Uluğ, Naime

Loading...
Profile Picture
Name Variants
U.,Naime
Naime, Uluğ
Naime, Ulug
N.,Uluğ
U., Naime
N., Uluğ
N.,Ulug
Ulug, Naime
Uluğ N.
Ulug,N.
Uluğ, Naime
Ulug N.
Uluğ,N.
N., Ulug
Job Title
Doktor Öğretim Üyesi
Email Address
naime.ulug@atilim.edu.tr
Main Affiliation
Department of Therapy and Rehabilitation
Status
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

3

GOOD HEALTH AND WELL-BEING
GOOD HEALTH AND WELL-BEING Logo

4

Research Products

5

GENDER EQUALITY
GENDER EQUALITY Logo

1

Research Products

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

2

Research Products
Documents

15

Citations

360

h-index

7

Documents

14

Citations

240

Scholarly Output

18

Articles

11

Views / Downloads

147/1106

Supervised MSc Theses

7

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

17

Scopus Citation Count

19

WoS h-index

2

Scopus h-index

2

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.94

Scopus Citations per Publication

1.06

Open Access Source

7

Supervised Theses

7

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Medicine2
European Journal of Pain1
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi1
Journal of Bodywork and Movement Therapies1
Journal of Health Sciences and Medicine (Online)1
Current Page: 1 / 2

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 18
  • Article
    Türkiye'deki Depremzedelerde Ağrı Şiddeti, Hareket Korkusu ve Düşme Korkusu: Kesitsel Gözlemsel Çalışma
    (2025) Arıkan, Hülya; Begen, Sena Nur; Yarımkaya, Nur Sena; Acet, Nagihan; Uluğ, Naime; Kılıç, Erden
    Amaç: 6 Şubat 2023'te Türkiye'deki 11 ilde meydana gelen yıkıcı depremler, hayatta kalanlar üzerinde önemli fiziksel ve psikolojik etkiler bırakmıştır. Bu çalışma, depremzedelerde ağrı şiddeti, hareket korkusu ve düşme korkusunun sıklığını belirlemeyi ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, ayrıca psikolojik dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyi ile bağlantılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntemler: Bu gözlemsel, kesitsel çalışmaya, deprem öncesinde ağrısı veya fiziksel travması bulunmayan 184 hayatta kalan (93 erkek, 91 kadın; yaş ortalaması: 34,02 ± 10,76 yıl) dahil edilmiştir. Ağrı şiddeti, hareket korkusu, düşme korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve psikolojik dayanıklılık sırasıyla ‘Sayısal Ağrı Skalası’, ‘Hareket Korkusu Nedenleri Ölçeği’, ‘Modifiye Düşme Etkililik Ölçeği’, ‘Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu’ ve ‘Connor-Davidson Dayanıklılık Ölçeği’ kullanılarak 02 Mayıs 2023 ile 30 Temmuz 2023 tarihleri arasında değerlendirilmiştir. Bu parametreler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %46,7’sinde hareket korkusu, %33,2’sinde düşme korkusu ve %37,7–50,5’inde orta ila şiddetli ağrı gözlenmiştir. Hareket korkusu, baş ağrısı (r = 0,275, p < 0,001), boyun ağrısı (r = 0,294, p < 0,001), üst sırt ağrısı (r = 0,262, p < 0,001) ve bel ağrısı (r = 0,284, p < 0,001) dahil olmak üzere ağrı şiddeti ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Benzer şekilde, düşme korkusu (daha yüksek skorlar daha düşük korkuyu gösterir), baş ağrısı (r = 0,202, p = 0,006), boyun ağrısı (r = 0,179, p = 0,015), üst sırt ağrısı (r = 0,191, p = 0,010) ve bel ağrısı (r = 0,282, p < 0,001) ile pozitif yönde ilişkilidir. Hem hareket korkusu (r = -0,243, p = 0,001) hem de düşme korkusu (r = 0,220, p = 0,003) psikolojik dayanıklılıkla anlamlı bir ilişki göstermiştir. Ancak, her iki korku türü de fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkili bulunmamıştır (p > 0,05). Sonuç: Deprem sırasında fiziksel travma geçirmeyen ve önceden ağrısı olmayan hayatta kalanlar arasında hareket korkusu, düşme korkusu ve ağrı şiddeti yaygındır. Bu faktörler, fiziksel aktivite düzeyinden bağımsız olarak birbirleriyle yakından ilişkilidir. Psikolojik dayanıklılık, korkuya bağlı tepkilerde kritik bir rol oynamaktadır. Bu bulgular, afet sonrası rehabilitasyon stratejilerininde ağrı şiddetini ve korkuya bağlı tepkileri ele alırken, psikolojik dayanıklılığının da göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamaktadır.
  • Article
    Nonspesifik Kronik Boyun Ağrısı Olan Akademik Personelde İleri Baş Postürünü Etkileyen Faktörlerin Karşılaştırılması: Tanımlayıcı Çalışma
    (2024) Yelvar, Gul Deniz Yilmaz; Cirak, Yasemin Buran; Begen, Sena Nur; Arslan, Fatma Cansu Aktaş; Uluğ, Naime; Kılıç, Erden
    Amaç: Çalışmanın amacı, nonspesifik kronik boyun ağrısı olan akademik personelde ileri baş pozisyonuna etkileyen faktörlerin karşı laştırılmasıdır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmaya, nonspesifik kronik boyun ağrısı olan elli katılımcı dâhil edildi. Katılımcılar, kranioverteb ral açı değerine göre “normal servikal pozisyon” ve “ileri baş du ruşu(FHP+)” olmak üzere iki gruba ayrıldı. Demografik bilgiler ve oturma, bilgisayar ve telefon kullanım süresi kaydedildi. Dinlenme, uyku ve aktivasyon sırasındaki ağrı şiddeti, görsel analog skalası kul lanılarak değerlendirildi. Üst trapezius ve suboksipital kaslarının ağrı eşiği algometre ile değerlendirildi. Skapulotorasik kas kuvveti, derin servikal kas kuvvet ve enduransı el dinamometresi ve stabilizer basın çlı biyofeedback ünitesi kullanılarak değerlendirildi. Kraniovertebral açı, fotoğraf analiz yöntemleriyle belirlendi. Servikal eklem pozisyon hissi, dijital inklinometre kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Top lam 50 akademik personel dâhil edildi. FHP+ grubunda kilo, beden kitle indeksi ve cep telefonu kullanım süresi anlamlı olarak daha yük sek olduğu belirlendi (p=0,02; p=0,01). FHP+ grubunda üst trapezius ağrı eşiğinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p=0,02). Gruplar arasında orta trapezius kas kuvveti, derin servikal fleksör kas dayanıklılığı ve eklem pozisyon hissi bakımıdan anlamlı fark olduğu belirlendi. (sırasıyla p=0,02; p=0,03; p=0,01). Sonuç: Nonspesifik boyun ağrısı olan hastalarda, FHP; üst trapezius kas ağrı eşiği, orta tra pezius kas kuvveti, azalmış derin servikal fleksör kas dayanıklılığı ve servikal eklem pozisyon hissi ile ilişkilidir.
  • Article
    Role of Latissimus Dorsi-Thoracolumbar Fascia Complex Stretching on Pain and Pain-Related Parameters in Patients With Chronic Low Back Pain: A Randomised Clinical Trial
    (Wiley, 2025) Ulug, Naime; Kodak, Seyde Busra; Kodak, Muhammed Ihsan; Aslan, Sema Nur
    Background Fascial stretching is gaining interest as a potential intervention for pain management. However, evidence regarding the effect of latissimus dorsi-thoracolumbar fascia (LD-TLF) complex stretching in patients with chronic low back pain (CLBP) remains limited. Therefore, this study aimed to investigate the effects of LD-TLF complex stretching on pain-related factors and disability in patients with CLBP. Methods Thirty patients with CLBP were randomly assigned to a study group (n = 15; 7 men, 8 women) and a control group (n = 15; 7 men, 8 women). The study group received 4 weeks of LD-TLF complex stretching in combination with conventional physiotherapy, while the control group received conventional physiotherapy only. Outcomes were assessed before and after the interventions, including primary measures of pain pressure thresholds (PPT) at thoracolumbar fascia levels (L1, L3 and 12th costa), and secondary measures included the Pain Sensitivity Questionnaire (PSQ), the effects of pain on daily activities measured by the Brief Pain Inventory (BPI), and disability assessed by the Oswestry Disability Questionnaire (ODQ). Results Pre- and post-treatment PPTs, at the L1, L3 vertebrae and 12th costa levels, demonstrated significant differences between the study group and control groups. Post-treatment thresholds were significantly higher compared to pre-treatment thresholds (p < 0.001, eta p(2) = 0.67; p < 0.001, eta p(2) = 0.61; p < 0.001, eta p(2) = 0.74). Additionally, significant improvements were found in PSC, BPI and ODQ scores in the study group compared to the control group (p < 0.05). Conclusion The results of this study suggest that stretching the LD-TLF complex may be a beneficial addition to the conventional physiotherapy approach for patients with CLBP. Specifically, LD-TLF complex stretching, when used in combination with conventional physiotherapy, appears to provide improved pain thresholds, decreased pain sensitivity and pain during activity, as well as reduced disability compared to conventional physiotherapy alone in patients with CLBP.
  • Master Thesis
    Nonspesifik Kronik Bel Ağrısı Olan Hastalarda Manuel Terapinin Santral Sensitizasyon Üzerine Etkinliğinin İncelenmesi
    (2023) Aydoğdu, Serhat; Uluğ, Naime
    Kronik bel ağrısı sık görülen fiziksel ve psikolojik problemlere yol açan bir sağlık sorunudur. Bu çalışmanın amacı santral sensitizasyonu gelişen nonspesifik kronik bel ağrısı olan hastalarda manuel terapinin santral sensitizasyon üzerine etkinlik düzeyinin incelenmesidir. Çalışmaya Özel 100.yıl Hastanesi'ne başvuran nonspesifik bel ağrısı tanısı almış 24-64 yaş arasındaki 40 hasta dahil edilmiştir. İki gruba ayrıldıktan sonra dört hafta boyunca ilk gruba manuelterapi yöntemleri, egzersiz ve elektroterapi modaliteleri uygulanırken; diğer gruba egzersiz ve elektroterapi modaliteleri uygulanmıştır. Tedavi öncesi ve tedavi sonrası değerlendirmeler Santral Sensitizasyon Ölçeği, Vizüel Analog Skalası, Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği, Oswestry Bel Ağrısı Engellilik Anketi ve Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi üzerinden yapılmıştır. 2 grupta ağrı düzeyinde, Oswestry Bel Ağrı Engellilik Anketinde, Santral Sensitizasyon Ölçeğinde ve anksiyete durumlarında anlamlı fark bulunmuştur. Manuel terapinin nonspesifik kronik bel ağrılı hastalarda santral sensitizasyon üzerine etkinliği bulunmuştur (p<0,001). Nonspesifik kronik bel ağrısı olan hastalarda manuel terapinin santral sensitizasyon üzerine etkisi vardır. Nonspesifik bel ağrısı olan hastaların tedavi programına manuel terapi tekniklerinin eklenmesiyle iyileşme olacağı gözlemlenmiştir. Manuel terapi, fizik tedavi yöntemine göre ağrıyı azaltmada, uyku kalitesini artırmada, depresyonu azaltmada genel sağlık algısının iyileşmesin de daha etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: bel ağrısı, egzersiz, elektroterapi, manuel terapi, santral sensitizasyon
  • Master Thesis
    Adölesan Erkek Basketbolcularda Fiziksel Uygunluk Parametreleri ve Kognitif Performans Düzeyleri Arasındaki İlişki
    (2022) Kodak, Seyde Büşra; Uluğ, Naime
    Bu tezin amacı adölesan erkek basketbolcularda fiziksel uygunluk parametreleri ve kognitif performans düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Basketbol sporunun spora özgü özelliklerinin kişinin kognitif performansını nasıl etkilediği tam olarak bilinmemektedir. Çalışmaya 14-18 yaş aralığında gönüllü 49 erkek basketbolcu dâhil edildi. Tüm olgulara fiziksel performans testleri olarak dikey sıçrama, çeviklik , reaktif çeviklik, 20 m sprint ve Y şekilli denge testi uygulandı. Kognitif performans testleri olarak sağ/sol ayrımı (Recognise uygulaması), iki nokta diskriminasyonu, Stroop Testi uygulandı ve ağrı eşiği seviyesi değerlendirildi. Reaktif çeviklik testinde görsel uyaran, kamera ve fotoselli kapılar kullanılarak reaktif tepki hızı değerlendirildi. İstatistik analiz yöntemi olarak Pearson Korelasyon analizi kullanıldı. Sağ/sol ayrımı ile koşu hızı, alt ekstremite kas gücü, çeviklik, reaktif çeviklik ve hem alt hem de üst ekstremite dengesi arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). Stroop testi ile alt ekstremite kas gücü arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). Sonuç olarak basketbolcularda fiziksel performans ve kognitif performans parametreleri arasında anlamlı bir ilişki vardır. Basketbol eğitiminde derin kognitif fonksiyon işlevlerinin etkisi olabileceği ve bunun spor performans ve antrenmanlarında başarıyı etkileyebileceğini düşünüyoruz.
  • Master Thesis
    Kronik İnme Hastalarında Torakolumbal Fasya ve Latissimus Dorsi Esnekliğinin Gövde Kontrolü ve Denge ile İlişkisinin İncelenmesi
    (2025) Filiz, Aleyna; Uluğ, Naime
    Bu çalışmanın amacı kronik inme hastalarında thorakolumbar fasya ve latissimus dorsi esnekliğinin denge ve denge ile ilişkisinini araştırmaktı. Çalışma, Ekim 2024 ile Şubat 2025 tarihleri arasında Ankara İncek Medical Park Hastanesi'nde yatmakta olan ya da ayaktan tedavi gören, 40-65 yaş arasındaki inme geçirmiş kadın ve erkek hastalar ile gerçekleştirildi. Çalışmaya, 3 ay önce inme geçirmiş, Modifiye Ranking skoru 0-3 arasında, Mini Mental Test skoru 25 ve üzerinde olan, iletişim kurabilen, yürüme yardımcısı ile veya yardımcı olmadan ayakta durabilen ve yürüyebilen toplam 32 gönüllü hasta dahil edildi. Çalışma kapsamında, hastaların demografik bilgileri kaydedildi. Torakolumbal fasya esnekliğini değerlendirmek için; sağ ve sol gövde rotasyon normal eklem hareket açıklığı gonyometrik platform ile, latissimus dorsi esnekliğini değerlendirmek amacıyla etkilenen taraf pasif omuz fleksiyonu normal eklem hareketi universal gonyometre ile ölçüldü. Denge parametreleri; Stabilometrik Platform-Alfa Cihazı ve Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ile ölçüldü. Stabilometrik değerlendirmelerde özellikle ağırlık merkezinin x ve y koordinaları üzerinde salınım alanı, salınım uzunluğu ve ağırlık aktarım yüzdeleri gibi parametreler analiz edildi. Gövde kontrol düzeyleri Gövde Bozukluk Ölçeği (GBÖ) ve postüral kontrol ise Postüral Değerlendirme Skalası (PDS) ile değerlendirildi. Çalışma sonucunda tanımlayıcı istatistikler ve korelasyon analizleri yapıldı. Torakolumbal fasya, latissimus dorsi elastikiyet sonuçları ile stabilometrik değerlendirme sonuçları, gövde kontrolü, postüral kontrol ve düşme riski arasındaki ilişki korelasyonları analiz edildi. Çalışma sonucunda; torakolumbar fasya elastikiyeti ile stabilometrik denge parametrelerinden sağ-sol ağırlık aktarımı arasında anlamlı ilişki bulundu. Ancak Torakolumbal fasya elastikiyeti ile GBÖ'nin dinamik denge ve koordinasyon skorları arasında istatistiksel olarak zayıf negatif yönde korelasyonlar bulundu. GBÖ alt grupları sonuçları ile PDS ve FUT skorları arasında anlamlı ilişki bulundu. Sağ hemiparetik hastalarda, sağ TLF esnekliği ile GBÖ statik skoru arasında anlamlı ilişki bulundu. Çalışmamız sonucunda, torakolumbal fasya ve latissimus dorsi esnekliğini değerlendiren gövde rotasyonu ile ağırlık aktarımı ve gövde kontrolünün dinamik denge parametresi arasında anlamlı ilişki olduğu bulundu. Bu sonuçlar ışığında, inme hastalarında torakolumbal fasya ve latissimus dorsi yapılarının denge parametreleri ve gövde kontrolü üzerinde etkili olabilecekleri, bu nedenle inme rehabilitasyonu sürecinde tedavi programlarında göz önüne alınması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: inme, torakolumbal fasya, latissimus dorsi, fasya esnekliği, denge
  • Article
    Citation - WoS: 5
    Citation - Scopus: 6
    Balance and Gait in Individuals With Diabetic Peripheral Neuropathy
    (Taylor & Francis Ltd, 2024) Korkusuz, Suleyman; Seckinogullari, Busra; Yuruk, Zeliha Ozlem; Ulug, Naime; Kibar, Sibel
    Background: Diabetic Peripheral Neuropathy (DPN) causes various physical problems such as the increased risk of falling, loss of balance and coordination while standing or walking, susceptibility to injuries due to sensory loss.Aims: The aim of the study was to evaluate and compare the effects of neuropathic pain (NP) in individuals with DPN on balance and gait.Methods: This prospective controlled study was conducted on 42 adults aged between 40-65 years. The participants were divided into three groups; individuals with DPN and NP (DPN+NP/n = 14), individuals with DPN without NP (DPN-NP/n = 14), and the control group (n = 14), respectively. The Force Plate system and Core Balance System measured static and dynamic postural balance and stability limits. Gait and dynamic plantar pressure distribution analyses were performed with a computerized gait evaluation system.Results: The score of LANSS, and VAS during gait were higher in DPN+NP group than in DPN-NP (p < 0.05). No significant difference was observed between the groups in balance parameters (p > 0.05). The right-left heel maximum forces were lower in both groups with DPN compared to the control group (p < 0.05). In terms of spatiotemporal parameters of the gait, there was a difference between the groups only in step width and left single support line parameters (p < 0.05).Conclusions: The results of this study indicate that the individuals with DPN have an increased step width, their left single support line was shortened, and the maximum force on the heel decreased. The NP did not cause any change in balance and gait parameters.
  • Article
    Effect of COVID-19 Infection on the Performance of Elite Adolescent Overhead Athletes
    (SAGE Publications Ltd, 2025) Uluǧ, Naime; Kodak, Seyde Büşra; Kodak, Muhammed Ihsan,; Karahan, Zehra Can; Kiliç, Erden
    Background: COVID-19 might have a negative impact on sports performance. There are few studies in the literature that assess how the sports performance of adolescent athletes is affected by COVID-19. Objective: This study aimed to compare the sports performance of adolescent overhead athletes who had COVID-19 infection with those who had not. Methods: The study involved adolescent elite overhead athletes from basketball, volleyball, handball, and tennis. Athletes’ performance were assessed using core muscle endurance, hand grip strength, upper extremity functional performance, reaction time and agility performance, and the 3-min step test. Results: Study included 47 adolescent overhead athletes (mean age 15.15 ± 1.51 years). The COVID-19 group showed significantly higher Borg Scale scores and decrease in oxygen saturation levels only after the step test (p = 0.02, p = 0.02, respectively). Additionally, COVID-19 group had lower grip strength in both right and left hands compared to the non-COVID group (p = 0.01, p = 0.05, respectively). No significant association was found between core muscle power and endurance, upper extremity functional performance, reaction time and agility performance (p > 0.05). Conclusions: Our results showed reduced hand grip strength and increased fatigue following COVID-19 infection in adolescent overhead athletes. Time period after COVID-19 infection had a negative correlation with sports performance and core endurance. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved.
  • Article
    Citation - WoS: 8
    Citation - Scopus: 8
    Reliability and Validity of the Turkish Translation of Pedsql™ Multidimensional Fatigue Scale in Duchenne Muscular Dystrophy
    (Riyadh Armed Forces Hospital, 2019) Alemdaroglu-Gurbuz, Ipek; Uluğ, Naime; Bulut, Numan; Bozgeyik, Sibel; Ulug, Naime; Arslan, Selen S.; Yilmaz, Oznur; Karaduman, Ayse; Uluğ, Naime
    Objectives: To perform the Turkish translation, reliability, and validity study of the PedsQL (TM) -3.0 Multidimensional Fatigue Scale (PcdsQL-MFS) in patients with Duchenne Muscular Dystrophy (DMD). Methods: This prospective, cross-sectional, observational study was held in Hacettepe University, Faculty of Physical Therapy and Rehabilitation between January 2016-August 2018. Turkish translation of the PedsQL-MFS was conducted based on the steps addressed in the translation manual of the original research. The psychometric features of the Turkish version of PedsQL-MFS including feasibility, internal consistency, and test-retest reliability, construct, and criterion-related validity as well as parent/child agreement were investigated on a total of 71 children and their parents. Results: The mean age of boys with DMD included in the study was 102.94 +/- 23.23 months with a mean 17.15 +/- 2.98 BMI. Internal consistencies of Child Self Report General Fatigue, Sleep/rest Fatigue, and Cognitive Fatigue items were 0.74, 0.65, and 0.83 while. 0.89, 0.84, and 0.91 in Parent Proxy Report. The ICC values of Child Self Report and Parent Proxy Report were 0.87 and 0.91. respectively. Parent Proxy Report succeded more acceptable fit indices than Child Self Report. A statistically significant correlation was found between PedsQL-MFS and PedsQL-Neuromuscular Module (p<0.05). Moderate agreement was detected between parent and child. Conclusion: The Turkish version of PedsQL-MFS was determined to be a reliable and valid tool to evaluate fatigue in 5-12 years old, ambulant children with DMD.
  • Master Thesis
    Whip-Predict Whiplash Risk Sınıflandırma Aracının Türkçe Geçerlik, Güvenirlik Çalışması
    (2025) Eryılmaz, Muhammed Celal; Uluğ, Naime
    Bu çalışma, WHIP-PREDICT Whiplash Risk Sınıflandırma Aracı'nın Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenirlik analizini gerçekleştirmek amacıyla tasarlanmıştır. Whiplash yaralanmaları, trafik kazaları gibi travmatik olaylar sonucunda ortaya çıkan karmaşık bir sağlık sorunu olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, Quebec Task Force (QTF) tarafından geliştirilen 'Whiplash Associated Disorders' (WAD) terimi, bu tür yaralanmaların tanımlanmasında önemli bir yer tutmaktadır. WHIP-PREDICT ölçeği, whiplash yaralanmalarının risk faktörlerini değerlendirerek, uygun tedavi ve rehabilitasyon planlarının oluşturulmasına yardımcı olmaktadır. Ancak, Türkiye'de Whiplash yaralanmalarının risk sınıflandırılması için kullanılan ve Türkçe geçerlik güvenirliği olan herhangi bir ölçek bulunmamaktadır. Literatürdeki bu eksikliği gidermek için WHIP-PREDICT aracının Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapıldı. Bu araştırma, Ağustos 2024 ile Haziran 2025 tarihleri arasında, 18-65 yaş aralığındaki 285 bireyden elde edilen verilerle gerçekleştirildi. Katılımcılar, çalışmanın dahil edilme kriterlerine uygun olarak seçildi ve anket süreci, etik kurallara uygun olarak gerçekleştirildi. Çalışma kapsamında katılımcıların, demografik bilgileri, kronik hastalık varlığı ve WHIP-PREDICT ölçeği uygulandı. Ayrıca, Boyun Özürlülük Sorgulama Anketi (BÖA), Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ) ve Olayların Etkisi Ölçeği (OEÖ) gibi ek ölçüm araçları da kullanıldı. Elde edilen veriler sonucunda, WHIP-PREDICT ölçeğinin Türkçe versiyonunun Cronbach Alfa katsayısı 0,893 olarak hesaplandı, bu da yüksek düzeyde iç tutarlılığı gösterdi. Yapı geçerliği analizi, ölçeğin iki alt boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ortaya koydu. WHIP-PREDICT'in ilk bölümdeki 10 madde, whiplash travması ile ilişkili semptomları ve risk faktörlerini ölçerken, ikinci bölümdeki 5 madde ise aşırı uyarılma durumunu değerlendirmektedir. Bu bölüm, özellikle 35 yaş ve üzerindeki katılımcılarda yaşa bağlı aşırı uyarılma ile artan riskleri göz önünde bulundurarak, whiplash yaralanmalarının psikolojik etkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışma sonucunda; WHIP-PREDICT'in birinci bölümü ile, BÖA toplam puanı arasında yüksek düzeyde pozitif ilişki, TKÖ toplam puanı arasında orta düzeyde pozitif ilişki, OEÖ toplam puanı arasında orta düzeyde pozitif ilişki bulundu. WHIP-PREDICT'in ikinci bölümü ile; BÖA toplam puanı arasında zayıf fakat istatistiksel olarak anlamlı ilişki, OEÖ toplam puanı arasında orta düzeyde pozitif ilişki, TKÖ toplam puanı arasında ise zayıf düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı olmayan korelasyon bulundu. Çalışma sonuçlarımız, WHIP-PREDICT ölçeğinin Türkçe versiyonunun, whiplash yaralanmalarının değerlendirilmesinde güvenilir ve geçerli bir araç olduğunu gösterdi. Bu çalışma, Türkiye'de WHIP-PREDICT'in klinik uygulamalara entegrasyonunu kazandırarak, whiplash yaralanmalarının değerlendirilmesinde ve yönetiminde önemli katkılar sağlayabileceği düşünülmektedir. Elde edilen bulgular, boyun ağrılı bireylerin değerlendirme ve tedavi süreçlerinin özelleştirilmesine, bunun yanı sıra bu alanda çalışan hekim ve fizyoterapistlerin sunduğu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinde önemli rol oynayabileceği düşünülmektedir.