Sever, Dilşad Çiğdem

Loading...
Profile Picture
Name Variants
S., Dilşad Çiğdem
D. C. Sever
Sever,D.C.
Sever, Dilsad Cigdem
D.C.Sever
Dilsad Cigdem, Sever
Dilşad Çiğdem, Sever
S., Dilsad Cigdem
Sever, Dilşad Çiğdem
D. Ç. Sever
Sever,Dilsad Cigdem
Sever,D.Ç.
S.,Dilsad Cigdem
Dilşad Çiğdem Sever
D.Ç.Sever
D., Sever
D.,Sever
S.,Dilşad Çiğdem
Sever, Çiğdem
Sever Çiğdem
Job Title
Doçent Doktor
Email Address
cigdem.sever@atilim.edu.tr
Main Affiliation
Law
Status
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Scholarly Output

28

Articles

21

Citation Count

0

Supervised Theses

7

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 28
  • Master Thesis
    Enerji Fiyatlarına Kamusal Müdahaleler
    (2020) İnce, Ece; Sever, Dilşad Çiğdem; Law
    Bu çalışma iki bölümden oluşmakta olup; enerji ve vergi hukuku bir arada incelenmiştir. Birinci bölümde enerjinin iktisadi, hukukî ve malî olarak tanımlaması yapılmış; enerjinin ne nitelikte bir mal olduğu incelenmiş ve enerji kaynakları açıklanmıştır. İkinci bölümde ise enerjiye yapılan kamusal müdahaleler incelenmiştir. Bu bölümde enerjinin fiyatlandırılması; fiyatlandırmayı etkileyen kamusal müdahaleler (regülasyon – sübvansiyon - vergilendirme) açıklanmıştır. Enerji politikalarını uygulamak için idare tarafından düzenleyici ve idari işlemler ile yapılan müdahalelerden vergilendirilmenin açıklanmasının öncesinde vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük kavramları açıklanmış olup, enerji fiyatlarını etkileyen müdahaleler bu terimlere göre irdelenmiştir.
  • Article
    İdare Hukukunda Hukukun Genel İlkelerinin Uygulanışı
    (2017) Sever, Çiğdem; Law
    Hukukun genel ilkeleri, gerek yargı kararlarında, gerekse öğretide sıkça kullanılan bir terim olmakla beraber bu ilkelerin nelerden ibaret olduğu, pozitif hukukun içinde yer alması bakımından yargıç tarafından nasıl uygulanacağı gibi konular tartışma konusu olabilmektedir. Bu durum, bu ilkelerin kapsamının ve hukuk sistemi içindeki yerinin belirlenmesinin zorluğundan olduğu kadar, ilkelerin uygulanış biçiminin hukuk sisteminde yer alan kurallara benzememesinden de kaynaklanmaktadır.
  • Article
    Hapsedilenlere Muamele Bakımından Bm’de Yeni Bir Dönem: Mandela Kuralları
    (Güncel Hukuk, 2017) Sever, Çiğdem; Law
    İnsanların özgürlükten mahrum bırakılabilmesinin normlarla koşullara bağlanması insan hakları alanında erken tarihli kazanımlardan olmakla birlikte hapishanelerde asgari standartlar geliştirilmesi fikri çok daha geç tarihlerde ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılın sonlarından 1970’lere kadar Almanya’da hapsedilenler1 özel güç ilişkisi kavramıyla karşılanarak bu kişilerin “birey olarak değil, devlet organizasyonunun bir parçası” olduğu ve bu nedenle bir hak öznesi olarak anayasal güvencelere sahip olmadığı kabul edilmekteydi.2 ABD’de ise 1871 yılında Ruffin v. Commonwealth kararında ABD Yüksek Mahkemesi hükümlüleri “sivil ölüler” olarak niteleyip hak ve özgürlüklerinden mahrum olduklarını belirtmişken sonraki kararlarında hapsedilenlerin anayasal haklara sahip olduğunu kabul etmeye başlamıştır.3 AİHM de hapsedilenlerin haklarını özellikle işkence yasağı ve özel hayatın korunması bakımından 2000’lerin başından bu yana daha geniş yorumlamaya başlamıştır.
  • Master Thesis
    Kamu Denetçiliği Kurumu, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi Kararlarında İşyerinde Yıldırma (mobbing)
    (2021) Sezer, Fatime Yavuz; Sever, Dilşad Çiğdem; Law
    İşyerinde yıldırma (mobbing) gerek özel sektörde gerekse de kamuda çalışma hayatının en önemli sorunlarından birini oluşturmaktadır. Her ne kadar işyerinde yıldırmanın görünüm şekilleri iki sektör arasında farklılık gösterse de amaç aynıdır; çalışanı işyerinde yıldırma eylem ve işlemleriyle yıpratmak, bezdirmek, çalışma hayatından kopararak onu işyerinden uzaklaştırmaktır. Kamu kurumlarında işyerinde yıldırmanın daha çok, idarenin takdir yetkisi kapsamında olan idari işlemlerde sahip olduğu bu takdir yetkisini kamu hizmeti gereklerine ve kamu yararına aykırı bir şekilde kullanarak gerçekleştirildiği görülmektedir. İşyerinde yıldırmaya uğradığını iddia eden kamu görevlisinin başvurabileceği yargı dışı hukuki yollardan biri olan Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru, hukuki denetim ile birlikte hakkaniyet (yerindelik) denetimi yaparak idareye verdiği tavsiye kararları ile etkili bir başvuru yolu olduğu söylenebilir. İşyerinde yıldırma iddiası ile Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan şikayet başvurusu kararları ile İdari Yargıda açılan manevi tazminat davası ve Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru kararları arasında özellikle işyerinde yıldırma sürecinin değerlendirilmesi ve ispatı hususunda farklılıklar göze çarpmaktadır
  • Article
    Kamu Denetçiliği Kurumu'nun İki Tavsiye Kararı Üzerinden Eğitim Hizmetlerinde İdarenin Farklı Muamele Yükümlülüğünü Düşünmek
    (2016) Sever, Çiğdem; Law
    İdare hukukunda eşitlik ilkesi, bir yandan aynı durumdakilere aynı muamele edilmesini, diğer yandan da farklı durumdakilere farklı muamele edilmesini gerektirir. Eşitlik ilkesi daha çok aynı durumdakilere farklı muamelenin haksız olduğu ve ayrımcılık oluşturduğu durumları akla getirmekle birlikte farklı durumdakilere aynı muamele edilmesi de eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Yazıda Kamu Denetçiliği Kurumu'nun (KDK) eğitim hakkından eşit yararlanma taleplerine ilişkin iki tavsiye kararı incelenmiştir. Bu kararlar idarenin farklılıkları gözeterek farklı muamele etme yükümlülüğü ve bunun kapsamına ilişkindir. Kararlardan birinde gayrimüslim öğrencilere farklı muamele edilme biçiminin ayrımcılığa yol açıp açmadığı sayısal veriler doğrultusunda incelenmiş; otistik öğrencinin girdiği sınavda diğer öğrencilerle aynı muameleye tabi tutulmasında ise engelinin dikkate alınması gerektiği yorumuyla nitel bir değerlendirme yapılmıştır.
  • Master Thesis
    Çocuk Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde Türkiye'de İdarenin Pozitif Yükümlülükleri
    (2024) Bal, Gülçin; Sever, Dilşad Çiğdem; Law
    Çocukların bedensel ve zihinsel olarak henüz olgunluğa erişmemiş olmaları sebebiyle hususi olarak korunmaya ihtiyaçları vardır. Tarihi süreçte çocuklar ihtiyaç duydukları korumadan yoksun bırakılmışlardır. Zamanla çocuğa bakış değişmeye başlamış ve çocuklar da hakların öznesi birer birey olarak düşünülmeye başlanmıştır. Çocukların özel durumları nedeniyle özel bir korumaya ihtiyacı olduğunun kabulü ile temel insan hakları belgelerine ilave olarak münhasıran çocuk haklarını konu edinen bir sözleşme imzalanmıştır. Anılan Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin kabulü ile çocuklar hakların öznesi haline gelmiştir. Bu Sözleşme ile Taraf Devletlere çocuk haklarının korunmasına ilişkin yükümlülükler getirilmiştir. Taraf Devletler ise Sözleşme'den doğan yükümlülükleri idare eliyle yerine getireceklerdir.
  • Article
    Kamu Hizmetlerinde Biçimsel Ölçütte Çözülme ve Anayasa’nın 128. Maddesinin I. Fıkr Ası
    (2013) Sever, Dilşad Çiğdem; Law
    İdare hukukunun temel kavramı sayılabilecek kamu hizmetlerinde önemli bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bu dönüşümün birinci görünümü kamu hizmetlerinde daralma yaşanması, ikincisi ise kamu hizmetlerinin özel kişiler eliyle ve özel hukukla görülmeye başlanmasıdır. Bu bağlamda, hangi hizmetlerin kamu hizmeti olmaktan çıkarılamayacağı ya da özel hukukla gördürülemeyeceği günümüzde kamu hizmeti ve hatta genel olarak kamu hukuku bakımından en önemli tartışmalardan biri- dir. Bu tartışmanın kilit noktası ise Anayasanın 128. Maddesinin birinci fıkrası hükmü ve bu hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından yorumlanmasıdır. Genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin kapsamının ne olduğu kamu hizmetlerinin biçimsel ölçütünü de belirlemektedir. Bu nedenle çalışmada maddenin anlamı ve Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili kararlarındaki yaklaşımı değerlendirilmiştir.
  • Article
    Afet Mevzuatından Kaynaklanan Yapısal Sorunlar: Teşkilat, İmar Afları ve Yapı Denetimi
    (2023) Sever, Dilşad Çiğdem; Law
    Türkiye’de başta deprem olmak üzere doğal afetlerin gerçekleşmesi beklenmedik bir durum değildir. Bu tür doğal olayları baş edilmesi güç bir afet haline getiren ve bu denli büyük yıkımlara yol açan, risk azaltmak için gerekli önlemlerin alınmaması ve dirençlilik oluşturulmamasıdır. Türkiye’de cumhuriyetin ilk yıllarından beri düzenleme konusu olan afetlerle ilgili mevzuat dağınık bir görünüme sahiptir ve bütüncül politika veya uygulamalar geliştirilmesi için elverişli değildir. Afet risklerinin azaltılması için sağlıklı bir kentleşme ve yapı üretimi sürecinin güvence altına alınması ve buna uygun bir yapı oluşturulması gerekir. Buna karşılık, Türkiye’de 1950’lerden itibaren özel teşkilat oluşturulan afet idareleri etkili olamamış, 2009 yılında AFAD kurularak farklı işlevlerin bu idare altında toplanması da yeterli olmamıştır. Diğer yandan, çok sayıda imar affı ile ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı korunmuş, kentsel dönüşüm süreçleri amaca uygun şekilde gerçekleşmemiştir. 2018 yılında uygulanan imar barışı sonucunda verilen yapı kayıt belgelerinin sayıca fazlalığı ve denetimsiz bir alan yaratması dirençlilik konusundaki güçlükleri artırmıştır. İmar barışı düzenlemelerinde yer alan ve depreme dayanıklılığın malikin sorumluluğu olduğu hükmü idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı gibi, tam tersine kayıt altına alınan bu ruhsatsız yapılarda riskin öngörülmesi daha mümkün hale gelmiştir. Dirençli kentleşmenin önünde bu şekilde bir engel oluşturan imar aflarına eşlik eden yapı denetimi süreçleri sorunu daha büyük hale getirmiştir. Yapı denetim şirketlerine devredilen bu işlevin kamusal niteliği gözetilmeksizin yapılan yasal düzenlemeler bu denetimin yeterince etkili olmasını sağlayamamıştır. Tüm bu yapısal sorunlar afet riski azaltmayı giderek zor hale getirmiştir.
  • Article
    İnsan Hakları Örgütlerinin Aihm’e Başvurma Ehliyeti Bakımından Câmpeanu Kararı
    (Güncel Hukuk, 2017) Sever, Çiğdem; Hun, Sinem; Law
    Özgün nitelik ve amaçları nedeniyle insan hakları koruma mekanizmalarını kimin harekete geçirebileceği önemli bir meseledir. AİHM’e yapılan başvurular objektif nitelikli bir kamu davası niteliğinde olmadığından Sözleşmenin ihlal edildiğinin soyut olarak iddia edilmesi mümkün değildir; örneğin iç hukukun bir hükmüyle ulusal bir uygulamanın Sözleşmeye aykırı görülmesi nedeniyle başvuru yapılamaz. Bu nedenle AİHS’in 34. maddesine göre “Sözleşme ve protokollerindeki hakların ihlalinden zarar gördüğü iddiası olan her gerçek kişi veya hükümet dışı kuruluş veya kişi grupları” AİHM’e başvurabilir. Bu maddeden anlaşıldığı üzere söz konusu hakkın ihlalinden bir zarar doğmuş olması ve bu zararla başvurucu arasında doğrudan bir bağlantı olması gerekir. Bu zarar ve bağlantının kapsamı konusunda ise AİHM içtihadı büyük önem taşır. AİHM’in Temmuz 2014’te verdiği Romanya’ya karşı Valentin Câmpeanu adına Centre For Legal Resources kararı1 yaşam hakkı ihlal edilen bir gerçek kişi adına bir insan hakları örgütünün dava açma ehliyetinin tanınmış olması nedeniyle AİHM içtihadında önemli bir yere sahip. Dava, 1985 doğumlu ve doğumundan itibaren bilinen yakın akrabası olmayan, çeşitli zihinsel engellere sahip ve HIV hastası olan, bütün hayatını devlet makamlarının bakımı altında geçirmiş ve ihmal sonucunda hastanede ölmüş olan Romen Valentin Câmpeanu’nun yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Romanya’da hukuki destek vermeye odaklı bir sivil toplum örgütünce açılmıştır. Bu yazıda mahkemenin kararında değindiği eski içtihadı ile bu karar özetlenerek yaklaşımı ele alınacak ve kararın iç hukukta ne gibi etkileri olabileceği tartışılacaktır.
  • Master Thesis
    Kamu İhale İlke ve Usulleri Açısından İstisna Kapsamındaki Alımlar
    (2019) Karagülle, Gürkan; Sever, Dilşad Çiğdem; Law
    İdareler kamu hizmetini yürütürken ihtiyacı olan mal alımı, hizmet alımı veya yapım işlerini kendileri göremediği zamanlarda özel hukuk kişilerinden bu ihtiyaçlarını karşılamak durumunda kalırlar. Bu ihtiyaçlar ihale usulü ile karşılanır. Kamu ihalelerine ilişkin hukukumuzda iki tane temel kanun bulunmaktadır. Bunlardan ilki 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu diğeri 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu' dur. Çalışmada Kamu İhale Kanunu'nun istisnalar kenar başlıklı 3'üncü maddesinin ihale ilkeleri açısından değerlendirilmesi yapılarak kapsadığı konular ve idareler incelenmiştir