen değinilecek, onların moderni olanlardan ise asla bahsedilmeyecektir.
  • Master Thesis
    Kant'ın Ebedi Barış Teorisi Çerçevesinde Uluslararası Düzen İnşası: Wilson İlkeleri ve Milletler Cemiyeti Örneği
    (2020) Kocaoğlu, Zühal; Yılmaz, Gözde
    Savaş olgusu insanlık tarihi kadar eski bir realitedir. Bununla birlikte; savaş koşullarının yıkıcı etkisi sonrası düzen inşası ve bunun sürdürülebilirliği barış olgusunu ortaya çıkarmıştır. Özellikle dünya savaşları sonrası dönemlerde kurulan uluslararası düzenlerin sürdürülebilirliği barış koşulları ile yakından ilintilidir. Bu nedenle tarihin birçok farklı döneminde birçok düşünür savaş ve barış olguları üzerine düşünegelmiştir. Uluslararası ilişkileri ve barış olgusunu kurumsallaştırması anlamında en çok öne çıkan yaklaşımlardan biri Kant'ın ebedi barış teorisidir. Bu çalışmanın amacı; Kant'ın ebedi barış teorisi çerçevesinde uluslararası düzen kurmayı ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kalıcı barışı tesis etmeyi amaçlayan Wilson İlkeleri ve Milletler Cemiyeti'nin kurulmasını incelemektir.
  • Master Thesis
    Tarihsel Değişim Sürecinde İstihbaratın Uluslararası İlişkilerde Artan Rolü
    (2023) Dikici, Gözde; Yılmaz, Gözde
    İstihbarat, tarihsel olarak insanoğlunun başlangıcından beri süregelmiş olup, bu süreç içerisinde çeşitli alanlara yayılarak gerek ülkelerin iç işlerinde gerekse dış işlerinde oldukça etkili olmuştur. İstihbarat sadece bilgi toplamak olarak özetlenemeyecek olup, özellikle I. Dünya Savaşından sonra kurumsallaşarak analiz ve yorumlanma aşamaları da bu süreç içerisinde ciddi roller oynamaya başlamıştır. İstihbarat sadece askeri alanlarda değil sivil alanlarda da kullanılmaya başlanmış, aynı zamanda istihbarat kaynakları da çok çeşitlendiğinden yaşamın her alanında önemini arttırarak devam ettirmektedir. Özellikle gelişen teknoloji ile beraber değişen istihbarat alanları uluslararası alanda ilişkilerin farklı boyutlarda değişip düzenlenmesine neden olabilmekte ve dış politikaların yönünün belirlenmesinde rol oynamaktadır. Dünyada yaşanan olaylar nedeni ile özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra istihbarat anlayışı ve yapılanması oldukça değişmiş, ülkeler II. Dünya Savaşından sonra kurulan liberal düzeni sorgularken birbirleri hakkında bilgi toplayabilmek oldukça önemli hale gelmiştir. Aynı zamanda sürdürülebilir devlet anlayışında milletlerin kendilerini koruyabilmeleri ve dış politikalarını şekillendirebilmeleri için de istihbarat ve istihbarat örgütlerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Kurumsallaşan istihbarat teşkilatları, dönem dönem farklı teknikler ve örgütlenme yöntemleri kullanarak, devletin temel amacı olan devamlılığı sağlayabilmek için kullanabilecekleri bilgileri toplamaya çalışmakta ve kendileri hakkında bilgi toplanmasını engellemek amacıyla (karşı istihbarat) çeşitli çalışmaları da devam ettirmektedir. Bu çalışmanın amacı, İstihbaratın tarihin en eski zamanlarından beri insanoğlunun hayatında ne kadar önemli bir yere sahip olduğu konusunda bilgiler vermek ve Dünyada ve Türkiye'de geçirdiği tarihi sürece de değinerek, değişen günümüz koşullarına adaptasyonuyla birlikte uluslararası ilişkilerde artan rolüne değinmek olacaktır.
  • Master Thesis
    Rusya-ukrayna İlişkilerinde Kırım Sorunu 1991-2014
    (2015) Beybulayeva, Lyudmila; Ünal, Hasan; Karasar, Hasan Ali
    Sovyetler Birliği'nin çöküşü; politik, ekonomik ve askeri zeminde ülkeler arasında yeni bir dizi çelişki yaratan yeni bağımsız devletler oluşmasına katkıda bulunmuştur. Bu tür gerilimlerden biri, iç ve dış dengesizliklerin konu olduğu Kırım bölgesindeki Ukrayna ve Rusya gibi iki komşu ülke arasında olmuştur. Ukrayna'nın otonom olan Kırım, Rusya Karadeniz deniz üssü varlığı, bölgenin etnik kompozisyonu, jeostratejik konumu gibi Rusya-Ukrayna ilişkilerinin bozulmasına neden olan bazı önemli faktörler sunmaktadır. Günümüzde, yakın zamana kadar dünya ilişkilerinde göze çarpmayan küçük Kırım yarımadası , son dönemde Rusya, Ukrayna ve Batı ülkelerinin birçok uzmanlarının ilgisini çeken, son krizlerden sonra uluslararası ilginin merkezlerinden biri haline gelmiştir. Rusya-Ukrayna ilişkileri üzerinde, Kırım sorunun etkisi ve ağırlığının temel araştırma sorusu üzerine cevap vermek için, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra, Kırım'ın jeostratejik konumu ve çoklu etnik yapısı ve bunun Rusya-Ukrayna ilişkileri üzerindeki etkisi bir araştırma gerektirir. Metodolojik olarak, Kırım sorunun açıklaması, kronolojik yapılandırılmış bakış açıları ile tarihsel olayların çalışmasından geçer. Ana kavramsal ve tarihsel çerçeve; Rus, Ukraynalı, Türk ve Batı uzmanların özel monografi çalışması yoluyla sağlanmıştır. Bir başlangıç noktası olarak, yarımada sakinlerinin tarihsel arka planını inceledim ve her biri kendisi gibi tarihsel algılanan Kırım'a ilişkin Rus, Ukrayna'lı, Kırım Tatarlarını dikkatlice analiz ettim. Bu araştırma bize, Kırım üzerindeki tartışmaların kökenini, Karadeniz Filo sorununu ve Ukrayna krizine ilişkin Rusya'nın dış politikasını anlamak için Sovyet sonrası Ukrayna'daki siyasi süreçlerin sonuçlarını genelleştirmeye izin verir. Buna ek olarak, bu tez temelde Kiev'e karşı tavrını yeniden tanımlamış ve Karadeniz yarımadasının ilhak eylemi ile sona ermiş Ukrayna krizleri içine Kremlin'in müdahalesi ile Euromaidan protesto nedenlerini ve sonuçlarını açıklamaktadır. Tez araştırma bulguları, sadece yukarıda belirtilen Rus-Ukrayna siyasi ve ekonomik problemlerin nasıl kötüleştiğini değil, aynı zamanda Rusya ve Batı arasındaki ilişkileri ve Avrupa-Atlantik bölgesindeki genel güvenlik iklimini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Kırım, Rusya, Ukrayna krizi, Kırım Tatarları, ilhak
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi
    (2019) Demirören, Yasemin Merve; Aygül, Cenk
    Soğuk Savaş Sonrası Doğu Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi adlı bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Weimar Cumhuriyeti ve Nazi Dönemi'nde Almanya'da yaşanan aşırı sağ hareketler dönemsel olarak ele alınmıştır. Bununla beraber, bu iki dönemin aşırı sağ hareketleri arasında karşılaştırılmalı analiz yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Soğuk Savaş döneminde Almanya konusu ele alınmıştır. İkinci bölümde ayrıca, Soğuk Savaş öncesi dönemin genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası Demokratik Almanya Cumhuriyeti ve Federal Almanya Cumhuriyeti'nde gerçekleşen aşırı sağ hareketler incelenerek, aralarındaki benzerlik veya farkları da bu çalışmanın kapsamına dâhil edilmiştir. Kurulan iki Almanya Cumhuriyeti'ndeki toplumsal, ekonomik, siyasi hayatta gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin çıkış noktaları tartışılmıştır. Yabancı düşmanlığı kavramı, doğu ve batı Almanya'da toplumda nasıl ortaya çıktığı ve toplumu nasıl etkisi altına aldığı araştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Soğuk Savaş sonrası birleşen Almanya'daki aşırı sağ hareketler ele alınmıştır. Bu bölümde de öncelikle Soğuk Savaş'ın sona ermesine neden olan olaylar göz önünde bulundurularak aşırı sağ hareketlerin geçirdiği dönüşümler incelenmiştir. Soğuk Savaş'ın sona ermesi ile günümüze kadar olan zaman içerisinde, Almanya'daki aşırı sağ hareketlerin ideolojileri ve eylemleri bölgesel olarak karşılaştırarak incelenmiştir. Günümüz Almanya'sında toplumsal eylemlerin aşırı sağ söylemlerinin Alman Parlamentosu'nda merkez sağ partilerince destek bularak siyasi olarak Alman siyasetini nasıl yönlendirdiği incelenmiştir. Almanya Federal Meclisi'nde sağ parti olan AfD'nin toplumsal aşırı sağ hareketlere karşı sergilediği tutum ve destekler çerçevesinde siyasi olarak aşırı sağ grupların siyasete olan etkileri tartışılmıştır. Bunun yanında meclisteki diğer partilerin, aşırı sağ söylemlerle elde ettikleri politik başarıları, istatistiklerden yararlanılarak ele alınmıştır. Almanya'da gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin ideolojileri ve toplumsal etkileri ile Doğu Almanya Cumhuriyeti'nde gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin bağlantısı incelenmiştir. Bu bölümde yine Almanya'da gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin bölgesel yoğunluk oranları incelenirken aynı zamanda siyasi oy verileri de incelenerek aralarındaki bağlantı ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    İnşacılık Kuramı Bağlamında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Filistin Sorununa Yaklaşımı: 2002-2012
    (2014) Çakmakci, Çağatay; Keser, Ulvi
    'İnşacılık Kuramı Bağlamında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Filistin Sorununa Yaklaşımı: 2002-2012' başlıklı bu tez çalışması, 2002 yılından bu yana iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin dış politika yaklaşımını Filistin sorunu örneğinde incelemek amacıyla oluşturulmuştur. Soğuk Savaş sonrası kimlik, kültür ve değerler gibi devletlerarası ilişkilerin sosyal yönüne vurgu yapan inşacı kuram AKP'nin Filistin sorununa yönelik yaklaşımını anlamak adına referans kuram olarak tercih edilmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2002 yılında yapılan seçimleri kazanarak tek başına iktidar olması, Türk siyasal hayatında önemli bir değişim başlatmış ve bu değişim Türk dış politikasına da yansımıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi çok boyutlu ve pro-aktif dış politika anlayışını geliştirerek Türkiye'nin bölgesel ve küresel açıdan önemli bir aktör olmasını amaç edinmiştir. Bölgesel ve küresel sorunlarda aktif bir dış politika yürüten Adalet ve Kalkınma Partisi, özellikle Ortadoğu bölgesindeki sorunlarda etkin olmaya çalışmıştır. Ortadoğu'da yaşanan ve küresel açıdan da uluslararası politikada önemli bir sorun olarak öne çıkan Filistin Sorunu, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin aktif dış politika yürütmeye çalıştığı en önemli örneklerden biri olmuştur. Türkiye, Filistin sorununda, İsrail'in Filistin politikasına karşılık, zamanla Filistin lehine politikalar yürütmeye başlamış, bu politika Davos Krizi, Alçak Koltuk Krizi ve Mavi Marmara saldırısı ile giderek açıklık kazanmıştır. Böylece Türkiye, Filistin sorununa yönelik ürettiği politikalar nedeniyle zamanla Filistin sorununun ana aktörleri arasında yer almıştır. Anahtar Kelimeler:Uluslararası İlişkiler Kuramları, İnşacılık Kuramı, Türk Dış Politikası, Adalet ve Kalkınma Partisi, Filistin Sorunu
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye yapılan mali yardımların diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle karşılaştırılması
    (2018) Koç, Elif; Ünal, Hasan
    Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye yapılan mali yardımların diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla yapılan çalışmada AB'ye aday ve potansiyel aday ülkeler, AB mali yardımları, adaylık süreçleri, temel ekonomik göstergeleri, hibe ve kredi şeklinde yararlandıkları mali yardımlar çerçevesinde incelenmiştir. Resmi istatistik kurumlarından alınan veriler doğrultusunda ülkelerin temel ekonomik verileri elde edilmiştir. Söz konusu veriler ile ülkelerin, gayri safi milli hasılaları, kişi başına düşen gayri safi milli hasılaları ve yüzölçümleri baz alınarak ülkelerin elde ettiği mali yardımlar birbiriyle kıyaslanmıştır. Yapılan kıyaslamalar neticesinde, Türkiye'ye yapılan toplam mali yardım tutarının diğer aday ve potasniyel aday ülkelere göre daha fazla olmasına rağmen, kişi başına ve kilometrekare başına düşen mali yardım tutarının diğer aday ve potasniyel aday ülkelerin oldukça gerisinde olduğu görülmüştür.
  • Master Thesis
    Yunanistan siyasetinde Makedonya sorunu (1991-2019)
    (2020) Özlü, Zeynep Özlem; Gürel, Şükrü Sina; Gürel, Şükrü Sina; Gürel, Şükrü Sina; Political Science and Public Administration; Political Science and Public Administration
    Yugoslavya'nın yıkılması ile başlayan Balkanlardaki savaş ve istikrarsızlık Yunanistan siyasetini derinden etkileyen bir dönem yaratmıştır. Yugoslav İç savaşından kansız bir şekilde çıkarak bağımsızlığını ilan etmeyi başaran Makedonya Cumhuriyeti uluslararası arenada tanınmak için oldukça büyük bir savaş vermiştir. Çok uluslu yapısı ve güçsüz ekonomisi ile hızlı bir şekilde demokratikleşme sürecine giren Makedonya Cumhuriyeti, Avrupa ülkeleri ve ABD tarafından takdirle karşılanmıştır. Ancak Balkan Savaşları sonrasında ortaya çıkan tarihsel Makedonya Sorunu kırk beş yıllık bir uykudan sonra yeniden uyanmış ve Yunanistan isim, bayrak ve anayasasına karşı çıktığı Makedonya Cumhuriyeti'ni tanımamak ve uluslararası örgütlerde yer bulmasını engellemek için büyük bir çaba göstermiştir. Nihayet 27 yıl sonra gerek Makedonya'da gerekse Yunanistan'da başa gelen ılımlı hükümetler ulusal çıkarları için önemli bir adım atmış ve imzalanan Prespa Anlaşması ile iki ülke arasındaki isim sorunu Makedonya Cumhuriyeti'nin adının Kuzey Makedonya Cumhuriyeti olarak değişmesi ile son bulmuştur. Anahtar kelimeler: Kuzey Makedonya, Makedonya Cumhuriyeti, Yunanistan, Prespa Anlaşması, Alexis Tsipras, Zoran Zaev.
  • Master Thesis
    Ayaklanma Mı Terörizm Mi: Suriye İç Savaşından İkilemler 2011-2015
    (2017) Özçelik, Necdet; Karasar, Hasan Ali
    Bu çalışmada, etki sahibi dört devletin 2011 ile 2015 yılları arasında Suriye İç Savaşında yeralan devlet dışı aktörleri ayaklanmacı veya terörist olarak tanımlanmalarındaki ikilemlerinin araştırılmasını hedeflenmiştir. Çalışma öncelikle, Suriye İç Savaşının tarihsel arka planını aktararak savaşan taraflar arasındaki çatışmanın nedenlerini sunmaktadır. Çalışma, savaşan dört önemli devlet dışı grup ile çatışma üzerinde etki sahibi dört devleti aktör olarak ele almıştır. Çalışmada ilk olarak, ayaklanma ve terörizm yedi parametere üzerinde kavramsal bir çerçeveye yerleştirilmiş, daha sonra devlet dışı aktörler bu parametrelere göre kimliklendirilmiştir. Parametrelerle kimliklendirilen devlet dışı aktörler, belirlenen dört devletin tanımlama yaklaşımları üzerinden karşılaştırılmış ve devletlerin dört devlet dışı aktörü ayaklanmacı veya terörist olarak tanımlamalarındaki ikilemleri ortaya konulmuştur. Çalışma, devletlerüstü seviyede kapsayıcı parametrelerle geliştirilmiş ortak bir terörizm ve ayaklanma tanımının gerekliliğini önermektedir. Anahtar kelimeler: devlet dışı aktörler, ayaklanma, terörizm, meşruiyet, tanımlama
  • Master Thesis
    İnsani Güvenlik Anlayışının Havacılık Hukuku Açısından Değerlendirilmesi: Emniyet Boyutu (2000-2020)
    (2022) Erman, Halil; Yalvaç, Faruk
    İnsanlar seyahat özgürlüklerini gerçekleştirirken hızlı ve güvenli olmasından dolayı hava yolu taşımacılığını tercih etmektedirler. Bu çalışmanın amacı hava taşımacılığını düzenleyen ve sistemli bir şekilde hizmet vermesi amacıyla oluşturulan havacılık hukukunun, insani güvenliği sağlama konusunda izlediği yolu değerlendirmektir. Bu değerlendirmeyi gerçekleştirirken, hukuki açıdan insan haklarına zarar veren eksikliklerin neler olduğu ve alınmış olan önlemlerin insani güvenlik açısından yeterli olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte hem dünya genelinde hem de ülkemizde insani güvenlikle ilgili yapılan çalışmalar konusunda eksikliklerin olması, ülkelerin benimsedikleri yaklaşımlar konusunda ortak bir çerçevenin bulunmaması, ülkelerin birbirlerine karşı güç mücadelesi içinde olması, devlet güvenliklerini ön planda tutan kararlar alması, uluslararası şirketlerin kâr amaçlı politikaları konunun seçilmesindeki önemli nedenlerden biridir. Tez 2000- 2020 arasındaki 20 yıllık bir sürecin incelenmesinden oluşmaktadır. Belirtilen süre içerisinde; havacılık sektörünün ilk olarak etkilendiği, ülkeler arası çekişmeler, terör saldırıları, salgın hastalıklar ve ekonomik bunalımların incelenmesi amaçlanmıştır. Yaşanmış olan olayların hem havacılık sektörünce hem de havacılık hukuku içerisinde, insani güvenlik açısından alınmış olan önlem dizisinin nasıl oluşturduğu konusunda inceleme yapılması hedeflenmiştir. Yapılacak olan bu değerlendirmeye destek olması amacıyla, 2000 yılından itibaren meydana gelen terör olayları, bazı uçak kazaları, salgın hastalıklar gibi birçok örnek olay değerlendirilmiştir. Hem ülkemizde hem de dünya genelinde alınan önlemler dizesinin neler olduğu analiz edilip havacılık hukuku açısından eksikliklerin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezde, çoğunlukla nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve konunun daha iyi anlaşılması amacıyla durum analizi ve örneklemelerle desteklenmiştir. Olayların insani güvenlik açısından yorumlanması yapılırken ise, eleştirel güvenlik Anlayışını benimsenmiştir.