Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Article
    Geçici Ödemeler
    (TBB Dergisi, 2017) Kılıçoğlu Yılmaz, Kumru
    Geçici ödeme, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’muz ile hukuk sistemimizde kabul edilen yeni bir kavramdır. TBK md.76’da düzenlenen geçici ödemenin amacı, uzun süren yargılamalar neticesinde, davacının mağduriyetinin önlenmesi olup, yargılama sonucunda hükmedilmesi muhtemel olan tazminatın bir kısmının önceden ödenmesidir. Zarar göre davacı, iddiasının haklılı ğını gösteren inandırıcı kanıtlara mahkemeye sunar, ekonomik duru mu da geçici ödemeyi gerektirirse, talebinin varlığı halinde, mahke mece geçici ödemeye hükmedilebilir. Madde gerekçesinde “uğradığı zararın giderilmesi için acilen parasal desteğe ihtiyaç duyan” davacıdan bahsedilmektedir. Acil parasal desteğin, ancak maddi zararların tazmini için açılan maddi tazminat davalarında söz konusu olabileceğini söylemek, dolayısıyla, gerekçeden yola çıkarak, manevi zararlardan dolayı, geçici ödemeye hükmedilmesine yer olmadığı yorumunu yapmak mümkündür. Çalışmada, geçici ödemenin amacı, koşulları, benzer kavramlar dan farkları, uygulama alanı ile hüküm ve sonuçları ele alınacaktır.
  • Article
    Katki Alacaği
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Kılıçoğlu Yılmaz, Kumru
    Türk Medeni Kanunu’nun “Değer Artış Payı” başlığı altındaki 227. maddesinin 1. fıkrasında “Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa; tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.” düzenlemesi yer almaktadır.
  • Article
    Kadının Bitmeyen Soyadı Sorunu
    (Ankara Barosu Dergisi, 2017) Kılıçoğlu Yılmaz, Kumru
    Herkesin kullanması zorunlu olan aile adı, soyadıdır. Osmanlı Dönemi’nde, kişi lerin soyadına yer verilmemiş olup, herkes babasının adı ile anılmakta idi. 1934 yılında Soyadı Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle, herkes bir soyadına sahip olup, erkekler ölene kadar soyadlarıyla anılırken, kadınların evlenmekle kocalarının soyadını alma zorunluluğu getirildi. Bir devrin kanunu olan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu, kadın hakları alanında çok önemli atılımlar gerçekleştirmişti. O dönemde kadının evlenmekle kocasının soyadını alması doğal karşılanmaktaydı. Ancak, kadının toplum içerisindeki konumunun değişmesi karşısında, bu düzenleme anlamsız ve haksız hale gelmiştir. Geldiğimiz noktada, TMK md.187 düzenlemesi gereği, kocasının soyadını alma zorunluluğunda olan kadının, TMK md.173 gereği, boşanma halinde bu kez kocasının soyadını bırakmak zorunda kalması, Türk kadını için, soyadını bir “çile” haline getirmiştir.
  • Article
    EŞLERİN PAYLI MÜLKİYETLERİ
    (TBB Dergisi, 2017) Kılıçoğlu Yılmaz, Kumru
    Taşınır ya da taşınmaz bir eşya üzerinde, hak sahibine kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisi veren, mülkiyet hakkı, hak sahibinin sayısına göre tek başına mülkiyet ve birlikte mülkiyet olmak üzere ikiye ayrılırken; birlikte mülkiyet de kendi içinde, elbirliği halinde mülkiyet ve paylı mülkiyet olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Paylı mülkiyet, TMK md.688’de “birden çok kimsenin, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belirli paylarla malik olduğunu” şeklinde düzenlenmiş olup, devamı maddelerde, hak sa hibinin hak ve borçları düzenlenmiştir. Konumuz ise, eşler arasında paylı mülkiyet olup; yasal önalım hakkından farklı olan yasal alım hakkı düzenlemesine yol açan bu kavram ile, eşlerin bir eşya üzerindeki paylı mülkiyetlerinin koşulları belirlenmekte, hakkın kullanılma sınırlarının çizilmektedir.