Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14411/11237
Browse
10 results
Search Results
Doctoral Thesis Uygulanan Politikaların Süt Üretimine Etkisi: Seçilmiş Ab Ülkeleri ve Türkiye Karşılaştırması(2024) Güncer, Kemal; Omay, TolgaDünya nüfusundaki artışın, gelir artışları ile tarım ürünlerine olan talebi artırması ve tarımsal ürün talebinin bileşiminde değişikliklere yol açması beklenmektedir. Bu büyüyen gıda talebini karşılamak için tarımsal üretimde önemli artışlar gereklidir. Ancak, dünya üzerinde tarımsal üretimde kullanılabilecek arazi miktarının sınırlıdır. Bu durum, tarımda üretim artışları için birim arazide elde edilen üretim miktarının artırılması yani verimlilik artışlarının zorunlu olduğunu göstermektedir. Ayrıca tarım sektöründe devlet müdahalesi yaygın olarak uygulanmakta ve üretimdeki artışlar makroekonomik politika ve düzenlemelere bağlı kalmaktadır. Tarımsal destek politikalarının verimlilik üzerindeki etkisi desteklerin niteliğine bağlıdır. Verimlilik ölçütleri arasında kısmi faktör verimliliği (KFV) ve toplam faktör verimliliği (TFV) bulunmakta, ancak TFV literatürde daha baskın olarak kullanılmaktadır. Tarım sektöründe çalışan verilerin kalitesi dikkate alındığında geleneksel TFV yaklaşımlarının büyümenin nedenleri hakkında yeterli bilgi sağlamamakta ve büyümenin teknolojik ve kurumsal değişim, tarımsal politika ve tasarım ile ilişkilisini ele almaktadır. Bu nedenle, çalışmada, KFV ve TFV yaklaşımlarının eksikliklerini gidermek ve tarımsal büyüme üzerindeki etkileri analiz etmek amacıyla yeni bir ölçüt olarak birleştirilmiş yaklaşım geliştirilmiştir. Bu çerçevede, Türkiye'deki süt üretiminin belirleyicilerini analiz etmek ve çözümlemek amacıyla 1961-2017 dönemi üzerine odaklanılmış, aynı dönemde, hayvancılık ve süt sektörlerini yoğun şekilde destekleyen Almanya, Fransa ve Hollanda gibi üç Avrupa Birliği ülkesi ile regresyon analizini de içeren karşılaştırmalı bir çalışma yapılmıştır.Doctoral Thesis İnovasyon ve Teknolojinin Ekonomi Politiği(2024) Akanak, Emre; Omay, TolgaTez, G7 ülkeleri ışığında inovasyon ve teknolojinin arka planını anlamaya ve politik ekonomi teorisi, ekonomi teorisi ve ekonomik ilişkiler (üretim ve tüketim ilişkileri) dahil olmak üzere ilgili verilerin analizine odaklanmıştır. 1983'ten 2019'a kadar G7 verileri kullanılmış (ve yararlanılmıştır). Bölüm 1'de 3D geliştirme yolunu oluşturmak için diğer birçok veriden yararlanılmıştır. Analiz, genel olarak patent başvurularının büyümede çok baskın ve anlamlı olmadığını, ancak doğrudan yabancı yatırım, AKIiGSYİH ve diğer ilgili parametrelerin çok önemli olduğunu gösteriyor. Etkin bir piyasa yapısı ve işleyen bir piyasa mekanizmasının da ortaya çıkması kalkınma açısından oldukça önemlidir. Sonuçlar aynı zamanda üniversitelerin Ar-Ge çalışmalarındaki rolünün zayıflamasıyla da ilişkilidir. Temel bulgu, büyüme ile sermaye değişiklikleri arasında ciddi ilişkilerin olduğu ve ayrıca ME'nin oldukça baskın olduğudur. Niteliksel verilerin ve kavramların değerlendirilmesi açısından ME ve büyüme arasında açıkça bir ilişki vardır ancak gelişme için ticarileştirme yeteneği gereklidir. Ar-Ge'nin ticarileştirilmesi, gelişmiş ve işleyen bir finansal sistem ve kurumları gerektirirken, ME'nin ticarileşmesi ve askeri sanayideki Ar-Ge çalışmalarının dönüştürülmesi, gelişmiş hukuk sistemleri aracılığıyla çok köklü mali yapı, finansal kurumlar, sınırlı devlet yapısı ve güçlü kişi ve kuruluşları gerektirir. Açıkçası G7, Dünya Ekonomisinin gelişmiş kısmını temsil ediyor, ancak aynı zamanda sorunlardan biri de, gelişmemiş ülkelerden veri (ve özellikle doğru ve güvenilir veriler) bulmanın mümkün olmaması ve hatta gelişmiş ülkeler için bile birçok verinin sonradan kaydedilmeye başlanmasıdır. 1980'ler. Ancak her ekonominin kendine has koşulları olduğunu, kalkınmanın net bir yolunun bulunmadığını ve her büyümenin kalkınmayı garanti etmediğini görmek mümkündür. Ancak kalkınma için işleyen bir sanayi ve yüksek verimli bir sanayi yapısı gereklidir. Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Teknoloji, Kalkınma, Büyüme, Modelleme,Doctoral Thesis Türkiye ekonomisinin politik ekonomik eksende değerlendirilmesi (1924-2015)(2016) Çelik, Eşref Uğur; İsmihan, MustafaÜlkelerin kaliteli ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlamaları kendi gelişimleri açısından büyük öneme sahiptir. Bu tür bir uzun dönemli ekonomik performansa ulaşmak için olumlu makroekonomik gelişmeler gereklidir ancak yeterli değildir. Ülkeler çoğunlukla sergilemiş oldukları makroekonomik gelişmeleri sosyo-politik gelişmelerle destekledikleri ölçüde uzun dönemli kişi başına gelir artışlarını sağlayabilmektedirler. Bu bağlamda, çalışmanın ilk kısmında Türkiye için makroekonomik performans ve sosyo-politik performans endeksleri oluşturulmuş ve ilgili tarihsel analiz 1924-2015 dönemi için gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise, Türkiye'deki makroekonomik ve sosyo-politik gelişmelerin uzun dönemli ekonomik büyüme üzerindeki rolü çok partili dönem için araştırılmış ve bu bağlamda, üretim fonksiyonu yaklaşımı çerçevesinde bir model geliştirilmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye'de makroekonomik ve sosyo-politik ortamlardaki iyileşmelerin uzun dönemli ekonomik büyümeyi olumlu etkilediğini göstermiştir. Ancak bölüşüm cephesindeki gerilimlerin azaltılmadığı ve sosyo-politik ortamda huzurun sağlanmadığı bir durumda, makroekonomik performansın yükselişi uzun dönemli kişi başına gelir artışlarının sağlanması için tek başına yeterli değildir. Daha açık bir ifadeyle, makroekonomik ve sosyo-politik gelişmeler arasında ödünleşimler bulunmasına karşın, uzun dönemli ekonomik başarının yakalanabilmesinin yolu her ikisinde de sağlanacak olan olumlu gelişmelerden geçmektedir.Doctoral Thesis İkili Uyarlanma Yaklaşımı: Türkiye için Yatırım Fonksiyonu Uygulaması(2018) Küçüker, Mustafa Can; İsmihan, Mustafa; Eruygur, Hakkı Ozanİkili Uyarlanma yaklaşımı, zaman serilerinin ikili (sürekli ve devrevi) ortak hareketlerini ayrıştırmamıza ve dolayısıyla ikili uyarlanmayı dikkate almamıza olanak sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında farklı filtreme yöntemleriyle İkili Uyarlanma yaklaşımı çerçevesinde ortak filtrelenmiş trend kavramı ortaya konulmuş ve serilerin bu tip bir ilişkiye sahip olup olmadıklarının sınanabilmesi için kolayca uygulanabilecek bir test önerilmiştir. Ayrıca bu tez çalışmasında 1963-2014 döneminde özel kesim sabit sermaye yatırımlarının gelir, kamu kesimi sabit sermaye yatırımları ve makroekonomik istikrarsızlık ile olan ilişkisi İkili Uyarlanma yaklaşımı ile incelenmiştir. Türkiye'de özel kesim yatırımları ile gelir, kamu kesimi sabit sermaye yatırımları ve makroekonomik istikrarsızlık arasında, %5 düzeyinde, bir eşbütünleşme ilişkisi olmadığı yani tahmin edilen uzun dönemli ilişkinin sahte olduğu, ancak İkili Uyarlanma yaklaşımına göre bu değişkenler arasında uzun dönemli ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özel kesim yatırımları ve gelirin sürekli ve devrevi (geçici) bileşenleri arasında iki farklı ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, özel kesim yatırımları ile kamu kesimi yatırımlarının uzun dönemde ilişkisiz olduğu ancak kısa dönemde negatif ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Makroekonomik istikrarsızlığın belirsizlik yaratarak özel kesim sabit sermaye yatırımlarını uzun dönemde etkilediği ancak kısa dönemde etkili olmadığı saptanmıştır. Başka bir deyişle, kullanılan değişkenlerin sürekli ve devrevi bileşenlerinin katsayılarına bakıldığında bu katsayıların birbirleri ile eşit olmadığı yani yapılacak olan analizlerin tekil uyarlanmayı şart koşan standart eşbütünleşme analizi ile yapılmasının teorik beklentilerle de ters düşeceği bu tez çalışmasından elde edilen temel bulgu olmuştur. Sonuç olarak, özel kesim yatırımları ve ilgili değişkenler arasında teorik gerekçelerle tekil değil ikili ilişki (uyarlanma) öngörülmüş ve bu beklentiler ampirik bulgularla desteklenmiştir. Bu tezde geliştirilen yazılım sayesinde uygulamacıların basit ve hızlı bir şekilde İkili Uyarlanma yaklaşımı çerçevesinde kullanılan analiz sonuçlarına ulaşabilmesine ve bu sonuçların geleneksel eşbütünleşme analizi sonuçları ile karşılaştırılabilmesine olanak sağlanmıştır.Doctoral Thesis Türkiye'de 1980 Sonrası Dönemde Girdi Çıktı Analizi ile Otomotiv Sektörünün Konumu(2016) Erkök, Banu; Sönmez, Hüseyin Sinan1980 sonrası küreselleşme süreciyle birlikte Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde, ithal ikameci sanayileşme modeli terk edilerek, ihracata dayalı sanayileşme modeli uygulanmaya başlanmıştır. Ancak bu ülkeler, gerek sermaye birikiminin gerekse teknolojinin yetersizliği gibi nedenlerle, imalat sanayii ürünlerine yönelik rekabet gücünü artırma konusunda yeterince başarı sağlayamamıştır. Çalışmada ithal ikameci politikalarla başlayarak, ihracata dayalı sanayileşme modeline geçmek suretiyle kalkınma hamlesi gerçekleştiren G. Kore'nin kalkınma modeli de incelenmiştir. Diğer yandan gelişmekte olan ülkeler de, kalkınma ve istikrarlı bir ekonomik büyüme, sermaye birikimi ve teknolojik altyapı eksikliğini gidermek için doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını teşvik etmeye yönelik politikalar uygulamaya koymuşlardır. Bu bağlamda birçok yabancı sermayeli firma, vergi muafiyeti, vergi indirimi ve ucuz işgücü gibi maliyet avantajları nedeniyle, Türkiye'nin de içinde olduğu gelişmekte olan ülkelerde faaliyet göstermeye başlamış ve sayıları giderek artmıştır. Böylelikle, Türkiye'nin küresel değer zincirine entegre olması ve küresel değer zincirleri içerisindeki payının artırılması hedeflenmiştir. Türkiye'de çeşitli sektörlerde birçok yabancı sermayeli şirket faaliyet göstermeye başlamıştır. Böylelikle söz konusu yabancı sermayeli şirketlerin ağırlığının en fazla hissedildiği sektörlerden biri de otomotiv sektörü olmuştur. Gelinen noktada, otomotiv sektörü, yabancı sermayeli şirketlerin ağırlığının en fazla hissedildiği sektör olmanın yanı sıra, Türkiye ihracatının da lokomotifi konumunu elde etmiştir. Ancak sektördeki teknolojik gelişmelerin hızına bağlı olarak artan dış girdi bağımlılığı, sektörle ilgili ihracat gelirlerinin giderek azalmasına yol açmıştır. Bu durum Türkiye'nin otomotiv sektöründe küresel değer zincirlerinden hedeflenen oranlarda pay alıp almadığı sorusunu da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada, yabancı sermayeli şirketlerin ağırlığının en fazla hissedildiği ve aynı zamanda Türkiye ihracatı açısından stratejik konumda bulunan otomotiv sektörü üretiminin ithalata bağımlılığı, küresel değer zincirleri içindeki konumu ve sektörün diğer sektörler ile etkileşimi girdi çıktı analizi ile ölçülmektedir.Doctoral Thesis Türkiye'de Akademik Hareketlilik Üzerine Ampirik Bir Çalışma(2022) Altan, Hacer Pınar; Şenalp, Mehmet GürsanBu çalışmada Türkiye'de görev yapmakta olan akademisyenlerin kısa orta ve uzun dönemde iş memnuniyetlerine, dolayısıyla kurumdan ayrılma niyetlerine etki eden faktörlerin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu amaçla Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki üniversitelerde görev yapmakta olan 24.181 akademisyene Ocak 2019-Mart 2019 ayları arasındaki üç aylık bir dönem içerisinde elektronik posta yoluyla anket gönderilmiştir. Çalışmanın evreni tüm Türkiye'de görev yapmakta olan akademisyenler olup, bütün bölgelerde seçili üniversite kurumlarına anket çalışması gönderilmiş, çalışmaya 748 kişi katılmıştır. Bu tez çalışmasının ampirik sonuçlarına göre kısa, orta ve uzun dönemde örneklemde bulunan 748 akademisyenin kurumlarından ayrılma niyetleri cinsiyet, çocuk sahibi olmak, medeni durum, bir önceki işin ikamet yeri, üniversite türü, unvan, gelir, iş memnuniyeti, kurumsal bağlılık ve stresten etkilenmektedir. Bu tezde uygulanan Akademik Hareketlilik Çalışması isimli anket vasıtasıyla Türkiye'de çeşitli bölgelerdeki üniversite kurumlarında görev yapmakta olan 748 akademisyenin kurumlarından ayrılma niyetleriyle ilgili bir anlayış ortaya konulması sağlanmıştır.Doctoral Thesis Türkiye'nin Afrika'daki Akıllı Güç Uygulamalarına Bakış: Türkiye'nin Afrika Açılımının Ekonomik ve Siyasi Analizi(2023) Taştan, Serkan; Şenalp, Mehmet GürsanAfrika dünyanın coğrafi ve nüfus yönünden en büyük ikinci kıtası olmasına rağmen, ekonomik ve siyasi istikrar açısından açık ara geriden gelen bir kıta olup küresel GSYH'nin yalnızca %5'ine sahiptir. Zengin doğal kaynaklarından dolayı, tarihsel olarak sömürgecilik faaliyetlerine en fazla maruz kalan Afrikalı ülkeler bağımsızlıklarını ancak 1950'li yıllardan sonra kazanabilmişlerdir. Kıta üzerinde Fransa, İngiltere gibi kolonyal güçlerin ekonomik ve kültürel güçleri hala sürmekle beraber, herhangi bir kolonyal geçmiş angajmanı bulunmayan Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Hindistan, Brezilya ve Türkiye gibi ülkelerin Afrika'ya olan ilgisi de gün geçtikçe artmakta ve kolonyal güçlere alternatif olarak ön plana çıkmaktadırlar. Özellikle ÇHC iki kutuplu dünyada kendine yeni müttefikler bulabilmek adına bu coğrafyaya 1950'li yıllardan itibaren sistematik olarak yaklaşmış, bağımsızlık süreçlerine BM nezdinde sağladığı diplomatik destek ve kalkınma projelerine sağlanan ekonomik yardımlar ile Afrikalı ülkelerinin çoğunda güvenilirliğini artırarak bugün kıtanın en büyük ticari ve siyasi partneri haline gelmiştir. 2000'li yılların ortalarından itibaren Balkanlar-Ortadoğu-Afrika bölgesinde 'bölgesel oyun kurucu' pozisyonuna evrilmeye çalışan Türkiye için Afrika bu gücün test edildiği önemli bir coğrafya olmuştur. Akıllı güç unsurlarına bina edilen proaktif bir dış politika anlayışı ile Türkiye, Afrika'daki etkinliğini artırmaya çalışmakla beraber, Türkiye'nin ne kadar etkin olduğunun analizi ve Afrika'daki akıllı güç politikalarının Türkiye'ye somut olarak neler kazandırıp/kazandırmadığının kapsamlı analizi gerekmektedir. Literatürde yokluğu hissedilen bu alana katkı sağlamak amacıyla, bu çalışma, Türkiye'nin özellikle ticaret ve kültürel alanda sergilediği akıllı güç politikaları ekseninde Afrika'ya yönelik geliştirdiği söylemleri; bu söylemlerin ticari ve ekonomik alanlarda getirdiği kazanımları derlemekte ve en nihayetinde Türkiye'nin Afrika'ya ilişkin söylem tutarlılığı ve etkinliğini kavramsal olarak yorumlamaktadır. Sonuç olarak, Türkiye'nin Doğu Afrika'da 'bölgesel hegemonya' oluşturabilecek bir seviyede söylem ve politika etkinliğine ulaşmış olduğu değerlendirilmektedir.Doctoral Thesis Enflasyonun politik makroekonomik dinamikleri: Teorik uygulama(2019) Akkutay, Emine Aybike; Güngör, Nil DemetÜlkeler güçlü makroekonomik göstergelere sahip olmaya çalışırlar. Ancak yüksek enflasyonun varlığında birçok ülkenin istenilen refah seviyesine ulaşamadığı görülmüştür. Yüksek enflasyonun önemli bir sorun haline gelmesinde yanlış uygulanan para ve maliye politikalarının yanı sıra siyasi istikrarsızlığın da önemli bir etken olduğu görülmektedir. Bu sebeple güçlü makroekonomik göstergelere sahip olabilmek için doğru para ve maliye politikalarının yanı sıra siyasi istikrarın da sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmada makroekonomik göstergelerde olumsuz sonuçlar yaratan yüksek enflasyon sorununu çözebilmek için enflasyon hedeflemesi modeli önerilmiş ve etkinliği araştırılmıştır. Ayrıca net verimlilik etkisinin farklı durumları ele alınarak enflasyon hedefinin artırılmasıyla makroekonomik göstergeler üzerindeki etkileri gösterilmiştir. Çalışmada esnek enflasyon hedeflemesi ilk önce statik model çerçevesinde merkeziyetçi ve merkeziyetçi olmayan kurumsal yapı içerisinde incelenmiştir. Teorik çalışmanın sonucuna göre, hem merkeziyetçi hem de merkeziyetçi olmayan kurumsal yapıda enflasyon hedeflemesinin artırılmasının, net verimliliğin pozitif olduğu durumda, kısa dönemde büyümeyi olumlu yönde etkilediği görülmektedir. Statik modelin olumlu etkilerinin gösterilmesinin ardından çalışmanın diğer bölümünde borç dinamikleri de dahil edilerek enflasyon hedeflemesi dinamik model çerçevesinde merkeziyetçi ve merkeziyetçi olmayan kurumsal yapı içerisinde incelenmiştir. Dinamik modelde de enflasyon hedeflemesinin birinci ve ikinci dönemdeki enflasyon oranı, kamu harcama oranı ve çıktı oranı üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Çalışmada ayrıca hem statik hem dinamik modelde net verimliliğin etkileri gösterilmiştir. Elde edilen bulgulara göre politik istikrarsızlığın görece düşük olduğu durumda makroekonomik göstergeler olumlu yönde etkilenirken politik istikrarsızlığın yüksek olduğu durumda makroekonomik göstergelerin olumsuz yönde etkilendiği bulunmuştur. Üzerinde durulan bir başka konu ise seçim belirsizliğidir. Seçim belirsizliğinin varlığında enflasyon hedefi rejiminin makroekonomik göstergeler üzerindeki olumsuz etkiyi azalttığı gösterilmiştir. Son olarak merkez bankasının muhafazakâr etkisi araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar bağımsız bir merkez bankasının seçilmiş bir hükümete göre daha muhafazakâr bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.Doctoral Thesis Yargı Sisteminin Etkin İşleyişi ve Ekonomik Büyüme: Türkiye Örneği, 1980-2010(2015) Benli, Hande Emin; İsmihan, Mustafa; Oğuz, FuatBu çalışmada, ülkelerin ekonomik performanslarındaki farklılıkların kurumsal faktörlerden kaynaklandığı görüşü takip edilerek, yargı sisteminin etkinliğinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Literatürde, yargı sisteminin performans etkinliği ve ekonomik büyüme ile ilişkisi konusunda yapılan çalışmalar hem kuramsal hem de ampirik bakımdan eksiktir. Çalışmanın temel amacı, literatürdeki boşlukları dikkate alarak, yargının performans etkinliğinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisini araştırmaktır. Yargı sisteminin sadece maddi hukukun uygulanması yönüne vurgu yapan çalışmaların aksine, bu çalışmada, yargı sisteminin etkinliğinin karar ve performans unsurlarından oluştuğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla, yargı sisteminin etkinliğinin karar ve performans ayrımı dikkate alınarak analiz edilmesinin önemi vurgulanmıştır. Ancak, bu çalışmanın ampirik bölümleri yargının performans etkinliği ile sınırlıdır. Yargı sisteminin performans etkinliği, Türkiye için 1980-2010 dönemi yıllık verileri kullanılarak, yeni bir endeks oluşturulmak suretiyle ölçülmüştür. Ayrıca, performans etkinliğinin ekonomik büyüme ile ilişkisini ortaya koyan ampirik bir model oluşturulmuş ve zaman serisi teknikleri kullanılarak sınanmıştır. Tasviri bulgulara göre, 1980-2010 dönemi boyunca yargı sisteminin performans etkinliğinin istikrarlı olmadığı görülmektedir. Başka bir deyişle, endeks Türkiye'de belirli dönemlerde yaşanan ekonomik ve politik gelişmelere hassasiyet göstermiştir. Ampirik model, yargı sisteminin performans etkinliğinin üretim fonksiyonu yaklaşımına dâhil edilmesiyle oluşturulmuştur. Ampirik sonuçlara göre, Türkiye'de yargı sisteminin performans etkinliğinin ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu etkinin, özellikle nüfus başına düşen hâkim ve savcı sayısı ile davaların temizlenme oranı kanallarıyla ortaya çıktığı tespit edilmiştir.Doctoral Thesis İşbirlikçi Rasyonelite: Çağdaş Siyasal İ̇ktisatta İ̇stikrar Üzerine Bir İ̇nceleme(2015) Temel, Bülent; Tan, AyhanBu tez çalışması örgütsel rasyonelite ile bağlamlar arasındaki ilişkiyi çağdaş politik ekonomide bir istikrar unsuru olarak incelemektedir. Ҫalışmada tarihsel önemi olan Büyük Durgunluk (2007-09) krizinden hareketle üç analiz sunulmaktadır. İlk olarak örgütsel yapının açıklayıcı bir değişken olarak ele alınmayışı mevcut kriz yazınında bir eksiklik olarak belirlenmiştir. Ardından kooperatifçilik kuramının kavramsal çerçevesi kullanılarak örgütsel yapı ile istikrar arasındaki bağlantı öne sürülmüştür. İkinci analizde ticari ve kooperatif bankaların risk sağduyusu teşvik eden bağlamlar yaratma kapasiteleri Kanada finans sektörünün özelinde araştırılmıştır. Ticari ve kooperatif kuruluşların risk iştahları arasındaki farkları ampirik olarak incelemek üzere panel veri analizi tekniğinden faydalanılmıştır. Ampirik bulgular ticari rasyonelitenin kooperatif rasyoneliteye göre risk iştahıyla daha yakından ilintili olduğuna dair beklentiyi desteklemiştir. Tezin kapsamındakı üçüncü çalışmada kooperatiflerin performansının içinde bulundukları toplumsal, ekonomik, siyasi ve yasal bağlamlarla ilişkisi incelenmiştir. Kooperatifçilik yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkeler arasında olmasına rağmen kooperatifçiliğin ulusal öneminin oldukça düşük olduğu Türkiye'de bu çelişkinin nedenlerini anlamak üzere ülkenin önde gelen kooperatifçilerinden dördü ile görüşmeler yapılmıştır. Uzmanların Türk kooperatifçiliğinin çektiği zorluklara dair görüşleri seçilmiş bir grup ülkedeki benzer çalışmaların bulgularıyla birlikte değerlendirilmiştir. İnceleme Türkiye'de yaşanan sıkıntıların diğer gelişmekte olan ülkelerde görülen sorunlarla paralel, gelişmiş ülkelerdeki sorunlardan ise ayrışır olduğuna işaret etmiştir. Çalışmaların bulguları birarada değerlendirildiğinde 21. Yüzyılda kooperatifçiliğe dair zorlu bir durum ortaya çıkmaktadır: kooperatifçiliğin kapitalist ekonomilerde –özellikle de küreselleşmenin etkisiyle gittikçe daha istikrarsızlaşan gelişmekte olan ekonomilerde- belirgin bir istikrara katkı yapma kapasitesi varken, onun bu potansiyelini gerçekleştirmesi daha ziyade gelişmiş olan ülkelerde yerleşik olan destekleyici bağlamların varlığına bağlı gözükmektedir.
