358 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 358
Master Thesis Nato'nun Yeni Stratejik Konsepti ile Birlikte Nato İçerisinde Türkiye'nin Konumu(2010) Koyuncu, Hasan; Başak, CengizSovyetler Birliğinin dünya siyasetinden çekilmesiyle rolü ve misyonu sorgulanmaya başlanan NATO, Soğuk Savaş sonrasında değişen güvenlik ortamı ve ortaya çıkan yeni tehditler doğrultusunda üstlenmiş olduğu görev ve sorumlulukları gözden geçirmiştir. Bunun sonucunda Soğuk Savaş döneminde uygulamış olduğu Stratejik Konseptleri, 1991 yılından başlayarak yeniden düzenlemiştir. Hâlen uygulanmakta olan Stratejik Konsept 1999 yılında NATO'nun ellinci yılında imzalanmış olup, Amerika'da Dünya Ticaret Merkezi'nin terör saldırılarına maruz kaldığı 11 Eylül 2001, müteakibinde NATO'nun 5'inci maddeyi uygulamaya koyup Afganistan'a ve 2003 yılında Irak'a düzenlemiş oldukları harekâttan önce kabul edilmişti. Bu sebeplerden dolayı, NATO'nun 60'ıncı yıl zirvesinde Stratejik Konseptin revize edilmesine ihtiyaç duyulduğu kararlaştırılmıştır.Türkiye NATO'ya katıldığı tarihten bu yana sadık bir üye olarak Sovyetlerin yayılmacılığına karşı bir kanat ülkesi olarak görevini başarıyla yerine getirmiştir. Soğuk Savaşın bitmesiyle birlikte Türkiye'nin NATO'nun gözünde önemini kaybettiği savı ileri sürülmeye başlanmıştır. Ancak değişen güvenlik ortamı ve ortaya çıkan yeni tehditler, Türkiye'nin konumu itibarıyla yeni tehditlerin kaynağı olan coğrafya'ya yakınlığı ve son dönemde uygulamış olduğu dış politika bunun aksini ispatlamıştır. Çalışmada yeni Stratejik Konseptin kabul edilmesiyle birlikte, NATO'nun üstleneceği rol ve misyonla birlikte Türkiye'nin öneminin giderek artacağı anlatılacaktır.Anahtar Sözcükler: NATO, Soğuk Savaş, Stratejik Konsept, 5'inci Madde, Kanat ÜlkesiMaster Thesis Uluslararası Güç Mücadelesinde Psikolojik Savaşın Rolü(2007) Boyacı, Yurdagül; Hurmi, Ayşe Bahar TurhanBu çalışmada; sistem, uluslararası sistem, ulusal güvenlik ve güç dengelerininoluşumuna ilişkin kavramlar incelenmiştir. Uluslararası sistem ki-kutuplu sisteminsona ermesi, bunun temel nedeni olan SSCB'nin dağılması ve ABD'nin dünyadatek hegoman güç olma yolundaki ilerleyişi bağlamında ele alınmış yenidenyapılanan uluslararası sistem ve değişen güvenlik anlayışı üzerinde durulmuştur.Çalışmada uluslararası arenada söz sahibi olmak isteyen aktörlerin hem kendihalkına hem de hedef devletlerin halklarına karşı uyguladıkları psikolojik savaşyöntemleri ve bunun uluslararası sisteme yansımaları irdelenmiştir. Ulusalpolitikalarla, ?uluslararası ilişkilerde denge? sağlanmaktadır. Çünkü ulusalpolitikalar toplumların kendilerini koruma refleksleridir. Bir ülke uluslararasıtoplumdaki yerini ancak; ulusal iktisat politikaları, ulusal siyaset politikaları, ulusalgüvenlik politikaları ve ulusal kültür politikaları ile dengeli bir biçimde sağlayabilir.Bunları yapmadığı takdirde diğer devletler tarafından ezilmeye mahkumdur. Bubakımdan ulusal politikalar uluslararası ilişkilerdeki adalet ve dengenin de birparçasıdır. Uluslararası sistemde hegoman güç olmak isteyen aktörlerinuygulamaya koydukları politikalar ele alınmıştır.Ayrıca kitle iletişim araçlarının toplumun şekillenmesine etkisi ve uygulananpropaganda yöntemlerinin etkinliği konusu tartışılmıştır. 21 yüzyılda hegoman güçolmak isteyen devletlerin kendi lehlerinde kamuoyu oluşturma arayışında olduklarıve bu kapsamda bireyleri ve kitleleri yönlendirerek kazanımlarını korumak ya daartırmaya çalıştıkları savunulmuştur.Master Thesis Bağımsızlık Sonrası Azerbaycan-iran İlişkilerinde İşbirliği ve Çatışma Alanları (1991–2013)(2014) Boz, Hakan; Karasar, Hasan AliBu araştırmanın kapsamı, 1991'de SSCB'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Azerbaycan'ın ortak bir geçmişe sahip olduğu İran ile ilişkilerinin tarihi arka planı, Azerbaycan ve İran dış politikalarının genel çerçevesi, Azerbaycan ve İran dış politikalarında siyasal iktidarların ikili ilişkilere etkisi, Azerbaycan-İran ilişkilerindeki işbirliği ve çatışma alanlarıdır. Çalışma, bağımsızlık sonrası Azerbaycan-İran ilişkilerini belirleyen temel faktörü tespit etmek ve bu bağlamda iki ülke arasındaki işbirliği ve çatışma alanlarını sınıflandırmayı amaçlamaktadır. Bağımsızlık sonrası Azerbaycan-İran ilişkileri ülkemizde yeteri kadar araştırılmamış ve bu alandaki çalışmalar sosyal bilimler dergileri ile kitap bölümü olarak yayınlanan akademik makalelerle sınırlı kalmıştır. Bu konuda yapılan çalışmalar, iki ülke arasındaki ilişkileri yalnızca tarihsel süreç içerisinde incelemiştir. Bu çalışma, Azerbaycan-İran ilişkilerinin tarihsel gelişim sürecinin yanı sıra ikili ilişkileri 'işbirliği ve çatışma' yaklaşımıyla yeniden sınıflandırılacak olması nedeniyle bu alana katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Çalışmada, İran ve Azerbaycan resmi kurumlarının yayınladığı bilgi, belge ve raporlar gibi birincil kaynaklar incelenmiş, yazılı ve görsel kaynaklardan literatür taraması yapılmış ve konuyla ilgili daha önce yayınlanmış çalışmalardan yararlanılmıştır. Sonuç olarak Azerbaycan ve İran arasında karşılıklı ticari ilişkiler ve ikili siyasi anlaşmalar olmak üzere toplam iki adet işbirliği alanı tespit edilmiştir. Buna karşın iki ülke ilişkilerinde Güney Azerbaycan, farklı siyasi denklemlerde yer alma, Hazar'ın statüsü ve enformasyon savaşları olmak üzere toplam dört adet çatışma alanı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda Azerbaycan-İran ilişkilerinde çatışma alanlarının iş birliği alanlarından fazla olduğu bu nedenle de iki ülke ilişkilerinin bağımsızlığın ilan edildiği 1991'den çalışma kapsamındaki 2013'e kadar kontrollü gerilim stratejisiyle yürütüldüğü görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Azerbaycan, İran, İşbirliği, Çatışma, Kontrollü Gerilim,Article AB Hukukunda Mülteci ve Göç Sorunu(2021) Yıldırım, Mehmet AliThe Lisbon Treaty gives the EU the authority to make regulations in the field of border control, refugees and immigration (the Treaty on the Functioning of the European Union, Art.77 et al.), thereby a supranational refugee policy has emerged, leading to the common European asylum system. One of the principles that is the basis of supranational refugee policy is Article 67, paragraph 2 of the Treaty on the Functioning of the European Union, which ensures the absence of internal border controls for persons. The Union’s task is to develop a common policy based on the solidarity between the member states on refugees, immigration and external borders, which is fair towards to third-country nationals. The article sheds light on EU migration and asylum law.Master Thesis Kosova`nın Nihai Statüsü: Tarihi Süreç ve Günümüzdeki Geişmelerin İncelenmesi(2006) Önen, Ahmet Meriç; Olcay, BülentKosova, coğrafi konumu nedeniyle Balkanlar'ın düğüm noktasını oluşturan ve stratejikbakımdan önemli bir bölgedir. Bu nedenle tarihsel süreç içinde birçok medeniyetin ilgi odağıhaline gelmiştir. Bu gün ise Kosova'lı Arnavutlar bağımsız bir devlet olmak yolundamücadele vermektedir.Yugoslavya Cumhuriyeti farklı etnik kökenleri barındıran yapısıyla, II nci DünyaSavaşı'ndan sonra kurulmuştur. Tito'nun ölümü ve dünya konjonktüründe meydana gelendeğişiklikler, Yugoslavya'yı parçalanma sürecine taşımıştır. Federasyonu oluşturan devletlerbağımsızlıklarını bir bir elde ederken, Kosova'lı Arnavutların bağımsızlık yönünde talepleriSırp güçleri ve Miloşeviç tarafından şiddet olayları ve birçok insanlık suçunun işlenmesinintemel nedenini teşkil etmiştir.Sırplar Kosova'nın Ortodoks ve Slav kültürünün vazgeçilmez bir parçası olduğunu ve bunedenle Kosova'nın Sırbistan'ın ayrılmaz bir parçası olduğu tezini savunurken, Kosova'lıArnavutların yıllardır baskı gördüklerini, Kosova topraklarında çoğunluğu oluşturmalarınedeniyle Sırbistan yönetiminden bağımsız talep etmeleri Kosova Sorununun temelini teşkiletmektedir.Miloşeviç Yönetimi'nin Kosovalı Arnavutlara yönelik şiddet olaylarını durdurmak amaçlı,1999 yılında NATO Birlikleri'nin Kosova'ya yaptığı harekat sonrasında, 1244 sayılı GüvenlikKonseyi kararı ile Kosova için özerk bir yönetim kurulması kabul edilmiştir.BM kontrolünde geçen altı yıllık süreçte Kosova'lı Arnavutlar bağımsızlık için mücadelevermişlerdir. BM, Kosova'nın bağımsız devlet olabilme standartlarını henüz taşımadığıyönünde kararlı olmasına rağmen, BM öncülüğünde Sırbistan ve Kosova arasında bağımsızlıkiçin müzakerelere başlanmıştır. 2006 yılı Kosova bağımsızlık mücadelesinde önemli bir yılolacaktır. Sırbistan-Kosova ve BM'in katılımı ile gerçekleşecek görüşmelerde Kosova'nın2006 yılı sonunda koşullu bir bağımsızlık statüsünün kabul edilmesi beklenmektedir.Master Thesis Libya'da Çok Taraflı Silahlı Müdahale, 2011: Meşruiyet ve Gerekçeler(2019) Essa, Othman; Orhan, Duygu Dersan2011'de Libya'da barışcıl olarak başlayan protestolar, kısa süre içerisinde protestocular ile Libya hükümetinin güvenlik güçleri arasında açık bir savaşa dönüşmüştür. Bu durum, uluslararası toplumu sivilleri ve sivil nüfusu yoğun olan bölgeleri korumak için Libya'ya askeri müdahalede bulunmaya itmiştir. 2011'de Libya'ya yapılan çok taraflı silahlı müdahale, hem meşruiyeti, hem de müdahalede bulunan ülkelerin motivasyonları açısından bugün hala tartışma konusudur. Koruma sorumluluğu BM Güvenlik Konseyi'nin Libya'daki silahlı müdahaleyi yasallaştırma kararının yasal dayanağı olsa da, BM esas olarak Libya'da rejim değişikliğini gerçekleştirmeye odaklandı. Libya'daki sivillerin uluslararası toplumdan hızlı bir tepki gerektiren, kitlesel cinayet, zorla göç gibi diğer insan hakları ihlalleri riski altında olduğu açıktır. Ancak, Libya'daki BM misyonu, Libya halkının ihtiyaçlarından ziyade ulusal çıkarlarını ön plana koyan müdahaleci ülkeler tarafından kötüye kullanılmıştır. Libya'ya yapılan silahlı müdahale, Libya devleti açısından olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Libya'daki potansiyel katliamlar bir dereceye kadar engellense de, askeri müdahale ne yazık ki Libya'yı başarısız bir devlet ve terör örgütü haline getirmiş, insan ticareti çeteleri, finansal yolsuzluk ve farklı milisler arasında sürekli savaş bugün Libya'nın gerçeği halini almıştır.Master Thesis Avrupa Birliği'nin Ortadoğu Politikası ve Ortadoğu Politikasında Türkiye'nin Önemi(2010) Arık, Erkun; K.bilgiç, VeyselBu tezin amacı, Türkiye'nin Ortadoğu'daki konumunun ve Ortadoğu ülkeleri ile ilişkilerinin AB üyeliği açısından Türkiye'ye sağlayacağı katkıların bulunup bulunmadığının incelenmesidir. Çalışmanın tezi demokrasi, serbest piyasa ekonomisi, hukuk devleti, insan hakları gibi liberal Avrupa değerlerini benimsemiş Türkiye'nin Ortadoğu'daki konumunun ve bölge ile geliştirdiği ilişkilerin küresel bir aktör olmak için çaba harcayan AB'nin dış politikasına önemli katkılar sunacağı ve bu nedenle AB üyeliği yolunda Türkiye'ye ciddi bir avantaj sağlayacağıdır. Bu tezde önce konuya ilişkin kavramsal bir çerçeve oluşturularak AB'nin ve Türkiye'nin Ortadoğu politikası 1990'lardan bu yana kronolojik bir yaklaşımla ele alınmıştır. Ardından Türkiye'nin üyeliğinin AB'nin Ortadoğu politikasında yaratacağı sorunlar ve buna sağlayacağı katkılar tartışılmıştır.1970'lerin başından beri Ortadoğu bölgesine yönelik politikalar geliştirmeye çalışan AB bölge ülkeleriyle yaptığı ikili anlaşmalarla sınırlı kalmamıştır. Bölge ile kalıcı ilişkilerin kurulması için Ortadoğu barış sürecinin başarıyla sonuçlanması gerektiğinin farkında olan AB, Ortadoğu'ya yönelik uyguladığı Küresel Akdeniz Politikası, Yenileştirilmiş Akdeniz Politikası, Barselona Sürecini ve Akdeniz İçin Birlik'i kapsayan Avrupa-Akdeniz Ortaklığı politikası ve Avrupa Komşuluk Politikası gibi bölgesel politikalarla bölgede etkin bir aktör olma isteğini ortaya koymuştur. Ayrıca, Körfez İşbirliği Konseyi gibi bölgesel oluşumlarla da kurumsal ilişkiler geliştirmektedir. Ne var ki Avrupa Birliği'nin Ortadoğu'daki etkisi üye devletler arasında siyasi birliğin olmayışı, siyasi araçlar ve askeri yetenekler konusundaki kurumsal eksiklikler nedeniyle hala sınırlı düzeydedir. Türkiye'nin son on yılda Ortadoğu ülkeleriyle geliştirdiği güçlü ilişki, üye olması halinde AB'nin Ortadoğu politikasına önemli katkılar sunacaktır.Anahtar kelimeler: AB'nin Ortadoğu politikası, Türkiye'nin Ortadoğu politikası, AB-Türkiye ilişkileri, Türkiye'nin AB üyeliği.Article Self-determinasyon Hakkı ve Kosova(2009) Arsava, Ayşe FüsunSelf-determinasyon hakkı diğer bir tabirle kendi mukadderatını tayin hakkı (SDR) uluslararası hukukta dinamitlerle yüklü bir kavram olarak nitelendirilmektedir. SDR Birinci Dünya Savaşı’nın nedenini oluşturduğu gibi, günümüzde de bağımsızlık hareketlerinin, diğer taraftan da mevcut devletlerdeki farklı etnik grupların taleplerinin dayanağını oluşturmaktadır. Makalede ağırlıklı olarak uluslararası hukukun temel ilkesi olan “devletlerin toprak bütünlüğü” ilkesi ile SDR’nin ne şekilde bağdaştırıldığı Kosova örneğinde ele alınarak değerlendirilmiştir.Master Thesis Ab'nin Kıbrıs Sorununa Bakışı ve Türkiye-ab İlişkileri(2012) Ünalmış, Ahmet Nafiz; Ünal, Hasan?AB'nin Kıbrıs Sorununa Bakışı ve Türkiye-AB? İlişkileri isimli yüksek lisans tez çalışmasında Kıbrıs sorununun ortaya çıkışı, AB'nin soruna dâhil oluşu, BM gözetiminde yapılan çözüm müzakereleri ve genel olarak Kıbrıs sorununun Türkiye-AB ilişkileri üzerindeki etkileri incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde; Kıbrıs tarihine ve Kıbrıs'ın tarihsel süreç içerisinde nasıl sorun hâline geldiğine değinilmiştir. Bu bağlamda Osmanlının Kıbrıs'ı fethi, Kıbrıs'ın İngiltere tarafından ilhakı, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşundan dağılmasına kadar geçen süreç, 1974 Barış Harekâtının öncesi ve sonrasında yaşanan gelişmeler ve BM gözetiminde gerçekleşen çözüm arayışları anlatılmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde Avrupa Birliğinin Kıbrıs sorununa nasıl dâhil olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan ve dağıldıktan sonra AET ile kurulan ilişkiler, yapılan mali anlaşmalar ve Kıbrıs Türklerinin bu süreçte saf dışı bırakılması ele alınmıştır. İkinci bölümde ayrıca GKRY'nin 1990 yılında AT'ye yaptığı tam üyelik başvurusu ve bunun yol açtığı hukuksuzluğa değinilerek 1993 Kopenhag Zirvesi'nden başlayarak AB'nin Kıbrıs ile ilgili aldığı kararlar incelenmiş, bu kararlar çerçevesinde KKTC'nin ve Türkiye'nin verdiği tepkiler ortaya konarak konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır.Üçüncü bölümde genel olarak Kıbrıs sorununun, Türkiye-AB ilişkileri üzerindeki etkileri anlatılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, Türkiye-AB ilişkilerinin geçmişine değinilip GKRY'nin tam üyelik başvurusu sonucu AB'nin Kıbrıs sorununu, Türkiye ile ilişkilerinde belirleyici unsur hâline nasıl getirdiği ve bu durumun ilişkiler üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Ayrıca meselenin anlaşılmasını kolaylaştırmak için o dönemde yapılan çeşitli yorumlara ve Türkiye hükümetlerinin tepkilerine yer verilmiştir.Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde, Rum kesiminin Kıbrıs açıklarında yürütmüş olduğu petrol arama çalışmalarına değinilerek bu durumun Türkiye açısından yaratacağı avantajlar üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümün son kısmında yakın dönem Türkiye-Yunanistan ilişkilerine ve bu ilişkilerin Kıbrıs sorunu üzerindeki etkisine değinilmiştir.Review Ab Üyeliği Sürecinde Türkiye'nin Kıbrıs Politikalarının Kırılma Noktaları(2011) Arsava, Ayşe FüsunKıbrıs siyasi sorununun çözümünde günümüzde paralel olarak iki stratejinin uygulandığı görülmektedir. Bunlardan birincisi Kıbrıs siyasi sorununun Türkiye-AB müzakere sürecinde âdeta bir “Kıbrıs kriteri” olarak ele alınarak çözülmesidir. Diğeri ise Kıbrıs-Türk ve Kıbrıs-Rum yönetimi arasında yapılan müzakerelerle Kıbrıs siyasi sorununun çözülmesidir. Türkiye-AB müzakere sürecinin uzun bir süre gerektirmesi ve bu sürecin akıbetinin belli olmaması nedeniyle sorunun çözümünde ikinci stratejiye a ırlık verilerek yol alınmaya çalışıldığı görülmektedir. Bu stratejinin uygulanması Kıbrıs Türklerine kendi kaderlerine sahip çıkma anlamında önemli bir sorumluluk getirmesinin yanı sıra Türkiye’nin de AB ile ilişkilerinde Kıbrıs siyasi sorununun Türkiye’nin temel dış politika stratejilerine, özellikle Garanti Anlaşması’ndan doğan haklarına uygun olarak çözümünü gözetme sorumluluğu getirmektedir.

