Köprülü, Timuçin

Loading...
Profile Picture
Name Variants
K., Timuçin
Timucin, Koprulu
K., Timucin
T.,Köprülü
Köprülü, Timuçin
K.,Timucin
Timuçin, Köprülü
Koprulu,T.
Koprulu, Timucin
K.,Timuçin
T., Köprülü
T., Koprulu
T.,Koprulu
Köprülü,T.
Job Title
Doktor Öğretim Üyesi
Email Address
timucin.koprulu@atilim.edu.tr
Main Affiliation
Law
Status
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

3

GOOD HEALTH AND WELL-BEING
GOOD HEALTH AND WELL-BEING Logo

1

Research Products

5

GENDER EQUALITY
GENDER EQUALITY Logo

2

Research Products

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

5

Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
Documents

0

Citations

0

Scholarly Output

10

Articles

3

Views / Downloads

53/754

Supervised MSc Theses

7

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

3

Supervised Theses

7

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Ankara Barosu Dergisi1
Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi1
Suç ve Ceza1
Current Page: 1 / 1

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 10
  • Master Thesis
    Effective Repentance in Crimes Aganist Property
    (2024) Tulğay, Saffet Serdar; Köprülü, Timuçin
    Etkin pişmanlık kavramı ceza hukuku sistematiği açısından sözlük manalarıyla benzerlik göstermektedir. Doktrinde de etkin pişmanlık kavramının tanımı çeşitli perspektiflerle ortaya konulmuştur. Diğer ceza hukuku konularında olduğu gibi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 168. maddesinde sayılan malvarlığına karşı suçlara ilişkin ele aldığımız etkin pişmanlık konusunda da, doktrinde görüş ayrılıkları, uygulamada çeşitli spesifik sorunlar ve gri alanlar bulunmaktadır. Çalışmamızda malvarlığına karşı suçlarda etkin pişmanlık kavramını 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 168. maddesi çerçevesince ele alarak açıklamaya çalıştık. Her ne kadar daha önce etkin pişmanlık kapsamında yazılmış tezler ve çalışmalar olsa da, bu tezlerin belli bölümlerinde genel olarak malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık kavramına yer verildiği anlaşılmıştır. Tezimiz bu anlamda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 168. maddesi çerçevesinde malvarlığına yönelik suçlardaki etkin pişmanlık konusuna özgülenen bir tez olma özelliği göstermektedir. Bu kapsamda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 168. maddesinde sayılan malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık konusunu olabildiğince ayrıntılı olarak ele alınmaya çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Türk Ceza Kanunu'nda irtikap suçu
    (2024) Dağtekin, Nermin Öztürk; Köprülü, Timuçin
    Bu çalışmanın konusu oluşturan irtikap suçu, 5237 sayılı TCK'nın İkinci Kitabının 'Millete ve Devlete Karşı Suçlar' başlıklı dördüncü kısmının 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' kapsamında yaptırım altına alınmıştır. İrtikap suçunun; 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' bölümde düzenlenmesi nedeniyle kamu idaresi kavramı, özgü suç niteliği gereği kamu görevlisi kavramı, 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' ile korunan hukuki yarar, irtikap suçunun konusu, faili, mağduru, maddi ve manevi unsurları, özel görünüş şekilleri, soruşturma ve kovuşturma usulü, görevli mahkeme ve benzer suçlarla karşılaştırması çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışma iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümünde 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' bölümü kapsamında kamu idaresi ve kamu görevlisi kavramları ile korunan hukuki yarar; ikinci bölümde ise irtikap suçunun mülga 765 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK çerçevesinde düzenlenişi, suç ile korunan hukuki yarar, suçun konusu, faili, mağduru, maddi ve manevi unsurları, özel görünüş şekilleri, soruşturma ve kovuşturma usulü, görevli mahkeme ve benzer suçlarla karşılaştırması yargı kararları ve doktrin çerçevesinde incelemeye alınmıştır. Anahtar Sözcükler: irtikap, kamu idaresi, kamu görevlisi, icbar, ikna, hatadan yararlanma.
  • Article
    Yapı Denetim Görevini Kötüye Kullanma Suçu
    (2023) Köprülü, Timuçin
    2001 yılında yürürlüğe giren 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’la, aslında idarenin sorumluluğunda bir faaliyet olan yapı denetiminin belli durumlarda yapı denetim kuruluşlarınca yerine getirilmesi düzenlenmiştir. İlgili Kanun’un amacı can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Ceza hükümlerini içeren Kanun’un 9. maddesinde ise yapı denetim kuruluşunun icrai veya ihmali davranışla yeni iş almaktan men cezası uygulanmasını gerektiren fiiller nedeniyle görevini kötüye kullanan ortaklarının, yöneticilerinin, mimar ve mühendislerinin, yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, proje müellifi gerçek kişilerle laboratuvar görevlilerinin cezalandırılacağı belirtilmektedir. Son şeklini alana kadar birkaç değişikliğe uğramış olan 9. madde son hâliyle suçun maddi unsurları bakımından uygulamada sorunlar çıkarabilecek niteliktedir. Ayrıca düzenlemenin bir kısmının Anayasa’ya uygunluğu da tartışmalıdır
  • Master Thesis
    5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda Düzenlenen Bilişim Sistemine Girme Suçu (tck M.243)
    (2024) İleri, Ege Oğuz; Köprülü, Timuçin
    Son çeyrek asır, teknolojinin hızla gelişimiyle karakterize edilmiştir. Bu gelişim, bilişim sistemlerinin kullanımını insan hayatının her alanına nüfuz ettirerek, bireylerin ve toplumların yaşam tarzlarında devrim niteliğinde değişikliklere neden olmuştur. Daha önce yalnızca hayal ürünü olarak düşünülen teknolojik gelişmeler, artık günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu değişimin hızı, teknolojinin sadece birkaç yıl içinde modası geçmiş nesnelere dönüşebileceğini göstermektedir. Bu durum, bilişim teknolojilerinin küçülmesi ve kullanışlı hale gelmesiyle, insan yaşamının her köşesinde hissedilmeye başlamıştır. Teknolojik ilerlemeler, hukuki dünyada da çeşitli sorunlara yol açmıştır. Bilişim alanındaki bu gelişmeler, mülkiyet, fikri haklar, haksız fiil ve özel hayatın gizliliği gibi temel hukuki kavramların yeniden tanımlanmasını ve anlamlandırılmasını gerektirmiştir. Bu bağlamda, yazılım ve benzeri teknolojik ürünlerin korunması, bilişim sistemlerine kaydedilen bilgilere izinsiz erişim gibi konular, özel hayatın yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmıştır. Bu çalışmanın amacı, bilişim sistemlerine girme suçunun ulusal ve uluslararası boyutlarını ele almak ve bu alandaki düzenlemelerin ve uygulamaların incelenmesi yoluyla bilişim suçlarına karşı hukuki mücadelenin önemini vurgulamaktır. Çalışmanın birinci bölümünde, bilişim kavramı, bilişim sistemleri ve bilişim suçlarının tanımı ve çeşitleri derinlemesine incelenmiştir. İkinci bölüm, bilişim suçlarına ilişkin uluslararası hukuk çalışmaları ve düzenlemeleri ele almaktadır. Üçüncü bölümde ise, Türk Ceza Kanunu'nun 243. maddesinin detaylı bir incelemesi yapılmıştır. Modern toplumda, bilişim sistemlerinin ve bu sistemlerde yer alan verilerin korunmasının sınırlarını çizmek ve bu alandaki hukuki düzenlemelerin etkinliğini değerlendirmek bu çalışmanın temel hedeflerindendir. Bu çalışma, bilişim suçlarıyla mücadelede yasa koyuculara ve hukukçulara rehberlik etmeyi amaçlamaktadır.
  • Master Thesis
    Türk Ceza Hukukunda Çocuk Düşürtme Suçu
    (2024) Kara, Said Çağatay; Köprülü, Timuçin
    İnsan yaşamı, içinde çeşitli evreleri barındıran ancak temelde doğumdan ölüme kadar devam eden süreci nitelemektedir. Anne rahminde gelişimini sürdüren cenin ise dış dünyadaki muhtemel bir insan yaşamının temsilcisi konumundadır. Bu nedenle insan onuru için ceninin korunması, günümüzde kabul gören bir tercihtir. Buna karşın devletlerin ya da toplumların, yegane ve asli amacının bu olduğunu ifade etmek güçtür. Nüfus politikası, dini inanç, ahlaki anlayış ve siyasi ideoloji gibi pek çok etmen, ceninin korunmasının bir araç olarak kullanılmasına sebebiyet vermektedir. Bu yönde bir mutlak koruma ise kadının kendi bedeni ve geleceğine dair tasarrufta bulunma özgürlüğünü kısıtlamaktadır. Her iki menfaat açısından bir orta yol bulmaya çalışan kanun koyucular, gebeliğin sonlandırılmasına ilişkin denge politikası izlemeyi tercih etmektedir. Nitekim Türk hukuk sisteminde de bir denge politikasının var olduğu görülmektedir. Gebeliğin hukuka uygun biçimde sonlandırılmasının sınırlarını çizen kanun koyucu, bu sınırların ihlalini ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yaptırıma tabi tutmuştur. Bu çalışmada, Türk Ceza Kanunu'nun 99. maddesindeki çocuk düşürtme suçu incelenmiştir. Çocuk düşürtme suçu ile ilgili düzenlemeden kaynaklı bazı belirsizlik ve eksikliklerin söz konusu olduğu, bu hususlara ilişkin tartışmaların öğretiye yansıdığı ve suça ilişkin birçok hususta fikir birliğinin sağlanamadığı görülmüştür. Çalışma kapsamında, öğretide yer alan fikir ayrılıkları değerlendirilerek bir suç tipi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Tartışmalara ilişkin görüşler ve belirsizlikler hakkında çözüm önerileri sunulmuş, suç tipine dair genel bir bakış açısı kazandırmak amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Çocuk Düşürtme, Çocuk Düşürme, Gebeliğin Sonlandırılması, Cenin, Kürtaj
  • Article
    TERÖRLE MÜCADELEDE GÖREV ALMIŞ KAMU GÖREVLİSİNİN HÜVİYETİNİN AÇIKLANMASI, YAYINLANMASI VE HEDEF GÖSTERİLMESİ SUÇU (TMK Md. 6/1.)*
    (2021) Köprülü, Timuçin
    3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, yürürlüğe girdiği tarihten beri tartışmalara sebep olmuş1, defalarca değiştirilmiş, Anayasa Mahkemesi tarafından bazı hükümleri iptal edilmiştir. Geçmişten günümüze, gerek iç hukukta gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde davalara ve kararlara konu olan suç tipi, terörle mücadelede görev almış kamu görevlisinin hüviyetinin açıklanmasını, yayınlanmasını veya kamu görevlisinin hedef gösterilmesini cezalandırmaktadır. Kamu görevlisinin yaşam hakkını veya vücut bütünlüğünü korumayı amaçlayan düzenlemede mağdurun terörle mücadelede görev almış olması gerekmektedir. Terörle mücadelede görev almış kavramının, uygulamada sorun yaratabilecek şekilde geniş bir biçimde algılandığı görülmektedir. Bu ifadenin aktif bir biçimde terörle mücadelede yer almış ya da istihbari destek sağlamış kamu görevlisi olarak dar biçimde anlaşılması gerekmektedir. Diğer yandan kamu görevlilerinin hüviyetlerinin açıklanması veya yayınlanması yine uygulamada basın hürriyetiyle ve hak arama hürriyetiyle çatışır bir görünüm arz etmektedir. Çalışmamızda suç tipinin unsurlarına ve ilgili yargı kararlarına, düzenlemenin sorun teşkil ettiğini düşündüğümüz kısımlarına dair önerilerimizi ortaya koyarken suç tipinin basın hürriyetiyle bağlantısına da geniş yer vermeyi uygun gördük.
  • Master Thesis
    Çocuklara Özgü Güvenlik Tedbirleri Muhakeme ve İnfaz
    (2023) Uzun, Ekrem; Köprülü, Timuçin
    Toplumsal yaşamın devamı amacıyla gerçekleştirilen suçlulukla mücadelenin, en önemli alanlarının başında hiç şüphesiz çocuk suçluluğu ile mücadele gelmektedir. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın suç ile ilişkileri yetişkin suçluluğundan farklı ve çok yönlü olarak ele alınmalıdır. Kusur yeteneği olmayan çocukların suçluluğunda, suçun önlenmesi ve bu suretle gerek çocukların gerekse toplumsal düzenin korunması amacıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında kabul edilen çocuklara özgü güvenlik tedbirleri çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Bu anlamda çocuk kavramı ve çocuk suçluluğunun nedenleri ile ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından kabul edilen çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin niteliği, çeşitleri, amacı, uygulanma şartları, uygulama usulü ve infazına ilişkin Türk hukukunda yer alan düzenlemeler incelenerek, güvenlik tedbirlerinin çocuk suçluluğunu önlemede ve toplumsal düzenin korunmasında etkili olabilmesi amacıyla tespit edilen hususlar ve öneriler çalışmamızda ele alınmaktadır. Anahtar Sözcükler: çocuk, çocukların ceza sorumluluğu, çocuk suçluluğu, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, güvenlik tedbirleri
  • Master Thesis
    Honour Killing in Turkish Criminal Law
    (2024) Yeşilyurt, Melisa Asena; Köprülü, Timuçin
    Çalışmamızın konusu; Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde düzenlenmiş bulunan töre saikiyle kasten öldürme suçudur. Töre saikiyle kasten öldürme; törelere aykırı davrandığı düşünülen kişinin, bu nedenle öldürülmesidir. Söz konusu aykırı davranış, öldürme suçunu gerçekleştiren kişiyi öldürmeye iten güdüyü ifade etmektedir. Kimi zaman bu güdü, toplumdaki söz konusu davranışı töreye aykırı kabul eden kişilerin öldürme suçunu gerçekleştirmesine yönelik açık ya da örtülü beklentisiyle de beslenebilirken kimi zaman da öldüren kişinin münferit kararını ifade etmektedir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yaptırıma bağlanan bu suçun temelinde sosyolojik nedenler yer almaktadır. Yaptırımı oldukça ağır olan bu suç; namus ve kültür gibi sosyolojik kavramlarla da ilintilidir. Töre saikiyle kasten öldürme suçu, ulusal hukuk düzenimizde yer almakla birlikte uluslararası sahada da farklı isimlerle varlığını sürdürmektedir. Sorunun sosyolojik temelinin kabulüyle herhangi bir ulusa, bölgeye, dine veya kültüre özgü olmadığı belirtilmelidir. Öldüren kişinin motivasyonunu karşılayan bu kavramların tespit ve tanımının yapılması, ulusal ve uluslararası düzlemdeki konumunun tespit edilmesi, suçun unsurlarının açıklığa kavuşturulması çalışmamızın kapsamını oluşturmaktadır. Çalışmamızla söz konusu suçun öğreti ve uygulamadaki yerinin belirlenmesi hedeflenmektedir.
  • Master Thesis
    Ceza Muhakemesi Hukukunda Seri Yargılama Usulü
    (2021) Aykurt, Pınar; Köprülü, Timuçin
    17/10/2019 tarih ve 7188 Sayılı Kanun ile Türk Hukuk Sistemine 'Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme' başlığı altında yeni bir sistem olarak getirilen 'Seri Yargılama Usulü' mahkemelerin iş yükünün belli önem derecesinin altında kalan suçlar yönünden azaltılarak yargılamalara hız kazandırılmasını amaçlayan özel bir yargılama usulüdür. Seri yargılama usulünde savcı, soruşturma evresi sonunda kamu davası açmak yerine kanunda öngörülen belli suçlar bakımından tespit edeceği temel cezadan kanun gereği yarı oranda indirim yapmak suretiyle bir yaptırım belirleyerek hazırlayacağı talep yazısını onaylanmak üzere mahkemeye sunmaktadır. Seri yargılama usulünün savcıya tanıdığı geniş yetkiler neticesinde mahkemeler usul kapsamında kalan suçlar bakımından neredeyse pasif duruma getirilmiş, yetkileri yaptırımı onaylama ya da belli şartlar altında talep yazısını geri gönderme veya talebin reddiyle sınırlandırılmıştır. Seri yargılama usulü, genel muhakeme kurallarından sapan yapısıyla birlikte ceza hukukunun temel ilkelerinin ihlal edildiği tartışmalarını da beraberinde getirmiştir.
  • Article
    Türkiye – Çin Halk Cumhuriyeti Suçlularıniadesi Andlaşmasına Dair Hukuki Birdeğerlendirme
    (Istanbul Univ, 2021) Köprülü, Timuçin
    Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında imzalanan iade andlaşması gerek iç kamuoyunda gerek dış kamuoyunda özellikle Uygur Türkleri meselesi nedeniyle büyük tartışmalar yaratmıştır. Bu tartışmalar genelde Andlaşma’nın hukuki yönünden ziyade siyasi boyutlarına ve sonuçlarına yöneliktir. Andlaşma’nın siyasi boyutları ve sonuçları elbette önemli olmakla birlikte çalışmamızda pek de gündeme gelmeyen hukuki yapısı incelenecektir. Henüz Türkiye tarafından onaylanması bir kanunla uygun bulunmayan Andlaşma, Türkiye’nin diğer devletlerle yaptığı iade andlaşmalarına hem şekil hem de içerik olarak benzemektedir. Bahis konusu Andlaşma iadenin kabulüne ve reddine dair şartları bakımından değerlendirilirken, iki devletin iç hukuk düzenlemeleri, iadeyle ilgili Birleşmiş Milletler belgeleri, AİHS ve özellikle Uygur Türkleri meselesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları dikkate alınacaktır. Bunun yanında yargı kararlarına da yansıyan çeşitli uluslararası insan hakları örgütlerinin ve devletlerin ÇHC’deki insan hakları ihlallerine dair raporlarına ve ÇHC’nin diğer devletlerle yaşadığı bazı iade sorunlarına uygulayıcılara yol göstermek maksadıyla kısaca değinilecektir.