Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14411/11237
Browse
2 results
Search Results
Doctoral Thesis İnovasyon ve Teknolojinin Ekonomi Politiği(2024) Akanak, Emre; Omay, TolgaTez, G7 ülkeleri ışığında inovasyon ve teknolojinin arka planını anlamaya ve politik ekonomi teorisi, ekonomi teorisi ve ekonomik ilişkiler (üretim ve tüketim ilişkileri) dahil olmak üzere ilgili verilerin analizine odaklanmıştır. 1983'ten 2019'a kadar G7 verileri kullanılmış (ve yararlanılmıştır). Bölüm 1'de 3D geliştirme yolunu oluşturmak için diğer birçok veriden yararlanılmıştır. Analiz, genel olarak patent başvurularının büyümede çok baskın ve anlamlı olmadığını, ancak doğrudan yabancı yatırım, AKIiGSYİH ve diğer ilgili parametrelerin çok önemli olduğunu gösteriyor. Etkin bir piyasa yapısı ve işleyen bir piyasa mekanizmasının da ortaya çıkması kalkınma açısından oldukça önemlidir. Sonuçlar aynı zamanda üniversitelerin Ar-Ge çalışmalarındaki rolünün zayıflamasıyla da ilişkilidir. Temel bulgu, büyüme ile sermaye değişiklikleri arasında ciddi ilişkilerin olduğu ve ayrıca ME'nin oldukça baskın olduğudur. Niteliksel verilerin ve kavramların değerlendirilmesi açısından ME ve büyüme arasında açıkça bir ilişki vardır ancak gelişme için ticarileştirme yeteneği gereklidir. Ar-Ge'nin ticarileştirilmesi, gelişmiş ve işleyen bir finansal sistem ve kurumları gerektirirken, ME'nin ticarileşmesi ve askeri sanayideki Ar-Ge çalışmalarının dönüştürülmesi, gelişmiş hukuk sistemleri aracılığıyla çok köklü mali yapı, finansal kurumlar, sınırlı devlet yapısı ve güçlü kişi ve kuruluşları gerektirir. Açıkçası G7, Dünya Ekonomisinin gelişmiş kısmını temsil ediyor, ancak aynı zamanda sorunlardan biri de, gelişmemiş ülkelerden veri (ve özellikle doğru ve güvenilir veriler) bulmanın mümkün olmaması ve hatta gelişmiş ülkeler için bile birçok verinin sonradan kaydedilmeye başlanmasıdır. 1980'ler. Ancak her ekonominin kendine has koşulları olduğunu, kalkınmanın net bir yolunun bulunmadığını ve her büyümenin kalkınmayı garanti etmediğini görmek mümkündür. Ancak kalkınma için işleyen bir sanayi ve yüksek verimli bir sanayi yapısı gereklidir. Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Teknoloji, Kalkınma, Büyüme, Modelleme,Doctoral Thesis İşbirlikçi Rasyonelite: Çağdaş Siyasal İ̇ktisatta İ̇stikrar Üzerine Bir İ̇nceleme(2015) Temel, Bülent; Tan, AyhanBu tez çalışması örgütsel rasyonelite ile bağlamlar arasındaki ilişkiyi çağdaş politik ekonomide bir istikrar unsuru olarak incelemektedir. Ҫalışmada tarihsel önemi olan Büyük Durgunluk (2007-09) krizinden hareketle üç analiz sunulmaktadır. İlk olarak örgütsel yapının açıklayıcı bir değişken olarak ele alınmayışı mevcut kriz yazınında bir eksiklik olarak belirlenmiştir. Ardından kooperatifçilik kuramının kavramsal çerçevesi kullanılarak örgütsel yapı ile istikrar arasındaki bağlantı öne sürülmüştür. İkinci analizde ticari ve kooperatif bankaların risk sağduyusu teşvik eden bağlamlar yaratma kapasiteleri Kanada finans sektörünün özelinde araştırılmıştır. Ticari ve kooperatif kuruluşların risk iştahları arasındaki farkları ampirik olarak incelemek üzere panel veri analizi tekniğinden faydalanılmıştır. Ampirik bulgular ticari rasyonelitenin kooperatif rasyoneliteye göre risk iştahıyla daha yakından ilintili olduğuna dair beklentiyi desteklemiştir. Tezin kapsamındakı üçüncü çalışmada kooperatiflerin performansının içinde bulundukları toplumsal, ekonomik, siyasi ve yasal bağlamlarla ilişkisi incelenmiştir. Kooperatifçilik yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkeler arasında olmasına rağmen kooperatifçiliğin ulusal öneminin oldukça düşük olduğu Türkiye'de bu çelişkinin nedenlerini anlamak üzere ülkenin önde gelen kooperatifçilerinden dördü ile görüşmeler yapılmıştır. Uzmanların Türk kooperatifçiliğinin çektiği zorluklara dair görüşleri seçilmiş bir grup ülkedeki benzer çalışmaların bulgularıyla birlikte değerlendirilmiştir. İnceleme Türkiye'de yaşanan sıkıntıların diğer gelişmekte olan ülkelerde görülen sorunlarla paralel, gelişmiş ülkelerdeki sorunlardan ise ayrışır olduğuna işaret etmiştir. Çalışmaların bulguları birarada değerlendirildiğinde 21. Yüzyılda kooperatifçiliğe dair zorlu bir durum ortaya çıkmaktadır: kooperatifçiliğin kapitalist ekonomilerde –özellikle de küreselleşmenin etkisiyle gittikçe daha istikrarsızlaşan gelişmekte olan ekonomilerde- belirgin bir istikrara katkı yapma kapasitesi varken, onun bu potansiyelini gerçekleştirmesi daha ziyade gelişmiş olan ülkelerde yerleşik olan destekleyici bağlamların varlığına bağlı gözükmektedir.
