12 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 12
Master Thesis Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın Somali'deki Stratejik Katılımı(2022) Omar, Abdirazak Abukar; Orhan, Duygu DersanBu çalışmanın odak noktası, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan'ın Afrika Boynuzu'nda yer alan ve çatışma, siyasi istikrarsızlık, terörizm ve kalıcı bir insani krizle boğuşan bir ülke olan Somali'ye yönelik aktif politikalarının stratejik analizi üzerinedir. Çalışmanın amacı, finansmanı, yatırımı ve siyasi etkisi Mogadişu'nun iç ve dış politikalarını etkileyen bahsi geçen üç Körfez Arap devletinin Somali'deki stratejik politikalarını incelemek ve değerlendirmektir. Çalışma ayrıca Somali'nin neden bahsi geçen petrol zengini ülkeler için ana odak noktası haline geldiğini ele alırken, aynı zamanda politikalarının Somali siyasi arenasını ne ölçüde etkilediğini de değerlendirmektedir. Afrika kıyılarıyla on yıllarca süren minimal ilişkilerden sonra Afrika Boynuzu'na doğru siyasi genişlemelerinin neden merkez üssü haline geldiğini incelemenin yanı sıra, aynı zamanda yukarıda bahsedilen üç Arap hükümetinin Somali'deki rolüne ışık tutması amaçlanmaktadır. Katar, Birleşik Arap Emirliği ve Suudi Arabistan'ın nüfuz yöntemlerini ve şu anda Somali ve Afrika Boynuzu'nda geçerli olan bölgesel rekabetleri de çalışmada analiz edilmektedir. Kendisinden daha güçlü ve daha zengin ulusların Somali ekonomisine ve dış ilişkilerine müdahaleleri, Somali için fırsatları ve aynı zamanda tehditleri bereaberinde getirmiştir. Karşılıklı ilişkiler açık bir şekilde denge eksikliğine dayanmaktadır. Kızıldeniz'in karşısındaki komşuları daha zengin, siyasi olarak daha istikrarlı ve iddialı orta güçler olarak kendilerini konumlandırırken, Somali yoksulluk, siyasi olarak istikrarsızlık ve savaştan mustariptir. Bu durum, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar'ın Somali'nin dinamik siyasi pazarında etkili dış aktörler olarak hızla öne çıkmasıyla sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Stratejik Çıkar, Dış Politika, Güvenlik, Rekabet, Etki, Afrika Boynuzu, Somali, Körfez, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar.Master Thesis Libya'da Çok Taraflı Silahlı Müdahale, 2011: Meşruiyet ve Gerekçeler(2019) Essa, Othman; Orhan, Duygu Dersan2011'de Libya'da barışcıl olarak başlayan protestolar, kısa süre içerisinde protestocular ile Libya hükümetinin güvenlik güçleri arasında açık bir savaşa dönüşmüştür. Bu durum, uluslararası toplumu sivilleri ve sivil nüfusu yoğun olan bölgeleri korumak için Libya'ya askeri müdahalede bulunmaya itmiştir. 2011'de Libya'ya yapılan çok taraflı silahlı müdahale, hem meşruiyeti, hem de müdahalede bulunan ülkelerin motivasyonları açısından bugün hala tartışma konusudur. Koruma sorumluluğu BM Güvenlik Konseyi'nin Libya'daki silahlı müdahaleyi yasallaştırma kararının yasal dayanağı olsa da, BM esas olarak Libya'da rejim değişikliğini gerçekleştirmeye odaklandı. Libya'daki sivillerin uluslararası toplumdan hızlı bir tepki gerektiren, kitlesel cinayet, zorla göç gibi diğer insan hakları ihlalleri riski altında olduğu açıktır. Ancak, Libya'daki BM misyonu, Libya halkının ihtiyaçlarından ziyade ulusal çıkarlarını ön plana koyan müdahaleci ülkeler tarafından kötüye kullanılmıştır. Libya'ya yapılan silahlı müdahale, Libya devleti açısından olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Libya'daki potansiyel katliamlar bir dereceye kadar engellense de, askeri müdahale ne yazık ki Libya'yı başarısız bir devlet ve terör örgütü haline getirmiş, insan ticareti çeteleri, finansal yolsuzluk ve farklı milisler arasında sürekli savaş bugün Libya'nın gerçeği halini almıştır.Master Thesis Büyüyen Doğu-batı Rekabeti Bağlamında Türkiye'nin Afrika Dış Politikası: Yumuşak Güç Diplomasisinin Analizi (2005-2021)(2021) Mısırlı, Hüsnü; Orhan, Duygu DersanSömürgeleşme süreci sona ermesine rağmen, Afrika kıtasındaki uluslararası rekabetin diğer aktörler tarafından modern yöntem ve araçlarla sürdürüldüğü görülmektedir. Üstelik, Avrupa devletlerinin kurmuş oldukları düzen, bölgeden çıktıklarında Afrika toplumunun gerçekleriyle örtüşmemiş ve uzun yıllar kalkınmasının önündeki en büyük engellerden biri olmuştur. Afrika toplumlarının sosyal yapısına uymayan zorlama sınırlar, bir yandan anlaşmazlıklara ve etnik çatışmalara neden olurken, diğer yandan da yeni kurulan ülkelerin ticaretine, ulaşımına ve ekonomilerine zarar vermiştir. Kaçınılmaz olarak, şiddet ve güvensizlik ortamı devlet kurumlarını zayıflatmış ve Afrika ülkelerinin siyasi ve ekonomik ilerlemesini engellemiştir. Ne yazık ki, kıtadaki küresel rekabeti devralan yeni aktörlerde kıta ülkeleriyle ilişkilerinde mevcut düzeni korumak için kendilerini konumlandırmanın haricinde bölgenin sosyal ve ekonomik kalkınmasına herhangi bir katkıda bulunmamışlardır. Türk dış politika anlayışı ile ilgili olarak; Sovyetler Birliğinin 1991 yılında dağılması Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni dünya düzeninin tek süper gücü olarak ortaya çıkmasına ve uluslararası sistemin tek kutuplu bir yapıya dönüşmesine neden olmuştur. Bu kapsamda, yeni dünya düzeninin değişen dinamikleri nedeniyle, soğuk savaş döneminin ardından iki kutuplu yapının son bulması Türkiye için de yeni fırsatlar ve ortaklıklar bağlamında bir manifesto niteliğinde olmuştur. Kuşkusuz Türkiye, başlangıçta Afrika'ya açılma politikası kapsamında tarihsel bağlarını ve kültürel benzerliklerini kullanarak olumlu bir atmosfer yaratma avantajına sahip olmuş ve ayrıca 2005'te Afrika'ya açılma girişiminin tezahürü, yumuşak güç diplomasisinin kıtanın bazı bölgelerinde uygulanmasına ivme kazandırmıştır. Ancak, uygulanan dış politika öncelikleri Türkiye açısından hem fırsatlar sunmuş hem de zorluklara neden olmuştur.Master Thesis 2003 Irak Savaşı Sonrası Türkiye ve Irak Arasındaki İlişkiler: 2003-2014(2019) Ghalib, Layla; Orhan, Duygu DersanLayla Ghalib, '2003 Irak Savaşı Sonrası Türkiye ve Irak Arasındaki Ilişkiler: 2003-2014,' Lisansüstü, Ankara, 2019. Bu çalışmanın odak noktası, devam eden iyi ekonomik ilişkilerin aksine Türkiye ile Irak arasındaki siyasi ilişkilerin 2010 sonrasında kötüye gitmesi ve 2012 yılında da bu kötüleşmenin zirvesine ulaşmasının ardındaki nedenleri analiz etmektir. İki devlet arasında artan 'ticaret devleti' ilişkileri siyasi alana yansıtılmamıştır. Türkiye ve Irak ilişkilerindeki siyasi sorunlarla ilgili olarak, komşu ülkelerle ekonomik karşılıklı bağımlılık alanı oluşturmaya çalışan Türkiye'nin artmakta olan ekonomik ilişkilerine yapılan atıflara Ankara ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) arasındaki iyi ekonomik ilişkilerin sebepleri ile detaylı bir şekilde yer verilmiştir ve bu durumun Bağdat-Ankara ilişkilerine yansıması sunulmuştur. Irak siyasetinde tarikatçılığın artması ilişkilerin azalmasında önemli bir faktör olarak gösterilmektedir. Buna ek olarak Kürt sorunun ve PKK saldırılarının Türk – Irak ilişkilerine etkisi incelenmiştir. 2003 sonrası Türkmen sorunu ve onların Iraktaki haklarının Türkiye-Irak ilişkileri üzerine etkileri analiz edilmiştir. Türkiye-Irak ilişkilerinin yerel ve bölgesel faktörlerine ek olarak Arap Baharının, özellikle Suriye krizinin sonuçları da Türkiye-Irak arasındaki ilişkilerin kötüleşmesine sebep olan bir etken olarak incelenmiştir. Son olarak bu çalışma, Türkiye Irak ilişkilerinin tarihi, mevcut durumu ve geleceği hakkında daha geniş bir bölgesel bağlamda sonuçlara ulaşmaktadır.Master Thesis Kuruluşundan Günümüze Nato'nun Dönüşümü ve 2022 Stratejik Konsepti Bağlamında Türkiye'nin Önemi(2025) Sevim, Ali; Orhan, Duygu DersanBu tez, NATO'nun 2022 Stratejik Konsepti çerçevesinde, değişen bölgesel ve küresel jeopolitik gelişmeler ve güvenlik ortamı ışığında Türkiye'nin İttifak içindeki artan stratejik önemini incelemektedir. Bu temelde, NATO'nun kuruluşundan itibaren geçirdiği stratejik dönüşüm, ittifakın genişleme stratejileri, karşı karşıya kaldığı yeni güvenlik tehditlerine yönelik geliştirdiği misyonlar ve ortaya koyduğu hedefler, Türkiye'nin NATO'nun misyonlarına bugüne kadar yaptığı katkılar, NATO'nun Türkiye'ye sağladığı katkılar, Türkiye'nin jeostratejik konumu ve milli savunma sanayindeki gelişmeler analiz edilmiştir. Bu temelde tez, NATO'nun ikinci büyük askeri gücü olmasının ötesinde, sahip olduğu benzersiz jeostratejik konumu, terörle mücadele, enerji güvenliği ve düzensiz göç gibi tehditlerle mücadeledeki başarısı, bölgesel ve küresel istikrarın sağlanmasındaki kilit rolü ve her geçen gün artan milli savunma yetenekleri ile Türkiye'nin NATO'nun 2022 Stratejik Konsepti hedefleri için vazgeçilmez hale geldiğini savunmaktadır. Türkiye'nin İttifak içindeki artan bu önemi, sahip olduğu güçlü ordusu, Rusya-Ukrayna savaşında ortaya koyduğu istikrarlı ve kararlı çabaları ile ABD'de gerçekleşen politik değişimin etkisiyle ortaya çıkan politik değişim ve belirsizlikler neticesinde başta, NATO Genel Sekreteri olmak üzere ABD'li ve Avrupalı siyasetçiler tarafından da teyit edilmektedir. Sonuç olarak bu tez, NATO-Türkiye ilişkilerinin geleceğinin stratejik iş birliği ve gelişen siyasi dinamikler arasında karşılıklı bağımlılık çerçevesinde bir denge ile şekilleneceği sonucuna varmaktadır. Türkiye'nin ayrılmaz rolünün kabul edilmesi ve bu doğrultuda İttifak'ın adil ve tutarlı bir kolektif savunma sağlaması, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği için hayati önem taşıyacaktır. Bu tez, Türkiye'nin NATO içindeki konumunun bölgesel ve küresel barış ve istikrarın tesis edilmesinde belirleyici bir faktör olduğu hipotezini desteklemekte ve Türkiye'nin tam katılımı olmaksızın NATO'nun Yenilenen Jeostratejik Dönemi zorluklarına yanıt verme yeteneğinin ciddi şekilde sınırlanacağını savunmaktadır.Master Thesis Arap Baharı Sonrası Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun Suriye'deki Rekabeti(2023) Sohta, Rami; Orhan, Duygu DersanBu araştırmada Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Rusya Federasyonu'nun (Rusya) Suriye'deki çıkarları ve müdahale sebepleri üzerinden Suriye'deki rekabetleri incelenecektir. ABD ve Rusya İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Ortadoğu'da ve Suriye'de rekabet halinde olmuşlar, her iki güç Suriye İç Savaşı sonrası Suriye'de kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmişlerdir. Rusya Suriye sorununu uluslararası sistemdeki yerini güçlendirmek için bir araç olarak görürken, ABD bu sorun aracılığıyla Ortadoğu'yu tamamen kontrol altına alıp bölgedeki hakimiyetini güçlendirmeyi hedeflemiştir. Suriye savaşındaki ABD ve Rusya'nın rolü doğrudan askeri ve siyasi müdahale ve vekalet savaşları yoluyla gerçekleşmiş, Rusya Suriye rejiminin yanında yer alırken ABD muhalefetin yanında yer almış fakat DEAŞ terör örgütünün ortaya çıkmasıyla her iki taraf DEAŞ'ile mücadele konusunda birleşmiştir. ABD ve Rusya Suriye'de askeri üsler kurarak kendi çıkarlarını korumaya çalışmıştır, ABD Suriye'de petrol ve doğalgaz kaynaklarını kontrol altına alırken Rusya sıcak denizlere inme politikası çerçevesinde Akdeniz'deki hakimiyetini arttırmıştır.Master Thesis Türkiye'nin uluslararası göç politikalarının uluslararası göç hukukuna uyumu ve sorunları (1923-2020)(2022) Üstün, İdil; Orhan, Duygu Dersan; Orhan, Duygu Dersan; Orhan, Duygu Dersan; International Relations; International RelationsUluslararası mülteci hukukunun temelini 1951 yılında imzalanan Mültecilerin Hukukî Statüsüne Dair Cenevre Sözleşmesi ve bu sözleşme çerçevesinde kabul edilen 1967 tarihli Mültecilerin Hukukî Statüsüne İlişkin Protokol oluşturmaktadır. Mülteci kavramını tanımlamakta olan 1951 Mülteci Sözleşmesi, mülteciler için koruma sağlamaktadır. Türk anayasal sisteminde kanun değeri taşıyan 1951 Mülteci Sözleşmesi ile 1967 tarihli protokol iç hukukta temel düzenlemeler şeklinde uygulanmıştır. 30 Kasım 1994 tarihinde 'Türkiye'ye İltica Eden veya Başka Bir Ülkeye İltica Etmek Üzere Türkiye'den İkamet İzni Talep Eden Münferit Yabancılar İle Topluca Sığınma Amacıyla Sınırlarımıza Gelen Yabancılar ve Olabilecek Nüfus Hareketlerine Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik' yürürlüğe girmiştir. Bu şekilde Avrupa kıtası haricinde Türkiye'ye yönelik gerçekleşmekte olan sığınma girişimleri karşısında ihtiyaç duyulan düzenlemeler sağlanmıştır. Özellikle Suriye'den yaşanan göçmen akınından dolayı yapılan değişiklikler sonucunda, 2013 yılında 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) yürürlüğe girmiştir. Bu tez çalışmasının amacı, 1951 tarihinde imzalanan Mültecilerin Hukukî Statüsüne Dair Cenevre Sözleşmesi'nden günümüze kadar dünyada mülteci hukukuna yönelik olarak yapılmış çok sayıdaki düzenleme bağlamında, Türkiye'de mülteci hukukuna yönelik olarak yapılmış hukuki ve idari düzenlemeleri değerlendirmektir. Bu çerçevede Türkiye'de mülteci hukukuna yönelik düzenlemelerin uluslararası düzenlemelere uyumu ve ortaya çıkan sorunlar tespit edilmeye çalışılacaktır. Anahtar Sözcükler: Göç, Mülteci, Geçici Koruma, 1951 Cenevre Sözleşmesi, Türkiye.Master Thesis Putin dönemi Rusya'sının Ukrayna politikalarında Avrasyacılığın eleştirel jeopolitik kuramları çerçevesinde incelenmesi(2024) İşci, Mehmet; Orhan, Duygu DersanJeopolitik kavramı, coğrafyanın bir alt disiplini olarak, 20. yüzyılın başlarında gelişim gösterse de bundan daha köklü bir geçmişe sahiptir. Bu süreçte, jeopolitik kavramı için II. Dünya Savaşı önemli bir dönüm noktası olmuş, jeopolitik, dünyanın birçok yerinde savaşın ana sebeplerinden biri olarak görülerek uzak durulan bir kavrama dönüşmüştür. 1991'de Sovyetler Birliği'nin yıkılışı ve uluslararası sistemde oluşan yeni paradigmalar, jeopolitik kavramının tarihsel gelişim sürecine ve kapsamına yönelik eleştirel bir yaklaşım ihtiyacını daha da belirgin hale getirmiştir. Bu yaklaşımdan doğan Eleştirel Jeopolitik, uluslararası alanda yaşanan krizlerin yorumlanmasında ve devletlerin hareket bakiyelerinin söylem aracılığıyla nasıl arttırıldığına yönelik incelemeler için önemli bir alan oluşturmuştur. Bu tezin amacı, Rusya'da Ortodoks imparatorluk özleminin tezahürü olarak nitelendirilen Avrasyacı görüşün kökenlerini ve tarihsel referanslarını inceleyerek, Avrasyacılık görüşünün üzerine inşa edildiği toplumsal ve dini mitleri ortaya koymak, Avrasyacılığın, Vladimir Putin'in Ukrayna konusundaki söylemlerin geri planındaki politik zihniyetine etkisini incelemek ve son dönemde Rus yayılmacılığının ve Avrasyacılığın en popüler temsilcilerinden olan Aleksandr Dugin'in başını çektiği muhafazakar Yeni Avrasyacıların, Ukrayna savaşına giden süreçte ortaya koyduğu tarihi, dini ve coğrafi tezlerin kökleriyle Putin'in politikalarına açtığı alanı incelemektir. Bu inceleme aynı zamanda eleştirel jeopolitiğin, ideolojik bir biçimde jeopolitik tahayyülleri gerçekleştirmeye yönelik politikaları ortaya çıkarma işlevine yöneliktir. Konu kuramsal açıdan eleştirel bir perspektifle incelenecek olup yöntem olarak ise literatür taraması seçilmiştir.Master Thesis Abd'nin 11 Eylül Sonrası Ortadoğu'ya Yönelik Dış Politikası ve Türkiye Üzerine Etkileri (2001-2011 Dönemi)(2022) Kavak, Nesrin; Orhan, Duygu DersanBu çalışma ile ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik 11 Eylül'den Arap Baharına kadar olan on yıllık dönemdeki dış politikasının detaylı olarak analiz edilerek bu politika sonrası bölgede yaşanan dönüşümün bölge ülkelerinin demokratikleşmesine ne kadar hizmet ettiğinin ve Türkiye'nin bu süreçten ne şekilde etkilendiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda şu araştırma sorularına odaklanılacaktır: Özgürlük ve demokrasi yayma girişimleriyle otoriter rejimleri değiştirmek isteyen ABD'nin bölge ülkelerinin istikrar ve bütünlüğünü bozmadan zemini sağlam bir demokratik toplum yaratabilmesi mümkün müdür? 2001 sonrası on yıllık süreçte ABD'nin etkisiyle bölgede ve Türkiye'nin komşularında yaşanan değişim ve dönüşüm; Türkiye'nin ulusal bütünlüğü için bir tehdit oluşturmuş mudur? ABD'nin 11 Eylül sonrası politikası, Türkiye'nin siyasal ve toplumsal yapısını şekillendirmede nasıl bir rol oynamıştır? Her toplumun kendine has değerleri olup bu değerler önemsenmeden dışarıdan yapılan müdahalelerle zemini sağlam demokratik bir toplum yaratmak mümkün görünmemektedir. Terörle mücadele adına iç barışı kökten sarsacak argümanlarla dışarıdan müdahale edilmesi, hem ülkedeki stabilitenin hem de bölge ülkelerindeki dengelerin bozulmasına neden olmaktadır. Bölge ülkeleri ile işbirliği yapmadan, bölge çıkarları gözetilmeksizin baskıcı politikalar izlenmesi, bölgedeki istikrar ve refahın sağlanamayacağını göstermektedir. 11 Eylül sonrası uygulanan ABD dış politikasıyla Ortadoğu'da yaşanan sürecin Türkiye açısından olumsuz sonuçları olduğu değerlendirilmektedir. ABD'nin 11 Eylül sonrası politikasının Türkiye'nin siyasal ve toplumsal yapısında da etkileri olduğu düşünülmektedir.Master Thesis İran Devrimi Sonrası Kadın Hakları 1989-2013(2017) Banaeinia, Masoumeh; Orhan, Duygu Dersanİranlı kadınlar, İran devriminden sonra sosyo-politik haklar konusunda daima gündemin ilk konusu olmuştur. 1979 sonrasındaki kısıtlamalar dolayısıyla, Pavlavi rejimi ile mukayese edildiğinde, devrimin kurbanı oldukları zannedilmektedir. Bu tez, kadın meseleleri konusundaki politikalarına dayalı olarak 1989-2013 arasında politikalarının kadınları nasıl değiştirdiği ile ilgili üç devlet başkanı Rafsanjani, Khatami, ve Ahmadinejad üzerinede odaklanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, kadın hakları çalışmaları literatürüne katkı sağlamak olup, bu tezin savı İran'daki devrim sonrası süreçte, her bir başkanın yerel ve dış politikalarından etkilenen ve dini kuruluşlardan etkilenen kişisel vizyon ve ilişkiler konusunda kadın hakları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular, sadece dış politika değil, ancak aynı zamanda da dış politikalar konusundaki siyasi ve diplomatik ilişkilerin de kadın meselelerini aynı derecede etkileyeceğini göstermektedir. Bundan başka, Pavlavi rejimi süresince bunlar, çağdaşlık sembolü olarak kullanıldılar ve devrim sonrası süreçte de İslam' ın sembolü oldular. İran politikalarının bir parçasıydılar. Asla İran vatandaşları olmadılar, sadece İran' ın sembolü oldular.
