Search Results

Now showing 1 - 10 of 17
  • Master Thesis
    Suriye Baas Partisi'nin İktidar Mücadelesinde Arap Milliyetçiliğinin Rolü
    (2019) Khalil, Dilek; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Bu çalışmanın amacı, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde tohumları atılan ve 20. yüzyılın ilk yarısında şekillenmeye başlayan Arap milliyetçiliği akımı ve bu akımın Suriye Baas partisinin kurulmasında ve daha sonra iktidar mücadelesindeki rolünü ele almaktır. Arap milletinin kadim bir etnik kimliğe sahip olmasından dolayı etno-sembolcülük modern milliyetçilikle kadim millet anlayışını birleştiren bir sentez sunduğu için bu teori Arap milliyetçiliğini açıklamakta temel referans noktası olarak kullanılacaktır. Ayrıca Arap kavmi uzun vadeli zaman dilimine yayılmış bir kültürel mirasa ve köklü bir tarihe sahiptir. Bu nedenle çalışmada Fernand Braudel'in üç katmanlı tarih anlayışı uyarınca Arap milliyetçiliğinin tohumlarının atılmasına katkı sağlayan bir dizi olaylara yer verilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi ve Fransız mandasında tohumları atılan Arap milliyetçiliği 1940'lı yıllarda Baas partisiyle birlikte Suriye'de kurumsal bir kimlik kazanmıştır. Bu bağlamda, Baas partisinin, Arap milliyetçiliği ve Arap ümmetinin birliği yolunda verdiği mücadele, ideolojik yapısı, şiarı, temel ilkeleri ve hedefleri açıklanmıştır. Son olarak ise, 1951-1970 yılları arasında özellikle Baas partisinin iktidara gelmesiyle gelişen dış politika olayları ve Arap milliyetçiliği ve birliği yolunda verdiği mücadelenin dış politika eylemlerine nasıl yansıdığı ele alınmıştır. Çalışmanın temel iddiası, Arap milliyetçiliğini temsil eden, birlik, hürriyet ve sosyalizm ideolojileri ve halen var olan 'Sonsuz Misyona Sahip Tek Arap Ulusu' şiarıyla yola çıkan Baas partisinin uluslararası politikada ve bölgede yaşanan gelişmeler, Suriye içinde yaşanan istikrarsızlıklar ve kaos ortamı sonucunda Arap ümmetini birleştirme yolunda verdiği mücadelede yenik düşmüş olduğudur. Anahtar kelimeler: Baas Partisi, Arap Milliyetçiliği, Birlik, Hürriyet, Sosyalizm
  • Master Thesis
    Kuşak ve Yol Girişimi: Cibuti ve Pakistan Örnekleri
    (2021) Osmanlı, Seyda Nur; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Bu çalışma Çin Halk Cumhuriyeti tarafından başlatılan Kuşak ve Yol Girişimi'nin Çin Halk Cumhuriyeti dış politikası açısından hedeflerini ortaya çıkartmak için yapılmıştır. Bu nedenle Çin Halk Cumhuriyeti içerisindeki ekonomik ve siyasi koşullar çerçevesinde Kuşak ve Yol Girişimi'ni meydana getiren gelişmeler incelenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti ekonomisinin son yıllarda karşı karşıya kaldığı zorluklara Xi Jinping döneminde proaktif politikaların izlenerek çeşitli çözümler geliştirildiği görülmüştür. Nihayetinde çeşitli siyasi ve ekonomik sorunlara çözüm ihtiyacı ile başlatılan Kuşak ve Yol Girişimi Çin Halk Cumhuriyeti dış politikası için ekonomik ve siyasi kazanımları da beraberinde getirmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan çoklu durum çalışması (çoklu vaka çalışması) kullanılmıştır. Cibuti Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti iki durum olarak ele alınarak Kuşak ve Yol Girişimi hakkında derinlemesine araştırma yapılmıştır. Ele alınan vakaların her ikisinde de deniz haydutluğu, radikalizm, ayrılıkçılık gibi Çin Halk Cumhuriyeti açısından tehdit unsuru olan çeşitli güvenlik sorunlarının bulunduğu gözlemlenmiş ve bu güvenlik sorunları ile Kuşak ve Yol Girişimi arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkiler araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda Çin Halk Cumhuriyeti'nin Kuşak ve Yol Girişimi sayesinde ekonomik araçlar kullanılarak her iki vakada güvenlik sorunlarının üstesinden gelinmeye çalışıldığı saptanmıştır. Bu yöntemin Batı Kalkınma Stratejisi ile aynı yöntem ve amaçlara sahip olmasından hareketle Kuşak ve Yol Girişimi'nde uygulanan yöntemlerin Çin Halk Cumhuriyeti siyaseti açısından bir sürekliliği yansıttığı, bununla birlikte 'bağlantı' kavramı sayesinde özellikle liman bağlantıları aracılığıyla Çin Halk Cumhuriyeti'nin erişim alanının genişlediği saptanmıştır. Ayrıca pek çok farklı alanda 'Çin Standartları'nın elde edilmeye çalışıldığı ve bu standartların Kuşak ve Yol Girişimindeki altyapı yatırımlarında uygulandığı görülmüştür. Öte yandan Girişim'in çeşitli siyasi, coğrafi, hukuki ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğu ve girişimdeki projelerin şeffaflık ve saydamlık gibi çeşitli niteliklerden yoksun olduğu görülmüştür. Kuşak ve Yol Girişimi'nin başarıya ulaşarak yatırım alan ülkelerin refahına ve bölgesel refahlara katkı sağlaması ve Xi Jinping dönemi önemli politika formülasyonu olan Çin Rüyası'nın gerçekleşmesi için, Girişim'in önündeki yatırımların yapıldığı ülkelerdeki sorunlara yönelik çözümler geliştirilmesinin gerekli olduğu saptanmıştır.
  • Master Thesis
    Kuşak ve Yol Girişiminin Türkiye-çin İlişkilerine Etkileri
    (2024) Er, İsmail Bora; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Çin tarafından 2013 yılında ilan edilen 'Kuşak ve Yol Girişimi' küresel ticaret ağlarının yeniden şekillenmesini amaçlayan bir girişim olarak karşımıza çıkmaktadır. Girişim aynı zamanda son yüzyılın büyüyen gücü olan Çin'in bölgesel ve küresel ölçekte kalkınmadan beslenen yeni bir dış politika yaklaşımı olarak değerlendirilmektedir. Çin'in girişim kapsamında iş birliklerini ve ilişkilerini arttırmak istediği Asya, Avrupa ve Afrika ülkelerinin girişim içerisindeki konumları ve rolleri Kuşak ve Yol Girişiminin, Çin dış politikası üzerinde yarattığı değişimin göstergesidir. Bu bağlamda girişimin sürdürülebilirliği ve uygulanabilirliği noktasında kritik öneme sahip Türkiye Cumhuriyeti, Çin için önemli bir ortak olarak görülmektedir. Bu bağlamda tezin konusu 2015-2024 yılları arasında KYG kapsamında gelişen Türkiye Çin ilişkileridir. Türkiye-Çin ilişkileri üzerine ekonomik, siyasi ve diplomatik iş birliği alanları da dahil olmak üzere hem Türkçe hem İngilizce yazın oldukça kısıtlıdır. Bu yüzden çalışmanın amacı bu kısıtlı literatüre KYG ile gelişen ikili ilişkilerin ekonomik, siyasi, diplomatik dinamiklerini detaylı ele alarak katkı sağlamaktır. Ancak gelişen ilişkilerin daha iyi analiz edilebilmesi için Türkiye-Çin ilişkilerine tarihsel perspektiften bakılarak incelenmesi gerekmektedir. İki ülke arasında ki ilişkilerin şekillenmesinde önemli bir yeri olan Uygur meselesinin gerek Kuşak ve Yol Girişimi sürecinde, gerekse tarihsel süreçte etkilerine çalışma içerisinde yer verilmiştir. Çalışmanın argümanı KYG kapsamında hayata geçirilen ikili iş birliklerinin sorun ve fırsat alanlarının sadece son dokuz yıldaki dinamiklerle ve ekonomik verilerle açıklanamayacağı, bu yüzden ikili ilişkileri oluşturan dinamiklerin tarihsel ve politik arka planlarını da analiz etmenin büyük önem arz ettiğidir. Bu yüzden tezin ana bölümleri 2015-2024 yılları arasını ele almakla birlikte, bu zaman aralığındaki ilişkilere zemin hazırladığı düşünülen tarihsel ilişkiler kısmı ayrı bir bölüm olarak ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    2003 sonrası Irak siyaseti: İran ve ABD'nin Irak siyaset sahnesindeki etkisinin incelenmesi
    (2022) Al-sammarraıe, Rand Abdurrahman Hatem; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Bu tez, 2003 yılında ABD öncülüğündeki işgalin ardından, ABD ve İran'ın 2003 sonrasındaki Irak'a siyasi müdahalesini, bu iki devleti Irak'taki siyasi süreçte önemli aktörler olarak ele alarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. 1990 yılında, Saddam Hüseyin rejimi altında Kuveyt'in işgal edilmesi, ABD'nin Körfez bölgesindeki çıkarları için bir tehdit olarak görüldüğünden, Irak siyasi sistemindeki değişiklik ABD için çok önemli bir hale geldi. Özellikle Irak-İran savaşından sonra İran, bölgede olası bir baskın güç olan Hüseyin rejimi altındaki Irak'ı, bölgesel çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak görmekteydi. 2003 yılında ABD liderliğindeki Irak'ın işgali, ABD'nin Irak'ta dostane ve demokratik bir siyasi sistem uygulamasına izin vermişti. Bu sistem, demokratik bir devletin temellerini inşa etmek için rasyonelliğin veya hazırlığın olmaması ile Irak devleti ve ordusunun hızlı çöküşü nedeniyle, her yönden başarısız olmuştu. Bu durum, İran tarafından uzun vadeli stratejik çıkarlarına ulaşmak amacıyla ortaya çıkarılırken, Irak'ın siyasi yapısında ABD öncülüğündeki işgalin yol açtığı kaos ve zayıflık, 2003 yılından sonra müttefik bir hükümet kurulmasına zemin hazırlamıştır. Bu iki devletin siyasi müdahaleleri, Irak'taki siyasi sistemin unsurları içinde büyük bir açmaz olarak değerlendirilmektedir. Dış müdahalenin rolü ve etkisi, 2003 sonrası Irak'ın politik sürecinde siyasi uzlaşmaların oluşması ve taraflar arasındaki normalleşme ile kendini göstermiştir.
  • Master Thesis
    Ak Parti Döneminde Türkiye-afganistan İlişkileri
    (2024) Karvanbashı, Shujauddın; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    11 Eylül 2001'de ABD'deki terör saldırılarından sonra, dünyada bir takım jeopolitik değişim yaşanmıştır. Saldırıların faili olarak bilinen El Kaide terör örgütünün Taliban hareketi ile ittifak halinde olması, Afganistan'ı ilk hedef haline getirmiştir. Ardından 7 Ekim 2001'de ABD'nin öncülüğünde yapılan askeri müdahale ile Taliban örgütü yıkılmıştı. Afganistan'da 11 Eylül 2001 sonrasında yaşanan gelişmeler sırasında Türkiye'de AK Parti siyasal iktidarı ele geçirmiş ve tek başına iktidar olmuştur. Dolayısı ile 'AK Parti Döneminde Türkiye – Afganistan İlişkileri' adı altında ele alınan bu çalışmanın ana muhtevasını, Türkiye'nin olaylardan sonraki tutumu, Afganistan ile olan siyasi, ekonomik, askerî ve kültürel ilişkileri oluşturmaktadır. Bu çerçevede Türkiye NATO kapsamında iki kez üstlendiği ISAF komutası ve NATO Kıdemli Sivil temsilciliği görevi ile Afganistan'daki uluslararası güçler bağlamında layığı ile kendi görevini yerine getirdiği gibi, TİKA, Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, Türk Kızılay'ı ve diğer sivil toplum kuruluşları ile bireysel olarak da Afganistan'da ciddi çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmaların mahiyetinin akademik ortamda işlenmesi, Türkiye'nin Afganistan'daki faaliyetlerinin gelecek nesillere aktarılması açısından son derece önemlidir. Bu çalışma literatür tarama yöntemi ve yapılan röportajlara dayanmaktadır. Yapılan araştırmalar, raporlar, bilimsel makaleler ve kitapların yanında gazete haberleri ile internet sayfalarından da yararlanılmıştır. Bunun yanında farklı dönemlerde Afganistan'da görev yapan diplomatlar ve diğer kuruluş üyeleri ile söyleşiler de gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada ilk olara Afganistan hakkında genel bilgiler verilmiş ve daha sonra tarihsel süreçte Türkiye - Afganistan ilişkileri ele alınmıştır. Son olarak da 11 Eylül gelişmeleri ve AK Parti döneminde Türkiye – Afganistan ilişkileri incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Stratejilerinin Uzay Güvenliğine Etkisi
    (2023) Çalışkanlar, Ferah Dilek; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Uzay; BM tarafından düzenlenen ve birçok ülkenin altına imza attığı uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmış ve genel olarak dünyanın ortak malı kabul edilmiştir. ABD başlangıçta bu çalışmalar içinde yer alsa da 1960'lı yıllarda SSCB'nin uzay kabiliyetleri kendi kabiliyetleri ile yarıştığında ya da geçmeye başladığında kendini tehdit altında hissetmiş ve BM'nin uzay hakkındaki bazı düzenlemelerini kabul etmemiştir. O yıllarda ABD'nin Ay'a astronot indirmesiyle mutlak üstünlük temin edilmiş ve uzay temelinde dünyayı yeni bir savaşa sürükleyecek bir olay yaşanmamıştır. Günümüzde ise başta Rusya ve Çin olmak üzere rakip ülkelerin uzay alanındaki çalışmaları ABD'yi tedirgin etmektedir. Bu yeniden alevlenen rekabetin uzayı bir çatışma alanına döndürüp döndürmeyeceği uluslararası ilişkiler bağlamında önemli bir sorunsaldır. Bu çalışmada, ABD'nin ulusal güvenlik uzay stratejilerinin uluslararası boyutta devletler üzerindeki etkisinin tehdit ve caydırıcılık bakımından önemi, ABD'nin uzayda tek başına hareket etmesini engelleyecek uluslararası bir dengenin olmasının ve uzayın silahsızlandırılmasının dünya için gerekliliği, geliştirilen uzay savunma sistemleri ve bunların atmosfer ötesine taşınarak uzayı yeni bir savaş cephesine dönüştürme girişimleri nitel araştırma yöntemleri kullanılarak tarihi anlaşmalar doğrultusunda incelenmiş, ABD başkanlarının uzay alanındaki ulusal güvenlik stratejileri incelenerek, ABD liderliğinde uzayın askerileştirilmesi engellenmez ise dünya için oluşabilecek tehdit ve yaratabileceği tahribat tartışılmıştır.
  • Master Thesis
    Çin'in Yükselişinde ABD'nin Rolü: Ortaklıktan Tehdide
    (2025) Soylu, Selin Nur; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Amerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti ilişkileri resmi olarak 1972 yılında başlamıştır. Gelişen ikili ilişkiler sonucunda uluslararası arenada tarihi şekillendirecek birçok farklı hipotezi de içinde barındırmaktadır. ÇHC'nin kurulmasıyla beraber ülkenin büyüyen ekonomisi, küresel bir güç olan ABD için bir tehdit unsuruydu. ABD'nin Asya bölgesi üzerine artan ilgisi ÇHC ile kimi zaman iyi ilişkilerin gelişimi için adımlar atılsa da, neticede krizleri de beraberinde getirmiştir. İki farklı ideolojik yapıya sahip ÇHC ve ABD 1972 yılından itibaren yapılan diplomatik adımlar, ekonomik işbirlikleri ve ticaretle günümüzün süper güçleri konumuna gelebilmişlerdir. Bu araştırmanın asıl amacı ise, Çin'in Amerika için neden ve nasıl bir tehdit haline geldiğidir. Çalışmanın birinci bölümünde, 1972-1990 arası yaşanan diplomatik ilişkiler, askeri destek ve ekonomik ilişkilerden oluşmaktadır. İkinci bölüm ise,1990-2010 arası Asya-Pasifik dönemini (Obama Asia Pivot politikaları). Üçüncü bölüm ise, 2010'dan günümüze kadar olan ABD'nin Asya politikalarından bahsedilirken ABD'nin liderlerinin kararlarının dış politikada Asya için nasıl şekillendiğini anlatan ana bölümden oluşmaktadır.
  • Master Thesis
    Güney Kore Kalkınma Modeli'nde Chaebol ve Kalkınmacı Devlet Politikasının Rolü ve Önemi
    (2021) Öztürk, Duygu; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Bu tezin amacı, Güney Kore'nin nasıl bugün dünyanın 11. büyük ekonomisine dönüştüğü sürecine dair Park Chung Hee hükümeti dönemindeki kalkınmacı devlet politikalarının etkisini ortaya koymaktır. Ayrıca devlet destekli büyük aile şirketleri olarak tanımlanan Chaebollerin Güney Kore'nin kalkınma planlarının uygulamasında üstlendiği rollerin ekonomik büyüme üzerinde etkisini incelemektir. 1910-1945 yılları arasında 35 yıl süren Japon sömürge döneminde Chaebollerin edindiği tecrübeler 1960'lardan itibaren Güney Kore'nin sanayileşme serüveninin temelini oluşturmuştur. 1950 – 1953 yılları arasında Kore'de yaşanan iç savaş sırasında ve sonrasında eski Japon işletmeleri devletleştirilmiştir. Devletleştirilen bu işletmelerin özelleştirilmesi Chaeboller'in gelişmesi için bir zemin oluşturmuştur. Bu dönemde ABD başta olmak üzere alınan dış yardımlar ise sanayinin gelişiminde önemli finans kaynakları olmuşlardır. Bu bağlamda, 1953-60'lı yıllar arasında Güney Kore'nin izlediği ithal ikameci politikalar ile gelişen Chaebollerin 1960'lı yılların sonunda ihracat odaklı büyümeyi nasıl sağladığı ortaya konulmuştur. 1961-1971 yılları arasında ise Park Chung Hee döneminde uygulanan kalkınmacı devlet politikaları ele alınmıştır. Bu dönemde bankaların kamulaştırıldığı, yerli ve yabancı sermayenin tekelleştirildiği ve uygulanan gömülü özerklik politikasıyla devletin rolü ve önemi ortaya konulmuştur. Park Chung Hee – Yushin Rejimi Dönemi'nde (1972-1981) Chaeboller'in devlet tarafından desteklenmesi ve doğru yönlendirilmeleri sonucunda hafif sanayi üretiminden ağır sanayi üretimine geçişi incelenmiştir. Bu tezde Güney Kore devletinin Japon işgal döneminde elde ettiği tecrübelerin ve iç savaş sonrası aldığı dış yardımların Park Chung Hee döneminde devlet-iş dünyası arasında başarılı bir şekilde kullanılması ile aynı dönemde uygulanan kalkınmacı devlet ve gömülü özerklik polikalarının neticesinde ekonomik büyümenin nasıl gerçekleştirildiği ortaya konulmuştur.
  • Master Thesis
    İsrail'in Doğu Akdeniz Enerji Politikası ve Türkiye ile Kktc Üzerine Etkileri
    (2020) Savaş, Cem; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Doğu Akdeniz, gerek coğrafi ve jeostratejik konumu ile gerekse de siyasi ve ekonomik özellikleri ile üç kıta arasında bulanan kritik noktalardan biridir. Özellikle Sanayi Devriminden sonra hem Batı ülkelerinin artarak çoğalan enerji ihtiyaçları hem de son zamanlarda Doğu Akdeniz'de yeni enerji kaynaklarının tespit edilmesi, ülkeler arasındaki politik dengelerinin değişmesine neden olmuş ve bölge son derece riskli bir hale gelmiştir. Günümüzde Doğu Akdeniz'e kıyısı olmamasına rağmen yüzlerce kilometre uzaklıkta bulunan ancak Doğu Akdeniz pastasından menfaat elde etme peşinde olan birçok devlet mevcuttur. Kıyı ülkelerinin Doğu Akdeniz'de tespit edilen hidrokarbon kaynaklarından faydalanmak için hak iddia etmeleri sebebiyle de birtakım anlaşmaların yapılması zaruri hale gelmiştir. Enerjinin tespiti, çıkarılması, nasıl değerlendirileceğine karar verilmesi ve bunun yanında inşa edilecek hatlarla naklinin sağlanması gibi sorunsalların çözümü için çeşitli alternatifler düşünülmüştür. Son dönemde Doğu Akdeniz Bölgesinde enerji kaynaklarının tespit edilmesi bölgede İsrail başta olmak üzere diğer kıyı ülkelerinin doğal gaz arayışına neden olmuştur. İsrail'in Doğu Akdeniz Bölgesinde yapmış olduğu çalışmalar sonucunda Leviathan ve Tamar bölgelerinde zengin doğal gaz yataklarına rastlanmıştır. Türkiye ile ilişkileri kötü olan İsrail, bölgede tespit edilen doğal gazın Avrupa pazarına ihraç edilmesi için arayış içine girmiştir. Bu amaçla diğer kıyı ülkeleri ile Münhasır Ekonomik Bölge anlaşması imzalayarak Tamar ve Leviathan bölgelerindeki doğal gazın Avrupa ülkelerine ihraç edilmesi için çalışmalar başlatılmıştır. Fakat bölgedeki aktörlerin bu enerji kaynaklarından faydalanma hakkı konusunda, KKTC'nin varlığını yok sayması, kaynaklardan elde edilen iktisadi değerlerin kullanımı konusunda bölgede yaşayan halkın çıkarlarını ihlal etmeleri nedeni ile Akdeniz'de gerilim giderek tırmanmaktadır. Mevcut durum Türkiye ile KKTC arasında yapılan anlaşmalar ile doğan yetki alanlarının ihlali bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışmada, İsrail'in Doğu Akdeniz üzerinde yaptığı faaliyetleri, planları, kıyı ülkeleri ile yaptığı ikili veya daha fazla ülke katılımıyla yaptığı ittifakları ve Türkiye'nin, Kıbrıs adasının Doğu Akdeniz'deki konumu ele alınmıştır. Ayrıca bölgede tespit edilen enerji kaynaklarının, kıyı ülkelerinin enerji politikalarına nasıl yansıdığı üzerinde durulmaktadır. İsrail'in Doğu Akdeniz enerji politikalarının KKTC ve Türkiye başta olmak üzere diğer bölge ülkeleriyle ne oranda örtüştüğü ise çalışmamızda değerlendirilmekte olup bu bağlamda, çalışmamızda bölgenin kıyı ülkeleri açısından, jeopolitik ve coğrafi açıdan, iktisadi ve askeri alandaki önemi açıklanmaktadır. Ayrıca Doğu Akdeniz'de bulunan enerji kaynakları hakkında yayınlanan raporlar kapsamında bölgenin, dünya enerji piyasasına nasıl etki edeceği konularında açıklamalar yer almaktadır.
  • Master Thesis
    Irak-iran İlişkileri: 1980-2018
    (2019) Mıshaal, Husseın Abdullah; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Bu tez çalışması, 1980 yılından günümüze Irak ve İran devletleri arasındaki siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkiler noktasında ortaya çıkan krizleri anlamlandırmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda her iki devletin rejimleri, etnik, dini ve mezhepsel yapıları göz önünde bulundurularak analiz yapılmıştır. Irak'ın yaklaşık bin kilometre kara sınırına sahip olduğu İran devletiyle ilişkileri geçmişten günümüze dönemsel olarak farklılık göstermiş, kimi zaman ortak çıkar ekseninde hareket edilmiş, kimi zaman ise çıkarların çatışması çerçevesinde hem bölgesel hem de küresel düzeyde problemlere neden olmuştur. Dünya'nın en büyük petrol ve maden rezervlerine sahip olan bu devletler, tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmanın yanı sıra, uluslararası aktörlerinde dönem dönem çatışma sahası olmuş ve uluslararası hegemonyalarını kanıtlama yolunda söz konusu bölgede güç mücadelesine girerek arkalarında bıraktıkları kan ve gözyaşlarıyla bu ülkeleri ve bölgeyi istikrarsızlığa sürüklemişlerdir. 1980 yılından günümüze İran ve Irak devletleri arasında süregelen ilişkiler literatürde genel olarak körfez savaşlarına, bölgesel ve uluslararası aktörlerin tutumlarına veya iki devlet arasında çıkan bu savaşa yaklaşımlarına odaklanmaktadır. Bu minvalde; tez çalışmasında, 1980 yılı ve sonraki dönemin seçilmesinin temel nedeni, hem tarihsel açıdan uluslararası güç mücadelesinin en yüksek seviyede yaşandığı yıllar olmasından hem de takip eden süreci etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim söz konusu dönemde Ortadoğu bölgesinin kaderini derinden etkileyen olayların; hem iki ülke arasında, hem bölgesel anlamda hem de küresel anlamda yaşanmış olması bu düşünceyi; bir retorik ötesinde kanıtlar mahiyettedir. Buradan hareketle uluslararası akademi literatürüne mütevazı bir katkı yapmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda tez çalışmasının ilk bölümünde; tarihsel perspektiften Irak ve İran devletlerinin ilişkileri yaşadıkları temel problemler çerçevesinde analiz yapılacak, ikinci bölümünde; söz konusu dönemin iki önemli aktörü olan Nuri el-Maliki ve Tarık el-Haşimi'nin Irak'ın İran'a yönelik dış politika davranışlarındaki etkileri ortaya ii koyulacak; üçüncü bölümünde ise 1980 yılından günümüze Irak ve İran devletleri arasında yaşanan beş temel sorun ele alınarak ilişkiler analiz edilecektir. Nihayetinde sonuç bölümünde ise 1980 yılından günümüze Irak-İran ilişkileri söz konusu bölümlerde yapılan analizler çerçevesinde anlamlandırılacaktır. Anahtar Kelimeler: Irak, İran, Körfez Savaşı, Nuri El Maliki, Tarık El Haşimi